Amerikan ulusal istihbarat raporu: 2040'larda bizi nasıl bir dünya bekliyor?- Faik Bulut

Pazar 6 Haziran 2021 7:13
ABD yönetim binası Beyaz Saray, 'Yıldızı sönen ve düşüşe geçen süper bir süper güç' diye tanımlanıyor / Fotoğraf: AP
ABD Milli İstihbarat Kurulu (National Intelligence Council-kısa adıyla NIC), 1979 yılında kurulmuştur. Her dört yılda bir dünyadaki eğilimler, gelişmeler ve genel gidişat hakkında hazırladığı raporu, bağlı bulunduğu Milli İstihbarat Müdürlüğü'ne (Director of National Intelligence-DNI) teşkilatına sunmaktadır.
DNI ise, ülkedeki 17 istihbarat teşkilatının (United States Intelligence Community-IC) liderliğini ve Milli İstihbarat Programı'nın yöneticiliğini yapan ABD yetkilisine bu raporları iletir.
Amaç, Amerikan çıkarları açısından geleceğe yönelik en uygun taktik ve stratejik politikalar üretilmesidir.
Milli İstihbarat Kurulu (NIC), yedinci dönemsel raporunu 8 Nisan 2021'de "Global Trends-2040" (Küresel Eğilimler-2040) başlığı altında kamuoyuna açıkladı.
Rapor, geçmiş tecrübeler ve gelişmelerin de ışığında genel bilgilerden yararlanmakla yetinmiyor, aynı zamanda istihbarat teşkilatlarından gelen ham ve işlenmiş bilgilere de dayanıyor. Böylece gelecek 20 yıl sonrası için muhtemel senaryoları ele alıyor.
Dünyanın önde gelen medya organları (Reuters, AP, CNN, BBC, Deutche Welle, Sputnik gibi) 9 Nisan tarihli Türkçe bültenlerinde, bu raporlara yer verdiler. Ancak daha çok kendilerinin ayıklayıp öne çıkardıkları gelişmeleri yayınladılar.
Türk medyası da eşzamanlı olarak ve bilhassa Türkiye'yi ilgilendiren hususları haber olarak sundu. 9 Nisan 2021 tarihli yayınlardan birkaç örnek verelim:
"Raporda Türkiye ile ilgili öngörüler de yer aldı. Bazı devletlerin politik amaçları doğrultusunda başka ülkelerdeki dini ve etnik öğeleri kullanacağı belirtildi: Ankara'nın Türk nüfuzunu artırmak için Avrupa'daki diasporayı mobilize etme çabası, Moskova'nın Rusya dışındaki Ortodoks azınlıkları desteklemesi, Hindistan'ın Hindu milliyetçiliğini ihraç etme çabası gibi… Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu İran, Endonezya, Suudi Arabistan, Avustralya, Brezilya, Nijerya, Birleşik Arap Emirlikleri gibi rekabetçi atmosferde daha fazla nüfuz sahibi olma arayışındaki bölgesel güçler, muhtemelen yeni fırsatlardan yararlanmaya ve daha önce bir büyük güç tarafından üstlenilen rolleri almaya çalışacaklar…"
"Raporda tanımlanan en kritik sorunlardan biri de iklim değişikliği. Sorunun önümüzdeki 20 yıl içinde kademeli olarak yoğunlaşacağı ve tüm ülkelerde daha yüksek hava sıcaklıklarına, deniz seviyesinin yükselmesine, kasırga, hortum ve sel gibi aşırı doğal felaketlerin artmasına neden olacağı öngörülüyor. Deniz seviyeleri yükselirken dünya çapında daha az yağmur alan bölgeler daha büyük kuraklıklar yaşayacak. Rapora göre; iklim değişikliğinden en çok etkilenecekler yoksul ve gelişmekte olan ülkeler olacak. Bu ülkelerin hükümetlerinin meselelere yanıt verme ve uyum sağlama becerisi gösterememesi ise yeni göç dalgalarına yol açabilecek; bu durum ise, göç akınlarının hedefi olan ülkelerin kaynaklarını ve kapasitelerini baskı altına alabilecektir.
