Cuma , 27 Kasım 2020

Yemen savaşın, çökmüş ekonominin ve COVID- 19’un basıncı altında eziliyor* – Jean Shaoul

22 Temmuz 2020
Beş yıldır devam eden Yemen savaşı, Ortadoğu’nun en
yoksul ülkesinde devasa bir yıkıma yol açıyor.
Suudi Arabistan, geçtiğimiz hafta üst düzey yetkilileri
öldürmek amacıyla başkent Sana, Saada ve Husi asilerin
kontrolünde olan kuzeydeki diğer şehirlere defalarca hava
saldırısı düzenledi.
Saldırılar, Husilerin Suudi başkenti Riyad’a ve Cizan,
Necran, Hamis Muşayt ve Abha’daki askeri tesislere füze
fırlatmasının ardından geldi. Suudiler iki füze ve altı insansız
hava aracını engelleyip yok ettiklerini söylerken, Husiler,
Suudi ve Yemenli liderlerin toplantı yaptığı Tadawin kampını
ve Suudi Savunma Bakanlığı’nı vurduklarını ve onlarca
kişiyi öldürüp yaraladıklarını iddia ettiler.

14 Haziran 2020’de çekilen bu fotoğrafta, yedi aylık bebek İssa İbrahim Naasser, Deir Al-Hassi’de bir kliniğe getirilmiş. Yedi aylık İssa sadece üç kilo ağırlığında. Onun gibi yüzlerce çocuk, yoksulluk ve çatışmadan kaynaklanan akut beslenme yetersizliğinden mustarip. Yemen. (AP Foto/İssa Al-Rajhi)

Husiler saldırılarının Suudilerin önderliğindeki koalisyon
tarafından işlenen suçlara yanıt olduğunu söylediler
Bunların en sonuncusu, Mayıs ayında, ülkenin
kuzeybatısında bulunan Hacca iline düzenlenen deniz
saldırısında biri çocuk 4 sivilin öldürülmesinin yanı sıra
Hudeyde limanında devam etmekte olan deniz ablukasıydı.
Söz konusu abluka, ilaç ve yemek gibi temel ürünlerin
Yemen halkına ulaşmasını engelliyor. 28 milyonluk Yemen
nüfusunun yaklaşık 14 milyonu açlık sınırında iken, yüzde
80’i gıda yardımına bağımlı durumda.
Suudilerin düzenlediği 257.000 hava saldırısı ve Birleşik
Arap Emirlikleri’nin (BAE) uyguladığı deniz ablukası, hem
doğrudan hem de dolaylı açlık ve hastalıktan kaynaklı
olarak yaklaşık 230.000 sivilin ölümüne ve 3,6 milyon
insanın yerinden edilmesine neden oldu. Çocukları Kurtarın
Vakfı’nın geçen seneki hesaplamasına göre, savaşın
başlangıcından beri beş yaşından küçük en az 75.000
çocuk açlıktan öldü. Kayıtlı kolera salgınlarının en kötüsü
tahmini 1,2 milyon kişiye bulaşmış ve en az 2.500 kişinin
ölümüne neden olmuşken, son seller Hadramut’ta bir dang
humması salgınını tetikledi. Birleşmiş Milletler bu yıl
yaklaşık 137.000 kolera ve ishal vakası kaydetti. Bunların
yaklaşık dörtte birini beş yaş altındaki çocuklar oluşturuyor.
Silahlı çeteler, milis kuvvetleri ve eski Suudi paralı askerleri,
insanları tehdit ediyor ve zorla paralarına el koyuyor.
Hastaneler ve okullar temel ihtiyaçlardan yoksun. Su
kaynakları, telekomünikasyon, elektrik üretimi ve yollar çok
kötü durumda ve bir kısmı Suudilerin önderliğindeki
koalisyonun hava saldırıları nedeniyle işlemiyor.
İnsan hakları örgütleri, Yemen’in gayri resmi gözaltı
merkezleri ve cezaevlerinde hukuk dışı gözaltılar, dayak,
tırnak sökme ve elektrik şokları gibi işkenceler olduğunu
bildiriyor. Bunlar, savaş süresince savaşın tüm taraflarınca

