Untitled Document

Untitled Document
 
:: ÖZGÜR ÜNİVERSİTE    FORUMU
 
Sayı 31
Ekolojik Felaket
 
 
:: DUYURU
 

 

 

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE İSTANBUL 2008 GÜZ SEMİNERLERİ

 

Tarih: 7 Haziran Cumartesi – 15.00
Yer: İstanbul Özgür Üniversite


GÜNCEL YAZILAR

      

 

Ölüm Orucu!

 Gün Zileli

3 Ekim 2007 tarihinde çevirmeye başladığım Jan Valtin’in Out of the Night (Karanlığın Ötesinde) adlı 671 sayfalık otobiyografisini, son bir ayda, hızlandırılmış bir çalışmayla, 7 Ağustos 2008’de bitirdim. Son bir aydaki, neredeyse günde 15 saate varan yoğun çalışmama tanık olan arkadaşlara, “Stalin’in Stahanovistlerinden farkım kalmadı” diyordum şakayla karışık.

Çeviriye, çoğunluğu Alman Komünist Partisi’nin yöneticilerinden oluşan, İngilizce ve Almanca Wikipedia’dan özetlenmiş 200’ün üzerinde biyografik not da ekledim. Kitap yayımlandığı zaman görülecektir, bu biyografik notlardaki ölüm tarihleri çok ilginç bir durumu sergilemektedir. 1933-35 yıllarında ölenlerin hepsi, Almanya’dan kaçamayan ya da Almanya’da kalıp yeraltı mücadelesi veren ve Hitler’in Gestapo’su tarafından yakalanarak öldürülenlerdir. 1936-1939 yıllarına rastlayan ölüm tarihleri ise, Almanya’dan kaçıp Sovyetler Birliği’ne sığınan Alman komünistlerinin ve keza Rus komünistlerinin, Stalin’in büyük tasfiye hareketi sırasında, GPU ve daha sonra NKVD tarafından öldürülmelerine işaret etmektedir ve sayıca, neredeyse, 1933-35’deki Hitler cinayetlerinden daha kabarıktır. Nazi liderlerinin çoğunun ölüm tarihi ise, 1934 ve 1945 tarihini göstermektedir. Bu tarihlerin ilkinde, Hitler’in kendi iç tasfiyesiyle, 1934 yılındaki “uzun bıçaklar gece”sinde öldürülen SA liderleri yer almaktadır; 1945’te ise, Nazi’ler yenilmiş ve Nürmberg mahkemelerinde yargılanarak idam edilmişlerdir, bir kısmı da, yargılanmayı beklemeyip aynı tarihlerde intihar etmiştir. Sovyetler Birliği’nde 1930’lu yıllarda eceliyle ölen birkaç komünistin biyografik notuna, bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermemek için, “eceliyle ölmüştür” notunu eklemek zorunda kaldım.

2000’li yılların başlarında yükselişe geçen anti-küreselleşme hareketinin güzel bir sloganı vardı: “Kapitalizm öldürür.” Sanırım, bir başka bağlamda buna benzer bir slogan daha belirlemek gerekiyor: “Örgütler ve devletler öldürür.”

Tabii, “örgütler” denirken, ilk anda, bazı “terörist” örgütlere atıfta bulunuluyormuş gibi bir yanlış anlama ortaya çıkabilir. Oysa, burada esas kastedilen, örgütlerin, kendileriyle aynı ipte oynayan rakip örgütlerin elemanlarını, daha da önemlisi, kendi elemanlarını öldürdükleridir. Bu öldürme fiilinin çeşitli yöntemleri vardır. Bu yönteme, özellikle Türkiye’deki ölüm oruçlarını da eklemek gerekir diye düşünüyorum.

“Ne yani, bu insanların ölümünden doğrudan devleti değil de, örgütlerini mi sorumlu tutuyorsun” diye sorulabilir. Haklı bir sorudur bu? Devleti elbette sorumlu tutuyorum. Bir kere devlet, hapishane sistemlerinin kurucusu olarak ve bu hapishanelerdeki zulüm uygulamalarıyla, bu sorumluluğa otomatikman imzasını atmış olmaktadır. Ne var ki, açık konuşmak gerekirse, ölüm oruçlarını önemli bir mücadele yöntemi olarak öneren ve gözünü budaktan sakınmayan, ölümü ve kendilerini fedayı gönüllü olarak kabul etmiş, hatta davaya ve örgüte bağlılığın bir göstergesi olarak benimsemiş üyelerini böyle bir eyleme sürükleyen örgütler, bu ölümlerden ve eğer ölüm söz konusu değilse, bu insanları ömür boyu çekecekleri ciddi iç hasarlara sürüklemekten, en az devlet kadar sorumludurlar.

Neden mi? Birincisi, bu “mücadele” yöntemi, verilen kayıpları karşılamayacak kadar etkisiz hale gelmiş ve kamuoyunda gündemden tamamen düşmüş olmasına rağmen, örgütlerin bu değerli militanları göz göre göre böylesi acılı bir ölüme sevk etmeye devam etmelerinin hiçbir mantığı kalmamıştır ya da bunun, dıştan görülemeyen bir başka mantığı olması gerekir.

