Çarşamba , 14 Nisan 2021

Sizin kaç koçunuz var?* Fikret Başkaya

Koç, Koyunun erkeği, kurban bayramlarının en çok
kaybedeni… Övgü içeren bir niteleme sıfatı… “Güçlü kuvvetli  insanlara
yakıştırılan bir sıfat aynı zamanda… Mesela ‘Koç gibi oğlun var… denir..
Bir de hitap tarzı, ‘dinle koçum’ gibi… Koç burcu, Koç Holding, Kamil Koç
otobüs firmasının adı… Bir de ‘koç başı’ denilen var… Bu yazının konusu
olan bir koç daha var ki, Amerikancadan geliyor: coach‘un Türkçeleşmiş versiyonu… Yazılışının değil, okunuşunun
çevirisi…  

Amerikanca coach, başlarda
bir sporcuyu ve spor kulübünü çalıştırana deniyordu. İste, antrenör,
çalıştırıcı anlamında, futbol, koçu, basketbol koçu, boks koçu gibi… Fakat
kapitalizm yol aldıkça, özellikle de neoliberal küreselleşme çağında, sınırsız metalaşmaya,
paralılaşmaya, soysuzlaşmaya paralel olarak, kelimenin ‘kullanım alanı’ da
hızlı bir tempoyla genişlemiş görünüyor. O kadar ki, artık koçluk, şeyinden meslek icat etmenin bir aracı
haline gelmiş durumda… Velhasıl, ‘koçluğun’ ve ‘koçların’ sınırı yok…
Kapitalizm insan ve toplum yaşamının tüm veçheleri de dahil, her şeyi
metalaştırır, canlı olan ne varsa, ölü
metalara, bir kâr aracına  dönüştürürken
,
hiç bir şeyi ıskalamazken, kerameti kendinden menkul koçların sayısının artması
neye şaşırtıcı olsundu…

Koçların en çok bilineni yaşam
koçu.
Tanımı şöyle: “Yaşam koçu;
performansımızı, olumlu olumsuz alışkanlıklarımızı fark etmemizi sağlayan
kişidir”.
Eğer, performansınızı, olumlu olumsuz alışkanlıklarınızın ne
olduğu merak ediyorsanız, hemen bir yaşam koçunun kapısını çalın… Dr. Cengiz
Başkaya, sürekli yeni koçluk biçimlerinin ortaya çıkmasıyla ilgili olarak şöyle
diyor: ” Bence böyle bir yapay mesleğin
ortaya çıkması, toplumsal yaşamda ve çalışma dünyasında dayanışmanın nerdeyse
tamamen ortadan kalkması, kurumlar ve çalışanlar arasında acımasız bir
rekabetin kural haline gelmesinin bir sonucu. ABD’de ortaya çıkması da bir
tesadüf değil. Bu ülkede çalışanlar ortalama iki yılda bir iş, dört yılda da
bir sektör değiştirmek zorunda. Sürekli kişisel gelişmeyi hedefe koyan ve işten
çıkarılma tehdidinin hep canlı tutulduğu bir ortamda, kişiler kendilerini her
zaman yetersiz görmek durumunda. Hissettikleri eksiklik ve boşluk duygusu yeni
bir meslek ortaya çıkardı. Koçluk bütün dünyaya yayılmış durumda. Türkiye’de de
koçlara rağbet epey arttı”.
[1]

Koçlar kurumlara ve kişilere yönelik faaliyet gösteriyor ve
farklı aşamaları var: Yaşam koçluğuyla başlanıyor, onu ‘master koçluk’ izliyor. Bir sonraki aşama profesyonel yaşam koçluğu‘ ki, artık koç, bir koç eğiticisi/yetiştiricisidir…
Başka türlü ifade edersek, koç yetiştiren
koçtur…
Uzman yetiştiren uzman… Yakında ‘koç mektepleri’ ortalığı
kaplarsa şaşırmayın…

En çok bilinen koçluk türleri şunlar ama bir sınır yok! Zira,
sınır sürekli genişliyor. Buna: “Ey
koçlar, sizin için sınır yok!
” da diyebilirsiniz…

Üst yönetici koçluğu,
Performans koçluğu, Girişimcilik koçluğu, Kariyer koçluğu, Aile koçluğu, Yaşam
koçluğu, İş koçluğu (business coaching),
Birebir yönetici koçluğu, Grup koçluğu, Yeni atanmış lider koçluğu (Newly assigned leader coaching), İlişki
koçluğu, Yüksek potansiyel veya gelişimsel koçluk (High potencial or developing coaching), Geri besleme bildirimi sağlama
ve gelişim planlama koçluğu (coaching to
provide feedback debriefing and development planning
), Hedeflenmiş davranış
koçluğu, Miras koçluğu (legacy coaching),
yöneticileri bir üst düzey yöneticiliğe hazırlama anlamında bir koçluk türü
olan Başarı koçluğu (succecion coahing),
Sunum ve iletişim becerileri koçluğu, Sağlık koçluğu, Öğrenci koçluğu, Sınav
koçluğu, Nefes koçluğu…

