Cumartesi , 23 Eylül 2023

Göç ve mültecilik meselesi: Göçmenler ya da sefaletin intikamı (1)

Faik Bulut

Kolaj: Independent Türkçe

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü olarak belirlenmiş! HeFransız halkı bunu zaten biliyoryhat! Kâğıt üzerinde kalmış nafile bir karar bu. 

Avrupa‘da göçmenlik ve mültecilik yasaları hakkında 15 Haziran 2023 tarihli yazım burada yayımlanmıştı.

DAHA FAZLA OKU

Aradan geçen kısa süre içinde yasadışı ve düzensiz göç akışı çok daha görünür bir hal alarak kitlesel/toplumsal facialar şeklinde karşımıza çıkmaya başladı. 

Farklı nedenlerle dünyanın dört bir yanından Avrupa ve ABD gibi gelişmiş ülkelere dalgalar halinde akın eden göçmenler, toplumsal ve demografik dengeleri altüst etmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel ve küresel jeopolitik oyunlar ile kapışmaların hem aracı hem de aktörleri haline gelebiliyor.

Göç dalgalarını önlemek üzere alınan “tedbirler” ise insani olmaktan ziyade krizleri derinleştiriyor ve giderek ölümcül hâl alabiliyor.
 

Mültecilik-meselesi her zaman aktif gündemde.jpg

Mültecilik meselesi her zaman aktif gündemde

Biçare göçmenler, geçmiş yüzyıllarda kendi ülkelerini sömüren; toplumlarını açlığa, yoksulluğa ve savaş mağduru olmaya mahkûm eden sömürgeci devletlere “Siz ve yerel işbirlikçileriniz beni bu duruma sizler getirdiniz, öyleyse derdimi ve belamı çekmek zorundasınız!” diyerek adeta adı konulmamış toplumsal ve ekonomik bir misillemede bulunuyorlar. Buna sefaletin intikamı da diyebilirsiniz.

Konunun daha iyi anlaşılması açısından, Birleşmiş Milletler’in ve her bir ülkenin kendince yaptığı göç/göçmenlik tanımına dair bilgi verelim: 

Göçmen teriminin uluslararası hukukta kabul edilmiş evrensel ve ortak bir tanımı bulunmuyor.

Ancak “kapsayıcı” ve “artıkçı” olmak üzere iki temel yaklaşıma göre göçmen tanımı yapılıyor.

Kapsayıcı yaklaşıma göre göçmen: Yasal statü veya göç etme nedeninden bağımsız olarak (gönüllü veya zorunlu) yaşadığı yeri değiştiren kişidir.

“Artıkçı” (residualist) yaklaşıma göre ise: Savaş ve zulüm hariç, yaşadığı yeri değiştiren herkes göçmendir. Bu yaklaşım, sığınmacı ve mültecileri göçmen tanımının dışında tutmaktadır.

BM Uluslararası Göç Örgütü ise göçmeni, geçici veya kalıcı olarak ülke içi veya uluslararası sınırları geçerek farklı nedenlerden dolayı yaşadığı yerden ayrılan kişi olarak tanımlıyor.

Göçmenliği şemsiye bir terim olarak nitelendiren bu kapsayıcı yaklaşım, göçe neden olan etkilerden ve göçün zorunlu veya gönüllü gerçekleşmiş olması durumundan bağımsız olarak, tüm insan hareketliliklerini genel olarak göçmen sınıflandırması kapsamında kabul eder. 

Dolayısıyla bu yaklaşım göçmen işçiler, uluslararası öğrenciler, sığınmacılar, mülteciler ve aile birleşimi tanımına giren herkesi içine almaktadır.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği de göçmenleri kendilerine yönelik doğrudan bir ölüm veya zulüm tehdidinin var olması nedeniyle değil, genellikle kendi niyet ve özgür iradeleriyle aldıkları kararlar kapsamında “göç eden kişiler” olarak tanımlamaktadır. 

