Untitled Document

Untitled Document
 
:: ÖZGÜR ÜNİVERSİTE    FORUMU
 
Sayı 31
Ekolojik Felaket
 
 
:: DUYURU
 

 

 

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE İSTANBUL 2008 GÜZ SEMİNERLERİ

 

Tarih: 7 Haziran Cumartesi – 15.00
Yer: İstanbul Özgür Üniversite


GÜNCEL YAZILAR

           

İnsan Soyunun Düşmanı Bunak Kapitalizm
Samir Amin

Küreselleşmiş liberalizmin projesi, toplumun her türlü müdahaleden arındırılmış piyasa ekonomisiyle yönetilebileceğini ileri sürüyor ve bunu mümkün ve arzulanır bir şey olarak görüyor. Bu mümkün sayılıyor zira, “düzenlemeden arındırılmış” piyasanın eğilimsel arz/talep dengesini sağlayacağı varsayımına dayanıyor. Arzulanır bir şey sayılıyor zira, böyle bir genel dengenin buluşların neden olduğu dinamizm sayesinde tüm taraflar [herkes] için arzulanır [optimal] sonuçlar doğuracağı varsayılıyor. Bildik [konvansiyonal] ekonomik düşüncenin giderek daha da karmaşık hale gelen tüm versiyonları, bu dünyanın gerçekliğiyle ilgisi olmayan, bilimsel tutarlılıktan da nasibini almamış çocuksu ufkun ötesine bir türlü geçemedi. Zaten söz konusu olan da kavramın gerçek anlamında bayağı ideolojiden başkası değildir ki, böylesi bir sosyal yönetimin yegâne “rasyonel” yönetim biçimi olduğunu ve bunun dünyanın en iyi sonuçlarını doğuracağını ileri sürüyor. Bu anlamda şimdilerde gündemde olan liberalizm, sermayenin tek yanlı çıkarına işleyen ve finansal rantabilite dışında hiçbir kaygı taşımayan sürekli ütopyasından başka bir şey değildir! Elbette böyle bir ütopyanın bir kıymet-i harbiyesi olması mümkün değildir. Ancak kaos yaratabilir ki, o da kaçınılmaz olarak kurbanlarının direncini ve isyanını davet edebilir. Bu ideoloji apolitik [depolitize] bir ekonomik yönetim varsayıyor. Devleti de asayişi sağlamakla görevli bir “gece bekçisine” indirgiyor. Bu hayal mahsulü, tarih dışı iktisattan farklı olarak, gerçek dünyadaki iktisat anlayışı, devletle ekonomin birbirlerini karşılıklı olarak yeniden ürettikleri temel tespitinden hareket eder. Kaçınılmaz olarak devlet, kimisi çatışan kimileri de uzlaşan sosyal çıkarların somutlandığı yerdir. Bu kompromi [uzlaşma] da her zaman “tarihseldir”, belirli bir ana ve duruma özgüdür.
Esasen sorun, neoliberal projenin saçma olup olmadığıyla ilgili değildir. Saçmadır ve sürdürülebilir de değildir. Eğer öyleyse neden bilinen malûm ‘şiddet ve celâlle’ dayatıldı veya dayatılabildi? Söz konusu bir dizi gerici anlayışın “başarısı” mümkün oldu zira, önceki tarihsel dönemde geçerli uzlaşma [kompromi] sistemleri ilerici potansiyellerini kaybetmişlerdi. Bununla II. Dünya Savaşı sonrasında geçerli olan üç modeli kastediyorum [Refah Devleti, Sovyetizm, Ulusal Popülizm]. Söz konusu üç modelin önce aşınıp, arkasından da çökmesi, toplumların sermayenin tek yanlı çıkarına işleyen ‘yeni düzenin’ yarattığı şaşkınlıkla yüz yüze getirdi. Bu kesimlerin dayandıkları referanslar da meşruluğunu ve inandırıcılığını kaybetti. Sadece sermaye lehine işleyen bu güç dengesizliği, sistemin kurbanları kaderlerine boyun eğmeye davet edildiğinde doğrulanıyor... Medya dünyasının ‘akıllıları’ bıkkınlık verircesine “Ücretliler, ücretlerin düşürülmesi gerektiğini anlamalıdırlar...” diyorlar. Bunun tersini söyleyeni “kapitalistler kârlarının düşürülmesi gerektiğini anlamalıdırlar” diyeni hiç duyan var mı?
