Salı , 21 Kasım 2017

2017 GÜZ  Dönemi Seminerleri Başlıyor!

Açılış
SEMPOZYUM:
‘NEDEN KAPİTALİZMİN BİR GELECEĞİ YOK?’ 
Tarih:
21 – 22 Ekim 2017
Yer:

Şişli Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi

Halide Edip Adıvar Mh. Darülaceze cd. No. 9/1-1 – Şişli İstanbul
 Sempozyum programı için: Tıklayınız 
  ___________________________
 
Güz dönemi programına nasıl kayıt olacaksınız? Tıklayınız
Güz Dönemi Programı:
Pazartesi – 19.00 – 21.00
  • EKİM DERSLERİ (100. YIL)
Levent DÖLEK – Sungur SAVRAN
Ekim devrimi yeni bir devrimler çağı açtı ve bir Rus devrimi olmanın çok ötesine geçerek işçi sınıfının ve ezilen ulusların kurtuluş mücadeleleriyle tüm bir 20. yüzyıla damgasını vurdu. 21. yüzyılda emperyalist kapitalizm dünyayı yeni bir barbarlık dönemine sürüklerken, reformlar, düzen içi arayışlar, sosyal demokrat seçenekler birbiri ardına çıkmaza girmişken,  Ekim devriminin mirası bir kez daha çözümün adresi olmaya devam ediyor. Bu yönüyle Ekim devrimi eşit ve özgür bir geleceği arayanların araştırması ve dersler çıkarması gereken en önemli tarihsel deneyimlerden biri olarak karşımızda durmaktadır.
  1. Hafta: Ekim Devrimi’nin önemi ve tarihteki yeri – Sungur Savran
  2. Hafta: Devrimlerin mirası (Fransız devrimi, 1848 ve Paris Komünü’nün Ekim devrimindeki izleri) – Barkın Asal
  3. Hafta: Ekim devriminin stratejisi (Lenin’in İki Taktik- Trotskiy’in Sürekli Devrim-Menşeviklerin aşamalı devrim görüşleri ve Nisan Tezleri) – Levent Dölek
  4. Hafta: Ekim devrimi ve örgütleri – (Sendika, fabrika komitesi, sovyet, parti, enternasyonal) – Levent Dölek
  5. Hafta: Ekim devrimi ve kadın – (Sosyalist programın kadın kurtuluşundaki sınavı) Armağan Tulunay
  6. Hafta: Müslümanların Ekimi – (Ekim Devrimi’nin Doğu halkları ve Müslüman coğrafya üzerindeki etkisi) – Sungur Savran
  7. Hafta: Ekim devriminin askeri siyaseti ve Kızıl Ordu – Levent Dölek
  8. Hafta: Ekimin ekonomisi – (Geçiş toplumu ve sosyalist planlama) Özgür Öztürk
  9. Hafta: Ekim devrimi, proletarya diktatörlüğü ve bürokratik yozlaşma – Sungur Savran
  10. Hafta: Hafta: Ekim’in izinde – (Çin’in 1925-27 ve 1949 devrimlerinde Ekim devriminin etkisi) – Burak Gürel
  11. Hafta: Ekim’in izinde – (Küba devriminde Ekim devriminin etkisi) – Sungur Savran
  12. Hafta: 21. Yüzyılda yeni Ekim Devrimleri için ne yapmalı? Sungur Savran – Levent Dölek
BAŞLAMA TARİHİ: 23 EKİM PAZARTESİ –  12 HAFTA–

 


