Pazar , 9 Mayıs 2021

Mısır kadın hareketi ve öncüsü Hude Şaarawi – Faik BULUT

Kolaj: Independent Türkçe

Seniye Şaarawi, Mısırlı çevirmen ve yazar. İngilizceyi anadili Arapça kadar iyi bilip kullanıyor.

UNESCO gibi uluslararası kurumlarda Kahire ve Milano‘da ikamet ediyor. İşi nedeniyle her iki tarihi şehir arasında mekik dokuyor.

2011 yılında “Yüzünü Keşfettim: Kadın Hareketinin Öncüsü Hude Şaarawi’nin Hayatı” başlıklı bir kitap yazarak Kahire Kitap Fuarı’nda imzalamıştı.

Şaarawi hakkında yazılan kitabın kapağı.jpg
Şaarawi hakkında yazılan kitabın kapağı

Kitabın kahramanı, Seniye Hanım’ın babaannesi Hude Şaarawi‘den başkası değildi.

Hude Şaarawi'nin Hayatı ismiyle babaannesinin yaşamöyküsünü yazan Seniye Şaarawi.jpg
Hude Şaarawi’nin Hayatı ismiyle babaannesinin yaşamöyküsünü yazan Seniye Şaarawi

Yazar, 9 Mart 2019 tarihinde Kahire’deki Amerikan Üniversitesi’nde öğrencilere hitaben yaptığı bir konuşmada, ninesi Hude Şaarawi ile akranlarının, ülkedeki İngiliz yönetimine karşı başlatılan “1919 Mısır Devrimi”ne (kitlesel başkaldırı ve protestolara) katıldıklarını açıkladı.

Seniye Şaarawi, kitabı münasebetiyle yaptığı konuşma .jpg
Seniye Şaarawi’nin, kitabı münasebetiyle yaptığı konuşma

Bu arada belirtmek lazım; “1919 Devrimi”, Mısırlı kadınların toplumsal-siyasal talepler doğrultusunda erkeklerle birlikte hareket ettikleri ilk protesto değildi.

Piramitler Savaşı-yapan Louis François, Baron Lejeune-1808.jpg
Piramitler Savaşı yapan Louis François, Baron Lejeune, 1808

Daha öncesi de vardı:

1798’de İmparator Napolyon‘un ülkeyi işgal etmesi, Mısır toplumunda iki dikkat çekici zıt tutuma yol açtı.

Napolyon'un Mısır'ı işgali, Baron Antoine-Jean Gros tarafından Pramitler Savaşı diye resmedildi-1810.jpg
Napolyon’un Mısır’ı işgali, Baron Antoine-Jean Gros tarafından Pramitler Savaşı diye resmedildi

İlki, bazı Fransız işgalci subayların Mısırlı aristokrat kadınlarla evlenmesiydi. Bu evlilikler, Mısırlı kadınların geleneksel giyim tarzlarını değiştirmelerine, Fransız hemcinslerinin kılık kıyafetlerini taklit etmelerine neden oldu.

Bu taklitçilik, toplumda benimsenmediği gibi tepkiyle de karşılandı. “Fransız işgali sonucu getirilen yeni icatlar yüzünden kadınların bozulup yozlaştıkları” kanaati yaygınlaştı.

Bağlantılı olarak sosyal gelişmenin ikincisi hayata geçti: Mısırlılar, İslam dünyasının en eski ilahiyat-şeriat okulu sayılan El Ezher Üniversitesi baş imamının fetvası ve katılımıyla Fransız yönetimini protesto için sokağa döküldüler.

Bu sivil itaatsizlik eylemlerine katılanlar arasında her kesimden çok sayıda kadın da bulunuyordu.

Duriye Şefiq ve arkadaşları, bir protesto gösterisinde.jpg
Duriye Şefiq ve arkadaşları, bir protesto gösterisinde

Sözün özü şudur: Napolyon’un işgali sırasında Mısır toplumunu etkileyen Fransız Devrimi‘nin özgürlük, eşitlik ve kardeşlik fikirleri; zincirleme direniş ve çatışma faaliyetleri neticesinde işgalcilerin ülkeden kovulmasını ve 1805’te Kavalalı Mehmet Ali Paşa yönetiminin işbaşına gelmesini sağladı.

Eğitim ve sanayileşme dâhil hemen her alanda gerçekleştirilen geniş çaplı modernleşme hamlesinin çıkış noktası oldu.