Raporda sözü edilen bir başka kritik konu ülkelerin, teknolojik olarak giderek daha çok ilerleyen bir dünya karşısında kendilerini tecrit etme yolunu seçmeleridir. Buna göre; dünya hem giderek daha fazla birbiriyle bağlantılı hale geliyor hem de farklı yönlere doğru giderek daha çok parçalanıyor: Toplumlar, insanların hem kurulu düzene hem de yeni oluşan ve öne çıkan kimliklere göre belirlenen gruplara katılarak güvenlik arayışı içine girmeleri nedeniyle bölünüyor… Bu eğilim, yapay zekâ gibi teknolojilerin yayılmasıyla daha çok güç kazanıyor. Bu durum, hükümetler, bazı gruplar ve hatta şirketlerin, gerek etki kampanyaları gerekse dezenformasyon (yanlış bilgilendirme) operasyonlarıyla kamuoyu görüşünü şekillendirmesini kolaylaştıracak. Gerçek zamanlı, imal edilmiş ya da sentetik medya gerçeği, hakikati daha da saptırabilir, toplumları, mevcut dezenformasyon eylemlerinin kapsam ve hızını aşan bir ölçüde istikrarsızlaştırabilir. Büyük devletlerarası ilişkilerde ise gidişat şöyledir: ABD ve Çin arasındaki rekabet, önümüzdeki yıllarda jeopolitik ortamın geniş kapsamlı parametrelerini belirleyecek, başka ülkeleri daha katı ve sert seçimler yapmaya zorlayacaktır. İstihbarat uzmanları, en iyi senaryoya göre, ABD ve demokratik müttefiklerinin galip geleceği görüşündeler. Bunun nedeni ise Çin ve Rusya gibi rakiplerin, inovasyonu (düşüncel yaratıcılığı) baskı altına alan toplumsal kontrollerinin yoğunluğudur. 'Demokrasilerin Rönesansı' adı verilen olgu sayesinde Batı, gelişmiş teknoloji, ekonomik büyüme ve artan gelirler gibi toplumsal gerilimleri azaltan unsurlar sayesinde gelişecektir. Bununla birlikte, uzmanların öngördüğü başka senaryolar da var: Çin dünyaya egemen olmasa da öncü güç olma konumunu pekiştirecek. Dünya ise kendine yetmeye, direnç ve savunmaya odaklanan bölgesel güçlerin hâkimiyetinde bölünmüş olacak. En kötü senaryolardan biri de gıda kıtlığı ve söylentilerin dünya genelinde liderleri ve rejimleri deviren şiddet dalgalarına yol açmasıdır. Bu da zenginlik ve kaynakların paylaştırılmasında radikal bir değişime neden olabilir."
BBC Türkçe:"Bazı ülkelerde milliyetçiliğin güç kazandığı, bazılarında dışlayıcı milliyetçilik kavramlarının öne çıktığı' raporda belirtiliyor… Bazı hükümetler dini ve etnik temaları, dış politika hedefleri için yabancı halkların desteğini almak için kullandı. Türkiye'nin Avrupa'daki etkisini artırmak için kıtadaki Türk diasporasını mobilize etme çabası da liderlerin kimlikleri bu şekilde kullanma çabasına örnek gösterilebilir."
"Raporda Türkiye ile ilgili tahminler de yer aldı. Rapora göre; Avrupa'da nüfusu en yüksek olan şehirler sıralamasında 2035'te 18 milyon nüfusla İstanbul birinci, 12 milyonla Paris ikinci, 10 milyon 600 bin nüfusuyla Londra üçüncü sırada bulunuyor. Dördüncü Madrid'in nüfusu 7 milyon olacak, bunu 6 milyon 200 bin nüfuslu Ankara izleyecek... Raporda 20 yıldaki gelişim tahminlerine göre ise, nüfusun artacağı ancak artış oranının azalacağı; 2040 yılında 1 milyar 400 milyon insanın dünya nüfusuna eklenmesiyle küresel nüfusun 9,2 milyara ulaşması bekleniyor."
ABD 2040 İstihbarat Raporu: Türkiye etkin bölgesel güç.Abartısını inandırıcı kılmak için de Sovyet sisteminin çöküşü üzerine "tarihin sonu geldi" diye çığırtkanlık yapan Japon asıllı Amerikalı akademisyen Francis Fukuyama'dan bir de alıntı yapmış:
Küresel görünüm, askeri SİHA'lar tarafından değiştirildi ve Türkiye burada ana aktör oldu.Hâlbuki aynı Fukuyama, "Droning On in the Middle East" başlığıyla kaleme aldığı 5 Nisan 2021 tarihli makalede, bir yandan Türkiye'nin SİHA'larını överken, diğer yandan İngilizce "droning" kelimesinin gerçek anlamı olan "vızıldama/vızıltı/zırıltı" ile drone (insansız hava aracı) sözcüklerini birlikte kullanıp kelime oyunu yoluyla Türkiye'nin bu gücüyle dalga geçen bir üsluba başvurmuştu.