___________________________________________
Salı –  19.00-21.00
  • FEMİNİST EKONOMİ POLİTİK
Özgün AKDURAN
Ekonomi politiği anaakım ekonomi yazınından ayıran onun sadece büyüme ve karlılık gibi ekonomik faaliyetlerin sonuçlarının anlaşılmasına odaklanmak yerine, ekonomiyi toplumsal ilişkiselliği içinde ele almasıdır. Marksist ekonomi politikte ise bu ele alış sınıflararası ve sınıf içi ilişki, çatışma ve uzlaşma alanlarının teşhiri ve emek değer teorisi temelinde bir yaklaşıma bürünür. Bu haliyle ekonomi politik hakim ekonomi yazınına hem bir eleştiri hem de başka bir ekonominin olasılıkları tartışmalarını da içinde barındıran devingen düşünsel çabaların odağıdır. Feminist ekonomi politik başlığı altında ele alacağımız bu dört haftalık modülde; ekonomi politik yaklaşımın toplumsal cinsiyetlendirildiği, üretim ilişkileri, işbölümü, emek değer teorisi vb kavramların feminist ele alışla yeniden anlamlandırıldığı bir tartışma yapılacak ve katılımcılarla birlikte Türkiye ve Dünya’da süregiden güncel ekonomik gelişmeler feminist ekonomi politik bir ele alışla değerlendirilecektir. Okuma önerileri Gülnur Acar Savran , Beden Emek Tarih; Melda Yaman , Kadın Emeği – Bedeni;  Özgün Akduran, Hane Devlet Piyasa.
BAŞLAMA TARİHİ: 24 EKİM SALI –  4 HAFTA–

______________________________

Salı –  19.00-21.00
  • 150.YILINDA DAS KAPİTAL
Özgür ÖZTÜRK – Sungur SAVRAN – KURTARTANYILMAZ

Bundan tam 150 sene önce Marx’ın başyapıtı olan Kapital’in birinci cildi yayınlandı. İnsanın aklına “150 sene önce yayınlanmış bir kitabın günümüzde ne önemi olabilir?” sorusu gelmesi çok doğal. Kısa bir süre önce “sosyalizmin sorunları” üzerine yazdığı yazısında Murat Belge, liberal çevrelerde de uzun yıllardır paylaşılan bu kuşkuyu, “Marx Manifesto’yu 1848’de, Kapital’i ise 1867’de yayımladı. Yani epey bir zaman önce! Bu uzun zamanlar, ele alınan nesnelerin değişmesini anlatıyor bir yandan; ama bir yandan da, yüz küsur yıl öncenin bilgileriyle kurulmuş bir teorinin yalnız bugünü değil, yazıldığı günü anlamakta ne kadar geçerli olacağını sorgulamaya davet ediyor.” diye ifade etmişti. 150. yıldönümünde Das Kapital semineri ise, katılımcıları tam da bu kuşkunun kendisini sorgulamaya davet ediyor. Bu seminerin temel amacı, asıl günümüz kapitalizmini kavramak bakımından Kapital’in neden güncel olduğunu, bunu hangi yönteme borçlu olduğunu ve aynı zamanda kapitalizmin yok oluşunun koşullarını hazırlayan bir kitap olduğunu tartışmak. Seminer bu amaç doğrultusunda alışıldık bir “Kapital okuma” semineri olmasa da ve Kapital’in birinci cildini çıkış noktası olarak alsa da, üç cildin birden teorik çerçevesinin bütünsel olarak kavranmasına hizmet etmeyi hedefliyor.   
Program:
1. hafta (21 Kasım): Kurtar Tanyılmaz: 150. yılında Kapital‘in önemi ve güncelliği
Okuma parçası önerisi: E. Mandel, Marx’ın Kapital’i, Yazın Yayıncılık, 2008, s. 11-47.
2.hafta (28 Kasım): Kurtar Tanyılmaz: Kapital‘de siyasal iktisadın eleştirisi
Okuma parçası önerisi: Sungur Savran, “Siyasal İktisadın Eleştirisi”, Birikim, 1979, Sayı: 49, yeni basım Devrimci Marksizm, Sayı: 5, Kış 2007-2008, s. 32-51. 
3. hafta (5 Aralık): Özgür Öztürk: Kapital‘de diyalektiğin işleyişi
4.hafta (12 Aralık): Sungur Savran: Das Kapital: komünizmin kitabı 
Okuma parçası önerisi: K. Marx: Kapital, 1. Cilt, Bölüm 24: “İlk Birikim” içinde 7. Kesim: “Kapitalist Birikimin Tarihsel Eğilimi”, Yordam Kitap, s. 727-731. 