Mısırlı kadın hareketi öncüleri.jpg
Mısırlı kadın hareketi öncüleri

Bu kapsamda Kavalalı, ebe yetiştirmek maksadıyla okul açtı. Kadınların eğitimi, onun torunu Sudan ve Mısır Hidivi İsmail Paşa tarafından yaygınlaştırıldı.

Paşa’nın üçüncü eşi Çaşem Afet Hanım, Suyliya Kız Okulu’nu açarak müfredata hem dini hem de modern (tarih, matematik gibi) dünyevi dersler koydurttu.

Eğitimin amacı, kadınları iyi bir anne ve eş olmaya hazırlamaktı.

Hude Şaawrawi'nin Hatıraları isimli kitabı.jpg
Hude Şaawrawi’nin Hatıraları isimli kitabı

Arap dünyasının en canlı ve köklü kadın hareketlerinden biriydi Mısır’da yaşanan.

19’ncu yüzyılda Mısır’ın Batı’ya uyum projeleri çerçevesinde gelişen kadın hareketi, aslında Avrupa çıkışlı özgürlükçü ve eşitlikçi fikirlerden etkilenen Mısırlı aydınların görüşleriyle aristokrat kadınların çabalarının sonucudur.

Kadın haklarını savunma konusunda ismi ön plana çıkan aristokrat aile mensubu Hude Şaarawi’nin hak mücadelesindeki rolüne yazının akışı içinde değineceğiz.

Hude Şaarawi, Dünya Kadın Hareketi'nin öncü isimlerinden-kaynak- AFP .jpg
Hude Şaarawi, Dünya Kadın Hareketi’nin öncü isimlerinden / Fotoğraf: AFP

Gelişmenin tarihi seyrine göz atarak ilerleyelim:

19’ncu yüzyılın son çeyreğinde başladığı varsayılan kadın haklarına ilişkin esas talep, okula gitmek ve eğitim almaktı.

Bağlantılı olarak ve zaman içinde şu talepler öne sürülmüştür: Sözde kalsa bile kadının çalışma ve karma eğitim hakkı. Kadına dair dini metinlerin eleştirisi gibi hassas konulara değinme yoktu bu talepler arasında.

Mısır Kadın Hareketi-Dört dalga halinde ve ülke meselesiyle birlikte toplumun gündemine girmiş .jpg
Mısır Kadın Hareketi, dört dalga halinde ve ülke meselesiyle birlikte toplumun gündemine girmiş

Ayrıca, her iki talep de Batıdaki gibi kadın-erkek eşitliği ilkesine dayandırılmadı.

Tersine; günlük çalışma hayatının gerekleri ve toplumun çağlardan beri sürdürdüğü gelenekleriyle âdetlerinden destek alındı.

19’ncu yüzyılın ikinci yarasından itibaren kadın haklarını fikirsel seviyede ileri sürenlerin başını Kasım Emin gibi aydın erkekler çekmekteydi -ki, kendisinin hayatı ve fikirleri hakkında bu gazetede bir makale yazmıştık.

Rönesans akımının Arap dünyası ve özellikle Mısır’daki etkisi, insanoğlunun temel haklarının çerçevesine dairdi.

O tarihte kadın hakları henüz belirgin ve ön planda değildi.

Kahire Üniversitesi'nin ilk kadın mezunları.jpg
Kahire Üniversitesi’nin ilk kadın mezunları

Kahire Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı dersleri veren Dr. Hale Kemal’in Mısır kadın hareketi tarihine ışık tutan akademik çalışması, İngilizlere karşı düzenlenen kadınlı erkekli başkaldırının başladığı 1919 ile 2011 yılları arasındaki gelişmeleri kapsıyor.

Yaklaşık yüz yıllık bu dönemde kadınların hak talepleri, bu alandaki kazanım ve başarıları ile hareketin karşılaştığı sosyal-siyasal tehlikeler araştırılmış.

Buna göre; Mısırlı kadınlar, milli bağımsızlık mücadelesiyle kadın hakları için mücadeleyi eşzamanlı olarak yürütmüş görünüyorlar.

İlk aşamada, kadınların eğitim ve siyasi temsil hakkı üzerinde durulmuş. İkinci aşamada, devletin de desteklediği yasal ve anayasal haklar elde edilmiş.

