Cumartesi , 24 Haziran 2017

MAYIS AYI SEMİNERLERİ BAŞLIYOR

Mayıs Ayında Yeni Seminerlerimiz Başlıyor 

Kayıtlar devam ediyor 

 NASIL KAYIT YAPTIRACAKSINIZ ? TIKLAYINIZ 

Program:

·         ÖZGÜRLÜKÇÜ FELSEFE IŞIĞINDA REEL HUKUK SİSTEMLERİNİN, EGEMEN YARGI PRATİĞİNİN İRDELENMESİ VE ALTERNATİF HUKUK MÜCADELESİ

Ercan KANAR 

http://ozguruniversite.org/wp-content/uploads/2016/03/ercan_kanar.jpg

Gerek özel-resmi  üniversitelerde gerekse şu veya bu akademilerde hukuk öğrenimi; pozitif normların körü körüne takipçisini adeta devletin mevzuat kâtiplerini üretmekte, hukukun denetçisi olan; hukuk üstü insan hakları ve özgürlüklerin etik kuralları geleceğin uygulayıcılarından özellikle uzak tutulmaktadır. Bu anlamda alternatif, eleştirel hukuk tartışmaları ve üretimleri önem taşımaktadır. Hukuksuz ve devletsiz ideal, ütopya  yolunda; dayatılan hukuka mı boyun eğeceğiz yoksa dayatılana baş kaldıran, aşağıdan üretilen ve halkların-bireylerin aktif öznesi olduğu normları pozitife mi taşıyacağız? Kuşkusuz biz ikinci ekoldeniz. Düşmanla savaş hukukuyla zehirlenen, normal yolundan sapan burjuva hukukuna karşı panzehir olarak özgür birey ve özgür toplumu hedefleyen, özgürlükçü hukuk üretimini devreye sokma zorlu mücadelesini önemsemek ve pratiğimize yansıtmak durumundayız. Bu işlev her zamankinden daha çok önem taşımaktadır. Polis devletine has, pusu diktatörlük yasalarının peşi sıra çıkarıldığı zehirli bir sözde “hukuk” mevzuatının örüldüğü şu dönemde özgürlükçü hukukçulara daha yoğun çaba düşmektedir.

Hele hele bizim coğrafyada bu mücadele daha da önem taşımaktadır. Yakın geçmişe kadar askeri vesayetin güdümünde olan, bugün ise doğrudan yürütmeye bağlı polis devleti anlayışı ve şiddeti güdümünde olan yargı pratiğinin egemen olduğu coğrafyamızda; insancıl hukuk, insan hakları hukuku, özgürlükçü hukuk üretimi çabaları daha da bir gereklilik ve önem kazanmıştır. Hele hele Mit’e sınırsız yetkiler tanıyan MİT yasası, iç güvenlik yasası, benzeri torba yasalar, şuanda devam eden hukuki hiç bir meşruiyeti bulunmayan OHAL rejimine dayanan Anayasal meşruiyetten de yoksun keyfi OHAL kararnamelerinin mengenesine sıkışmış günümüz coğrafyasında.

Bilinen bir gerçeklik olarak hukuk her devletli sistemde toplumsal yaşamın her alanını içine alan temel ekonomik yapının aktif yansımasının ürünü olan bir alt yapı kurumudur. Ancak hukuk kavramının anlamını, işlevini açıklayabilmek için toplumların tarihini ve gelişim yasalarını göz önünde tutmak gerekir. Hukuk kavramı sınıflar arası ilişki ve çelişkilerden bağımsız bir biçimde değerlendirilemez. Gerçek anlamda hukuk sınıflaşma süreciyle oluşmuştur. Tarih boyunca hukukun işlevi egemen üretim ilişkilerini düzenlemek ve korumak olmuştur. Hukukun egemen iradelerin bileşkesi doğrultusunda oluştuğu bir realitedir. Burada  dikkat edilmesi gereken husus hukukun aynı zamanda sınıflar mücadelesinde bir denge hedef göstergesi olduğunun da gözden kaçırılmaması gerekliliğidir. Yönetilenlerin, ezilenlerin hak ve özgürlükler mücadelesi aşağıdan yukarıya egemenlerin iradesinde ve sistemlerinde gedikler açmakta ve hukuk alt yapının pasif yansıması yerine, o süreçteki sınıflar arası güçler dengesine bağlı olarak bir aktif yansıma hareketliliği taşımaktadır. Yani zıtların mücadelesi ve birliği pasif bir tarzda değil, kendi iç dinamizmi içinde aktif bir yansıma şeklinde, med-cezirleri taşıyarak hukuk oluşumuna yansımaktadır. Hukuk, temel yapının pasif bir yansıması olarak algılandığı takdirde ekonominin mekanik gölge takipçiliği anlayışında; özgürleşme yönünde hukuka ve devlete müdahaleler, bu müdahalelerin pozitiflenmesi süreci ve neticede devletin dolayısıyla hukukun sönmesi sürecinin hızlandırılması kavranamayacaktır. Daha da tehlikelisi sönümlenme hedefine tabi köktenci düzenlemelerin ortaya atılması söz konusu olamayacaktır.