 

—BAŞLAMA TARİHİ: 21 KASIM SALI – 4 HAFTA–

________________________________

Çarşamba –  19.00-21.00
  • SİNEMA TARİHİNE GİRİŞ
YUSUF ÖZ

Bu derste sinema dili ve estetiğinin tarih içinde nasıl oluşup dönüştüğünü örnek filmler üzerinden öğrenip, tartışıp, değerlendireceğiz. Bunun yanı sıra, sinema kuramının temel kavram ve tartışmaları da dersin içeriğine dahil olacak. Dersin yapısı sinemanın doğuşundan başlayıp günümüze kadar gelen çizgisel bir kronoloji izler gibi görünse de, her dersimiz aslında sinemanın tarihinde kopuşlar ve devamsızlıkların ne kadar önemli olduğunu bize gösterecek. Dolayısı ile dersimizde sinemaya dair tekil bir gelişim hikayesini izlemek yerine, her dönemde sinemanın kendisini nasıl yeniden keşfedip tanımladığını ve sonuç olarak da nasıl çoğul ve farklılaşmış bir sinema olgusunun ortaya çıktığını anlamaya çalışacağız.
  1. Hafta: Sinemanın Başlangıçları
Aya Yolculuk (Melies, 1902)
Büyük Tren Soygunu (Porter, 1903)
  1. Hafta: Alman Ekspresyonizmi
Dr. Caligari’nin Muayenehanesi (Wiene, 1920)
  1. Hafta: Sovyet Filmleri ve Montaj
Potemkin Zırhlısı (Eisenstein, 1925)
Kameralı Adam (Vertov, 1929)
  1. Hafta: Klasik Holywood Sineması
Bir Gecede Oldu (Capra, 1934)
  1. Hafta: Auteur Yönetmenler
Yurttaş Kane (Welles, 1941)
  1. Hafta: Film Noir (Kara Film)
Çifte Tazminat (Wilder, 1944)
  1. Hafta: İtalyan Yeni Gerçekçiliği
Yer Sarsılıyor (Visconti, 1948)
  1. Hafta: Fransız Yeni Dalgası
Haftasonu (Godard, 1967)
  1. Hafta: Avrupa “Sanat Sineması”
Cinayeti Gördüm (Antonioni, 1966)
  1. Hafta: Sürrealizm
Burjuvazinin Gizli Çekiciliği (Bunuel, 1972)
  1. Hafta: Global Sinema – İran Filmleri
Yakın Plan (Kiarostami, 1990)
—BAŞLAMA TARİHİ: 25 EKİM ÇARŞAMBA – 11 HAFTA–
 _________________________________________
Perşembe – 19.00 – 21.00
  • KAPİTALİZMDEN SOSYALİZME GEÇİŞ SÜREÇLERİ
İZZETTİN ÖNDER

 

 

 

 

  • Kapitalist Gerçekçilik
  • Kapitalist Üretim Biçimi (Smith, Ricardo vb. bakışı)
  • Burjuva Devrimi
  • Sanayi Devrimi ve Yayılması
  • İşçi Hareketleri
  • Kapitalizmm Dünyaya Karşı ( Callinicos)
Yardımcı Kaynaklar
  • Alex Callinicos (2003), Anti-Kapitalist Manifesto (çev. D. Kömürcü), Literatür Yayıncılık
  • Jacques Gouverneur (1997), Kapitalist Ekonominin Temelleri (çev. F. Başkaya), İmge Kitabevi
  • Mark Fisher (2010), Kapitalist Gerçekçilik, Başka Alternatif Yok mu? (G. Ç. Güven), Habitus Yayıncılık
  • Zubritski (2016), Kapitalist Toplum (çev. G: Birol), Yason Yayınları
 —BAŞLAMA TARİHİ: 26 EKİM PERŞEMBE – 6 HAFTA–
 _______________________________________
Perşembe 19.00 – 21.00
  • FOTOĞRAF ATÖLYESİ
Gençer YURTTAŞ
Özgür Üniversite Fotoğraf Atölyesi, fotoğraf üretebilecek temel ekipman ve zamana sahip katılımcılara yöneliktir. Özgür Üniversite Fotoğraf Atolyesi, daha çok katılımcıların, fotoğraf bilgisi, ilgisi ve deneyimine göre şekillense de, atolye kapsamında fotoğraf tekniğine yönelik dersler devam ederken, katılımcılardan bu tekniği geliştirecek çekimler yapması beklenmektedir.
—BAŞLAMA TARİHİ: 26  EKİM PERŞEMBE–