Üçüncü aşamada, kadınlar örgütlenmeye gidip değişik sivil organizasyon ve hayır-hasenat faaliyetlerine ağırlık vermişler.

Dördüncü aşamada, o zamana kadar güvence altına aldıkları kazanımlarını korumada ısrar ederek gelişmeler ışığında hayatın farklı alanlarında yeni faaliyetlerde bulunmuşlar.

Dr. Hale Kemal, Mısır Kadın Hareketi Tarihinden Bölümler kitabını yazdı. .jpg
Dr. Hale Kemal, ‘Mısır Kadın Hareketi Tarihinden Bölümler’ kitabını yazdı

Birinci aşamada kadının kendine gelip uyanışı, cinsinin kimliği noktasında bilinçlenmesi ve bu meyanda okulda resmi eğitim alması anlatılıyor ki, Beth Baron isimli İngiliz kadın araştırmacının “Mısır’da Kadının Uyanışı: Kültür, Toplum ve Basın” isimli kitapta verileri sunulmuş.

Beth Baron- Mısırlı kadınları konu edinen kitabının İngilizce kapağı.jpg
Beth Baron’un Mısırlı kadınları konu edinen kitabının İngilizce kapağı

Yazar, verilerini, “el Fet’e” (Genç Kadın-1892), “Enis El Celis” (İskenderiye 1898), “Fet’et-ul Şarq” (Doğulu Genç Kadın-1906), ve “El Cins-ul Latif” (Cins-i Latif-1908) isimli kadın dergilerinden almıştır.

Edebiyat ve Bilim dergisi Enis El Celis-1898.jpg
“Enis El Celis” Edebiyat ve Bilim dergisi, 1898

Bahsedilen dergilerin üzerinde durup tartıştıkları konuları şöyle sıralamak mümkün:

Mevcut toplumda alışılagelmiş sosyokültürel alışkanlıklar kadınlar lehine olabilecek şekilde nasıl değiştirilip dönüştürülebilir?

Gelenekçi evlenme, boşanma, çokeşlilik ve çocuk bakımı yararına mıdır?

Kadının eğitim ve çalışma hayatındaki rolü nedir?

Kadın hareketine ait aylık Fransızca dergi.jpg
Kadın hareketine ait aylık Fransızca dergi

B. Baron, buradan yola çıkarak üst tabakadan ve aristokrat zümrelere mensup bazı kadınların kendi hakları hususunda öncü roller üstlenip kültür salonları açmalarına değiniyor.

Prenses Nazlı Fadıl ve May Ziyade adını taşıyan iki kültür evi, buna örnek gösteriliyor. Bunlar sayesinde kadınlar arasında doğrudan iletişim ve kültürel diyalog kurulup toplumsal, siyasal ve kültürel tartışmaların başlamasının önemine vurgu yapıyor.

Aynı düzlemde kadınların girişimi üzerine Kahire Üniversitesi tarafından 1909’da tahsis edilen salonda aksatmadan yürütülen kadın bilinçlendirme ve eğitme seminerleri düzenleniyor.

1912’de durdurulan bu seminerlerde, kadın sorunlarına ilişkin birçok konu tartışılıp çareler aranmaya başlamıştır.

Üniversitenin dışa kapalı alanından çıkan kadınlar, bu kez daha kapsamlı girişimde bulunarak, kamuya açık geniş çaplı seminerler gerçekleştiriyorlar.

Orta tabakadan kadın girişimcilerin fiili olarak kurup yönettikleri çeşitli hayır cemiyetleri, kadın haklarına duyarlı aristokrat hemcinsleri tarafından maddi bakımdan destekleniyor.

Hayır cemiyetleri, çocuk ve fakirlere yardım ediyor; yetim/öksüzlerle ortalıkta kalmış evsiz barksız kadınlara sığınma yurtları buluyorlar.

Böylece kadınlar arasında iletişim, tanışma ve yakınlaşma ağları kurulmuş oluyor. Bu arada Mısırlı erkek aydınlardan bireysel ve toplumsal fikir ağırlıklı yardımlar da sağlanıyor.

Kadınlar adına ilk hak talebi, Melek Hafni Nasıf’ın kaleminden 10 maddede dile getirilmiştir.