Mesela tıbbın farklı  branşlarında
uzman olabilmek için lise sonrası, 6 yıl tıp eğitiminin ardından, 4-6 yıl daha da
ihtisas [uzmanlık] eğitimi gerekiyor… Oysa, yaşam koçu olmak için bir aylık
(yaklaşık 100) saat eğitim yeterli…  Üstelik
yüze yüz eğitim de gerekmiyor. Bir koçluk ilanı  şöyle:  

Öğrenci Koçluğu
ve Eğitim Danışmanlığı Sertifika Programı, internet ortamında uzaktan eğitim
yöntemiyle verilmektedir.

Eğitim Süresi: 30 Gün
/ Toplam 100 Ders Saati

Eğitim Şekli: Uzaktan
Eğitim Sistemi İle İnternet Üzerinden Video Ders ( A-Senkron)

Sınav: Eğitimin
Görüleceği Uzaktan Eğitim Sistemi Üzerinden Videolu Derslerin 70% Tamamlanmak
Şartı İle Uzaktan Eğitim Sistemi Üzerinden Online Olarak Gerçekleşecektir…

Yüz saatlik eğitimin sonunda sertifikayı alan artık koçluğa
başlayabilir. Bir dükkan açabilir. Sertifikayı (diplomayı) cebe koşmuştur bir
kere… Burjuva toplumunda insanlara ekseri bir şeyler bildikleri için diploma
verilmez, diploma sahibi oldukları için bir
şeyler bildikleri
varsayılır… Mesela sahte bir diplomayla 40 yıl boyunca,
 ‘dahiliye uzmanı hekim olarak’, ya da
avukat olarak çalışmak mümkündür ve bunun örnekleri de yok değildir…

Egemenlik sistemi ‘uzmanı’ boşuna yüceltmez…  Uzmanın uzmanlığı, sömürü ve baskı düzeninin
hizmetine sunulur. Sistem uzman üzerinden kendini meşrulaştırır ve sürekliliğini
sağlar. Zira, uzman, maddi-sosyal gerçekliğin çok küçük bir veçhesi üzerine
odaklanır, parça hakkında bilgi sahibidir ama bütünden habersizdir… Ağacı görür de ormanı görmez… Oysa, gerçek [hakikât] bütündedir… Bütün her şeydir, parça hiç bir şeydir… Uzmanlık
derinleştiktçe ‘bütünden’ uzaklaşılır… Eğitim sistemi de, bireyin parçayı
görüp, ‘bütünden’ habersiz olmasını sağlayacak şekilde kurgulanır… Amaç,
insanların şeylerin gerçeğine nüfuz etmelerini
engellemektir…
Söylediklerimden ‘herkes her şeyi bilmeli’ gibi bir anlam
çıkarmak doğru olmaz. Burada uzmanın sistem tarafından neden yüceltildiği, ve
son tahlilde ne işe yaradığını, uzmanla entellektüel arasındaki farkı
hatırlatmaktır…

Artık insanların neyi ne kadar yiyip- içeceğinize, nasıl
yatıp-kalkacağınıza, nasıl düşüneceğine, nasıl davranacağına velhasıl her şeye
‘konunun uzmanlarının’, ‘koçların’ karar veriyor oluşu size saçma ve rahatsız
edici gelmiyor mu? Bir seferinde, konferans vermek üzere bir Anadolu kentine
gitmiştim… Bir genç bana eşlik ediyordu. Ertesi sabah kahvaltı için otelin
lobisine indik… Bir şeyler alıp kahvaltıya oturduk. Bana eşlik eden genç:
Hocam ceviz de alsaydınız, uzman
faydalı olduğunu söylüyor
” dedi… “İnsanlar o cevizi binlerce
yıldır yiyor, faydalı olmasa yerler miydi?” dediğimde, yüzüme şaşkın
bakmıştı… Aslında insanlar sanki ‘konunun uzmanları’, yeni yetme koçlar
lehine düşünmekten istifa etmişler…  

Neyse, benim hiç
koçum yok!

* Bu yazı,
12 Mart 2019’da Yeni Yaşam Gazetesinde
yayınlanmıştır…