Çarşamba , 14 Nisan 2021

HOCALARIN HOCASI FİKRET BAŞKAYA YENİDEN YARGILANIYOR – ADİL OKAY

Fikret
Başkaya 
2016’da yazdığı Asıl terör devlet terörüdür yazısından
dolayı [i]
yeniden yargılanıyor. İlk duruşması 21 Mart 2019’da. Yeniden dedim zira hocam,
arkadaşım Fikret Başkaya’nın hayatı yargılanmalarla, soruşturmalarla geçmiştir.
Ama o “aydın” duruşundan- mücadelesinden taviz vermemiştir. O ceberut /
kapitalist devlet kurmaylarını olduğu gibi kendini “aydın – entelektüel” sayan,
isimlerinin başlarında Prof. gibi çeşitli ünvanlar olan iktidar uşaklarını da
rahatsız etmiştir. Fikret hocayı ben Çağdaş Jean Paul Sartre’a benzetirim.
Birçoğunuz bilir ama ben yine anlatayım: Sartre, Cezayir’in bağımsızlık savaşı
sürecinde, Fransız askerlerinin tecavüz ve işkencelerine karşı Cezayir halkının
yanında yer almıştı. Cezayir’in bağımsızlığını desteklemişti. Bunun üzerine
dönemin polis şefi Sartre’ın hapse atılması gerektiğini söylemiş ama devlet
başkanı De Geaule, “Sartre Fransa’dır Fransa’yı hapsedemeyiz” diyerek bu
öneriyi geri çevirmişti. Elbette De Geaulle’un günahlarını affettirmez bu
yanıt. Ama insan düşmanından bile bir düzey bekliyor. AKP kurmaylarında ve
mahkemelerinde bu düzeyi de göremiyoruz.

Yeri gelmişken “Aydın- Entelektüel” kimdir sorusuna yanıt vereyim.

Entelektüel kavramının yerini bulduğu 1889 Dreyfus davasından sonra
Türkiye’de “aydın-münevver-mütefekkir” tanımları yaygınlaşmıştı. Süreç içinde,
özellikle 1980’den sonra, Fransa’da da (dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi)
entelektüellerin ışıkları sönmüş, lambaları patlamış, Emile Zola’nın ve yüzyıl
sonra onun izinden giden Sartre’ın çizgisinden sapmışlardır. Önceleri
“entelektüel”, aydınlar grubuna verilen ad iken (Emile Zola Dreyfus’u
savunurken yalnız değildi, 1500 kişilik bir entelektüel grubuydu), giderek tek
tek kişilere “entelektüel” denilmeye başlanmıştır. Günümüz Fransa’sında
neredeyse üniversite diploması olan herkese “entelektüel” denilerek, (kimi
zaman da “entello” diye alay edilerek) bu kavramın içi boşaltılmıştır.

J. Benda ise daha acımasız davranmış ve aydın ihanetinden söz etmiştir:
“işlevleri adalet ve akıl gibi ebedi olan ve çıkarlar üstü değerleri savunmak
olan aydın kişiler bu işlevlerine pratik çıkarları uğruna ihanet etmişlerdir. O
gün bugündür entelektüellere karşı duyulan hayranlık yanı sıra onlara temkinli
ve kuşkulu yaklaşmak adet olmuştur.” 1. Dünya savaşının bitiminde yaptığı
araştırmada Benda, entelektüelleri zengin sofralarından yemlenmek için
şaklabanlık yaparak kralın soytarısı rolüne soyunmaları üzerine ihanetle
suçlamıştır. Bu değerlendirmeleri son zamanlarda bizi hayal kırıklığına uğratan
bazı sanatçılar için de yapabiliriz.

İşte bu coğrafyada “gerçek” aydın tanımına uyan az sayıda insandan biri
Fikret Başkaya’dır. Zira o vicdandır. Gerçeğin aynasıdır. Dünyanın tanıdığı,
tekellerden ve devletten bağımsız saygın aydınlarımızdandır.

Fikret hoca
hakkında hazırlanan iddianameden bir bölüm paylaşayım:

“Şüpheli
Fikret Başkaya’nın sol terör örgütleri içerisindeki şahıslarla irtibatlı olduğu
şeklinde teyite muhtaç istihbari bilgi edildiği (09/06/2017 tarih ve 09:57
zamanlı tutanak),

Şüphelinin ikametinde
icra edilen arama neticesinde digital materyallere el konulduğu,

Şüphelinin;

“ozguruniversite.
org/2016/11/07/asil-teror-devlet-terorudur-fıkret-baskayol”
uzantılı internet sitesindeki “Asıl
terör devlet terörüdür-Fikret Başkaya”
başlıklı yazısının;

