Perşembe , 22 Şubat 2024

Felsefe Ve Eleştirel Düşüncenin Önemi

Mehmet Can

Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez

                                                                     Sokrates

Felsefe kelimesi eski Yunandan gelir. Yunanca ‘’sevgi’’ anlamına gelen philia ve ‘’bilgelik’’ anlamına gelen sophia kelimelerinin birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. ‘’Philiasophia’’ dediğimizde bilgelik sevgisini ifade etmiş oluyoruz. Pisagor’un ilk olarak kullandığı bu tanım farklı filozofların içerikte fazla bir değişim olmadan günümüze kadar gelebilmiştir. Felsefe kelimesi bu içeriği ifade ederken Felsefe nedir? Dediğimizde üzerinde anlaşılan, mutabık kalınan Filozoflar arasında ortak bir tanımdan bahsedemeyiz. Mesela; Spinoza’nın Felsefe nedir’e verdiği cevap ile Kant’ın veya Aristo’nun verdiği cevaplar birbirinden farklıdır… Dolayısıyla Felsefe nedir? İfadesine verilen bu farklı cevaplar, felsefe budur da diyebileceğimiz bir durumu da açığa çıkarmaktadır.

Biz Felsefe nedir? Sorusunun cevabını verelim o zaman: Felsefe bir kavram bir olgu üzerinde yapılan tartışma, eleştiri, sorgulamadır. Genel geçer değildir, üzerinde herkesin mutabık kaldığı, ortaklaştığı bir durum değildir…

 Aristo’nun felsefe nedir’e? Verdiği cevap: ‘’Var olanın ilk temellerini atmaktır, var olma durumudur.’’

Spinoza’nın tanımı: ‘’Felsefe genelleştirilmiş ya da tümevarımsal olarak tanımlanan matematik olarak ifade edilmiştir.’’

Platon’un felsefe tanımı ise: ‘’Doğruya varmak, var olanı bilmek için düşüncenin yöntemli bir çalışmasıdır.’’

İslam filozofu olan El-Kindi’ye göre ise: ‘’Felsefe, insanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatını bilmesidir.’’

David Hume göre: ‘’İnsan zihninin mahiyetini incelemektir.’’

Görüldüğü gibi üzerinde ortaklaşılan bir felsefe tanımı yok. Her düşünür, her filozof felsefe nedir’e farklı cevaplar vermektedir. Dikkat edilirse yukarıda düşünürler üzerinden verdiğim örnekler, farklı farklı dönemlerde yaşamış filozof ve düşünürlerden oluşmaktadır. Modern çağdan, antik döneme, Orta çağdan, aydınlanma dönemine kadar çok farklı dönemlerde yaşamış ve birbirinden çok farklı kültürel ortamlarda yetişmiş felsefeciler üzerinden verdiğim örneklerdir. Tabi buradan şu çıkmasın: Aynı dönemde yaşayanlar, aynı düşünceye sahiptiler gibi bir kalıp düşünce çıkmasın. Aynı dönemlerde yaşayan filozof ve düşünürlerde de ortak bir felsefe tanımı yoktur. İyonyalı-Milletli düşünürlere baktığımızda da Thales başta olmak üzere çok farklı tanımlar ile karşılaşmaktayız.

Dolayısıyla felsefe bir sorgulama bilimidir… Kendi anlayışını, düşünce sistematiğini sorgulama-eleştiri üzerine kurmuştur. Bundan dolayı da ortaya çıkışından itibaren demokratiktir. Çünkü sorgulamanın olduğu yerde eleştiri vardır, eleştirini özgürce ifade etmek vardır. Tabu, doğma, kutsal yoktur. Felsefik bir altyapısı olmayan toplum ve ülkelerde demokrasi, demokratik kültür gelişmemiştir. Felsefenin önemi toplumlar için insanlar için burada ortaya çıkmaktadır. Eleştirinin, hoşgörünün, karşılıklı etkileşimin kısacası özgür bir ortamın olmadığı yerde demokratik bir kültürün ve anlayışın ortaya çıkması, bu bağlamda bir anlayış ve düşünce sistematiğinin oluşması, yeşermesi mümkün değildir.

