2021 Amerikan başkanlık yemin töreni: Uçurumun eşiğinde - Joseph Kishore, David North

COVID-19’un doğrudan insani ve ekonomik bedeli ağır olmuştur. Yoksulluğu ve eşitsizliği azaltma konusunda yıllardır kaydedilen ilerlemeyi [metinde aynen böyle] yıllarca geriye götürme ve sosyal uyumu ve küresel işbirliğini daha da zayıflatma tehdidi yaratıyor. İş kayıpları, genişleyen sayısal uçurum, bozulan sosyal etkileşimler ve piyasalardaki ani değişimler, küresel nüfusun büyük bir kısmı için korkunç sonuçlara ve fırsatların yitirilmesine yol açabilir. Toplumsal huzursuzluk, siyasi parçalanma ve jeopolitik gerilimler biçimindeki sonuçlar, önümüzdeki on yılın diğer önemli tehditlerine; siber saldırılara, kitle imha silahlarına ve en önemlisi iklim değişikliğine yönelik yanıtlarımızın etkinliğini şekillendirecek.Biden’ın göreve başlama konuşmasının bu rapordan alıntılar içermesi pek mümkün değil. Ancak yeni başkanın dünya ve Amerikan krizi karşısındaki mevcut seçenekleri, o ne iddia ederse etsin, egemen sınıfın toplumsal çıkarlarıyla sınırlıdır. Biden, krize karşı, kendi mali ve ekonomik çıkarlarına zarar veren herhangi bir yanıtı hoş göremeyecek bir sınıfın temsilcisidir. Biden yönetiminin pandemiye yanıtı, yüz bin veya daha fazla Amerikalının ölmesini önlemek üzere virüsün yayılmasını zamanında durdurmak için çok az işe yarayacak etkisiz yarı önlemlerden, hatta çeyrek önlemlerden oluşacaktır. Biden’ın bugünkü konuşmasının ana teması “birlik” olacaktır. Peki, bu çağrının gerçek anlamı ne? Biden, Kongre’ye yönelik şiddetli bir saldırıya dönüşen siyasi krizin, devlet aygıtı ve egemen sınıf içinde var olan ve kapitalizme dayalı siyasi sistemin hayatta kalmasını tehdit eden derin ve tehlikeli bölünmeleri açığa çıkarmış olmasından korkuyor. Biden’ın istediği şey, giderek huzursuzlaşan ve militanlaşan bir işçi sınıfı ile karşı karşıya gelen egemen sınıf içinde birliğin sağlanmasıdır. Yemin töreninden önce bir kilise ayininde Senatör McConnell’in yanında otururken, Biden eski arkadaşının kulağına belki de şöyle fısıldayacak: “Eğer birlik olmazsak, hepimiz ayrı ayrı asılırız.” Biden’ın ve Demokratların 6 Ocak olaylarına yönelik ciddi bir soruşturmaya karşı çıkmalarının nedeni budur. Onların, Cumhuriyetçi Parti’nin seçimi iptal edip bir diktatörlük kurma girişimine üst düzey katılımını ifşa etmekten hiçbir çıkarları yok. Trump’ın suç ortakları olan “Cumhuriyetçi meslektaşlarını” bırakın tutuklatıp yargılatmayı, onları zayıflatmak dahi istemiyorlar. Programı ve politikaları açısından Biden yönetimi, Wall Street’in taleplerini yerine getirecektir. Egemen sınıfın siyaset kurumunun gericilerinden ve sadık kullarından oluşan –üstü utanmazca kimlik politikasıyla örtülen– kabine, Biden’ın yöneliminin ve planlarının ne olduğunu göstermektedir. Ancak yenilenme iddiası ve umut yaratma çabalarına rağmen, daha dürüst ve sezgileri kuvvetli gözlemciler arasında, hazır çözümlerin bulunmadığına dair yaygın bir his var. Financial Times köşe yazarı Martin Wolf, “Amerikan cumhuriyetinin ölüme yakın deneyimi” olarak tarif ettiği durumu yorumlayarak, Washington’da patlak veren krizin boyutunu küçümseme çabalarını reddediyor:
İşte olanlar: ABD Başkanı Donald Trump, aylarca, kanıt göstermeden, adil bir seçimde yenilgiye uğratılamayacağını öne sürdü. Buna uygun olarak, yenilgisini seçimin hileli olmasına bağladı. Beş Cumhuriyetçiden dördü hâlâ aynı fikirde. Başkan, yetkililere eyaletlerinin oylarını iptal etmeleri için baskı yaptı. Başarısız olunca, başkan yardımcısına ve Kongre’ye, eyaletlerin sunduğu seçim oylarını reddetmeleri için zorbalık yapmaya çalıştı. Kongre’yi buna zorlamak için Kongre binasına yönelik bir saldırıyı kışkırttı. Sekiz senatör de dahil olmak üzere yaklaşık 147 Kongre üyesi, eyaletlerin oylarını reddetme yönünde