Melek Hafni Nasıf'a ait kitabın kapağı.jpg
Melek Hafni Nasıf’a ait kitabın kapağı

Hizb-ul Umme (Millet Partisi) isimli partisindeki söyleşide konuşan Melek Hanım’ın sözleri, Ahmed Lutfi El Seyyid’in çıkardığı “El Ceride” gazetesinden yayımlanıyor.

“El Nisaiyet” (Kadınca) isimli kitabında, Melek Hafni Nasıf, kadının eğitim hakkı ve evlilik çerçevesindeki diğer haklarının ayrıntılarını sunuyordu.

Böylesi bir ortamda öne çıkan en önemli isim olan Hude Şaarawi, 19’ncu yüzyılda kadının kurtuluş uğraşının simgesi haline geldi.

Yıl 1910-Hude Şaarawi'nin nadir fotoğraflarından biri-Saray prensesleriyle birlikte Mısırlı yoksullar yararına düzenlenen bir kermeste_.jpg
Yıl 1910, Hude Şaarawi’nin nadir fotoğraflarından biri. Saray prensesleriyle birlikte Mısırlı yoksullar yararına düzenlenen bir kermeste

Hude Şaarawi, Mısır yöneticisi Hidiv Tevfik (1879-1892) zamanında kurulan Meclis-i Mebusan (parlamento) başkanı Muhammed Sultan Paşa’nın kızıdır.

1879 yılında Minye şehrinde doğmuştur. Tam adı, Nur-ul Hude Muhammed Sultan’dır.

Aile konağında temel eğitimini almış ve henüz 13 yaşındayken amcası oğlu Ali’yle şartlı evlendirilmiştir.

Buna göre kocası, ilk eşini derhal boşayacaktır. Gelgelelim bu şartın yerine getirilmediğini öğrenince, hemen ondan ayrılır.

Şaarawi Ailesi'nde düğün merasimi.jpg
Şaarawi Ailesi’nde düğün merasimi

İzleyen yıllarda biri kız diğeri oğlan iki çocuğu olur. 1907 yılında Çocuk Esirgeme Cemiyeti kurar.

Ertesi yıl, kadınlara eğitim semineri verilmesi için gereken salonu tahsis etme hususunda Kahire Üniversitesi yönetimini ikna eder.

İngilizlere karşı bağımsızlık mücadelesinin simgesi haline gelen Saad Zağlul Paşa‘nın “1919 Devrimi”ne öncülük etmesi, tüm ülkeyi ayağa kaldırmıştır.

Kadınların İngiliz işgaline karşı direnişini destekleyen Fransız Juliette Adam'ın Hude Şaarawi'ye mektubu.jpg
Kadınların İngiliz işgaline karşı direnişini destekleyen Fransız Juliette Adam’ın Hude Şaarawi’ye mektubu

Vatan ile kadının kurtuluşunun birbirine bağlı olduğunun idrakinde olan Hude Şaarawi, kadınları peşine takarak sokaklara iner; işgali kınayan eylem ve protesto yürüyüşlerine katılır.

Eşinin de siyasi etkisiyle, Zağlul’un başkanı olduğu el Wafd partisine girer. 1921’de aynı partinin Kadınlar Merkez Komitesi’ni kurar.

Yıl 1952, Kahire -Mısırlı Kadınlar İngiliz işgaline karşı protesto gösterisinde.jpg
Mısırlı kadınlar, İngiliz işgaline karşı protesto gösterisinde, 1952, Kahire

Mücadelesi yüzünden daha önce tutuklanıp Malta’ya sürülen Zağlul Paşa’nın 1921’de sürgün dönüşünü karşılamaya koşan Mısırlı kitlelerin caddeleri doldurduğu sırada, Hude Hanım bunu fırsat bilerek genç kızların evlilik yaşının en az 16 olması gerektiğini, erkeklere bahşedilen tek yanlı boşama hakkının iptal edilmesini; kadının çalışma ve siyasi hayata katılması gerektiğini açıkladı.

Kadınların yüzlerindeki peçelerin atılmasını, ilk kurtuluş adımı olarak tanımlayarak, kendi yüzündeki peçeyi açarak bu konuda örnek oldu.

Bundan dolayı “yozlaştığını” ileri sürenlere aldırış etmeden, kadının eğitimine ve bilinçlenmesine çalıştı.

1923 Anayasası kadın haklarının tescil edilmesinde önemli bir rol oynadı; fakat henüz kadınlar siyasi haklara sahip değillerdi.