“Devlet
aslında bir suç örgütüdür. Düşmansız yapamaz, varlığını “düşmanın”
varlığına borçludur. Bu yüzdende düşman üretmek, yeniden üretmek zorundadır. Bu
amaçla da sürekli olarak teröre başvurulur. Kelimelerin, kavramların ne anlama
gelmesi “gerektiğine” devletin adamları karar verir ama bu dünyada,
bu sınıflı toplumlarda herkes için aynı anlama gelen bir kelime, bir kavram
mümkün değildir. Devlet neyin terör, kimin terörist olduğuna karar verir ve
gereğini yapar… Sözde suçla, suç örgütleriyle mücadele ettiği söylenir ama
asıl suçu ve suçluyu üreten-yaratan devletin kendisidir… Toplumun geniş
kesimlerini yoksullaştırarak, mülküzleştirerek yol alır. Mülk sahibi sınıfların
bir iktidar aracıdır ve onların hizmetindedir. Büyük hırsızlar (mülk sahibi sınıflar)
daha çok çalsınlar diye, küçük hırsızları etkisizleştirmek esastır.
Hapishanelerde yatanlar bilir: orada büyük büyük hırsızlara rastlanmaz…Saint
Augustine’nin naklettiği bir anektot durumu netleştirmeyi kolaylaştırabilir:
Bir korsanı yakalayıp Büyük İskender’in huzuruna çıkarıyorlar. İskender,
korsana “sen nasıl denizlerin huzurunu bozarsın, dünyayı rahatsız
edersin” dediğinde, korsan kendinden emin şöyle diyor: “Aslında
ikimiz de aynı şeyi yapıyoruz ama bir farkla, ben bu işi küçük gemiyle yapıyorum,
sen koskoca bir donanmayla yapıyorsun ve bana haydut, sana da imparator
diyorlar”. (1)

Son olarak Fikret hoca’nın “suç” sayılan yazısının altına imzamı
atacağımı ilan ediyorum. Kurucusu olduğu Özgür Üniversite’nin konuyla ilgili
Dayanışma Çağrısı’nı paylaşarak bitiriyorum diyeceklerimi:.

Fikret Başkaya yalnız değildir.

10.03.2019

Basına ve Kamuoyuna…

25 Şubat 2019

DÜŞÜNCE VE  İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK BASKILARA SON

HİÇ KİMSE  DÜŞÜNCELERİNDEN DOLAYI YARGILANAMAZ

Türkiye ve Ortadoğu Forumu Vakfı ( ÖZGÜR ÜNİVERSİTE)  
başkanı, değerli hocamız, yazar Fikret Başkaya hakkında, 7
Kasım 2016 tarihinde ozguruniversite.org  sayfasında
yayınlanan “Asıl Terör Devlet Terörüdür” başlığını taşıyan
yazısında, terör örgütü propagandası yaptığı gerekçesiyle Ankara
21’inci Ağır Ceza Mahkemesinde dava
açılmıştır. 

Fikret Başkaya, hayatı boyunca ifade özgürlüğünün ve özgür düşüncenin
yorulmaz bir savunucusu olmuştur.

Fikret Başkaya hocanın yazısında, terör örgütü propagandası “keşfetmek”,
mesnetsiz olduğu gibi, söz konusu yazının dava konusu yapılması da kabul
edilebilir değildir.

Bu tutum  özgür düşüncenin ve ifade özgürlüğünün inkârıdır. Ve 
ifade özgürlüğünü, özgür düşünceyi, özgür tartışmayı yasaklayan bir rejim, bir
sosyal sistem önünü göremez, yolunu bulamaz, çürür ve çöker…

Açılan davanın ilk duruşması 21 Mart 2019 Perşembe günü saat
09.30’da  Ankara
21’inci Ağır Ceza Mahkemesindeyapılacaktır. Özgür Üniversite olarak, ifade (düşünce) özgürlüğünü
önemseyen herkesi, hocamızla dayanışmaya çağırıyoruz.

 Unutmamak gerekir ki, “özgürlük farklı düşünenin, başkasının
özgürlüğüdür”

Saygılarımızla…

Özgür Üniversite

Fikret Başkaya: 1940’da doğdu. Ankara Üniversitesini
bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde iktisat alanında doktora
öğrenimini tamamladı. Abant İzzet Baysal Üniversitesinde öğretim üyesi olarak
görev yapmanın yanı sıra, çeşitli kuruluşlarda ve Sosyal Hizmetler Akademisinde
araştırmacı ve eğitmen olarak çalıştı. Birçok araştırma makalesinin ve kitabın
(en ünlüsü, kapitalizmin mevcut formlarındaki ideolojisinin  mantığını ve
ana temalarını açığa çıkaran Paradigmanın İflası isimli kitabı )
yazarıdır. İlki 20 ay Haymana Kapalı Cezaevi, ikincisi 2004 yılında üç yıllık
mahkumiyet olmak üzere iki kez siyasi tutsak olarak cezaevinde kaldı. 2007’den
beri ders verdiği Özgür Üniversite’nin kurucusudur[i].


[i] Fikret
Başkaya, Asıl terör devlet terörüdür, 7
Kasım2016 , http://ozguruniversite.org/2016/11/07/asil-teror-devlet-terorudur-fikret-baskaya/;
tükçede yeniden yayımlandı – on 26 Şubat. 2019, http://avrupaforum.org/asil-teror-devlet-terorudur-fikret-baskaya-2/ –
and in its German translation, http://avrupaforum.org/der-wahre-terror-ist-der-staatsterror-fikret-baskaya/.