Burada göçmen ifadesi şu kesimleri kapsamaktadır: Maddi ve sosyal koşullarını iyileştirmek için gönüllü bir şekilde başka bölge veya ülkeye giden işçiler, daha iyi eğitim almak maksadıyla bir başka ülkede bulunan uluslararası öğrenciler, aile birleşimi ve başka bir ülkeye göç edenler… 
 

Suriye'den Türkiye'ye göç.jpg

Suriye’den Türkiye’ye göç

Bu hususta dünyadaki geçici koruma mekanizmalarına bakıldığında devletlerin kendi öznel durumlarına göre bu mekanizmayı geliştirdiğini görmekteyiz.

  • Avustralya’da geçici koruma statüsü göçmenlere ve iklimsel değişikliklerin getirmiş olduğu doğal afetler sonucu yerinden olmuş kişilere verilmektedir.  
     
  • ABD’de durum şöyledir: Halen Amerika topraklarında bulunan, ülkesinde devam eden silahlı çatışmalar, çevresel afetlerin geçici etkileriyle diğer sıra dışı ve geçici sebepler nedeniyle ülkesine döndüğünde kişisel güvenliği ciddi tehdit altında bulunacak olan yabancı ülkenin vatandaşlarına verilmektedir. 
     
  • Şimdiye dek ABD Göç ve Vatandaşlık Kanunu, Geçici koruma Statüsü Tanınması Bölümü uyarınca Amerika’da bulunan Haiti, El Salvador, Honduras, Nikaragua, Somali, Sudan, Güney Sudan, Suriye vatandaşlarına geçici koruma sağlanmıştır.
     
Sudan'da iç savaş sırasında 2.5 milyon insan göçtü. .jpg

Sudan’da iç savaş sırasında 2,5 milyon insan göçtü

  • Kanada ise devam eden silahlı çatışma, iklimsel değişikliklerin getirmiş olduğu doğal afetler, diğer olağanüstü ve geçici durumlar karşısında belli gruplara bu statüyü göçmenlerden farklı olarak sınırlı süreyle vermekte ve koruma sağlamaktadır. Geri göndermeme ilkesi gözetilmekte, süre bittikçe menşe ülkenin objektif koşullarına ve somut olaya göre korumanın süresi uzatılabilmektedir.
     
  • Avrupa Birliği ülkelerinde geçici koruma şu şekilde değerlendirilmektedir: Sığınma başvurusu yapılırken devlet, başvuran kişiyi geçici koruma altına almakta ve sığınma prosedürlerini devam ettirmektedir. Geçici koruma mekanizmasının en etkili örneği olarak 1990’lı yılların başında, eski Yugoslavya’daki çatışmalardan kaçan insanları korumak için bazı Avrupa devletleri tarafından yapılan uygulamalar gösterilmektedir.
     
  • Birleşmiş Milletler teşkilatının yetki alanı, Genel Kurul Kararı ile almış olduğu yetki ve sorumluluk çerçevesinde, 1951 Sözleşmesi’ndeki mülteci tanımını aşacak yani yerlerini terk etmeye zorlanan kişileri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
     
  • BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yönergeye dair yaptığı yorum şöyledir: Toplu sığınmadan anlaşılması gereken, bireysel sığınma işlemlerinin yapılamayacağı kadar çok sayıda durumunun ortaya çıkması olarak anlaşılmalıdır.
     
