Cuma , 20 Mayıs 2022

BİR DOĞRUDAN DEMOKRASİ PRATİĞİ-ATİNA- I- Mehmet Can

M.Ö. kimi tarihçilere göre.V. Bazı araştırmalcılara göre ise VI.yüzyılın başlarında Atina’da o ana kadar olmayan bir yönetim biçimi: Siyasal bir sistem vardı…

Demokrasi  daha doğrusu doğrudan demokrasi. Demokratia diye de adlandırılan bu yönetim biçiminde Atinalı erkek yurttaşlara (vatandaşlara) özel yetkiler verilmişti. Kendi kendini yönetme yetkisi.

Bu siyasal sistem M.Ö. 338’e kadar sürdü. Dönemin Yunanistan’ı birçok şehir devletinden, site devletinden oluşmaktaydı. Diğer Yunan şehir devletleri daha çok askeri temelli bir siyasal örgütlenmeye sahipken yani yönetici sınıf azınlık bir aristokrat grup veya zümreden ya da tek bir diktatörden oluşurken Atina’da ise durum çok farklıydı.

Gelin o zaman bu farklılığa bakalım: Özellikle Atina’da krallığın yıkılması ve yönetimin kralın altında olan Aristokrat(Soylu) sınıfın eline geçmesi  Atina siyasal sistemi için bir dönüm noktasıdır. Kraldan sonra iktidara gelen Aristokrat(Soylu) sınıfı uzun süre Atina’yı Kralın despotik (diktatöryel) yönetim biçimiyle idare edip yönetmişlerdi. Ortadoks   yönetim şekli uzun süre  Atina’da devam etmiştir. Ancak bu soylu sınıfı içinde özellikle Kleistenes’in iktidara gelmesi Atina için yeni bir sayfanın – dönemin de açılmasına sebep olmuştur.

Kleistenes pek çok demokratik açılım gerçekleştirdi . Yani topluma yeni bir şeyler vaat ederek toplumun potansiyelini harekete geçirdi. Atinalı yurttaşların demokrasi kültürünü benimsemesinin önünü açtı. Kleistenes’in başlattığı bu demokratik reform süreci ilerleyen dönemlerde meyvelerini vermeye başladı. Atina’da halk meclisleri kuruldu. Bu meclisler aracılığıyla toplumsal d-farklılık, kutuplaşma giderek kaybolmaya başladı. Halk dolaylı yoldan değil, direk olarak siyasal  karar alma süreçlerine katıldı  yani günümüzde dahi olmayan ki biliyorsunuz 21.yüzyılın yurttaşları bizler temsili demokrasiyle yönetiliyoruz, oysa Atina o dönem doğrudan demokrasiye geçerek bu yönetim biçiminin ilk tohumlarını ilk örneklerini vererek yeni bir dönemin yeni bir toplumun daha doğrusu Atinalı yurttaşların aktif katılımının önünü açan bir yönetim şeklini insanlığa teklif etti.

Atinalı yurttaşlar hem yönetendi hem yönetilen… 1871 yılında Fransa’da Paris Komünü ile birlikte açığa çıkan bu doğrudan demokrasi pratiği Atina’da Paris’ten yüzyıllar önce vardı. Evet bu sadece Atinalı yurttaşları kapsayan bir durum dahi olsa – bu yönetim şeklinin doğrudan demokrasi olduğu gerçeğini değiştirmez. Atina şehir devleti cüretkar bir şekilde adımlar atmış ve insanlığa yeni bir şeyler teklif etmişti. Unutmamak gerekir ki Paris komünüde sadece Paris ile sınırlı kalmıştı ve Paris’in dışında Fransa’nın diğer şehirlerinde kapitalizmin ortaya çıkardığı ücretli köleler vardı. Paris’te özgür insanlar yaşarken, Paris’in dışında Marsilya, Lyon ve Fransa’nın başka şehirlerinde kapitalizmin köleleştirdiği köleler vardı. Dolayısıyla Atina’da da kölelerin bulunması Atina’da sınırlı bir kesimide kapsasa orada doğrudan demokrasi olduğunun, orada özgür insanların yaşadıkları gerçeğini değiştirmez.

Demokrasi sözcüğü Atina’da bir şekilde karşılığını bulmuş günümüzdeki gibi laf olsun diye kullanılmamıştır. Demokrasi- demos ve kratos sözcüklerinden oluşur. Demos: Vatandaş-Halk demekken, Kratos ise: yönetmek anlamına gelir. Yani özcesi, halkın yönetimi demektir. Atina’da halkın yönetimi vardı.