Adalet de hukuk ile beraber sınıfsal bir yapıya, göreliliğe sahiptir. Hukukun aktif yansıma özelliği göreliliğin, evrensellik ve ortak adalet paydasına yaklaşımında yönünü ve ağırlığını belirler.

Hukuka ve adalete gereksinimin olmadığı, hukuksuz, nihai özgürlükler dünyasına gidişi hızlandıracak anlayış diğer araçlar gibi hukuku ve adaleti de kutsamayan, özgürlükçü ve dağıtıcı hukuk ve adalet anlayışını sadece özgürlükler için bir köprü gören anlayıştır. Artık yeni bir en gelişmiş özgürlükçü ekol olarak Anorko komünal hukuk anlayışını üretmek, geliştirmek ve toplum gündemine sokmak zorundayız. Günümüzde burjuva hukukun dahi gelişmediği sistemlerde  Montesquieu ‘nun ve çağdaşlarının hayali olan kuvvetler ayrılığı ilkesi tamamen rafa kaldırılmaktadır. Zaten bu ilke hiçbir zaman gerçek anlamda hiçbir devlet sisteminde yaşama geçmemiştir. Burjuva demokratik safahatı yaşamış ülkelerde dahi yargı devletten asla bağımsız olmamış, sadece dönemin konjoktürel yürütmesinden ( hükümet) bağımsız olabilmiştir. Ama asla devletten bağımsız olmamıştır. Bizim gibi ülkelerde ise Cumhuriyet tarihi boyunca yargı hem devlete hem de konjoktürel yürütme organlarına daima bağımlı olmuştur. Bugün burjuva demokrasisinin gelişmediği tüm ülkelerde yasama ve yargının tamamen yürütmenin esiri olacağı başkanlık ve yarı başkanlık rejimleri toplumlara dayatılmaktadır. Macaristan, Polonya, Rusya, Türkiye örneğinde olduğu gibi. Bu gelişmelerden çıkartılacak kuramsal sonuç kapitalist, az gelişmiş kapitalist toplumlarda artık kuvvetler ayrılığı manzumesinin hayalden öte bir anlam taşımayacağıdır. Kuvvetler ayrılığının olumsuz bir şekilde bu tür yadsınmasının karşısında bir de olumlu tarzda yadsınması toplum gündemine gelmektedir. Yani halkın hem yasama hem yürütme hem de yargı alanında söz ve karar sahibi olması. Yani doğrudan demokrasi. Yani Anarko Komünal hukuk ve rejim anlayışının gündeme gelmesi. Bu anlayışta da kuşkusuz kuvvetler ayrılığının yeri bulunmamakta, tek kuvvet olarak halkın söz ve karar sahibi olması gündeme gelmektedir.

Özgür Üniversitedeki bu dönem hukuk çalışmalarımızda tarihsel olarak tüm dönemlerdeki egemen hukuk sistemleri irdelenirken, esas olarak da  özgür birey ve özgür toplum hedefi açısından aşağıdan yukarıya nasıl bir hukuk mücadelesi ve üretimi yapılmalıdır sorusuna birlikte yanıtlar arayacağız. Suç-ceza-hapishane olgu ve kavramlarını, bugün egemen hukuk haline gelen “düşmanla savaş hukuku”nu özgürlükler açısından sorgulayacağız, yargının işleyişini, kurumsal yapısını, avukatlık hukukunu, avukatlara düşen felsefi sorumluluğu, alanımızla ilgili ulusal üstü bağıtları hep birlikte irdeleyeceğiz. Tabi ki dayatılan başkanlık, yarı başkanlık sistemlerini, OHAL rejimlerini de özgürlükçü hukuk anlayışı açısından irdeleyeceğiz.