Bu mahrumiyet, bir grup kadının ülkenin en önemli partisi olan El Wafd’ın Kadınlar Komitesi’nden ayrılıp, Şaarawi önderliğinde Mısır Kadınlar Birliği isimli derneği kurmasına yol açtı.

Dernek, kadınlar adına eğitim, seçme ve seçilme hakkı talep ediyor; evlenme ve boşanmaya mahsus yasaların değiştirilmesini istiyordu.

Hude Şaarawi Kitabı-Hatıralar.jpg
Hude Şaarawi’nin kitabı ‘Hatıralar’

Şaarawi, aynı zamanda Arap (ülkeleri) Kadınlar Birliği’nin kurucu üyesiydi. O, bu derneğe, 1947’ye kadar başkanlık etti.

1923 ile 1938 tarihleri arasında Paris, Berlin, Amsterdam, İstanbul’da düzenlenen uluslararası kadın konferanslarına her iki sıfatıyla katıldı.

29 Kasım 1947’de Birleşmiş Milletler teşkilatı tarafından alınan 181 sayılı karar gereğince Filistin toprağının İsrail ile Filistin diye taksim edilmesine tepki olarak, Şaarawi bu kuruluşu şiddetli bir üslupla protesto etti.

Bu yurtseverliğinden ötürü adı, Mısır’daki birçok cadde ve okula verildi; çeşitli münasebetlerde devlet madalyası ve takdir nişanı aldı.

Aynı yıl vefat eden Şaarawi’nin emekleri boşa gitmedi. Örneğin eğitim hakkı talebindeki ısrarı meyvesini vermiş; kadınlar ilk, orta ve yüksek eğitim kurumlarında okumaya hak kazanmışlardı.

1933’te üniversiteden mezun olan ilk kadınlar şunlardı: Dr. Naime Eyyubi, Fatıma Salim, Zuheyra Abdulaziz, Dr. Suheyr Felmawi, Fatıma Fehmi.

1946’da Milli Talebe ve Amele Komisyonu kurulduğunda, bu kez kadınlar çalışma hayatında erkeklerle eşit ücret ve muamele görme konusunu gündeme getirdiler.

Ressam İnci Eflatun.jpg
Ressam İnci Eflatun

İşgalci İngiliz yönetimine karşı başkaldırı sürecinde kurulan bu komisyona ressam İnci Eflatun ile yazar Latife El Zeyyat üye sıfatıyla katıldılar.

Komisyon başkanı seçilen Latife Hanım, ulusal kurtuluş mücadelesiyle kadının kurtuluşu meselesini birbiriyle bağdaştırarak işe koyuldu.

Milli Komisyon başkanı Yazar Latife El Zeyyat.jpg
Milli Komisyon Başkanı, Yazar Latife El Zeyyat

Kuşkusuz, Şaarawi onca icraatı ve faaliyeti tek başına yürütmedi; mücadelesinin omuzdaşları arasında ülkenin kıdemli başbakanı Mustafa Fehmi Paşa’nın kızı Safiye Hanım (1878-1946), bağımsızlık mücadelesiyle adı özdeşleşmiş olan önder siyasetçi ve devlet adamı Saad Zağlul Paşa‘nın militan mücadeleci eşi Safiye Hanım (mücadelesinden ötürü diğer lakabı Mısırlıların Anası’dır) ile 20’nci yüzyılın ilk yarısında eğitim ve sosyal faaliyetlerin öncü ismi Nebeviye Musa gibi şahsiyetler de vardı.

Eğitimci Nebeviye Musa.jpg
Eğitimci Nebeviye Musa

Nebeyive Musa, çeşitli gazete ve dergilerde kadınların eğitimi, sosyal konumları ve edebiyatı konusunda çok sayıda makale yazmıştır.

Ders kitabı olarak “Genç Kızların Eğitiminde Hayat Meyveleri” adıyla kaleme aldığı eseri, dönemin Milli Eğitim Bakanlığı’nın dikkatini çekmişti.

O, 1908 yılında Melek Hafni Nasıf ve Lebibe Haşim ile birlikte üniversitedeki yüksek tabaka mensubu kızlara seminerler, konferanslar veriyor; hem kültürleri hem de bilinçlerinin gelişmesini sağlıyordu.

Lebibe Ahmed .jpg
Lebibe Ahmed

Aynı Nebeviye Hanım, 1930’ların başında El Mansura Kadın Öğretmen Okulu’nun yönetimine getirildi.