"Küresel ölçekte iki kutuplu yapıdan çok kutuplu bir dünya düzenine geçiş aşamasında bölgesel devletlerin arasındaki rekabetler de artmaktadır: Avustralya, Brezilya, Nijerya, İran, Türkiye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) katıldıkları yarışta boşluğu doldurmaya çabalıyorlar. Bölgesel güçler gelecek 20 yılda muhtemelen istenmeyen çatışmalardan kaçınmaya çalışırken bir yandan da diğer güçleri birbirine düşürme gayreti içine girecekler. Bölgede kendi koalisyonlarını ve bölgesel blokları güçlendirmek suretiyle bölgesel sorunlarda agresif (saldırgan) tutum takınırken, küresel zorluklarla da birlikte başa çıkmaya çalışacaklar. İç politikada yönetim zorluklarıyla uğraşırken, komşularla iyi ilişkiler geliştirilmesi kritik önemde olacak. Bu ilişkiler hem etkilerini artırmak hem de göç, terör, güvenlik riski gibi konularla mücadele etmek için kritik rol oynayacak. Dünyanın hemen her yerinde devletler ve milletler arasındaki mücadele, gelecek dönemde ön plana çıkacak; jeopolitik yarış, Çin ile ABD arasındaki mücadele çevresinde şekillenebilecektir. ABD başta olmak üzere Batı dünyası ve Çin arasındaki mücadeleyi etkileyecek faktörler şunlardır: Askeri güç, demografik yapı, ekonomik gelişim, çevresel etkenler, teknoloji ve yönetim modelleri. Bu küresel güçlerin dünya çapındaki normları, kurallar ile kurumları da etkileyecek; ilaveten bölgesel politikalara da etki edebilecektir. Raporda; ABD ve Çin'in ekonomik büyümeye odaklanmasının ardından siyasi etki alanını genişletme, teknolojik alana hâkim olma ve stratejik avantaj kazanma hedefinin olduğu belirtiliyor ve iki ülke ordusu arasında büyük bir savaş çıkma ihtimalinin 'çok düşük olduğu' tahminine yer veriliyor… Asya ülkelerindeki ekonomik büyümenin 2030'lar boyunca da devam edeceği tahmin ediliyor. Bağlı olarak büyüme hızı yavaşlayacak ve muhtemelen 2040'ta hâlâ ABD ile Avrupa'daki rakamlara ve ekonomik etki gücüne erişemeyecektir.
Kadın ve erkekler arasında istihdam, siyasi hayata katılım, eğitim, sağlık hizmetlerine erişim gibi konularda en büyük uçurum ve adaletsiz dağılım, kadınların aleyhine olmak üzere Arap ülkelerinde görülmektedir. Kadınların ilk çocuk doğurma yaşı ve ortalama çocuk doğurma oranı 4,9'a düştü. Gelişmiş ülkelerde bu oran 3'ün altında. Diğer bir husus ise teknolojik gelişmenin olumsuz etkisiyle ilgilidir: Teknoloji, ticaret ve insan hareketliliği sebebiyle küresel çapta iletişimin büyük oranda arttığı son dönemde, farklı gruplar arasındaki gerilim artmakta ve daha fazla bölünmüş toplum görüntüsü ortaya çıkmaktadır."
-
- ABD, Avrupa, Çin ve Japonya gibi ülkelerde sayısı artan yaşlı vatandaşın bakımı için, giderek daha çok kaynağa ihtiyaç duyulacak.
-
- İklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkacak yetersiz gıda ve şu ihtiyacı, insanların güvenliğini tehdit eder hale gelecek.
- Artan sıcaklıklar, Kanada gibi az sayıdaki ülkede tarıma yardımcı olacak birer etken olacak.
- İklim değişikliği ve su kaynakları üzerindeki rekabetten en fazla zarar görecekler, gelişmekte olan ülkeler olacak.