 Ayrıca bu çalışmalarımızda konumuzla ilgili teorik eserleri, edebiyata yansıyan yaşanmış hukuk vakaları romanlarını tanıyacağız. Tipik BM İnsan Hakları Komisyonu kararlarını ve AİHM kararlarını irdeleyerek tartışacağız. Ayrıca mevcut egemen yargı pratiğinden tipik örnekleri eleştirel bir tarda inceleyeceğiz.

ÇALIŞMA KONULARI

A- Bir Üst Yapı Kurumu Olarak Hukuk (Yansıma, Baskıcı-Ayrıcalıkçı-Özgürlükçü) Hukuk ve Sözleşme, Adalet Kuramları, Hak Kavramı

B- Küresel Olağanüstü Hal Hukuku, ‘Düşmanla Savaş Hukuku’, TMY, PVSK, Tanık Koruma Konunu, Gizli Tanıklık-Gizli Soruşturmacılık, Devlet Sırrı Yasası, İletişimin Denetlenmesi

C- Özgürlükler Açısından Ceza Yasasının ve Ceza Yargılaması Yasasının İrdelenmesi ( Tahkik, İtham, Karma Sistemler)

D- Ceza Yargılamasında Diyalektik, İspat Sorunsalı, Dürüst Yargılanma Hakkı, Çapraz Sorgu, Yargılamaya Halkın Katılımı, Delil Yasakları, Aleniyet

E- Savcı ve yargıcın reddi.

F- Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı, Kişi Dokunulmazlığı, Özel Yaşamın Gizliliği, Aydınlanma Çağı, Burjuva Devrimlerinde ve Marksizm de Düşünce Özgürlüğü ve Yaşam Hakkı

G- Suç, Ceza ve Hapishane, Ceza Hukuku Politika İlişkisi, Toplumsal Savunma İlkeleri.

H- İnsancıl Hukuk Belgeleri, İnsan Hakları Hukukunu İrdeleyen Belgeler ve Kararlar, Evresel Hukukta Soykırım, İnsanlığa Karşı Suçlar ve Savaş Suçları.

I- İnsan Hakları Kavramının Evrimi ve Marksizm

İ- Anayasa Sorunsalı, Laiklik, Halkların Hakları ve Azınlık Hakları

J- Feminist Hukuk, Hukukta Kadın

K- Hukuk Fakültesi ve Hukuk Öğrenimi

L- Hukuk ve Milliyetçilik

M- Felsefe-Din- Ahlak ve Hukuk İlişkisi; Etik- Hukuk İlişkisinde Adalet ve Özgürlük

N- Amerikan Hukuki Realizm Akımı, Anglo Sakson ve Kara Avrupa Hukuku

O- Mukayeseli Hukuk, Roma Ve Hitit Hukuku, Eski Ön Asya Toplumlarında Suç Kavramı Ve Ceza

Ö- Avukatlık Hukuku ve Ulusalüstü Bağıtlar

P- Merkeziyetçilik-Ademi Merkeziyetçilik, Özyönetim

  Temsili Demokrasi- Doğrudan Demokrasi

R- Halkların Barış Hakkı Ve Hukuk

S- Anarko Komünal Hukuk Arayışları

T- Ara Rejimler, OHAL ve OHAL Kararnameleri

U- Başkanlık ve Yarı Başkanlık Rejimleri

Ü- Günümüzde Silahlı Çatışmaların Son Bularak Barışçıl Çözüme Kavuşmaları, Toplumsal Yüzleşme, Toplumsal Hafıza. ( Kolombiya, Filipinler, Mymirea)

Başlama Tarihi: 4 Mayıs Perşembe- Saat 19.30 –  12 Hafta

·         FİLİSTİN SORUNU VE ARAP-İSRAİL ÇATIŞMASI

Erhan KELEŞOĞLU

http://ozguruniversite.org/wp-content/uploads/2017/02/erhan_keles.jpg

Seminer dizisi kapsamında kısaca Filistin Sorunu’nun ortaya çıkışı tarihsel arka planı ile birlikte anlatıldıktan sonra 1948’den itibaren yaşanan savaşlarla birlikte günümüze ulaşan süreç irdelenecektir.