Orada gösterdiği başarılardan ötürü 1937-1943 yılları arasında bakanlık tarafından yüksek bir makama ataması yapıldı.

Kamuoyunda tanınıp ünlenince, inisiyatif alarak “Genç Kız” isimli haftalık bir kadın dergisi yayımlamaya başladı.

Eğitim ve terbiye alanında uluslararası birçok etkinliğe katıldı. 1920’de “Kadın ve Çalışma Hayatı” başlıklı bir kitap yazdı.

Üç yıl sonra Mısır kadın hareketinin temsilcisi sıfatıyla Roma’daki uluslararası bir sempozyuma davet edildi.

Kadın hareketi denilince, Mısır’da iz bırakanlar arasında Dr. Duriye Şefiq başta gelir. 1908 Tanta doğumlu olan Duriye Hanım, yüksek öğrenimine ülkesinde başladı.

Duriye Şefiq-001.jpg
Dr. Duriye Şefiq

Fransa ve İngiltere’de master yapan ilk Mısırlı kadınlardandı. Felsefe, sosyoloji, tıp ve psikoloji dallarında yetkinleşti.

Fransa’da kadın hakları konusunda doktora tezi yazdı. Ülkeye dönüşünde Kahire Üniversitesi’nin felsefe bölümüne tayini çıktı.

Ancak fakülte dekanı Ahmed Emin buna itiraz etti. Gerekçesi şuydu:

Böylesi güzel ve süslü bir kadının bu bölümde ders vermesi uygun değildir!

Sıra dışı çıkışları ve hareketleri olan Duriye Şefiq, faaliyet ve mücadelesini başkentin halk mahallerine taşıdı.

İlk yaptığı işlerden biri, muhtaç ve çalışan kadınlar adına bir kafeterya açıp onların yeme-içme ihtiyaçlarını gideren “sosyal reform” projesi hazırlamak oldu.

Üniversitesi öğrencilerinin okuyup yararlanmaları maksadıyla bir kütüphane kurulması ve kadınların okuma yazma öğrenmeleri için bir okul açılması da bu projenin bir parçasıydı.

Duriye Şefiq, İngiliz işgal yönetimine karşı erkekli kadınlı yığınsal protestolara faal olarak katıldı.

Dahası, kadınlardan oluşan bir silahlı birlik kurup, 1950’li yıllarda Süveyş Kanalı’nı askeri denetimi altında tutan İngiliz askerlerine karşı mücadele eden direniş hareketine katıldı.

1951 yılında, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımayan kanunu protesto amacıyla etrafına topladığı 1500 kadınla birlikte parlamento binasını basarak; kadınların ulusal ve siyasi mücadelelere katılmasını talep etti.

Başardı da; eylemden sonra kanundaki yasak iptal edildi.

Krallığın devrilmesinden sonraki süreçte, 1954 yılında ülkede yeni bir anayasa hazırlığı başladı.

Mısır'da Kadınların Uyanışı isimli kitabın kapağı.jpg
“Mısır’da Kadınların Uyanışı” isimli kitabın kapağı

İlgili komisyonda kadın bulunmamasını protesto eden Duriye Hanım, bazı hemcinsleriyle birlikte 10 gün süreyle meclis binası önünde açlık ve oturma grevi yaptı.

Darbe yönetimin ilk cumhurbaşkanı General Muhammed Necib, “yeni anayasanın kadın haklarını güvence altına alacağı” sözünü verdi. Dediğini de yaptı.

Bununla birlikte, eylemcilerle alay etmekten de geri kalmadı ve şunları söylemekten kendini alamadı:

Bu protesto gösterisi, aslında yumuşak cins-i latiflerin, adeta davul sesleri eşliğinde gazete manşetlerinde görünme hevesiyle yapılmıştır!

Gazetecilik alanında da aktif olan Duriye Hanım, “Bint-ul Nil” (Nil’in Kızı) ve “El İttihad” isimli zıt görüşlü iki dergide çalıştı.

Ancak o, Cemal Abdünnasır yönetimine muhalefet eden sağ çizgideki dergiyi yeğledi.

Bu arada Hindistan, Seylan (Sri Lanka), Irak, İran ve Pakistan devlet başkalarıyla röportajlar yaptı.