- Etiyopya'nın Nil nehri üzerinde kurmakta olduğu Nahda Barajı ve benzeri ihtilaflı sorunlar, çatışmaları ateşleme riskleri yaratacak, daha fazla çatışmaya yol açabilecek ve gelecek 20 yıl boyunca daha çok huzursuzluk yaşanacak.
- İklim değişikliğini yönetmeye dönük artan teknolojik yenilikler ve salgınlarla mücadele çabaları ABD ve Çin'in bir arada yaşama, hatta iş birliği yollarını bulma becerisine bağlı olacak.
- Dünya çapında yüzde 56'larda seyreden şehirleşme oranı, 2040'larda yüzde 70'e kadar yükselebilecek.
- Hükümetlere, rejimlere, seçkinlere ve kurulu düzene güven azaldıkça insanlar daha küçük alt kimliklere sığınıyorlar. Dinsel, mezhepsel, etnik ve toplumsal aidiyetlerini (anlaşabildikleri cemaat, camia, topluluk veya çıkar grupları) içinde bulmaya yöneliyorlar. Bu oluşumlar, bazen ulus üstü kümeler ve küresel sosyal ağlar da olabiliyor.
- Eskiden birleştirici bütünleştirici bir rol oynayan milli kimlikler, bazı ülkelerde etnik çekişme, çatışma ve gerginliklere yol açabiliyor. Önceleri toparlayıcı bir işlevi olan milliyetçilik, sivil milliyetçiliğin ideallerini zayıflatmakta; kültürel ve etnik farklılıklar nedeniyle aşınan toplumlarda, artık yeni bir meydan okumaya dönüşmektedir.
…Gelecekteki güçlerinin boyutunu anlamak için ABD ve Çin'in askeri ve ekonomik gücünü incelemek yeterli değil… Para ve bilgi alışverişi dâhil olmak üzere yeni teknolojiler, ağlar ve değişim merkezleri geliştirme becerisinin yanı sıra bilgiyi kontrol etme yeteneği de rekabet halindeki devletlerin gücünü belirlemede hayati rol oynayacak. Örneğin, Çin son derece önemli olan 5G ağlarının kontrolünü ele geçirip rakip ülkelere veya kendisine bağlı şirketlere bilgi gönderimini durdurabilecek mi? Bugün Hindistan, Rusya, Avrupa Birliği ve Japonya vb daha fazla ülkenin gücü ve etkisi var… Buna ek olarak İran ve Kuzey Kore gibi küresel istikrarı bozabilecek bölgesel ülkeler de olacak. 1Dikkat edilirse Amerikalı diplomat, satır aralarında 2040'lı yıllarda ABD'nin birçok bakımdan gerileyeceğini ve Çin'in yükselişe geçeceğini kabul etmektedir. Ancak o, aynı Çin'in kontrolü elinde tutamayacağını ve ister istemez birçok alanda rakibi Amerika ile işbirliği yapmak zorunda kalacağını da öne sürmektedir. Bizce, Robert Ford'un iddiası da bir ihtimaldir ve mümkündür. Gelgelelim son aylardaki gelişmelerin seyri hem hızlıdır hem de ABD aleyhinedir. Mesela ünlü Amerikan dergisi Foreign Affairs, çok sayıda uzmana sorup araştırdıktan sonra vardığı sonucu kapağına şu şekilde taşımıştır:
Kayma ve düşüş: Amerika, yeniden önder olabilir mi?
Almanya, dünyadaki bir güçtür, lakin bir dünya gücü değildir.Rusya önemli bir askeri güçtür; uluslararası alanda, petrol ve doğalgaza dayalı zayıf ekonomisinin elverdiğinden daha fazla rol oynayabilmektedir. Çin, devasa ekonomik gücünün dinamiğiyle muazzam bir askeri kuvvet inşa etme yolunda hareket ediyor. Küresel ölçekli, 'Bir Yol ve Bir Kuşak' projesi aracılığıyla da siyasi ve mali nüfuzunu, üç kıtaya yaymış durumdadır.