gerçekleştirilen suistimallerle artmış durumda. Bunlara,
resmi cezaevi ve gözaltı merkezlerindeki berbat koşullar
ekleniyor.
Savaştaki son tırmanış, ABD ve Fransa tarafından
desteklenen ve geçen sene Kasım ayında Hadi hükümeti ile
ayrılıkçı Güney Geçici Konseyi arasında imzalanan bir güç
paylaşımı anlaşması olan Riyad Anlaşması’nın ve
Suudilerin son dört aydır bir ateşkes yapma çabalarının
başarısızlığa uğramasının ardından geliyor. Husiler, Suudi
önderliğindeki koalisyonun 2015’ten beri yürüttüğü ve
haftalar içinde kazanmayı umduğu ancak pahalıya mal olan
bir savaşı yoluna koymada başarısız olduğu koşullar altında
bir ateşkeste uzlaşmaya isteksizler.
Savaşın kökenleri, ABD ve Suudi Arabistan destekli Devlet
Başkanı Ali Abdullah Salih’in 32 yıllık diktatörlük yönetimine
karşı kitlesel protestoların patladığı ve Salih’in orduyu
protestocuların üstüne gönderdiği 2011 Arap Baharı’na
dayanıyor. Salih, daha sonra, Şubat 2012 seçimlerine
zemin hazırlayacak şekilde, kendi başkan yardımcısı
Abdurrabu Mansur Hadi lehine istifaya zorlanmıştı. Bir
geçici hükümete yol açan seçimde Hadi tek adaydı. Ülkenin
kuzeyindeki Husi asiler, Hadi’nin yüzeysel reformlarını
reddederek, Sana’da tutulan eski diktatörün de desteğiyle
Hadi’yi Suudi Arabistan’a sığınmaya zorladılar.

1 Haziran 2020 itibarıyla Yemen’deki durum. Yeşil alan Yüksek Siyasi Konsey (Husiler) tarafından; pembe alan ise Hadi önderliğindeki hükümet ve müttefikleri tarafından kontrol ediliyor.

Suudi Hanedanı Mart 2015’te Husi asileri bastırmak ve
Riyad’da bulunan kuklaları Hadi’yi yeniden yönetime
getirmek için bir askeri harekât başlattı ve BAE ve diğer
Arap ülkeleriyle bir askeri koalisyon kurdu. Suudiler savaşı
havadan yürütürken, BAE, geçen sene savaştan çekilene
kadar, Yemen’in Kızıldeniz’deki başlıca limanı olan
Hudeyde’yi ablukaya aldı ve kimi Riyad kimi Abu Dabi
tarafından desteklenen istikrarsız ve değişken ittifaklarda
faaliyet gösteren yerel veya kabile milisleriyle birlikte pek
çok kara birliği sağladı.
ABD ve Birleşik Krallık, diğer büyük güçlerle birlikte,
Suudilerin önderliğindeki koalisyonu sonuna kadar
destekledi. Koalisyona savaş jetleri, ileri silahlar, malzeme,
askeri istihbarat, yakıt ikmal tesisleri ve karada gizli
kuvvetler bile sağladılar. Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi’nde savaşa diplomatik koruma sağlamanın yanı
sıra Husilerin ve karşı safa geçene kadar eski devlet

başkanı Salih’in kontrolü altındaki gruplara silah ambargosu
uyguladılar.
Beş yıllık savaş birçok çatışmaya dönüştü ve ülkeyi üçe
böldü. Birinci bölge, kuzeyde, aynı zamanda Ensarullah
olarak bilinen Husiler tarafından kontrol ediliyor. İkincisi
güneyde, Haziran’da Aden Körfezi girişi yakınlarındaki
başlıca nakliyat rotalarının yanı sıra Sokotra Adası’nı ele
geçiren BAE destekli Güney Geçici Konseyi (STC) ve
batıda, eski devlet başkanı Salih’in yeğeninin önderlik ettiği
Cumhuriyet Muhafızları tarafından kontrol ediliyor. Üçüncü
bölge ise, Hadi’nin giderek küçülen kuvvetleri tarafından
kontrol edilen doğu illerinde bulunuyor. Hadi güçleri sadece
Sana’daki Husilerle değil, Aden merkezli STC ve Şabra,
Mariv ve Hadramut yönetim bölgelerindeki muhaliflerle