Duriye Şefiq, sıradışı siyasi eylem ve projeleriyle basın dünyasında tanınmıştı.jpg
Duriye Şefiq, sıradışı siyasi eylem ve projeleriyle basın dünyasında tanınmıştı

Pakistan Başkanı, eşi üzerine kuma alınca kendisini şiddetle eleştirdi. Bunun üzerine bağnaz dindar çevreler ile Selefilerin saldırılarına maruz kalınca, onlara şu cevabı verdi:

Gerçek İslam, kadın hakları önüne engel çıkarmaz. Beni batı kültürü alıp yozlaşmakla suçlayanlar bilsinler ki, her yolcuğa çıkışımda yanımda Kuran-ı Kerim’i taşırım.

Ancak bu yanıt, anılan çevreleri susturamadı. Bu kez, ona, “cici defile mankeni” lakabını taktılar.

Duriye Şefiq, Mısır lideri Cemal Abdünnasır‘ın politika ve icraatlarına şiddetle karşı çıktı; onu, “tek adam yönetimi kuran bir diktatör” olmakla itham ederek derhal istifasını istedi.

Bu itiraz, dünya basınına da yansıdı. Dönemin Die Welt isimli Alman gazetesi, bu olayı, “Nil Vadisi’nin kızı, Abdülnasır’a karşı direniş bayrağı kaldırdı” başlığıyla haber yaptı.

Olayın ardından Kahire’deki Hindistan Büyükelçiliği’ne elindeki kutsal Mushaf ile girip Hindistan’a nakledilip orada tedavi görmek istedi.

6 Şubat 1957’de dönemin Hindistan Başbakanı Cevahir Lal Nehru, dostu Abdünnasır’dan onun için şu ricada bulundu:

Büyükelçilikten çıktığında, kimsenin ona müdahale edip zarar vermesine müsaade etmeyin!

Talebi yerine gelmeyen Duriye Şefiq, açlık grevi başlattı. 11 gün sonra hastalandı, açlıktan eli ayağı tutmaz oldu, durumu giderek ağırlaştı.

Bu, onun son mücadelesi oldu.

İzleyen yıllar boyunca yönetimin emrindeki dönemin basın organları bir koldan, bağnaz İslamcı yayınlar diğer koldan Duriye Hanım’a hakaretler yağdırdılar, onu adeta aforoz ettiler.

Onun kişiliğine ve feminist fikirlerine insafsızca saldırdılar. Onu, defilelerin şanlı şöhretli mankeni Zaime Maron Celasiye’ye benzeterek, “süslü ve skandal düşkünü Manken Zaime” olarak adlandırdılar.

Duriye Hanım, medya tarafından çifte tecritle kuşatılması ve karalanması sonucu 1975’te intihar etti.

Arkasında çok sayıda kitap bıraktı; en önemlisi “İnneni fi’l Cehim” (Ben Cehennemdeyim) isimli olanıydı.

Çetin muhalif kadın Dr. Nevval El Saadawi .jpg
Çetin muhalif kadın Dr. Nevval El Saadawi

Dr. Nevval El Saadawi, Mısır kadın hareketinin günümüzdeki en kıdemli temsilcisi ve kararlı savunucu olarak bilinir.

1930 Kahire doğumludur. Eski Marksistlerden olup daha çok eleştirmen, yazar (öykü, roman) kimliğiyle ve kadınlar hakkındaki araştırma tarzı eserleriyle tanınır.

Konferans için bir ara Türkiye’ye de gelmişti. Avrupa ülkeleriyle Arap dünyasında iyi tanınır. Türkçeye çevrilmiş birkaç kitabı bulunmaktadır.

Kadınların ezilmişliğini yazıp bu düzlemde iktidar siyasetlerini ve kurulu düzeni adeta topa tutması nedeniyle Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek döneminde ağır baskıları maruz kalmış; mesela, Eylül 1981’de hapse atılmış ve yurt dışına sürgün edilmiştir.

Bağnaz İslamcı çevrelerle gelenekçi Selefiler, “din düşmanlığı yapmak, dini duygularla alay etmek” töhmetiyle aleyhinde dava açmış; Cihatçı örgütler, onu “ölüm listesi”ne alıp 2008’de fiilen tehdit etmişlerdir.

Şeriat Mahkemesi, kocasının kendisinden ayrılması yönünde hüküm vermiş; ancak İdari Mahkeme, bu kararları reddederek, vatandaşlıktan çıkarılması yolundaki talebi de kabul etmemiştir.