Kaynakça:

Ilan Pappe, Modern Filistin Tarihi, Ankara, Phoenix Yayınları.

Eugene Rogan, Avi Shlaim, Filistin Uğruna, İstanbul, Küre Yayınları.

Erhan Keleşoğlu, İsrail Yurttaşı Filistinliler:Yurttaşlık, Kimlik, Siyaset, İstanbul, Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Başlama Tarihi: 9 Mayıs Salı- Saat:19.30 –  4 Hafta

·         EDEBİYATTAN PORTRELER

Tahir ŞİLKAN

Önceden duyurusu yapılacak, Türk ve Dünya edebiyatından yazar ve kitapları hakkında seminerlerimiz gerçekleşecektir.

Başlama Tarihi: 13 Mayıs Cumartesi – Saat – 15.00 –  4 Hafta

·         DÜNYAYI DEĞİŞTİREN DÜŞÜNÜRLER

Sadık USTA

http://ozguruniversite.org/wp-content/uploads/2017/02/sadik.jpg

Felsefenin toplumsal devrimle ilişkisi

Tarihte çığır açan felsefi ve siyasi akımların, çoğunlukla büyük adamların, beyinlerin ve dehaların eseri olduğu düşünülür. Bu gerçeğin sadece bir kısmıdır. Toplumsal devrimlere eşlik eden felsefi ve siyasi devrimler, bilimsel, ekonomik ve kültürel gelişmelerin zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkarlar.

Büyük düşünürler, bilimsel-toplumsal dönüşümlere yaslanarak geleceğe dair felsefi öngörülerde bulunurlar.

Öncüler, toplumsal gelişmenin belli bir aşamasında, üretim ve bölüşüm ilişkilerindeki uyumsuzluğu ve hatta şiddetli çatışmaların baş göstereceğini saptar ve çareler düşünürler. Mevcut toplumsal düzenin, yeni gelişmelere, üretim ve bölüşüm ilişkilerindeki zorunluluklara uyum göstermesi gerekir. Bir bakıma gelişmekte olan toplumsal ihtiyaçlara yanıt verebilmek için söz konusu yenilikleri kucaklaması ve kendi içinde devrimci atılımlar yapması  gerekir. Ancak her daim görüldüğü gibi hakim siyasi ve ekonomik güçler, bütün bu gelişmeyi var güçleriyle engellemeye çalışmaktadırlar. Bu süreçte halklar, ihtiyaçlara yanıt veremeyen ve orasından burasından çürümekte olan mevcut düzene itiraz ederek veya kimi zaman ayaklanarak hoşnutsuzluklarını ortaya koymaktadırlar. Bu durumda, toplumsal gelişmeyi boğmakta olan kurum ve ilişkiler, bilim, ekonomi, kültür ve siyaset felsefesinin oluşturduğu yeni iklim ve zeminde aşılarak başka bir toplumsal düzene yol açarlar.

Nasıl ki insanlık tarihi büyük devrimci altüst oluşlarla ilerliyorsa, siyaset bilimi ve siyaset felsefesi de bu gelişmelere birebir eşlik ederek gelişmektedir.

Bunun böyle olduğunu, görüşlerine yer vereceğimiz filozof ve bilim adamlarının hayatları da açık bir şekilde kanıtlamaktadır.

İnsanlık tarihinin düşünsel birikimi, hiçbir şekilde kesintiye uğramadan günümüze kadar gelebilmişse, bunun en önemli nedeni materyalist felsefenin, tarihin derinliklerine kadar inen kökünün hiçbir zaman kurumamış olmasındandır; bu düşünce akımları kimi zaman bir derenin suyunun diplere çekilmesi gibi daralmış, kimi zaman da bilimsel ve toplumsal devrimlerin “kar sularıyla” beslenerek bir çağlayana dönüşmüştür. Bu olgu bize, tarihe uzun erimli bakmayı; Ernst Bloch’un ifadesiyle “umut ilkesini” elden bırakmamayı ve geleceğe haklı olmaktan kaynaklanan bir iyimserlikle müdahale etmeyi öğretmektedir. Sanırız ülkemiz, umut ilkesinin elden bırakılmaması gereken böylesi bir süreçten geçmektedir. Ama tarihsel bilincimiz bize, tıpkı felsefe tarihinde olduğu gibi paniğe kapılmamayı, derinden gelen dalgaya odaklanmayı salık vermektedir.