  • 2004 tarihli 100 No’lu BM Yürütme Komitesi kararına göre kitlesel sığınmanın varlığından söz edebilmek için uluslararası bir sınıra doğru dikkate değer sayıda insan hareketliliğinin var olması, bu hareketliliğin hızlı bir varışla devam etmesi ve ev sahibi (karşılayan) devletin yakın dönemde mevcut bireysel sığınma prosedürlerini uygulayamayacak duruma gelmesi gerekmektedir. Bu unsurları içeren kitlesel akının süregelmesi durumunda geçici koruma sağlanmaktadır. 2
     
Ezidilerin IŞİD'den kaçışı. Fotoğraf-Atlas.jpg

Ezidilerin IŞİD’den kaçışı / Fotoğraf: Atlas

Günümüzdeki gelişmelere dönerek, göçmenlerin son aylarda canları pahasına yaşadıkları trajik olaylardan birkaç örnek verelim: 

  • Göçmenlerin Sahra Altı Afrika ülkelerinden Avrupa’ya gitmek için yoğun olarak kullandıkları tekne faciaları Tunus kıyılarında can kayıplarına neden oluyor. Son günlerde Sfaks kenti açıklarında 5 tekne battı ve 67 göçmen kayboldu. İnsan hakları örgütleri en az 19 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. 3
     
  • The New York Times gazetesinin yayımladığı görüntüler, aralarında küçük çocukların da bulunduğu sığınmacıların Yunan Sahil Güvenliği tarafından yakalanarak denize götürüldüğünü ve göçmen botlarına bindirilerek denizde terk edildiğini ortaya koydu. Yunan güvenlik güçleri, Midilli’de aralarında bir bebek, küçük çocuklar, kadınlar ve erkeklerden oluşan 12 kişiyi plakasız bir minibüsün içine kilitlediler. 4
     
  • Tunus açıklarında yasa dışı göçmen teknesinin batması sonucu 35 kişi hayatını kaybetti, 68 kişi kurtarıldı. 5 
     
  • 10 Haziran’da kaçak göçmenler,  Libya’nın Tobruk kentinde bir balıkçı teknesine doluşmuştu.  Yeterli yiyecek ve su olmadan günlerce denizde yol aldılar; üstü açık güvertede yüzlerce kişi toplanmıştı.
     
  • Yunanistan’ın Pylos açıklarında batan bu teknede 750 kadar göçmen vardı. Savaş, çevre felaketi, yoksulluk ve baskıdan kaçan 500’den fazla göçmen, Yunanistan’ın güneybatısında teknelerinin batmasının ardından hayatını kaybetti ya da kayboldu. Aralarında 30 ila 100 çocuk vardı. 
     
  • Kaybolan yüzlerce göçmen için Yunanistan’da üç günlük yas ilan edildi. 25 Haziran’da yapılacak genel seçimler için yapılan kampanyalar durduruldu.  ERT Kalamata Liman yetkilileri, 11-12 kişinin olayla ilgili tutuklandığını aktardı. 6
     
Yunanistan açıklarında alabora olan göçmen teknesindeki göçmenler. Fotoğraf-AP, Hellenic Coast Guard.jpg

Yunanistan açıklarında alabora olan göçmen teknesindeki göçmenler / Fotoğraf: Hellenic Coast Guard-AP

  • Tunus açıklarında 13 düzensiz göçmenin cesedine ulaşıldı, 25 göçmen kurtarıldı.
     
  • Senegal’de İspanya’ya gitmek üzere yola çıkan düzensiz göçmenleri taşıyan teknenin alabora olması sonucu 8 kişi öldü. 7
Tunus İçişleri bakanı Kemal Faqi, sınır boylarındaki göçmenler bizim sorumluluğumuzda değildir_.jpg

Tunus İçişleri Bakanı Kemal Faqi, “sınır boylarındaki göçmenler bizim sorumluluğumuzda değildir” dedi

  • Tunus’un güney kıyıları açıklarında Avrupa’ya geçmeye çalışan düzensiz göçmenlerin bulunduğu teknenin batması sonucu bir kişi hayatını kaybetti, 10 kişi kayboldu. Sfaks Asliye Mahkemesi Sözcüsü Fevzi el-Mesmudi, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, kent açıklarında 22 kaçak göçmeni taşıyan bir teknenin battığını belirtti. Yapılan arama kurtarma çalışmaları neticesinde 11 kişi kurtarıldı, bir kişinin cansız bedenine ulaşıldı.  
     