Dikkat edilirse entelektüel-bilimsel ve teknolojik olarak az gelişmiş toplumlar kapalı toplumlardır. Değişimden korkan, eleştiriye açık olmayan toplumlardır. Hoşgörü, etkileşim, düşünceye saygı ve özgür bir ortam yoktur. Tüm bu olumsuzluklar bu toplumlarda demokratik bir kültürün gelişmemesindeki en büyük engellerdir. Örneğin; Türkiye’den örnek vermek gerekirse, iktidarı zaten biliyoruz, muhalefetin, muhalif partilerin durumu da içler acısıdır. Ortada kaybedilmiş bir seçim var ve bu başarısızlıktan dolayı muhalif siyasi partilere ve onların genel başkan ve yöneticilerine karşı siyasal ve politik bir eleştiri var. Bu eleştirileri yapanlar suçlu ilan edilirken, seçimi kaybetmekte önemli payları olan parti liderleri ve kurmay heyetleri hiçbir sorumluluk almamakta ve topu kendilerini demokrat gösterebilmek için parti kongrelerine atmaktadırlar. Günümüzdeki delege yapısı ile de kongrede kimlerin seçileceği belli.

Örneğin; Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, 6 kez üst üste milletvekili seçilen Pervin Buldan, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu vb. muhalif parti liderlerinin çoğu eğer biz demokratik bir kültürü içselleştirmiş bir yapıda olsaydık bu saydığım isimler sorumluluk alarak istifa eder ve yerlerini diğer parti üyelerine bırakırlardır. Tüm bu yaşananlar göstermektedir ki Felsefik, Entelektüel, Kültürel bir altyapımızın olmaması bu ve bunun gibi sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir.

Dolayısıyla felsefe, eleştiri ve sorgulamanın önemi de burada ortaya çıkmaktadır. Felsefik bir bakış açısı İyonya uygarlığının egemen olduğu Millet şehrinde yukarıda verdiğim bu örneğe itiraz ede ede gelişmiştir. İşin başında mitolojik öğelerle hesaplaşan, bu durumu sorgulayan Milletli Thales, zaman içerisinde pek çok filozofun yeşereceği zemini de oluşturmuştur. Tabi Thales’i ve diğer düşünürleri ortay çıkaran koşullar İyonya uygarlığının Millet şehrinde özellikle 6.yüzyılın sonları ve 7.yüzyılın başlarına doğru yeterince mevcuttu…

Millet bir ticaret kenti, ticaretin Millette yaşayanlar için sadece ekonomik bir getirisi yok yani ticaret demek sadece karşılıklı iktisadi anlamda bir alışveriş değil ticaret demek alışverişin farklı çeşitlerini kapsar. Ticaret demek aynı zamanda toplumların birbirileriyle etkileşimi demek bilgi alışverişi demek kültür alışverişi demek düşünce-fikir alışverişi demek diğer yerlerdeki uygarlıkları yenilikleri görmek bunlarla tanışmak demek. Tüm bu yaşananlar İyonya Uygarlığında kültürlerin, toplumlar arasında ve kendi içerisinde bir hoşgörü, eleştiri, karşılıklı saygı ve bir sorgulama bilimi olan felsefesinin ortaya çıkmasına neden oluyor.

İlk filozoflardan biri olan Thales ise Yunan Tanrılarını sorgulamakla başlıyor işe yani o dönemin mitolojik öğelerini. Olay ve olguların artık mitolojik öğelerle açıklanamayacağını belirtiyor. Kendi gözlemlerim ve deneysel süreçlerimle açıklayacağım diyor. Bu durum felsefenin muazzam bir şekilde önünü açarak Millet kentinde felsefenin gelişmesini sağlıyor. Dolayısıyla felsefe ile birlikte Yunan toplumunda eleştiri ve sorgulama oturmaya, yeni bir bakış açısı yeni bir düşünce sistematiği ortaya çıkıyor. Bu anlayış zaman içerisinde günümüzde bile hala keyifle okuduğumuz, insanlık tarihinde çok önemli izler bırakmış olan başka diğer filozof ve düşün insanlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu sorgulama-eleştiri bilimi ile insanlık demokrasiyle tanışıyor, ideal demokratik bir toplum nasıl  olmalıdır? Bunu tartışmaya başlıyor… Dolayısıyla bitirirken felsefe varsa eleştiri ve sorgulama vardır.Bir yerde eleştiri ve sorgulama varsa orada gelişme-ilerleme vardır…