Kısa ders kapsamında ele alacağımız düşün adamları ve öğretileri, materyalist felsefe tarihinin önemli uğraklarıdır. Zorunluluklar nedeniyle mevcut filozof ve düşün adamlarının sadece en seçkin olanlarına yer verilecektir. Dört seminer kapsamında düşündüğümüz bu etkinlik, insanlık tarihinin derinliğinden gelen ve günümüzün modern sınıflarının ortaya çıktığı, bilim ve felsefe üzerindeki sır perdesinin aralandığı 19. yüzyılın sonlarına kadar, felsefe tarihinde ve dolayısıyla insanlık tarihinde iz bırakmış, eserleri ve etkinliğiyle dünyayı dönüştürmüş özgün filozofların baş yapıtlarından örnekler sunulacaktır. Uygarlık nehri, yer yüzünün çeşitli coğrafyalarından geçerken, hem geçtiği diyarları sular hem de yöre derelerinden beslenerek daha da gürleşirmiş. Biz de bu yolu takip ederek fikir ve eylemleriyle insanlık tarihini dönüştüren filozof ve düşünürlerden bir seçki sunacağız.

I.Hafta:

Materyalist felsefenin kökleri ve toplumsal etkisi

Birinci derste genel anlamda şu sorulara yanıt aranacaktır:

Felsefe nedir? Felsefe ne zaman ve hangi tarihsel süreçlerde ortaya çıktı?

İdealizm mi yoksa materyalizm mi öncelikli oldu?

Tarihten günümüze değişmeyen felsefi bir çizgi var mıdır?

Maddenin ve hareketin doğasına ilişkin ilk bilimsel öngörüler…

Özgürlük, eşitlik ve ütopik düşüncenin felsefeyle ilişkisi?

1.     Eski Şark Köleci Toplumlar

2.     Antik Yunan-Roma Dönemi

3.     Feodal ve Erken Burjuva Dönem

Öğretilerine başvurulacak filozoflar ve uğranacak coğrafyalar şunlardır:

·         Sümer’de sınıflı toplumların, devletin ve devrimci fikirlerin ortaya çıkışı…

·         Hint filozoflarından (VedalarUddalaka vs) fragmanlar… Maddenin doğasının keşfine yönelik bilimsel aforizmalar…

·         Çin felsefesinde (Konfüçyüs, Lao Tse, Me-ti) diyalektik, özgürlük ve eşitlik kavramının doğuşu… Olgulara bütünlüklü bakmanın önemi ve rasyonel yaklaşımlar…

·         Antik Yunan ve Roma felsefesinde (Hesiodos, Anaximander, Heraklit, Demokrit, Platon, Aristoteles, Epikür, Lukretius) atomcu, materyalist ve diyalektik yaklaşımlar… Özgürlük ve eşitlik kavramının kökenine dair bulgular…

·         Doğu-İslam felsefesi (El-Kindi, Farabi, İbn Sina, Gazali, İbn Tufeyl, İbn Rüşd)

·         Yeniden Doğuş (Rönesans) döneminin filozof ve eylem adamları (Leonardo, Thomas More, Erasmus, Luther, Müntzer)

1.     Hafta:

Rönesans’tan Aydınlanmaya Felsefenin Yükselişi…

İkinci derste madde-ruh ikiliği ve hareketin kaynağı tartışmasının yanı sıra, Katolik kilisesinin ideolojik hegemonyasının kırılmasını sağlayan yeni felsefi görüş ve akımlara değinilecektir…

Poteleme’nin evren modelinin çöküşü, birbiri peşi sıra gelen bilimsel keşifler ve maddi üretim sürecinin yoğunlaşmasının felsefe üzerindeki etkisi…

Maddeden bağımsız bir ruh var mıdır? Düşüncenin kaynağı nedir ve nasıl oluşur?

