Untitled Document

Untitled Document
 
:: ÖZGÜR ÜNİVERSİTE    FORUMU
 
Sayı 31
Ekolojik Felaket
 
 
:: DUYURU
 

 

 

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE

2010 BAHAR DÖNEMİ SEMİNERLERİ BAŞLIYOR….

Açılış Semineri
" KALKINMA DİYE BİR ŞEY VAR MI? “

Konuşmacı:

FİKRET BAŞKAYA

Dinleti:
Deyişler Nefesler Topluluğu

Programın Tamamı İçin Bak

Tarih:
20 Mart Cumartesi 2010 – Saat-15.00
Yer:
İstanbul Özgür Üniversite



GÜNCEL YAZILAR

 

SINAV(LAR) ve BİLİŞSEL ETKİSİ
Taha Ramazan Üresin

 

Her sene değişti SINAV sistemi. Bazen küçük değişiklikler yapıldı, bazen baştan sona yenilendi. LGS, OKS, KPSS ÖSS, SBS, XYS gibi sınavların ardı arkası kesilmedi. Kesilmeyecekmiş gibi görünüyor. LYS çıktı şimdi. Üniversiteye girmek için. Bir şeyleri değiştirmiş gibi yapıyorlar. Daha çok sınav, daha çok ölçüm, ölçme bilimi açısından daha doğru olabilir fakat bunu tartışmıyorum. Özü itibarıyla hiçbir şey değişmiyor. Sorun şu; sınavın yarattığı bilişsel dönüşüm ve bu dönüşümün sınava girenlerin aleyhine olması.

Sınavla eleme yapmak başlı başına sorun yaratıyor. Yine başarısızlık duygusuyla dolu bir yığın çocuk genç yetişmiş birey ortaya çıkacak. Problem olan, eşitsizlik düzeninin, kendisine sınav gibi önemli bir dayanak bulması. Sınav, doğduğundan itibaren rekabete odaklanmış, yarışmaya alıştırılmış (bebek yarışları) bir birey için gayet normal ve olması gereken bir durum gibi görünebilir. Daha doğrusu büyük çoğunluğumuz için öyle görünür.

Bu yüzden veliler çocuklarının Anadolu liselerini, Üniversiteleri kazanamadığı zaman, temel ihtiyaçlarını giderebilecek iyi bir yaşama kavuşma ihtimalinin de azalması karşısında önemli kaygılar duyuyorlar. Bu yüzden “oğlum oku, kızım oku” diyen velilerde çocuklardan okumalarını isterken ısrarlarının dozunu kaçırıyorlar.

Öğretmen olmak için Devlet memurluğu için yapılan sınavlarda, kadro vermemenin, güvencesiz çalıştırma politikasının faturası sınava giren insanlara kesiliyor. Söylenenler gerçeklerle de uyuşmuyor. 165.000 öğretmen açığına karşılık, neden 30.000 – 40.000 öğretmen alınıyor.185.000 öğretmen boş gezerken. Sınavı ne için yaptınız? yani elemeyi. Sınavlar bizi yönetenlerin işine geliyor. Burada 100 üzerinden 85–90 puan çekip kaybedenler bile gerçekten de kazanamadıklarını düşünüyorlar. Ne kadar ilginç değil mi?

İşsizliğini yoksulluğunu kendi yetersizliğine bağlayan birçok insanla karşılaştım. Bilinçli bir politikanın sonucu ortaya çıkan işsizler ordusu var. Yönetenler işsizliği kabul ettirmenin yeni yolunu bulmuşlar. Bu, sınavlardan biri olan KPSS (Kabullenen Personel Seçme Sınavı) ile başarılmıştır. Öyle ya sınava girenlerin yüzde seksen, belki de yüzde doksanının yerleştirilemediği sınavda sadece kaybetmenin tercihleri bireyin kendi ellerine bırakılmış. Kaybetmek, bireyin kontrolündeymiş gibi bir durum yaratılıyor.