Peki bu halk Atina’da kendisini nasıl yönetmekteydi? Bunu biraz açalım… Yurttaşlar Atina’da Agora denilen büyük bir meydanda toplanırlar, şehrin sorunlarını burada tartışırlar, yasa yaparlar, yasalar kabul ederler, uzmanlık isteyen işler için seçim yaparlar. Burada şuna dikkat etmek gerekir, Atinalı yurttaşlar uzmanlık gerektiren konularda sadece seçim yaparlar. Örneğin; bir yere bir anıt yapılacak veya bir kule ya da başka bir şey bu gibi durumlarda sadece seçimler yapılırdı. Onun dışında Agora meydanında halk toplanır oylama yapılır bu oylama konular tartışıldıktan sonra yapılır ve bazı kararlar alınırdı. Bu kararlar Atinalı yurttaşların aktif katılımıyla alınırdı.

Yani günümüzde olduğu gibi halk birilerini seçip ve bu seçim yoluyla vekalet verip kararlar almazdı, arada milletvekili gibi veya başka seçilmişler gibi aracılar olmazdı. Halkın  doğrudan karar alma süreçlerine katıldığı bir durum söz konusuydu. Atinalı yurttaş yönetim kademelerine seçimle değil kura ile gelirdi. Yönetim birimlerinde Atinalı yurttaşa yabancılaşan bir sınıfın, kastın, bürokratik bir elitin oluşmaması için ise kura çekimi sonucu göreve getirilen bu yönetici uzun süre o görevde kalmazdı kalamazdı. Yani bu siyasal örgütlenme Atina’da yöneten ve yönetilen ayrımını ortadan kaldırmaktaydı. Herkes hem yöneten hem de yönetilen olunca böyle bir dikey hiyerarşiden ortadan kalkıyordu ister istemez.

Yazının diğer bölümlerinde de ifade ettiğim gibi seçimlere çok mecbur kalınmadıkça başvurulmuyordu o da teknik ve uzmanlık bilgisi gerektiren işler için oluyordu. Seçimle bir yönetici sınıfını seçersin ve bu yönetici sınıfın tekrardan eski krallık sistemine veya aristokrat veya soylu bir sınıfın ortaya çıkmasına neden olabilirdi. Bu korku yeniden oligarşik ve diktatöryel yönetimlerin ortaya çıkma endişesi Atinalı yurttaşların bu şekilde bir önlem almalarına – seçim sistemine mesafeli yaklaşmalarına neden olmuştu.

Fikret Başkaya’nın ifadesini hatırlamak gerekirse: ‘’Siyaset Atina’da bir uzmanlık alanı ve bilim konusu olmaktan çıkarılmıştı. Antik yunan dünya görüşünde, siyasetin bir uzmanlık konusu yapılması ve kamusal yönetimin bir elit tarafından yürütülmesi, kabul edilebilir değildi. (zaten gerçek anlamda özgürlüğün ve toplumsal eşitliğin gerçekleştiği bir toplumda uzmanlık diye bir şeye gerek kalmazdı.)’’

Başkaya’nın da ifade ettiği gibi siyasetin bir uzmanlık haline gelmesi demek, yani sadece birlerinin bu göreve görevlere gelmesi demektir. Oysa Atinalı yurttaş doğrudan siyasetin içinde olarak siyasetin azınlık-ayrıcalıklı bir kesimin yaptığı bir uzmanlık gerektiren bir iş olmasını ortadan kaldırmıştı. Atinalı yurttaş kendi kaderine kendisi yön vermekteydi. Doğrudan demokrasi kavramı Antik Yunan’da daha doğrusu Atina’da çok uzun bir süre uygulanmıyor ama bu demokrasi sorunun anlaşılması bakımından bizler için çok önemli olgular içeriyor.

Önemi de günümüz açısından şu: Yöneten-yönetilen ilişkisini ortadan kaldırması, bütün yurttaşların politik sürece aktif katılımını sağlaması. Dolayısıyla demokrasi  ile problematiği olan her kimse işe Atina demokrasisi ile başlamalıdır. Yazının ilk bölümünde genel bir giriş yapmaya çalıştım – ikinci bölümde ise Atina’daki toplumsal ve kurumsal örgütlenmelere değineceğim…

Devam edecek…