Maddenin ve hareketin kendine özgü yasaları var mıdır?

Materyalist felsefenin toplum hayatına etkileri nelerdir?

Hollanda ve 1640 İngiliz burjuva devrimlerinin etkisi…

Dünyanın, insanın ve toplumların oluşum süreçlerine dair kuramlar…

Merkezi devlet yapılanmasına ilişkin modern kuramlar…

Avrupa’da yükselişe geçen devrimci burjuva felsefesinin ayak izleri…

İkinci seminerde görüşlerine değinilecek filozoflar şunlardır:

·         Kopernik’in yeni evren modeli; Jean Bodin’in materyalist toplum ve devlet modeli; Bruno’da varlık, özne ve diyalektik…

·         Bacon’ın deneysel bilime ilişkin kuramı; Galilei’nin hareketin yasalarına ilişkin çığır açıcı buluşları…

·         Hobbes’un Leviathan’ı ve toplumsal yapının inşası sorunu; Descartes’un “Cogito ergo sum!” tümcesinin devrimci anlamı…

·         Spinoza’nın çığır açan materyalist görüşleri; Locke’un düşüncenin ve anayasanın kökenine ilişkin kuramları; Leibniz’in olgulara bütünlüklü bakan diyalektik kuramı; Meslier’in tanrıtanımaz görüşleri ve ütopik komünizmi; Montesquie’de toplum ve yasaların materyalist çözümlemesi…

III.Hafta

Aydınlanma ve Devrimler Çağı

Maddenin varlığının ve hareketin nedenlerinin bilimsel açıdan kavranmasına yönelik ilk temel görüşlerin nasıl ortaya çıktıklarına değindikten sonra ikinci derste maddi dünyanın, insanoğlunun, düşüncenin ve toplumların (devletlerin) nasıl oluştuklarına dair kuramları incelemiş ve toplumsal hareketin yasalarına değinmiştik.

Üçüncü derste ise toplumların değişiminin ve dönüşümünün yasalarının olup olamayacağını, varsa bunların neler olabileceğine dair bilimsel-materyalist görüşlere yer verilecektir. Bu çerçevede Aydınlanma filozoflarının maddeyi, toplumları, din ve tanrı kavramına ilişkin bilimsel yaklaşımları ele alınacak ve ayrıca toplumsal dönüşümlerin hangi koşulların ürünü olduklarına ilişkin öğretilere değinilecektir.

Radikal materyalist Fransız felsefesinin üstatlarının eserlerinden hareketle, devrimci-toplumcu görüşlerin nasıl adım adım toplumsal-siyasal hayat üzerinde etkin olduğunu görecek ve ardından da önce Amerika’da 1776 yılında ardında da Fransa’da 1789 Büyük Fransız Devrimi’ne yol açan süreçlere ilişkin kuramlar incelenecektir.

Üçüncü seminerde görüşlerine başvurulacak düşünür ve filozoflar şunlardır:

·         Voltaire ve aklın isyanı; La Metrie ve İnsan Bir Makine…

·         Ansiklopedistler ve radikal aydınlanmacı akımın yükselişi; Rousseau’da Cumhuriyet fikri ve Toplumsal Sözleşmenin maddi zemini…

·         Tanrıtanımazlığın düşünsel temelleri: DiderotHolbachHelvetius ve D’Alembert’…

·         1776 Amerikan devriminde aklın kılavuzluğunda özgürlük ve mutluluk arayışları (Jefferson)…

·         1789 Fransız Devrimi’nde yükselen dev adamlar: RobespierreSaint-Jüst ve radikal Cumhuriyet ülküsü…

VI.Hafta

Aydınlanmadan Diyalektik Tarihsel Materyalizme

Felsefenin doruğu olan diyalektik tarihsel materyalizmi oluşturan süreçler nelerdir?