oy kullandı. Kısacası Bay Trump darbe girişiminde bulundu. Daha da kötüsü, Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu, onun bunu yapma nedenlerine katılıyor. … İyimserler, bunun ABD cumhuriyetinin dünya çapındaki güvenilirliği açısından, her yerdeki despotları sevindiren çok kötü bir an olduğu konusunda hemfikir olmalılar. Ama onlar, ABD cumhuriyetinin zorlu sınavdan geçtiğini ve 1930’larda, bugünkünden daha da tehlikeli bir zamanda, Franklin Roosevelt yönetiminde olduğu gibi, şimdi bir kez daha yurtiçinde ve yurtdışında sözlerini yenilemek üzere olduğunu iddia edebilirler. Ne yazık ki buna inanmıyorum.Wolf’un yeni yönetimin karşı karşıya olduğu duruma ilişkin kötümser değerlendirmesi doğrudur. Küresel konumunda amansız bir gerilemeyle karşı karşıya olan Amerikan mali oligarşisi, kangrenli toplumsal çelişkilerini iyileştirmek için sınırlı kaynaklara sahip. Son dört yılda ABD hükümetinin borcu 7 trilyon dolardan 21,6 trilyon dolara çıktı. Dahası, doların çöküşünü önlemek için faiz oranlarını yükseltme baskısı arttıkça, bu devasa borcu finanse etmenin maliyeti de artacaktır. Biden’ın yemin törenindeki sempatik görünümlü jestleri ne olursa olsun, bunlar, yoğunlaşan kriz eliyle geçersiz kılınacaklar. Dahası, Amerikan emperyalizminin, küresel egemenliğine yönelik Çin’den ve Avrupa’dan gelen meydan okumalara karşı koymaya odaklanan küresel öncelikleri, askeri harekâtlara yapılan devasa harcamaların sürdürülmesini gerektirecektir. Bu yükümlülükler, sosyal harcamalar için mevcut olanlara en sert sınırlamaları getirecektir. İşçiler ve gençler, göreve gelen Biden yönetiminin, bırakın yapabileceklerini, yapmayı planladıkları şeylerle ilgili yanılsamalara kapılmaktan kaçınmalıdır. İşçi sınıfının yanıtı şu kavrayıştan yola çıkmalıdır: kapitalist egemen sınıfın servetine cepheden saldırmadan ilerlemenin bir yolu yoktur. Demokratik hakların savunulması ve faşizan diktatörlüğe gidişe muhalefet, egemen sınıfın pandemiye karşı canice yanıtının yol açtığı kitlesel ölümün sona ermesi, yoksulluğun ve sömürünün ortadan kaldırılması ve savaşın ve çevresel bozulmanın sona ermesi; bunların hepsi oligarkların servetlerinin kamulaştırılmasını ve devasa banka ve şirketlerin mülksüzleştirilmesini gerektirmektedir. Egemen sınıf gerçeklikle korku içinde yüzleşirken, işçi sınıfı sadece kapitalizmin krizinden kaynaklanan tehlikeleri değil, bizzat bu krizin ürettiği devrimci potansiyeli de görmelidir. Bu potansiyelin gerçekleştirilmesi, işçi sınıfının sosyalizm uğruna dünya çapında mücadele yoluyla bağımsız müdahalesini gerektirmektedir. 20 Ocak 2021 www.wsws.org
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2021). 2021 Amerikan başkanlık yemin töreni: Uçurumun eşiğinde - Joseph Kishore, David North. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/2021-amerikan-baskanlik-yemin-toreni-ucurumun-esiginde-joseph-kishore-david-north
. "2021 Amerikan başkanlık yemin töreni: Uçurumun eşiğinde - Joseph Kishore, David North." Özgür Üniversite, 22 Ocak 2021, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/2021-amerikan-baskanlik-yemin-toreni-ucurumun-esiginde-joseph-kishore-david-north.
. "2021 Amerikan başkanlık yemin töreni: Uçurumun eşiğinde - Joseph Kishore, David North." Özgür Üniversite. 22 Ocak 2021. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/2021-amerikan-baskanlik-yemin-toreni-ucurumun-esiginde-joseph-kishore-david-north.
@online{2021, author = {}, title = {2021 Amerikan başkanlık yemin töreni: Uçurumun eşiğinde - Joseph Kishore, David North}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2021}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/2021-amerikan-baskanlik-yemin-toreni-ucurumun-esiginde-joseph-kishore-david-north} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