  • Tunus’ta mahallelerinde yaşamakta olan Sahra Altı Afrika ülkeleri çıkışlı göçmenlerin bir kısmı Avrupa’ya ulaşmayı başarırken bir kısmı ise denizde can veriyor. 8
Tunus'ta batan göçmen teknesi. Fotoğraf-arşiv.jpg

Tunus’ta batan göçmen teknesi

Her yıl binlerce Afrikalı kaçak göçmen, daha iyi bir yaşam umuduyla Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmak için Tunus’a gidiyor.

Ülkenin güney kentlerinde ikamet eden göçmenler, fırsat buldukça teknelerle Avrupa’ya geçmeye çalışıyor.
 

Akdeniz'den geçerken her yıl ortalama 1800 göçmen hayatını kaybediyor.  Fotoğraf-Reuters.jpg

Akdeniz’den geçerken her yıl ortalama 1800 göçmen hayatını kaybediyor / Fotoğraf: Reuters

Peki, mülteci meselesi neden son yıllarda böylesine kitlesel bir hal aldı?

Avrupa ülkelerinin mültecileri engellemek için yasallaştırdıkları zecri, baskıcı, caydırıcı ve hatta ölümcül “tedbirler” almasının sebebi bu mu?

Oslo Üniversitesi Özel Hukuk Enstitüsü’nden Prof. Erik Røsæg, Guardian‘a yaptığı açıklamada Yunanistan’ın; “Gemidekiler (batan tekne) tarafından yardım talep edilip edilmediğine bakılmaksızın’ deniz hukuku uyarınca kurtarma prosedürlerini başlatmakla yükümlü ve dolayısıyla suçlu olduğunu” söyledi.

Bu suçlama tüm Avrupalı devletlere yöneltilebilir. Neden?

Göç, kent ve demografi alanlarında yaklaşık 20 yıldır çalışmakta olan Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyeliği görevini sürdüren Didem Danış, aynı zamanda 17 Eylül 2017’de faaliyete geçen Göç Araştırmaları Derneği kurucularından.

Kendisi, 2021 yılında Fransa özelinde göç ve göçmenin nasıl algılandığı hakkında bir araştırma yapmıştı.
 

Doç. Dr. Didem Danış, Türkiye ve dünyadaki göç sorunları  konusunda konferans veriyor_.jpg

Doç. Dr. Didem Danış, Türkiye ve dünyadaki göç sorunları konusunda konferans veriyor

Danış’ın tespit ve çıkarsamaları şu yönde: 

Son yıllarda nüfus ve göç konusundaki tartışmalı başlıklardan biri de, ‘büyük yer değiştirme’ (le grand remplacement) iddiası. Eric Zemmour gibi göçmen karşıtı ve ırkçı yazarlar tarafından sıkça dile getirilen bu görüş, Avrupa’daki beyaz ve Hıristiyan nüfusun, Mağrip ve siyah Afrika’dan gelen Müslüman göçmenler tarafından yutulacağı iddiasına dayanıyor. 

Göçmen bir kadının ortalama 2,7 çocuğu varken bir ‘kökten Fransız’ın yalnızca 1,9 çocuğu olduğu, ayrıca Fransa’ya gelmeye devam eden göçlerle beraber ‘gerçek’ Fransızların göçmen nüfus karşısında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu iddia ediliyor. 

Fransa’da yapılan araştırmalar bu görüşün toplum nezdinde de yaygın olarak kabul gördüğünü gösteriyor: Harris Interactive barometresine göre 10 Fransız’dan altısı bu nüfus değişiminin gerçekleşeceğine inanıyor, üçte ikisi bundan korkuyor.

Göçmen karşıtlarının dile getirdiği ‘büyük yer değiştirme’ iddiasına, Fransız demograflar çeşitli mecralarda cevap veriyorlar.  