_____________________________

Cuma – 19.00-21.00
  • RESİM ATÖLYESİ
Haydar ÖZAY
Özgür Üniversite Resim Atölyesi, yeni öğrenci katılımlarıyla desen ve yağlı boya çalışmalarına devam edecek.
BAŞLAMA TARİHİ: 3 KASIM CUMA–
_______________________________
Cuma – 19.30-20.10
  • YAZARLIK ATÖLYESİ
Cengiz GÜNDOĞDU
Genel anlamda sanat, özel anlamda roman ya da öykü nesnel gerçekliğin estetiğe özgü ilkelerle yansıtılmasıdır. Yansıtma tıpatıp gerçekliğin kopyası değildir. Bu seminerde;
Roman ya da öykü yazmanın estetik teknikleri
Yansıtmada düşüncenin geliştirilmesi.
Her hafta yazmayla ilgili ödev verilecektir.
Yazma teknikleri : (birinci tekil şahıs, ikinci tekil şahıs, üçüncü tekil şahıs)
Karakterler
Örge
Güdücü örge
Nedensellik ve nesnelerin birliği
Çatışma
İtki
İzlek
Canlandırma
Zaman
Öznel konum
Toplumsal çözümleme 
—BAŞLAMA TARİHİ: 3 KASIM CUMA–
 _________________________
Cumartesi – 13.00 – 15.00
  • 19.YÜZYIL RUS EDEBİYATINDAN PORTRELER
TAHİR ŞİLKAN
      Tolstoy, Puşkin, Dostoyevski ve Turgenyev
—BAŞLAMA TARİHİ: 3 KASIM CUMARTESİ- 4 HAFTA–
______________________________________
Cumartesi -15.00-18.00
  • WİTTGENSTEİN-  GOETHE
Erkut SEZGİN
Zihnin kendilik (ben merkezi, öznellik) olarak dünyayı bir temsil dünyası olarak nesneleştirmesine, düşünmesine karşıt olarak, bu temsil dünyasının yapılanmasının izini süren felsefi sorgulamanın Wittgenstein’ın Goethe’nin arketipik fenomen (yazım) bağlamında aydınlatılması; Platon’un mağara metaforunda sanı (doxa) yapılanması içindeki zihnin aydınlanmasına Heidegger’in çalışmalarının açtığı imkan çalışmalarımızın temel konusudur.

Devamı için: Tıklayınız 

–BAŞLAMA TARİHİ: 28 EKİM CUMARTESİ–
 _________________________________
Cumartesi -15.30-17.30
  • GÜNÜMÜZDE SAĞ POPÜLİZM, OTORİTER REJİMLER VE FAŞİZM
AHMET BEKMEN
ERDOĞAN AYDIN
İSMET AKÇA
SİBEL ÖZBUDUN
TANER TİMUR
TEMEL DEMİRER
Y.DOĞAN ÇETİNKAYA
  • 100.YILINDA RUS DEVRİM TARİHİ
MEHMET CAN
______________________________
Cumartesi – 15.30 – 17.30
  • “OSMANLI DEVLETİ’NDE REFORM ÇABALARI VE
    YARI-SÖMÜRGELEŞME SÜRECİ”
TANER TİMUR
—BAŞLAMA TARİHİ: 11 KASIM CUMARTESİ- 3 HAFTA–
 __________________________________________

!! ARALIK AYINDA BAŞLAYACAK SEMİNERLER !!

(Tarihler daha sonra ilan edilecek)