Burjuva iktidarların işbaşına gelme sürecini açıklanması… Üretimde muazzam gelişmenin koşullarını hazırlayan felsefi ve bilimsel hamleler…

Kentleşme, sermayenin yoğunlaşması ve sömürü süreci…

Sınıf mücadelesi teorisi; ilk işçi sınıfı ayaklanmalarının felsefeye etkisi…

Ütopik sosyalist akım…Ekonomi politiğin yükselişi ve klasik Alman felsefesinin sonu…

Bilimsel sosyalizmin doğuşunu hazırlayan koşullar…

Marx-Engels ve Kapital’in yazım süreci…

Görüşleri ele alınacak filozoflar şunlardır:

·         Ekonomi Politiğe ilişkin kuramlar: QuesnaySmithRicardo

·         Ütopik sosyalist düşünürler: Saint-SimonFourierRobert Owen

·         Felsefede devrim ve klasik Alman felsefesinin önemli düşünürleri: KantHegelFeuerbach

·         Marx ve Engels’in bilimsel sosyalist kuramı…

Kaynakça:
Sadık Usta (haz.), Dünyayı Değiştiren Düşünürler, cilt I-II-III, Yordam Kitap.

Sadık Usta, İlkçağ Ütopyaları-Mükemmel Toplum ve İlk Devlet Teorileri, Kaynak Yayınlar.

Başlama Tarihi:8 Mayıs Pazartesi Saat- 19.00 –  4 Hafta

 

·         İNSAN-SONRASI TARTIŞMALAR

Sibel YARDIMCI

http://ozguruniversite.org/wp-content/uploads/2017/02/sibel.jpg

Bu seminer kapsamında, sosyal bilimlerde kendinden menkul insan kavrayışının tartışmaya açılmasıyla başlayan “insan-sonrası” (post-human) tartışmalar genel hatlarıyla ele alınacaktır. Bu kapsamda, özellikle Donna Haraway’in metinlerinden hareketle, insan-hayvan-makine arasındaki ayrımın sorunsallaştırılması ve insanın yaşamı paylaştığı diğer “yoldaş türlerle” ilişkilerinin yeniden düşünülmesi üzerinde durulacaktır.

Kaynakçalar: 
Deleuze, G. (2009) “İnsan, Şüpheli Bir Varoluş”, Issız Ada ve Diğer Metinler, Istanbul: Bağlam.

Braidotti, R. (2014) İnsan Sonrası, İstanbul: Kolektif Kitap.

Haraway, D. (2010) “Siborg Manifestosu”, Başka Bir Yer içinde, yay. haz. Güçsal Pusar, İstanbul: Metis (ayrıca Pusar’ın “Sunuş” yazısı).

[Bruno Latour ve ANT: http://www.bruno-latour.fr]

Haraway, D. (2010) “Siborglardan Yoldaş Türlere: Teknobilimde Akrabalığı Yeniden Şekillendirmek”, Başka Bir Yer içinde, yay. haz. Güçsal Pusar, İstanbul: Metis

 

Başlama Tarihi: 3 Haziran Cumartesi- Saat:19.00 –  4 Hafta

·         BİLİM FELSEFESİ

Levent SAFALI

http://ozguruniversite.org/wp-content/uploads/2016/03/levent_safali.jpg

Bilim ile felsefe ilişkisini konuşacağımız bu 8 haftalık seminerde sıklıkla birbirine karıştırılan bilimsel düşünce ile felsefi düşünce arasındaki benzerlik ve farklılıkları konuşarak seminerlerimize başlayacağız.

Sonrasında ise  bilim ile felsefe arasındaki etkileşimi ve gerilimi ele almaya çalışacağız.  Felsefenin  “bilim” ile “bilimdışını” birbirinden ayırmaya çalışan “sınır çizme” (demarkasyon) argümanları da konumuz kapsamında.

Mantıksal pozitivizm,  popper’cı yanlışlama kuramı,  quine-duhem hipotezi   özel olarak ele alacağımız  bilim felsefesi kuramlarının belli başlıları olacaktır.

Bunun yanısıra bilim ile bilimdışı ayrımı yapmayan feyerabend’ın yaklaşımının tartışılması ile seminer dizimizi tamamlayacağız.

Başlama Tarihi: 6 Haziran Salı Saat 19.30 –  8 Hafta

 

Katip Mustafa Çelebi Mh. Billurcu Sk. No.5/2 Taksim – Beyoglu

 Tel: – (0 212) 292 77 40 – 249 12 92

www.ozguruniversite.org