savaşıyor. Bu durum, Suudilere ve onların yerli
işbirlikçilerine yönelik neredeyse genel nefrete tanıklık
ediyor.
Ülkenin ekonomisi de çökmüş durumda. Yemen’in para
birimi riyal, savaşın başladığı Mart 2015’ten bu yana
yabancı paralar karşısında en düşük seviyesine düştü.
Daha fazla düşüşler olabileceğine dair uluslararası
uyarıların ortasında, 2020’nin başından beri yüzde 12 değer
kaybetti ve bir ABD doları 800 riyal oranına düştü. Bu,
sadece devam etmekte olan askeri savaştan değil, aynı
zamanda koalisyonun ülkeye açtığı ekonomik savaştan
kaynaklanıyor. Söz konusu ekonomik savaş, Yemen’in doğu
ve güneyinde bulunan petrol ve doğalgaz sahalarının
kontrolünün ele geçirilmesini, Merkez Bankası’nın Sana’dan
Aden’e taşınmasını ve para birimine yapılan spekülatif
saldırıları kapsıyor. Husiler buna Aden’de basılan yeni
banknotların kullanılmasını yasaklayıp iki ayrı ekonomik
sistemin oluşmasına yol açarak karşılık verdiler.
Yemen için Riyad’ın ev sahipliğinde düzenlenen yakın tarihli
bir insani yardım konferansında sadece 1,35 milyar dolar

toplandı. Bu, belirlenen hedeften 1 milyar dolar kadar az ve
geçtiğimiz yıl toplanan 3,2 milyar doların yarısından daha
azdı. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Başkanı
Mark Lowcock, daha fazla para toplanmadığı takdirde
Yemen “yıl sonunda korkunç bir sonuçla karşılaşacak,” dedi
ve şunları ekledi: “Yemen şu anda tarihsel boyutlarda bir
trajedinin eşiğinde, uçurumun tam kenarında bulunuyor.”
Geçen ay BM’nin çocuk kurumu UNICEF, ay sonuna kadar
30 milyon dolar elde edemezse Temmuz ayında ülkedeki 4
milyon insan için su, sağlık ve temizlik hizmetlerini
sonlandırmaya başlayacağı uyarısında bulundu. UNICEF’in
Yemen temsilcisi Sara Beysolow Nyanti, “sağlık ve su
sistemlerinin çökmesini önlemeye çalışıyoruz. Artık biz de
çöküşün eşiğindeyiz,” dedi ve şunları ekledi: “COVID
bardağı taşıran son nokta olabilir. Şu anda toplumun yüzde
75’inin parası sabun almaya yetmiyor ve paraları olsa,
yiyebilecekleri bir şey ya da ilaç almayı seçerler.”
Nyanti, gelecek altı ayda 6.000’den fazla çocuğun, sağlık
hizmetinin berbat durumu, su ve sabun eksikliği ve yardım
çalışanlarının kaynak yetersizliği yüzünden destek
sağlayamaması sebebiyle, önlenebilir hastalıklardan ve kötü
beslenmeden öleceği uyarısında bulundu. Ayrıca bu yıl
ilerleyen zamanlarda 30.000 çocukta daha, hayatlarını
tehlikeye atacak düzeyde ciddi bir akut beslenme
yetersizliği görülebilir. Beş yaş altı çocuklarda yetersiz
beslenenlerin toplam sayısı 2,4 milyona yükselebilir. Bu, o
yaş grubundaki çocukların yarısı demek oluyor.
İlk vakanın kaydedildiği Nisan ayından beri yaklaşık 1.500
COVID-19 vakası ve 400’ün üzerinde ölüm rapor edildi.
Vaka sayısına göre yüksek ölüm oranı (küresel ortalamanın
yaklaşık dört katı), ülkede test kapasitesinin bulunmadığına
işaret ediyor.
15 Temmuz 2020.
*wsws.org’dan