  • AKLA İNANÇTAN “AKLIN DEMİR KAFESİ”NE:
    MODERNİTE, MODERNİZM VE ELEŞTİRİLERİ
    FATMAGÜL BERKTAY

    ______________________________

  • AKIL VAR MANTIK VAR!
 Levent SAFALI
Daha iyi düşünmek… fikirlerimizi sağlam temeller üzerine oturtmak… başkalarının fikirlerine hakkaniyetli bir şekilde yaklaşmak ve  analiz edebilmek…
Akıl var mantık var, ismini verdiğimiz bu seminer dizimizde yukarıdaki hedefleri gerçekleştirmeye çalışacağız.
“Kavramlar”dan “önermeler”e ve buradan da “argümanlar”a uzanan bu düşünsel etkinlikte, sağlıklı düşünmenin önündeki engelleri (“fallacy” ler) inceleyeceğiz.
Ayrıca seminerlerimiz de öğrendiğimiz konuların pratiğini de yapacağız.
Bu seminerler sonrasında, abur- cubur yaşanan hayatı temize çekmek, içinde yaşadığımız kargaşaya gerçeklikten kopmadan ve kendimizi kayırmadan, bakabilmek çok daha kolay olacak.
Gündelik sorunlardan, hayati kararlara kadar, yaşamın tüm alanlarında etkilerini göreceğiniz bir seminer dizisi.
Çok mu iddialı oldu ?
Ne yapalım… öyle çünkü !
 __________________________________
  • ÖZCÜLÜK VE VAROLUŞÇULUK
Levent SAFALI
Genelde birbirlerini karşısında konumlandırılan ve bağdaşmadığı düşünülen bu iki “düşünsel pozisyonu” ele alacağımız seminer dizimizde şansımızı zorlayıp bir kesişim kümesi de arayacağız.
Konumuz, belki ilk bakışta, felsefenin küflü raflarında unutulmuş ve sadece tarihsel önemi olan,  teknik bir ayrımı içeriyor zannedilebilir. Ama aksine son derece güncel ve her zihne lazım bir işlevsellik içeriyor.
Bir de pratiği olacak seminerlerimizin.
Hep birlikte: Demokrasi, Pijama, Dostluk, Oyun, Özgürlük, Adalet, Aşk, Yapay Zeka, Zaman, Deneme, Kıskançlık, Portmanto,  Satranç, Eşitlik vb kavramlara özcü ve varoluşçu açılardan yaklaşmaya çalışacağız.
 _______________________________________
  • TÜRKİYE’DE SINIF MÜCADELESİ VE SOSYALİZMİN DOĞUŞU: YENİ BULGULAR IŞIĞINDA YENİ BİR ANLATIYA DOĞRU
    Y. Doğan ÇETİNKAYA
Türkiye’de sınıf mücadelesinden ve sosyalist ideolojinin gelişiminden bahseden çalışmalar genellikle bu olguların yokluğu iddiasından derinden etkilenmiştir. Hatta sosyalistlerin kendi anlatıları dahi bu konuda oldukça utangaç bir tonla malul olmuştur. Bunda en büyük neden konu hakkındaki bilgi eksikliğidir. Sosyalistler de kendi tarihlerine karşı mahallede yer alan araştırmacıların çalışmalarının merceğinden bakmak durumda kalmışlardır. Hal böyle olunca ya bu tür konulardan bahsetmenin abes ile iştigal olduğu iddia edilmiş ya da her zaman ve mekan için geçerli, genel geçer bir sınıf mücadelesi vurgusu yapan, politik ajitasyon özelliği ağır basan, metinler üretilmiştir. Ancak son yıllarda yapılan yeni araştırmalar bugüne kadar bilinmeyen çok değerli bilgileri gün yüzüne çıkarmıştır. Dersimiz diğer ülke tarihleriyle karşılaştırıldığında çok geç kalmış bu yeni bulgular ışığında Türkiye’de sınıf mücadelesi ve onun sosyalist düşüncenin ortaya çıkışındaki rolü üzerinde duracaktır.