Gerçek dünyada yürürlükte olan küreselleşmiş neoliberal proje, kendinden bekleneni gerçekleştirdi: sosyal gerileme, artan eşitsizlik ve derinleşen yoksulluk [yoksullukla ilgili söylem de zaten bunun itirafından başka bir şey değildir!], iğretilik [iş güvensizliği ve istikrarsızlığı] ve ona eşlik eden anksiyete [kaygı, korku], demokratik pratiğin inandırıcılığını yitirmesi [şeçilmişlerin “iktidarsızlığı”], nihayet istikrarsızlık ve kaos. Bu egemen söylemin tam karşıtı olarak şunu söylüyorum: Bugün iktidardaki tüm sınıfların dayattığı “neoliberal küreselleşme” projesi sürdürülebilir değildir. Kapitalizmin ulaştığı gelişme aşamasında artık kurbanlar [hasımlar] sadece emeğini sömürdüğü proleterler sınıfından oluşmuyor. Artık tüm insanlık kapitalizmin kurbanıdır ve varlığı tehlike altındadır. Bu yüzden bu günkü aşamaya ulaşmış kapitalizme “bunak” sıfatını yakıştırıyorum, zira bir geleceği yok. Yerini ya [mümkün] daha iyiye, ya da daha kötüye bırakmak zorunda. Liberal kapitalizm [şüphesiz, bizzat kapitalizm de] iki alanda daha şimdiden işe yaramaz durumda: 1. [İnsanlığın yarısını oluşturan] köylülükle ilişkisi ve 2. Kapitalist gelişmenin ortaya çıkardığı zorunlu sonuç olan doğal kaynakların israfı.
Bundan böyle sermaye birikiminin sürmesi, [insanlığın yarısı demek olan] köy toplumlarının yıkımıyla, dünya ölçeğinde çitlemenin [enclosure] genelleşmesiyle sonuçlanıyor, zira sistemin verimli sanayi ve hizmet alanlarında kendini genişletilmiş bir ölçekte yeniden üretebilmesi, kârlılık oranlarını koruyabilmesi için köylülerin kır kesiminden kovulması gerekiyor. Bu sorunun vehameti ve “gezegenin gecekondulaşma” sürecinin hızlanmasının hafife alınır bir yanı olmasa gerekir... [Bkz, Samir Amin, Les luttes paysannes et ouvrières face aux défis du XXI‘e siècle, Paris 2003] .
Bu süreç aynı zamanda yenilenemez kaynakların hızla tükenmesi, biyolojik çeşitliliğin yok olması, gezegen üzerinde yaşamın devamı için vazgeçilmez ekolojik dengenin bozulması sonucunu doğuruyor. Elde mevcut itiraz edilemez istatistikî veriler artık kapitalist uygarlığın yıkıcılığını daha fazla devam ettiremeyeceğini gösteriyor. Sadece ABD’nin yaşam tarzını sürdürebilmesi, gezegenin tüm kaynaklarının yağmalanmasıyla mümkün... ABD’nin Orta Doğu’ya askeri saldırısı da enerji kriziyle ilgili... Bir Amerikan başkanı: “Hayat tarzımız pazarlık konusu yapılamaz” diyordu. Bunu şöyle de okuyabilirsiniz: Yayılmamıza zorluk çıkaran Kızıl Derililer yok edilmeye devam edilecektir...
Söz konusu yıkıcı süreç aynı zamanda, metalaşmış işgücünün değersizleşmesine, meta kategorisine girmeyen, esas itibariyle kadınlar tarafından sağlanan emeğin de yoğun katkısını gerektiriyor. Kapitalist genişlemenin ortaya çıkardığı yıkıcı sonuçları saymaya devam edebiliriz ama şu kadarını söylemek yeterli: Artık kapitalist yayılmanın ortaya çıkardığı yıkıcılık, onun yapıcı-yaratıcı sonuçlarının önüne geçmiş durumda. Sermaye birikimi bu haliyle yol aldıkça, bilim ve teknolojinin zenginlik yaratmasını engelliyor.