Dünyada büyük rol oynayan ve küresel liberal demokrasinin kurucusu konumundaki ABD'ye gelince, yurtiçinde tehlikeli bir bölünmeyle karşı karşıyadır; aynı zamanda da dış tehdit ve meydan okumalara maruz kalmaktadır.Bu tespiti doğru bulup makalesine taşıyanlardan biri de, Lübnan'ın tecrübeli ve kıdemli gazetecisi Refik Huri'dir. Onun temel gerekçesi ise şöyledir:
Mesele sadece ABD'nin ne yapıp yapmadığından öte bir şeydir. Diğer büyük devletlerin oluşturdukları stratejiler, geleceğe dair teoriler (vizyon, uzgörüler) ve icraatlar ciddi biçimde Amerikan yönetimini ne yapacağını bilemez vaziyette bırakmaktadır. Bahsi geçen dış güçler, savunma konumunda olmalarına rağmen küresel ölçekte büyük roller üstlenmektedir. Oysa ABD, ricat ederek savunma pozisyonuna geçmiş görüntüsü vermektedir. Zira dünya çapında lider olmanın külfet ve bedellerini sırtlamaktan çekinmektedir. Eski Başkan Barack Obama, (maceracı) Neocon'ların (Bush yönetimindeki Yeni Muhafazakâr ekibin) tehlikeli yükselişinden sonra ülkeyi 'yumuşak inişe' geçirmeyi başarmıştı. O tarihte Obama'nın yardımcısı olan şimdiki Başkan Joe Biden, mevcut durumda ülkeyi tekrar 'dünya liderliğine yükseltme' iddiasıyla işbaşına geldi. Lakin ihtirasla gerçeklik arasındaki mesafe bir hayli büyüktür. 2
- Robert Ford, "2020: Daha Rekabetçi Bir Dünya", Şarku'l Avsat gazetesinden çevirip yayınlayan Independent Türkçe, 15 Nisan 2021.
- محور"فورين أفيرز": الأفول واستعادة الدور, Refik Huri, independent arabia, 29 Mayıs 2021.
- ما الذي تكشف عنه موازنة بايدن من تغيرات في السياسة الخارجية والدفاعية, Tarıq El Şami, independent Arabia, 31 Mayıs 2021.
- ABD Temsilciler Meclisi'nde Dış ilişkiler Komitesi'nin Çin ve Rusya'nın Ortadoğu'daki etkisi konusunda sunduğu 2019 tarihli rapor sunumu için bakınız: "Chinese and Russian Influence in The Middle East", Committee on Foreign Affairs House of Representatives.
- Amerikan yarı resmi kuruluşu Atlantik Konseyi'ne (Atlantic Council) bağlı Lübnan'daki Rafik Hariri Center for the Middle East şubesinin hazırladığı, "China's Changing Role in The Middle East" (Çin'in Ortadoğu'da Değişen Rolü) başlıklı ve Haziran 2019 tarihli rapor-Beyrut.
- Foreign Affaris, "Decline and Fall: Can America Lead Again?", March/April (Mart-Nisan) 2021.
- İsrailli akademiysen Mordechai Chaziza, "China's Economic Diplomacy Approach in the Middel East Conflict" (Ortadoğu'daki Çatışmada Çin'in Ekonomik Diplomasi Yaklaşımı), Department of Politics and Governance, Ashkelon Academic College, Israel, China's Report 55, 1 (2019)
© The Independentturkis
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2021). Amerikan ulusal istihbarat raporu: 2040'larda bizi nasıl bir dünya bekliyor?- Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/amerikan-ulusal-istihbarat-raporu-2040larda-bizi-nasil-bir-dunya-bekliyor-faik-bulut
. "Amerikan ulusal istihbarat raporu: 2040'larda bizi nasıl bir dünya bekliyor?- Faik Bulut." Özgür Üniversite, 6 Haziran 2021, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/amerikan-ulusal-istihbarat-raporu-2040larda-bizi-nasil-bir-dunya-bekliyor-faik-bulut.
. "Amerikan ulusal istihbarat raporu: 2040'larda bizi nasıl bir dünya bekliyor?- Faik Bulut." Özgür Üniversite. 6 Haziran 2021. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/amerikan-ulusal-istihbarat-raporu-2040larda-bizi-nasil-bir-dunya-bekliyor-faik-bulut.
@online{2021, author = {}, title = {Amerikan ulusal istihbarat raporu: 2040'larda bizi nasıl bir dünya bekliyor?- Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2021}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/amerikan-ulusal-istihbarat-raporu-2040larda-bizi-nasil-bir-dunya-bekliyor-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