________________________________________

  • ÖZGÜRLÜKÇÜ FELSEFE IŞIĞINDA REEL HUKUK SISTEMLERININ, EGEMEN YARGI PRATİĞİNİN İRDELENMESI VE ALTERNATIF HUKUK MÜCADELESI
ERCAN KANAR
            Gerek özel-resmi  üniversitelerde gerekse şu veya bu akademilerde hukuk öğrenimi; pozitif normların körü körüne takipçisini adeta devletin mevzuat kâtiplerini üretmekte, hukukun denetçisi olan; hukuk üstü insan hakları ve özgürlüklerin etik kuralları geleceğin uygulayıcılarından özellikle uzak tutulmaktadır. Bu anlamda alternatif, eleştirel hukuk tartışmaları ve üretimleri önem taşımaktadır. Hukuksuz ve devletsiz ideal, ütopya  yolunda; dayatılan hukuka mı boyun eğeceğiz yoksa dayatılana baş kaldıran, aşağıdan üretilen ve halkların-bireylerin aktif öznesi olduğu normları pozitife mi taşıyacağız? Kuşkusuz biz ikinci ekoldeniz. Düşmanla savaş hukukuyla zehirlenen, normal yolundan sapan burjuva hukukuna karşı panzehir olarak özgür birey ve özgür toplumu hedefleyen, özgürlükçü hukuk üretimini devreye sokma zorlu mücadelesini önemsemek ve pratiğimize yansıtmak durumundayız. Bu işlev her zamankinden daha çok önem taşımaktadır. Polis devletine has, pusu diktatörlük yasalarının peşi sıra çıkarıldığı zehirli bir sözde “hukuk” mevzuatının örüldüğü şu dönemde özgürlükçü hukukçulara daha yoğun çaba düşmektedir.
Hele hele bizim coğrafyada bu mücadele daha da önem taşımaktadır. Yakın geçmişe kadar askeri vesayetin güdümünde olan, bugün ise doğrudan yürütmeye bağlı polis devleti anlayışı ve şiddeti güdümünde olan yargı pratiğinin egemen olduğu coğrafyamızda; insancıl hukuk, insan hakları hukuku, özgürlükçü hukuk üretimi çabaları daha da bir gereklilik ve önem kazanmıştır. Hele hele Mit’e sınırsız yetkiler tanıyan MİT yasası, iç güvenlik yasası, benzeri torba yasalar, şuanda devam eden hukuki hiç bir meşruiyeti bulunmayan OHAL rejimine dayanan Anayasal meşruiyetten de yoksun keyfi OHAL kararnamelerinin mengenesine sıkışmış günümüz coğrafyasında.   Kaldıki şimdi özgürlükler açısından dahada vahim durumdayız.Halkların iradesinin gaspedildiği son refarandumla yasama ve yargının,tek şefliğin egemenliğindeki yürütmeye bağlanmasıyla:kalıcı,ırkçı ve kökten dinci plebisiter bir diktatörlüğün kurumlaşması sürecine girilmiştir.Özgürlükcü hukuk ve sivil itaatsizliği temel alan insan hakları mücadelesi daha bir yaşamsal zaruret haline gelmiştir.Refarandumla getirilen modelin başkanlık,yarı başkanlık rejimleriyle de ilgisi bulunmamaktadır.Yapılan ve kurumlaşması hedeflenen düzenleme Ortadoğu tipik bir nazi rejimidir.
Bilinen bir gerçeklik olarak hukuk her devletli sistemde toplumsal yaşamın her alanını içine alan temel ekonomik yapının aktif yansımasının ürünü olan bir alt yapı kurumudur. Ancak hukuk kavramının anlamını, işlevini açıklayabilmek için toplumların tarihini ve gelişim yasalarını göz önünde tutmak gerekir. Hukuk kavramı sınıflar arası ilişki ve çelişkilerden bağımsız bir biçimde değerlendirilemez. Gerçek anlamda hukuk sınıflaşma süreciyle oluşmuştur. Tarih boyunca hukukun işlevi egemen üretim ilişkilerini düzenlemek ve korumak olmuştur. Hukukun egemen iradelerin bileşkesi doğrultusunda oluştuğu bir realitedir. Burada  dikkat edilmesi gereken husus hukukun aynı zamanda