Çarşamba , 14 Nisan 2021

Üçüncü Dünya Savaşı’na hazırlık* Küresel askeri harcamalar 1,8 trilyon dolarla rekor seviyede – 4 Mayıs 2019

Stockholm Uluslararası Barış
Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) bu hafta yayınladığı yıllık rapora göre,
2018’de 1,8 trilyon dolara ulaşan küresel askeri harcamalar, Soğuk Savaş
sonrası yeni bir zirveye ulaşmış durumda. Bu, 2017’de dünya çapında yapılan
askeri harcamaların önceki yıllık rekorundan yüzde 2,6’lık bir artışa işaret
ediyor.

En dikkat çekeni, ABD’nin askeri
harcamaları, yüzde 4,6’lık artışla 649 milyar dolara ulaştı ki bu, ABD için,
SIPRI’nin 2011’den beri kaydettiği ilk yıllık harcama artışıdır. Başkan Donald
Trump’ın 2019 için 686 milyar dolarlık bir bütçeyi imzalaması ve 2020’de
Pentagon için 718 milyar dolar istemesi nedeniyle, bu eğilim devam edecek.
Kongre’nin Bütçe Ofisi, mevcut finansman sağlama eğiliminin sürmesi halinde,
ABD’nin önümüzdeki on yılda ordusuna 7 trilyon dolar harcayacağını tahmin
ediyor. Bu, eğitime, altyapıya ve kamu sağlığı programlarına harcanacak toplam
miktara eşdeğerdir.

2018’de en çok askeri harcama yapan 15
ülke

Trump yönetimi, hedefleri arasında ilk
sırada yer alan Çin ve Rusya ile “büyük güç çatışması”na hazırlanmak için,
ABD’nin cephaneliğini modernize edip geliştirmeye devasa meblağlar harcıyor.
Pentagon, önümüzdeki on yılda, nükleer başlıklarını (kıtalararası balistik
füzeler, denizaltıdan atılan balistik füzeler ve stratejik bombardıman
uçakları) her açıdan modernize etmeye 500 milyar dolar harcamayı bekliyor.
Buna, daha “kullanışlı” düşük verimli nükleer füzelerin geliştirilmesi ve
konuşlandırılması dahildir.

ABD emperyalizmi, ekonomik konumu
gerilerken bile aralıksız küresel egemenlik hedefi nedeniyle, askeri
harcamalarda hem müttefiklerini, hem düşmanlarını fazlasıyla geride bırakıyor.
2018’de, ABD, ekonomik rakibi Çin’in miktarından (250 milyar dolar) iki buçuk
kat ve sözde en büyük tehdit olan Rusya’nınkinden (61,4 milyar dolar) en az on
kat daha fazla askeri harcama yaptı. 2018’de, dünyadaki askeri harcamaların
yüzde 36’sını yapan ABD, kendisinden sonra gelen sekiz ülkenin toplamı kadar
harcama yaptı.

Bu devasa askeri takviye, en ufak bir
itiraz iması bile olmadan, siyaset kurumunun bütün hiziplerinin desteğiyle
gerçekleştiriliyor. Doğrusu, Demokratik Parti’nin Trump’a yönelik başlıca eleştirisi,
daha fazla askeri takviye ve Rusya’ya yönelik daha saldırgan bir duruş
talebiyle, sağdan gelmektedir.

ABD’nin Ortadoğu’daki başlıca Arap
müttefiki olan kanlı Suudi monarşisi, gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 8,8’i
ya da 67,6 milyar dolar ile dünyada ekonomik çıktısının en büyük kısmını
harcamada başı çekmesinin ardından, askeri harcamada üçüncü sırayı tuttu.

1988-2018 arası, bölgelere göre, dünya
askeri harcamaları

Obama yönetimi, sekiz yıl boyunca,
krallığa, değeri 110 milyar doları aşan silahlar akıtmıştı; silah tedariki ve
eğitim, Trump döneminde de devam etti. Suudi Arabistan, dört yıldan daha uzun
süredir, Yemen’e karşı amansız bir saldırı yürütüyor. On binlerce kişiyi
öldürdüğü ve milyonlarcasını açlıktan ölümün eşiğine sürüklediği bu savaşta,
savunmasız halka karşı ABD’nin sağladığı savaş uçaklarından ve bombalardan
yararlanıyor.

Rusya, harcamasının art arda ikinci yıl
düşmesiyle, ilk beşte yer alamadı ve Fransa (63,8 milyar dolar) ile Hindistan
(66,5 milyar dolar) tarafından geride bırakıldı. Hindistan, askeri takviye
konusunda, komşusu Pakistan’ı (11,4 milyar dolar) gölgede bırakıyor. İki Güney
Asya ülkesi, bu yılın başında savaşın eşiğine gelmişti.

Harcamasını 2009’dan bu yana yüzde 9
arttıran Almanya, 2018’de ordusuna yaklaşık 50 milyar dolar harcayarak, dünya
sıralamasında dokuzunculuktan sekizinciliğe yükseldi. Berlin’deki koalisyon
hükümeti, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olarak konumunu öne sürmek amacıyla,
dış askeri müdahalelerdeki rolünü arttıracağını ilan etmişti. Almanya, 2025’e
kadar ordusuna GSYİH’sinin yüzde 1,5’ini harcamayı planlıyor.