Bu evrim, artık dünyayı arzulanır istikamette dönüştürme potansiyeline sahip tarihsel öznelerin çoğul olarak ifade edilmesi gerektiği anlamına geliyor. Sosyal hareketlerin müdahale ve direniş alanlarının çokluğu ve mücadelelerinin çeşitliliği, anti-kapitalist istidada sahip tarihsel öznelerin çokluğunun da bir göstergesidir. Fakat kendilerini farklı alanlarda değişik biçimlerde ifade eden bu hareketlerin gücü ve etkinliği, sergiledikleri dağınıklık ve parçalanmışlık, onların vazgeçilmez potansiyellerini zaafa uğratıyor. Zira, ne kadar meşru olurlarsa olsunlar -ki bunda kuşku yok- bu talepler adına yürütülen mücadele bölük pörçük kalmaya devam ettikçe, muhtemel etkinliğini ve potansiyelini gerçekleştirme şansını yitiriyor ve yitirecektir. Oysa, her seferinde bunların daha ileri, daha itkin bir birlikteliği gerçekleştirmeleri gerekiyor.
Sorun ciddi ve aşılabilmesi, her ileri aşamada mücadelelerin başarıyla sürdürülebilmesi, söz konusu mücadeleleri yürütenlerin ortak bir zeminde koalisyonlar oluşturmalarına bağlı. Bu amaçla da çağdaş kapitalizm de kapitalist iktidarı kullanan odaklara karşı, etkin alternatif hegemonik blokların oluşturulması gerekiyor. Sorun o kadar kapsamlı ki, herhangi bir eylemin kısmi ve çabuk etkinlik sağlama şansı yok. Mesela kapitalizme ‘insanî bir yüz’ kazandırmak türü eylemlerden sonuç alma beklentisi bir yanılsama olmanın ötesine geçemez. Kapitalizmi aşma perspektifinden yoksun eylemlerin, şeylerin seyrini değiştirme şansı yok. Şüphesiz tüm eylem stratejilerinin [mutlaka biri kısa vadeli diğeri uzun erimli olmak üzere], mücadelenin aşamalarını mutlaka dikkate alan bir yaklaşım içinde olmaları gerekiyor. Mücadelenin her aşamada etkinliğini sağlamanın koşulu budur. Şüphesiz sadece uzun vadeli hedefi belirlemek [mesela “sosyalizm” hedefi gibi] yeterli olmadığı gibi, militanların harekete geçirilmesini de zorlaştırabilir. Bu olumsuzluğu aşmak için kısa vadeli eylem hedeflerinin iyi saptanması, gerekir ki, örgütlü mücadelenin başarısı garanti edilsin. Fakat bu kadarı dahi yeterli değildir. Söz konusu kısa vadeli hedeflere mutlaka uzun vadeli perspektif olan sosyalizm/komünizm perspektifinin inandırıcılığının ve meşruluğunun eşlik etmesi ve eklemlenmesi gerekir.
Sovyet sisteminin çökmesi, Çin’in Maoizmi terk edip bilinen rotaya girmesi ve Bandung’la şanlı dönemini yaşayan ulusal popülist rejimlerin de raydan çıkmasıyla, sosyalizm kavramı tüm inandırıcılığını ve meşruiyetini kaybetti.  Sosyalizm adına yürütüldüğü söylenen devrimlerin sonucu olan rejimler ve ulusal kurtuluş hareketlerinin başarısı üzerine kurulan devletler kimi durumda vasat, bazen utanç verici, kimi zaman da canice bir sapkınlık sürecine girince, sürekli tekrarlanan bir yalan ve riya retoriğine saplanınca, sermaye bu fırsatı kendi lehine çevirmek için zaman kaybetmedi... 1990’ların başında yeniden “doğan” karşı hareket ilk aşamasında  -1990’lı yıllar- kapitalizmi tarihin sonu olarak gördü, hiç değilse insanlığın görünür gelecekteki vazgeçilmez ufkunun kapitalizm olduğunu ileri sürüyordu. Bunu yaparken de emperyalizmi ve kapitalist yayılmanın kurbanları olan ulusların haklarının ‘unutulması’ şaşırtıcı değildi!
Fakat, bilinmesi gerekir ki, artık o dönem gerilerde kaldı. Artık radikal olma zamanıdır. Ayrıca ayırdın da olmak gerekir ki, vahşi neoliberal saldırı sadece kapitalizmin ve emperyalizmin gerçek yüzünü gösteriyor.