sınıflar mücadelesinde bir denge hedef göstergesi olduğunun da gözden kaçırılmaması gerekliliğidir. Yönetilenlerin, ezilenlerin hak ve özgürlükler mücadelesi aşağıdan yukarıya egemenlerin iradesinde ve sistemlerinde gedikler açmakta ve hukuk alt yapının pasif yansıması yerine, o süreçteki sınıflar arası güçler dengesine bağlı olarak bir aktif yansıma hareketliliği taşımaktadır. Yani zıtların mücadelesi ve birliği pasif bir tarzda değil, kendi iç dinamizmi içinde aktif bir yansıma şeklinde, med-cezirleri taşıyarak hukuk oluşumuna yansımaktadır. Hukuk, temel yapının pasif bir yansıması olarak algılandığı takdirde ekonominin mekanik gölge takipçiliği anlayışında; özgürleşme yönünde hukuka ve devlete müdahaleler, bu müdahalelerin pozitiflenmesi süreci ve neticede devletin dolayısıyla hukukun sönmesi sürecinin hızlandırılması kavranamayacaktır. Daha da tehlikelisi sönümlenme hedefine tabi köktenci düzenlemelerin ortaya atılması söz konusu olamayacaktır.
Adalet de hukuk ile beraber sınıfsal bir yapıya, göreliliğe sahiptir. Hukukun aktif yansıma özelliği göreliliğin, evrensellik ve ortak adalet paydasına yaklaşımında yönünü ve ağırlığını belirler.
Hukuka ve adalete gereksinimin olmadığı, hukuksuz, nihai özgürlükler dünyasına gidişi hızlandıracak anlayış diğer araçlar gibi hukuku ve adaleti de kutsamayan, özgürlükçü ve dağıtıcı hukuk ve adalet anlayışını sadece özgürlükler için bir köprü gören anlayıştır. Artık yeni bir en gelişmiş özgürlükçü ekol olarak Anorko komünal hukuk anlayışını üretmek, geliştirmek ve toplum gündemine sokmak zorundayız. Günümüzde burjuva hukukun dahi gelişmediği sistemlerde  Montesquieu ‘nun ve çağdaşlarının hayali olan kuvvetler ayrılığı ilkesi tamamen rafa kaldırılmaktadır. Zaten bu ilke hiçbir zaman gerçek anlamda hiçbir devlet sisteminde yaşama geçmemiştir. Burjuva demokratik safahatı yaşamış ülkelerde dahi yargı devletten asla bağımsız olmamış, sadece dönemin konjoktürel yürütmesinden ( hükümet) bağımsız olabilmiştir. Ama asla devletten bağımsız olmamıştır. Bizim gibi ülkelerde ise Cumhuriyet tarihi boyunca yargı hem devlete hem de konjoktürel yürütme organlarına daima bağımlı olmuştur. Bugün burjuva demokrasisinin gelişmediği tüm ülkelerde yasama ve yargının tamamen yürütmenin esiri olacağı başkanlık ve yarı başkanlık rejimleri toplumlara dayatılmaktadır. Macaristan, Polonya, Rusya, Türkiye örneğinde olduğu gibi. Bu gelişmelerden çıkartılacak kuramsal sonuç kapitalist, az gelişmiş kapitalist toplumlarda artık kuvvetler ayrılığı manzumesinin hayalden öte bir anlam taşımayacağıdır. Kuvvetler ayrılığının olumsuz bir şekilde bu tür yadsınmasının karşısında bir de olumlu tarzda yadsınması toplum gündemine gelmektedir. Yani halkın hem yasama hem yürütme hem de yargı alanında söz ve karar sahibi olması. Yani doğrudan demokrasi. Yani Anarko Komünal hukuk ve rejim anlayışının gündeme gelmesi. Bu anlayışta da kuşkusuz kuvvetler ayrılığının yeri bulunmamakta, tek kuvvet olarak halkın söz ve karar sahibi olması gündeme gelmektedir.