Devlet Başkanı Vladimir Putin
yönetimindeki Moskova, hem Amerikan demokrasisinin varlığını sürdürmesine, hem
de Doğu ve Orta Avrupa uluslarına yönelik eli kulağında bir tehdit olarak sunulsa
da, NATO ittifakı (963 milyar dolar), Rusya’dan yaklaşık 16 kat fazla askeri
harcama yaptı. 2016’dan beri, ABD’li ve Batı Avrupalı binlerce asker, dünyadaki
en büyük nükleer silahlı güçlerden biri ile savaş için olası tuzak teli işlevi
görmek üzere, Rusya’nın batı sınırındaki ya da yakınlarındaki NATO üyesi
ülkelere konuşlandırıldılar.

Polonya, 2018’de 11,6 milyar dolarla,
Orta Avrupa’da askeri takviyede başı çekti. Bu, önceki yıldan yüzde 8,9;
2009’daki rakamdan ise yaklaşık yüzde 50 daha fazla. Pentagon, şu anda 800 ABD
askerinin Rusya toprağı olan Kaliningrad’dan sadece 85 kilometre uzakta,
Polonya’daki bir dönüşümlü üsse konuşlandırılmış olmasının yanında, “Trump
Hisarı” adlı kalıcı bir askeri üs kurmaya doğru ilerliyor.

Askeri harcamada yıllık en büyük artış
oranı gerçekleştiren 15 ülkenin sekizi, Güneydoğu ya da Orta Avrupa’daydı.
Letonya askeri harcamalarını yüzde 24 arttırırken, Bulgaristan yüzde 23,
Ukrayna yüzde 21 ve Litvanya ile Romanya yüzde 18 arttırdı. Litvanya, son on
yılda oran artışında Avrupa’da başı çekti ve askeri harcamasını bu süreçte
yüzde 156 arttırdı.

Asya’daki ve Okyanusya’daki harcamalar,
art arda 30 yıllık harcama artışıyla, 500 milyar dolara çıktı. Çin’in ve
Hindistan’ın arkasından, Japonya (46,6 milyar dolar), Güney Kore (43,1 milyar
dolar) ve Avustralya (26,7 milyar dolar) geliyor. Hem Obama dönemindeki
“Asya’ya dönüş”e, hem de Trump’ın mevcut ticaret savaşı politikalarına askeri
takviyenin eşlik ettiği bu dönemde, ABD’nin odak noktası, Çin’in yükselişine
karşı koymak oldu.

SIPRI rakamlarının gösterdiği şey,
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden ve
kapitalist ekonomik düzenin epey müjdelenmiş “zafer”inden yaklaşık otuz yıl
sonra, insanlığın, ABD emperyalizminin önderliğinde yaşanan yeni bir silahlanma
yarışı ile karşı karşıya olduğudur. Bu, nükleer silahlı güçler arasında yıkıcı
bir dünya savaşının çıkması tehdidi yaratıyor.

Askeri harcamalar: ABD, NATO ve Rusya
(2018)

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında
olduğu gibi, dünyanın, kaynakların ve jeostratejik geçitlerin kontrolü uğruna
rekabet eden ulus devletlere bölünmüşlüğü, dünyayı bir kez daha felakete
sürüklemekle tehdit ediyor. Çok büyük miktarda kaynaklar, rekabet eden egemen
seçkinlerin, dünya işçi sınıfı zararına bölgesel ve küresel ekonomik
çıkarlarını ileri sürme çabaları doğrultusunda heba ediliyor. SIPRI’nin
verileri, 41 trilyon doları aşkın bir miktarın, son otuz yılda dünya genelinde
ölüm ve yıkım saçan cephaneleri takviye etmeye harcanmış olduğunu gösteriyor.

Washington, DC’de ve Avrupa
başkentlerinde yeni savaş suçları hazırlanırken, ABD emperyalizminin geçmişteki
suçlarını ifşa edenler, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange ve ifşaatçılar
Chelsea Manning ile Edward Snowden susturuluyor. Dünya işçi sınıfının bugün
karşı karşıya olduğu kritik soru, reform mu, devrim mi değil; devrim mi,
karşıdevrim mi biçimindedir. Uluslararası işçi sınıfı, insanlığın tamamını
tehdit eden savaşa doğru çılgınca gidişe son vermek için harekete
geçirilmelidir.

Son dönemde, sosyalizme ilginin artışına
ve sınıf mücadelesinin uluslararası ölçekte yükselişine tanık olunuyor.
Fransa’daki sarı yelek protestolarından, Cezayir’deki kitlesel gösterilere ve
ABD’deki öğretmen grevlerinden, Meksika’daki maquiladora işçilerinin
grevlerine kadar, bu hareket, kapitalizm yanlısı sendikalardan ve siyasi
örgütlerden bağımsız ve onlara muhalefet içinde gelişiyor.

* wsws.org’dan … 4 Mayıs, 2019.