El Saadawi, aslında kadim bir Afrika geleneği olan kadın sünnetine, bu arada bekâret zarının izale edilmesi nedeniyle yaşanan namus cinayetlerine, Mısır’da geçerli olan evlilik yasalarına, çocuğun velayetinin kimde olacağına, İslam’daki miras hakkına temelden eleştiriler yöneltmektedir.

Aynı eleştirileri hicab (örtünme), çok eşlilik, dinden dönenlere verilen ceza hükümleri, dine yönelik eleştirilerin cezalandırılması gibi dini kuralları da kapsamaktadır.

Yazıyı Mısır kadın hareketinin gelişimini özetleyerek sonlandıralım:

Krallığı deviren Hür Subaylar‘ın denetiminde yapılan 1956 Anayasası’na eşitlik maddesi şu ibareyle girmişti:

Mısırlılar, genel hak ve ödevleriyle kanun önünde eşittirler. Cinsiyet ayrımı yapılamaz.

1950'lerde kadın milletvekili adaylarının tanıtım afişleri.jpg
1950’lerde kadın milletvekili adaylarının tanıtım afişleri

Seçme ve seçilme hakkını elde eden kadınlar; Krallık sonrası cumhuriyet döneminde başkanlık makamına oturan Cemal Abdünnasır‘ın gerçekleştirdiği reformlar sonucunda parlamentoya da girdiler.

Hikmet Ebu Zeyd bakan olurken, Raviye Atiyye de meclis başkan yardımcılığına yükseldi.

NasırSedat ve Mübarek yönetimlerinin kadınlara yönelik en önemli hatası, kadın faaliyetlerini devlet kontrolüne alıp kadınlar adına karar vermeleri oldu.

Kadınlar üzerinde devlet tahakkümü ve denetimi, 1970’li ve 1980’li yıllarda da devam etti. Buna rağmen 1981’de kabul edilen yeni bir kanunla, teoride bile olsa cinsiyet ayırımı meselesi halledilmeye çalışıldı.

Dernekler kanununda yapılan değişiklik sayesinde çok sayıda kadın oluşumu ve kuruluşunun önü açıldı; araştırma merkezleri ve hukuki kurumlar, kadın meselelerine yoğunlaşıp modern projeler geliştirdiler.

Mısır halkının topyekûn ayağı kalkması ve uzatmalı başkan Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle sonuçlanan 2011 yılında, bu kez kadınlar sokakları doldurup gelecekleri hakkında karar vermeye başladılar.

2011 İsyanı'nda öne çıkan üç isim- Kerime El Hafnevi, Hale Şükrullah, Hude El Sadde.jpg
2011 İsyanı’nda öne çıkan üç isim, Kerime El Hafnevi, Hale Şükrullah, Hude El Sadde

Polisle çatışmayı ve dayak yemeyi de göze alarak yeni anayasanın yazım aşamasında birçok örgüt ve dernek temsilcisiyle ilgili komisyonda aktif görev aldılar.

Anlatılan hikâyeye rağmen istenen amaç henüz hâsıl olmadı ve hesap burada kapatılmadı.

 

 

Kaynakça:

1. Kumari Jeyawordena,  Feminism and Nationalism in the Third World, 1986, Zed Books Ltd. ISBN 0-86232-264-2.
2.  النسوية في مصر – ويكيبيديا
3. الحركة النسائية في مصر – المعرفة
4. Feminism in Egypt – Wikipedia
5. Al Raida, A background to the feminist movement in Egypt
6. /www.marefa.org/هدى_شعراوي
7. ذكرى رحيل “زعيمة المارون جلاسيه” التي قادت حركة تحرير المرأة تحرير المرأة المصرية , مصر اليوم gazetesi, 17 Eylül 2020.
8. Cynthia Nelson, Doria Shafik, Egyptian Feminist: A Woman Apart, American University in Cairo Press, 1996.
9. The Hidden Face of Eve: Women in the Arab World (1977; transl. by Sherif Hetata, 1980.
10. الكاتبة نوال السعداوي تجيب على أسئلتكم, BBC Arabic 10 Mart 2007
11. www.marefa.org/نوال_السعداوي, marife sitesi.
12. “الحركات النسائية المصرية.. عصور من التحولات”. جريدة المصري اليوم.

 

© The Independentturkis