Ben sınavı geçtim (başardım?) diyen bireyde de böyle bir düşünüş yaratıyor bu. Daha da kötüsü sınavı aşamamış bireylerde de “onlar başarılılar, ben zaten başarısızım o yüzden bana iş yok gibi tehlikeli bir akıl yürütmeye düşebiliyor.” Bazılarının sürekli suçluluk hissi duymak gibi psikolojik problemleri de cabası. İşsizlikten depresyona girip hayata küsen milyonlarca birey için, sistemin kendisini aklama yöntemidir aslında sınav.

Ömrü boyunca zorunluluktan dolayı yarışmaya odaklanmış bireyler diğerini geçmeye zorlanır. Ekmek o sınavların ucundadır. Sistem ekmek, konut, sağlık vb. vermemenin nedenini de akla dayamış olur. O başarısızdır zaten, dolayısıyla kendi elleriyle yapmıştır geleceğini, yani yoksulluğunu.

Ayrıca insanların neredeyse orta yaşa kadar yarıştırılması ayrı bir sorun. Yarın emeklilik maaşı için bile genel kültür sınavından geçmek, bu gidişle, uzak bir ihtimal değildir. Bunun  Saçmalık olduğunu düşünenler olabilir. Fakat bize normal gelenler çoğunlukla hatta sadece alıştıklarımızdır. Dünün saçma olan şeyleri bugün artık hayatımızın, normallerimizin içindedir.
Bir insan bir şeyi başarabilecek temel niteliklerden yoksunsa bunun cezası yoktur, olmamalı. Kriz burada başlıyor zaten. Birey akademik olmayan mesleklerde de başarılı ve mutlu olabilir. Marangoz, tornacı, berber veya fabrikada çalışan bir işçi olabilir. Hayat, bu işlerde çalışarak temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamayan insanlarla dolu. Bunlara sistem isim bulmuş kazanamayanlar.
Peki, sınavlara girmeyecek miyiz? Elbette hayır. Sınavı kazanamayan insanla eşit olma, zenginliklerden eşit pay alma düşüncesini hiç kaybetmeden gireceğiz. ”Ben çalıştım ben kazandım diğerleri kaybetti dolayısıyla iyi yaşam sadece benim hakkım demeden”.Üst düzey bir bürokratla, tüm vücuduyla çalışan bir işçinin yaşam kalitesinde fark olmadan. Ekmeğinde, eğitiminde, sağlığında, eğlenme ve dinlenme hakkında diğeriyle eşit haklar isteyerek ve bunu ısrarla savunarak. Aksi halde, bu sınavlarda başarılı olarak sistemin genel eşitsizlik yaratan ve bu eşitsizlik konusunda insanları ikna eden düşüncesine katkıda bulunmuş oluruz.

Eşit dünyada Anadolu Lisesi bilmem ne üniversitesi sınavla alır mı bilmiyorum? belli beceriler belli potansiyelleri gerektiriyordur. Fakat yinede sınav ihtiyacının olup olmadığı tartışılabilir. Eşit dünyada bir insan bir sınavı kaybettiği zaman, hayatını kaybedecekmiş gibi bir duyguya kapılmaz. Çünkü hayat ona, ezilmeyeceği, sonuna kadar sömürülmeyeceği başka seçenekler sunacaktır zaten. Sınavın bundan dolayıdır ki eşitsiz dünyada yaşayan insanlar için anlamı büyüktür. Sınavlara çok anlam yüklemeyin sınav her şey değildir hikayelerine de inanmıyorlar insanlar. Çünkü yaşadıkları gerçek bununla çelişiyor. Bu sadece yaralar acımasın diye üflemek gibi bir şey.
Kazananlar ve kaybedenler yaratılıyor. Sorunun özü şu; kimsenin kaybetmediği, kaybetme hissine kapılmadığı bir dünya. Eşitsizliği değil, eşitliği içselleştirmiş insanlar yetiştirmek. Yarışan değil birlikte üreten insanların dünyasını yaratmak, onu istemek gerekiyor.
Sınav olgusu eşitsizlik düşüncesini üreterek sistemin işleyişine büyük katkıları oluyor. Bazıları adil bir dünyanın hayallerini kurarken, “eşitsizlik” insanların içine her gün yeniden inşa ediliyor. Oradan bakınca yoksulluk, açlık; bireysel beceriksizliklere, tembelliğe, kişilik ve zeka sorununa bağlanıyor. Oysa çalışkan ve zeki birçok insan son derece yoksul yaşam şartları sürüyor. Bunları bir daha düşünmek gerekiyor. Doğru anlaşılması için bir daha tekrar etmekte fayda görüyorum. Sınavlara girmeyeceğiz veya bir yerlere girmek için çalışmayacağız demiyorum. Sınav düşünüş şeklimizi, mantığımızı kısacası bilişsel yapımızı bozuyor.Sistemin düşünüş şekline göre, kazanan veya kaybeden tarafta da olsanız, sınavların, sistemin eşitsiz yaşam koşulları üreten bahanelerine ortak olmamalıdır.