Uzun yıllar göç ve göçmenler hakkında araştırmalar yapan Patric Simon, Le Monde gazetesinde yayınlanan bir yazısında ‘bu terimin siyaseten araçsallaştırıldığı uyarısını yaptıktan sonra, göçmenler ve ‘yer değiştirme’ arasında ilişki kurularak, göçmenlerin ‘işgalci’ ilan edildiğini ve azınlıkta olsalar bile potansiyel bir tehlike olarak resmedildiklerini; bu ayrımcı söylemin de entegrasyonu engelleyen bir unsur haline geldiğini’ söylemişti. 9

 

Cezayir kökenli Fransız gazeteci Hassina Mechai, Fransız elitlerini ırkçılıkla suçluyor.jpg

Cezayir kökenli Fransız gazeteci Hassina Mechai, Fransız elitlerini ırkçılıkla suçluyor / Fotoğraf: Serbestiyet

Cezayir kökenli Fransa vatandaşı gazeteci Hassina Mechai (Hasine Meşai), Perspektif sitesinde yayımlanan 4 Nisan 2022 tarihli söyleşisinde, “Fransa’daki Müslüman karşıtı iklimin mimarının ülke elitleri olduğunu” söyleyerek şöyle bir tespitte bulunuyor:

Fransız toplumu zaten çoğulcu. Bunu kabul etmesi gerekenler elitler. Fransız halkı bunu biliyor. (Jean-Marie Le Pen başkanlığındaki faşist) Nasyonal Cephe’nin en güçlü olduğu yerlerin göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı yerler olmadığı biliniyor. Onlar, göçü sadece televizyon ve siyasi tartışmalardan tanıyanların yaşadığı yerlerde güçlü oy oranlarına sahipler. 

Bunun yanı sıra (göçmen ve Müslüman karşıtı ırkçı-faşist kesimler) kamu hizmetlerinin giderek azaldığı ve gelecek kaygısı taşıyan insanların yaşadığı yerlerde de güçlüler. Aşırı sağa verilen bu oylarla sosyal devletin söz konusu yitimi arasında bir korelasyon (ilinti) var. 

Dolayısıyla tüm bunları, zaten var olan bir değişim karşısında yaşanan ahlaki bir panik olarak değerlendiriyorum. E. Macron’un veya ırkçı E. Zemmour’un yitip giden Fransa efsanesi etrafında şekillenen konuşmalarına bakın. Ancak gerçek şu ki bu kayıplar göçten değil, Ulusal Direniş Konseyi’nden doğan sosyal devlet anlayışından uzaklaşmaktan kaynaklanıyor. 10
 

Müslüman , Afrikalı ve göçmen karşıtı tavırlarıyla ünlenen Fransız siyasetçi Eric Zemmour.jpg

Müslüman, Afrikalı ve göçmen karşıtı tavırlarıyla ünlenen Fransız siyasetçi Eric Zemmour

Bu arada bir hatırlatma:

1973 yılında yaşanan petrol kriziyle birlikte Avrupa genelinde “sosyal devlet” ve “bolluk dönemi” bitmek üzereydi.  

Bilhassa Fransa açısından “maddi külfet ve yük” anlamına gelen göç, 1974’de resmen yasaklandı. 2000’li yıllarda çıkarılan yasalarla bu konuda sert önlemler alındı.

Ali Rıza Taşdelen yazısında bu konu üstünde duruyor:

Yabancı düşmanlığında şampiyon, 2002 yılında İçişleri Bakanı olan Nicolas Sarkozy idi. Devlet eliyle ırkçılığın resmileşmesi ve kurumsallaşmasının Sarkozy ile başladığını söyleyebiliriz. 2002’den 2010’a kadar (Sarkozy, 2007’de cumhurbaşkanı seçilmişti) 5 kez göçmen yasası değiştirildi.