Dıştan ilk bakışta farkedilemeyen bu mantık, örgütlerin, militanlarının ölümüyle ayakta durma çabalarıdır; yoksa örgütler de bilmektedir bu yöntemin kamuoyunda artık hiçbir geçerliliğinin kalmadığını. Toplumsal mücadelede iyice marjinalleşmiş örgütler, en değerli militanlarını bile bile ölüme sürerek, kendi varlıkları ve önderlikleri için bir sadakat testi yapmaktadırlar. Bu bir ölüm testidir. Bakalım örgüte ne kadar bağlısınız? Acılı bir ölümü göze alacak kadar bir bağlılık mıdır bu? Militana sunulan yalnızca iki yol vardır. Ya bu acılı ölüm yolunu seçip örgüte bağlılığını kanıtlarsın ya da “sen bir hainsin”. Üçüncü bir yol yoktur. Hain durumuna düşmemek isteyen militan ya çaresizlikle ya da fanatik bir bağlılıkla ölüme yatıvermektedir.

Ne var ki, örgüt tarafından daha başından fanatik bir eğitimden geçirilmiş militanın aklına şu soruyu sormak bile gelmemektedir: “Tamam, ben ölüme yatayım da, bunun mücadelemize gerçekten bir yararı olacak mı? Benim ve diğer arkadaşlarımın ölüp gitmesine ya da ömür boyu sakat kalmasına değecek ölçüde bir yarar sağlanacak mı davaya?” Tabii aslında bu soru bile saçmadır. Çünkü hiçbir dava ya da örgüt, aslında bu değerli insanların yaşamından daha değerli olamaz ve daha da önemlisi, ölüm üzerine kurulu hiçbir dava, hiçbir mücadele, yeni bir hayat kuramaz. Mücadelede ölüm olmaz mı, olur elbette, bunu kim inkâr edebilir, ama bu, bilinçle, iradeyle seçilmiş bir ölüm, bir ölüme yatma değildir. Hayatın güzelliği için, yeni ve daha güzel bir hayat için mücadele edilirken, ölüm müfrezeleri üstünüze gelip sizi öldürebilirler. Ama bu ölümü siz seçmediniz, ölümle yaşayanlar sizi ölüme mahkûm etti. Ya ölüm orucunda? Örgüt, sizi bile bile ölüme sevketti, ölüm müfrezelerinin yapmak isteyip de yapamadığını örgüt gerçekleştirdi. Hem de bu ölümün, mücadeleye hiçbir katkısı, örgütün kendi varlığını yaşatmaktan başka bir anlamı olmadığını bildiği halde.

Örgütler öldürür.

Devrim ise yaşamın ta kendisidir.

 

Gün Zileli
18 Ağustos 2008 

 

Untitled Document


Özgür Üniversite
Çukurova Kitap Fuarında

Gıda yardımı alan bir kadın

Özgür Üniversite 10-18 Ocak tarihleri arasında Çukurova Kitap Fuarında 409 C standında yer alacaktır.

17 Ocak 2009 Cumartesi
Konferans:
Rejim "Aydınlar" ve Resmi İdeoloji

Konuşmacı: Fikret Başkaya
Konferans Salonu I
Saat:12.00-13.00
Düzenleyen: Özgür Üniversite Yayınları

Fuarın Wep adresi
http://www.cukurovakitapfuari.com

.............................................

 

Özgür Üniversite Cumartesi Konferansları
.............................................

Kapitalizmin Krizleri

Küresel Mali Krizin Aktörleri 
Sinan Sönmez


Tarih: 10 Ocak 2009
Saat: 14.00
Yer: Ankara Özgür Üniversite

.............................................

 TÜRKİYE’DE SİYASAL REJİMİN NİTELİĞİ ve GÜNCEL TARTIŞMALAR


Konuşmacı:
MEHMET TÜRKAY

Tarih:  3 Ocak  Cumartesi 2008 – 15.00

Yer: İstanbul Özgür Üniversite

.............................................

KRİZİN DEĞİŞEN YÜZLERİ

“Sanal Piyasaların” Gerçek Kriz

Konuşmacı:
Gaye YILMAZ

Tarih: 5 Ocak Pazartesi
Saat: 19.00
Yer: İstanbul Özgür Üniversite

.............................................


:: YENİ YAYINLAR

: Ekonomik Kurumlar ve Kavramlar Sözlüğü

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 5

:Sevr'den Lozan'a Kürt Sorunu ve Kemalist Hareket

:: Marksist Ekonomi El Kitabı

: Köylü ve İşçi Mücadeleleri

: KALKINMA SÖZLÜĞÜ

: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 3

:: RESMİ TARİH TARTIŞMALARI 4

:: ULUSALCILIK

:: RESMİ İDEOLOJİ SÖZLÜĞÜ

:: REEL ATATÜRKÇÜLÜK

::KAVRAM SÖZLÜĞÜ II

 

 



Mail Grubumuza Üye Olun

Lütfen e-mail adresinizi giriniz...


Untitled Document
 
Merkez: Menekse Sokak 16/8 Kizilay-ANKARA
Tel: (0 312) 418 32 41 - Faks: (0 312) 418 32 87 e-mail:ozguruniversite@ozguruniversite.org
Istanbul Sube: Kumbaraci Yokusu 57/3 Tünel- Beyoglu
Tel: (0 212) 243 54 81 - Faks: (0 212) 249 12 92 e- mail:istanbul@ozguruniversite.org


 
2006
Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2003