Yazarın söz konusu eseri 2007 güz döneminde ‘Özgür Üniversite Kitaplığı’ tarafından yayınlanacaktır [Ç.N.]

 

 

Untitled Document


Özgür Üniversite
Çukurova Kitap Fuarında

Gıda yardımı alan bir kadın

Özgür Üniversite 10-18 Ocak tarihleri arasında Çukurova Kitap Fuarında 409 C standında yer alacaktır.

17 Ocak 2009 Cumartesi
Konferans:
Rejim "Aydınlar" ve Resmi İdeoloji

Konuşmacı: Fikret Başkaya
Konferans Salonu I
Saat:12.00-13.00
Düzenleyen: Özgür Üniversite Yayınları

Fuarın Wep adresi
http://www.cukurovakitapfuari.com

.............................................

 

Özgür Üniversite Cumartesi Konferansları
.............................................

Kapitalizmin Krizleri

Küresel Mali Krizin Aktörleri 
Sinan Sönmez


Tarih: 10 Ocak 2009
Saat: 14.00
Yer: Ankara Özgür Üniversite

.............................................

 TÜRKİYE’DE SİYASAL REJİMİN NİTELİĞİ ve GÜNCEL TARTIŞMALAR


Konuşmacı:
MEHMET TÜRKAY

Tarih:  3 Ocak  Cumartesi 2008 – 15.00

Yer: İstanbul Özgür Üniversite

.............................................

KRİZİN DEĞİŞEN YÜZLERİ

“Sanal Piyasaların” Gerçek Kriz

Konuşmacı:
Gaye YILMAZ

Tarih: 5 Ocak Pazartesi
Saat: 19.00
Yer: İstanbul Özgür Üniversite

.............................................


:: YENİ YAYINLAR

: Ekonomik Kurumlar ve Kavramlar Sözlüğü

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 5

:Sevr'den Lozan'a Kürt Sorunu ve Kemalist Hareket

:: Marksist Ekonomi El Kitabı

: Köylü ve İşçi Mücadeleleri

: KALKINMA SÖZLÜĞÜ

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 3

:: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 4

:: ULUSALCILIK

:: RESMİ İDEOLOJİ SÖZLÜĞÜ

:: REEL ATATÜRKÇÜLÜK

::KAVRAM SÖZLÜĞÜ II

 

 



Mail Grubumuza Üye Olun

Lütfen e-mail adresinizi giriniz...


Untitled Document
 
Merkez: Menekse Sokak 16/8 Kizilay-ANKARA
Tel: (0 312) 418 32 41 - Faks: (0 312) 418 32 87 e-mail:ozguruniversite@ozguruniversite.org
Istanbul Sube: Kumbaraci Yokusu 57/3 Tünel- Beyoglu
Tel: (0 212) 243 54 81 - Faks: (0 212) 249 12 92 e- mail:istanbul@ozguruniversite.org


 
2006
Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2003