Bu yasalarla göçmen çocuklarının aile birleşimi ve Fransız vatandaşlığına geçişi zorlaştırılmış, suç işleyen göçmenlerin sınır dışı edilmelerinin önü açılmış, Fransız vatandaşlığına geçmiş yabancıların güvenlik güçlerinden birini öldürmesi durumunda vatandaşlığının elinden alınarak sınır dışı edilmesi istenmiştir.

Amaç göçmenlere yaşamı zehir etmek, bıktırmak ve Fransa’yı terk etmelerini sağlamaktır. Öyle ki, Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı döneminde, Fransa tarihinde ilk kez ‘Milli kimlik ve göç bakanlığı’ kurulmuş; yabancıların Fransız milli kimliğini tehdit ettiği iddia edilmiştir. 11

 

BM'ye bağlı  UNRWA yardımını bekleyen Filistinli bir kadın Fotoğraf-France Press.jpg

BM’ye bağlı UNRWA yardımını bekleyen Filistinli bir kadın / Fotoğraf: AFP

El Mecelle: Yeni Berlin Duvarı

9 Temmuz 2023 tarihli nüshasını göç-göçmen dosyasına ayıran Londra merkezli Suudi Arabistan dergisi El Mecelle’nin konu başlığı şöyle: “Yeni Berlin Duvarı: Avrupa, Göç ve İltica Sorunuyla Karşı Karşıya!”

Göçmen ve mülteci sorunu hakkında derginin değerlendirmesi şu şekilde özetlenebilir:

Ekonomik ve demografik baskının yarattığı ortamda aşırı sağcı akımlar Avrupa çapında yükselişe geçtiler. Bu durum, geleneksel ahlaki değerlerin bir kenara bırakılıp göç ve iltica meselesine ilişkin siyasetlerin yeniden tartışılmasına yol açtı.

Ahlaki ve insani prensipler ile ona ters düşen siyasi-toplumsal kanunlar arasındaki uçurum giderek açılıyor. Genel gidişat ise göç dalgalarını önlemek veya sınırlamak noktasında sert tutumlar/tedbirler almaya doğru seyrediyor. Böylece Avrupa’nın geleneksel olarak önem verdiği manevi değerler, bundan böyle hesaptan düşürülüyor.

Bu haliyle bakıldığında sürmekte olan göç akınlarının önüne ‘Yeni Berlin Duvarı’ örülmesi Avrupa ölçeğinde genel kabul görebiliyor. Avrupalılar, artık meselenin insani yönüne bakmaksızın yerkürenin kuzey ile güney kesimlerinde yaşayanlar arasındaki radikal kopuş tehlikesine aldırmıyorlar. 

Yunan açıklarında alabora olan göçmen teknesindeki facia, Kasım 2021’de Fransa-İngiltere sınırı sayılan Manş Denizindeki (31 kaçak göçmenin boğulmasıyla sonuçlanan) trajik olayı hatırlatmış oldu. 

2022 yılında Akdeniz sularında yaklaşık 2500 kişi kayboldu. Aynı yıl Avrupa ülkelerine yaklaşık 1 milyon kişi iltica başvurusu yaptı. Bu rakam, 2015 yılındaki büyük kitlesel göç olayından sonra kaydedilen en büyük oran sayılır. 

12 Mayıs 2023 tarihinde yayınlanan belgelere bakılırsa, farklı nedenlerle (iklim değişikliği, sel felaketi, savaş, açlık, kuraklık vs) yasadışı yollardan AB sınırlarına ulaşan göçmen sayısı rekor seviyedeydi.

2016 yılında ayrı güzergâhlardan giden göçmen sayısı 330 bin olarak tespit edildi. O tarihten itibaren Avrupa genelinde göçmenlere yönelik itirazlar daha şiddetli bir hal aldı. Kara ve denizlerde (Frontex) ismiyle kontrol noktaları, sınır duvarları kuruldu. 