 

 

 

 

Untitled Document

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE

2010 BAHAR DÖNEMİ SEMİNERLERİ BAŞLIYOR….

Açılış Semineri
" KALKINMA DİYE BİR ŞEY VAR MI? “

Konuşmacı:

FİKRET BAŞKAYA

Dinleti:
Deyişler Nefesler Topluluğu

Programın Tamamı İçin Bak

Tarih:
20 Mart Cumartesi 2010 – Saat-15.00
Yer:
İstanbul Özgür Üniversite

 

.................................................................

 

YENİ YAYINLAR

Stalinizm
Bir İdeolojinin İflası

Sayfa: 248
Fiyatı: 14 TL

.................................................................

Kapitalizmden Uygarlığa

Sayfa: 266
Fiyatı: 15 TL

.................................................................

Türk Kimliğinin Yaratılması ve
Ulusal Kimlik Sorunu Üzerin

Sayfa: 144
Fiyatı: 10 TL

..................................................................

Resmi Tarih Tartışmaları 8
Türkiye’de “Azınlıklar”


Sayfa: 390
Fiyatı: 18 TL

Sefaletin Yoksulluğu Kovduğu Bir Dünya


Sayfa: 348
Fiyatı: 16 TL

Resmi Tarih Tartışmaları 7


Sayfa: 278
Fiyatı: 14 TL

SEVR BİR ÖCÜ MASALI


Sayfa: 219
Fiyatı: 12 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 6


Sayfa: 451
Fiyatı: 22 TL

:Seçilmiş Yazılar 2

Gıda yardımı alan bir kadın
Seçilmiş Yazılar 2
Sayfa: 336
Fiyatı: 15 TL

: Ekonomik Kurumlar ve Kavramlar Sözlüğü


Sayfa: 1449
Fiyatı: 47 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 5


Sayfa: 198
Fiyatı: 12 TL

:Sevr'den Lozan'a Kürt Sorunu ve Kemalist Hareket


Sayfa: 462
Fiyatı: 22 TL

:: Marksist Ekonomi El Kitabı


Sayfa: 685
Fiyatı: 27,50 TL

: Köylü ve İşçi Mücadeleleri


Sayfa: 411
Fiyatı: 22 TL

: KALKINMA SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 494
Fiyatı: 25 TL

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 3


Sayfa: 373
Fiyatı: 16 TL

:: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 4


Sayfa: 233
Fiyatı: 14 TL

:: ULUSALCILIK

Sayfa: 180
Fiyatı: 10 TL

:: RESMİ İDEOLOJİ SÖZLÜĞÜ
Sayfa: 728
Fiyatı: 30 TL

:: REEL ATATÜRKÇÜLÜK
Sayfa: 288
Fiyatı: 12 TL


::KAVRAM SÖZLÜĞÜ II


Sayfa: 642
Fiyatı: 30 TL
 
 

 



Mail Grubumuza Üye Olun

Lütfen e-mail adresinizi giriniz...


Untitled Document
 
Merkez: Menekse Sokak 16/8 Kizilay-ANKARA
Tel: (0 312) 418 32 41 - Faks: (0 312) 418 32 87 e-mail:ozguruniversite@ozguruniversite.org
Istanbul Sube: Kumbaraci Yokusu 57/3 Tünel- Beyoglu
Tel: (0 212) 243 54 81 - Faks: (0 212) 249 12 92 e- mail:istanbul@ozguruniversite.org


 
2006
Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2003