Özgür Üniversitedeki bu dönem hukuk çalışmalarımızda tarihsel olarak tüm dönemlerdeki egemen hukuk sistemleri irdelenirken, esas olarak da  özgür birey ve özgür toplum hedefi açısından aşağıdan yukarıya nasıl bir hukuk mücadelesi ve üretimi yapılmalıdır sorusuna birlikte yanıtlar arayacağız. Suç-ceza-hapishane olgu ve kavramlarını, bugün egemen hukuk haline gelen “düşmanla savaş hukuku”nu özgürlükler açısından sorgulayacağız, yargının işleyişini, kurumsal yapısını, avukatlık hukukunu, avukatlara düşen felsefi sorumluluğu, alanımızla ilgili ulusal üstü bağıtları hep birlikte irdeleyeceğiz. Tabi ki dayatılan başkanlık, yarı başkanlık sistemlerini, OHAL rejimlerini de özgürlükçü hukuk anlayışı açısından irdeleyeceğiz.
 Ayrıca bu çalışmalarımızda konumuzla ilgili teorik eserleri, edebiyata yansıyan yaşanmış hukuk vakaları romanlarını tanıyacağız. Tipik BM İnsan Hakları Komisyonu kararlarını ve AİHM kararlarını irdeleyerek tartışacağız. Ayrıca mevcut egemen yargı pratiğinden tipik örnekleri eleştirel bir tarda inceleyeceğiz.
ÇALIŞMA KONULARI
  • Bir Üst Yapı Kurumu Olarak Hukuk (Yansıma, Baskıcı-Ayrıcalıkçı-Özgürlükçü) Hukuk ve Sözleşme, Adalet Kuramları, Hak Kavramı
  • Küresel Olağanüstü Hal Hukuku, ‘Düşmanla Savaş Hukuku’, TMY, PVSK, Tanık Koruma Konunu, Gizli Tanıklık-Gizli Soruşturmacılık, Devlet Sırrı Yasası, İletişimin Denetlenmesi
  • Özgürlükler Açısından Ceza Yasasının ve Ceza Yargılaması Yasasının İrdelenmesi ( Tahkik, İtham, Karma Sistemler)
  • Ceza Yargılamasında Diyalektik, İspat Sorunsalı, Dürüst Yargılanma Hakkı, Çapraz Sorgu, Yargılamaya Halkın Katılımı, Delil Yasakları, Aleniyet
  • Savcı ve yargıcın reddi.
  • Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı, Kişi Dokunulmazlığı, Özel Yaşamın Gizliliği, Aydınlanma Çağı, Burjuva Devrimlerinde ve Marksizm de Düşünce Özgürlüğü ve Yaşam Hakkı
  • Suç, Ceza ve Hapishane, Ceza Hukuku Politika İlişkisi, Toplumsal Savunma İlkeleri.
  • İnsancıl Hukuk Belgeleri, İnsan Hakları Hukukunu İrdeleyen Belgeler ve Kararlar, Evresel Hukukta Soykırım, İnsanlığa Karşı Suçlar ve Savaş Suçları.
  • İnsan Hakları Kavramının Evrimi ve Marksizm
  • Anayasa Sorunsalı, Laiklik, Halkların Hakları ve Azınlık Hakları
  • Feminist Hukuk, Hukukta Kadın
  • Hukuk Fakültesi ve Hukuk Öğrenimi
  • Hukuk ve Milliyetçilik
  • Felsefe-Din- Ahlak ve Hukuk İlişkisi; Etik- Hukuk İlişkisinde Adalet ve Özgürlük
  • Amerikan Hukuki Realizm Akımı,Anglo Sakson ve Kara Avrupa Hukuku
  • Mukayeseli Hukuk, Roma Ve Hitit Hukuku, Eski Ön Asya Toplumlarında Suç Kavramı Ve Ceza
  • Avukatlık Hukuku ve Ulusalüstü Bağıtlar
  • Merkeziyetçilik-Ademi Merkeziyetçilik, Özyönetim
  • Temsili Demokrasi- Doğrudan Demokrasi
  • Halkların Barış Hakkı Ve Hukuk
  • AnarkoKomünal Hukuk Arayışları
  • Ara Rejimler, OHAL ve OHAL Kararnameleri
  • Başkanlık ve Yarı Başkanlık Rejimleri
  • Günümüzde Silahlı Çatışmaların Son Bularak Barışçıl Çözüme Kavuşmaları, Toplumsal Yüzleşme, Toplumsal Hafıza. ( Kolombiya, Filipinler,Mymirea)
  • _İnsan Hakları Hukukunda Amparo hakkı,Redburn,Trail of the facts,Miranda kuralları,hakikat hakkı
  • Yargı tasfiyelerinin siyasal analizi
  • Hukuk ve Ekoloji
  • -Vatandaşlık hukuku
  • -Hukuk ve Edebiyat

    _____________________________________

Katip Mustafa Çelebi Mh. Billurcu Sk. No.5/2 Taksim – Beyoglu
 Tel: – (0 212) 292 77 40 – 249 12 92
www.ozguruniversite.org – 
www.facebook.com/ozguruniversite