Avrupa ülkelerinin güvenlik ve büyük demografi kaygısıyla yayınladığı veriler hayli abartılıdır. Oysa Dünya Bankası’nın küresel kalkınma hakkındaki raporlarının sonuçlarına göre; 8 milyon mülteci dâhil Avrupa’nın zengin ülkelerinde toplam 43 milyon göçmen (gurbetçi) bulunmaktadır. 

Bunların yüzde 56’sı bir ülkeden diğerine geçen Avrupa vatandaşlarından oluşmaktadır. Toplam göçmen sayısının sadece yüzde 13’ü Ortadoğuludur. Afrikalı (Büyük Sahra) göçmenlerin oranı ise yüzde 10.3 olarak tespit edilmiştir. Bu rakamlar, Avrupalıların ‘büyük demografik değişiklik’ iddiasının gerçekçi olmadığını göstermektedir.
 

Denizde boğulmaktan kurtarılanlar. İtalya'ya gidebilmek için kişi başına 4500 dolar vermişler_.jpg

Denizde boğulmaktan kurtarılanlar. İtalya’ya gidebilmek için kişi başına 4 bin 500 dolar vermişler


Ez cümle, küresel ölçekte göç olgusuna çare bulma noktasında AB ülkeleri arasında ortak bir stratejiden söz etmek imkânsızdır.

Göçmenlerin vatandaşı olup terk ettikleri ülkelerin yöneticileriyle, yeni kanun ve düzenlemeler yoluyla göçmenleri engelleyip caydırmaya çalışan Avrupa yetkilileri arasındaki çelişki siyasi-ekonomik hesaplaşmayı da beraberinde getirmektedir. 

Bu tür ihtilaflar hem göç edilen hem de göç alan ülke liderlerinin daha katı ve aynı zamanda popüler olmalarına da zemin hazırlamaktadır. 

Afganistan, Ortadoğu ve Afrika kökenli göçmenler bu küresel çatışma ve parçalanmanın yarattığı kaos ortamından yararlanarak belli bir aşamada göçmen-mülteci olma hayaline sıkı sıkıya sarılmaktadır.

Devam edecek…

Kaynakça:

1.  https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/, Ayselin Yıldız, “Göçmen” makalesi.
2.  TC İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, https://www.goc.gov.tr/genel-bilgi45 ve https://www.goc.gov.tr/avrupa-birliginde-gecici-koruma.
3.  https://tr.euronews.com/2023/03/26/tunus-kiyilarinda-son-dort-gunde-bes-gocmen-teknesi-batti-67-kisi-kayip, 16 Mart 2023.
4.  https://tr.euronews.com/2023/05/19/yunanistan-aralarinda-cocuklarin-da-bulundugu-gocmenleri-denizin-ortasina-birakti, 19 Mayıs 2023.
5.  https://www.yenisafak.com/dunya/tunusta-kacak-gocmen-teknesi-batti-35-olu-3355799/ 3 Haziran 2023.
6.  https://tr.euronews.com/2023/06/15/yunanistanda-yuzlerce-gocmenin-kayboldugu-tekne-faciasinda-umutlar-tukeniyor, 15 Haziran 2023.
7.  https://www.ntv.com.tr/dunya/tunus-ve-senegalde-goc, 13 Temmuz 2023.
8.  https://sputniknews.com.tr/20230709/tunus-aciklarinda-gocmen-teknesi-batti-1-olu-10-kayip-1073348932.html, 9 Temmuz 2023.
9.  Doç. Dr. Didem Danış, “Göç ve Entegrasyon Tartışmalarına Fransa’dan Bakış: Demograf  Patrick Simon’la Söyleşi, DemografikNüfusbilim dergisi, sayı 43, yıl 2021. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2688484.
10.  https://perspektif.eu/2022/04/04/fransadaki-musluman-karsiti-iklimin-mimari-fransiz-elitleri/, Meltem Kural.
11.  https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/fransada-yasanan-olaylari-anlamak-3-sarkozy-ile-resmi-irkcilik-401655, 6 Temmuz 2023.

© The Independentturkish