Arap ülkelerinde "namus cinayetleri" ve kadına şiddet örnekleri…- Faik Bulut

Pazar 18 Temmuz 2021 7:54
Kolaj: Independent Türkçe
OECD'nin "Tek Bakışta Toplum 2019" araştırmasına göre, örgütün 36 üyesi arasında ömürlerinde en az bir kez eşinden fiziksel veya duygusal şiddet gören kadın oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 38 ile Türkiye.
Türkiye'nin hemen ardından yüzde 36 ile ABD geliyor. Yeni Zelanda yüzde 35 ile üçüncü sırada. OECD ortalaması ise yüzde 21,6.
Türkiye, kadına yönelik şiddettin yoğun yaşandığı ülkelerden biri olarak bilinir. Kadın cinayetlerinin (çoğunlukla "namusu temizleme" gerekçesiyle) sayısı, 2000'li yıllarda geçmiş yıllara göre büyük artış göstermiştir: 474 kadının öldürüldüğü 2019 yılı, ülkede son 10 yılda en fazla kadının öldürüldüğü yıl olmuştur.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, yıllık raporuna göre 2020 yılında 300 kadın erkekler tarafından öldürülmüş, 171 kadın şüpheli şekilde ölü bulunmuştur.
2010-2019 yılları arasında kadın cinayetlerinin sayısında sadece, İstanbul Sözleşmesi'nin imzalandığı yıl olan 2011 yılında düşüş görülmüştür. 1
Kadınlar için umut teşkil eden İstanbul Sözleşmesi, ne yazık ki resmen iptal edildi. Bazı dini cemaat ve şahsiyetleri hoşnut edip siyasi desteklerini alabilmek uğruna kadınların doğuştan gelen insani, vicdani, sosyal, siyasal ve demokratik hakları yok sayılıp feda edildi.
Bizim kadına yönelik şiddetle mücadelemiz İstanbul Sözleşmesi ile başlamadığı gibi bu sözleşmeden çekilmeyle de bitecek değildir. En önemli hususun şiddeti gerçekleştirmeden durdurmak ve yaygınlaşmasını engellemek olduğunu biliyoruz.İktidarı destekleyenlerin dışında bu sözler kimseyi ikna etmemişe benziyor. Erdoğan'ın açıklamasını değerlendiren Avukat Yelda Koçak, konuşmayı "samimi bulmadığını" söylüyor:
Samimi olmadıkları, konuşmada vurgu yapılan 'ısrarlı takip' suçu konusunda yaptıkları ile de ortadadır. Daha birkaç gün önce açıklanan 4. Yargı Paketi'nde ilk başta yer alan ısrarlı takibin suç olarak tanımlanmasını Adalet Komisyonu'na gelmeden çıkarmalarından da bellidir. 3Kadın Koalisyonu, 4. Eylem Planı'nı değerlendirirken, "İstanbul Sözleşmesi'nde yer alan tüm uygulamaların plana konulsa dahi sözleşmeden çıkmakla yaratılan boşluğun çok zor doldurulacağını" belirtti. 4 İktidara yakın kimi kadın temsilcilerinden de bu yönde itirazlar oldu. Örneğin, 'Ben AK Partiliyim' diyerek kendisini tanıtmak ihtiyacı duyan Av. Serpil Balat, Anadolu'dan Yeryüzüne Kadın Sivil Toplum Kuruluşları Vakfı (AYSİT) temsilcisi olarak davet edildiği TBMM Kadına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu önünde, İstanbul Sözleşmesi'ni manipülasyon ve dezenformasyonla karalayan muhafazakâr çevrelere yönelik eleştirilerini dile getirdi:
Toplumsal cinsiyet kavramını cinsiyetsizlik teorisine; LGBT bireylerin şiddetten korunma hakkını onların evlenme hakkına nasıl dönüştürdüklerini hayretle izledik. 'Ailenin kutsallığı' ile söze başladılar ve 'güçlü kadın aileyi yıkıyor' diyerek sözlerini bitirdiler. Hiç ilgisi olmamasına rağmen evden uzaklaştırmayı, süresiz nafakayı, erken evliliği bile bu sözleşme çerçevesinde tartıştılar. Hatta absürt bir şekilde ensest ilişkiyi meşrulaştırdığını bile savundular. İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkan bu gruptakiler, haklı bir özgüven kazanmış olacaklar ki hedeflerine 6284 sayılı Yasa'yı, Medeni Kanun'u, Türk Ceza Kanunu'nu ve CEDAW Sözleşmesi'ni koyarak mezkûr yasaların iptali için çalışmalarına başladılar. 5İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesi ve kadın haklarının çiğnenmesi meselesini sadece "tarikatlara diyet ödemek" veya kimi gazete ve yorumlarda "derin siyasetçi" diye tanımlanan (şimdilik) Saadet Partili Oğuzhan Asiltürk ile taraftarlarını AKP saflarına çekmek gibi pragmatist bir politik taktikle açıklamak yetersiz kalır. Kadın Koalisyonu'nun da işaret ettiği gibi, İstanbul Sözleşmesi'ne taraf olmak demek, sadece "Orada yer alan hükümleri yerine getireceğim" demek değil, aynı zamanda "Kadına şiddetle mücadeleyi evrensel insan hakları normları çerçevesinde yürüteceğim, benim bu yönde bir iradem var" demektir.
İnsanları sadece cinsiyetlerinden dolayı üstünlük sınıflamasına tâbi tutan anlayışın bizim medeniyetimizde ve kültürümüzde yeri yoktur.
2014 yılında Musul'u işgal eden IŞİD, 'Medine (şehir) vesikası' adıyla bir fetva düzenledi. Buna göre, kadının yeri evidir. Yanında bir erkek yakını (baba, kardeş gibi) olmadan evden dışarıya çıkamaz. Sokakta mutlaka çarşaf ve peçeyle dolaşmalıdır. (Sözde kadını korumaya yönelik) bu fetvaya rağmen IŞİD cihatçıları, binlerce kadını seks kölesi, cariye gibi kullanıp tecavüz ettiler. IŞİD kadar olmasa bile Arap-İslam ülkelerindeki selefi, cihatçı akımlar da kadının eve kapanmasını şart koşarlar. Müslüman Kardeşler hareketi ise, görünüşte ümmet oluşmasında kadının rolünü övmekle birlikte, onun esas yerinin ev olduğu konusunda ısrarlıdır. 6
"Erkek egemen kurumsal düzeni sadece bir veya birkaç defalığına değil, kadına karşı sürekli işleyen sistemli bir öfke halindedir. Sanki her hareketinde kadın, erkeğin denetiminden çıkıp onun imtiyazlarını elinden alacakmış hissi ve algısı içinde yaşamaktadır. Kadınların kamu alanından uzaklaştırılmaları için, erkek (baba, erkek kardeş, dayı, amca, koca vs) bacılarını, kızlarını dövebilmekte ve onları katledebilmektedir. Sokaktaki kadınlar taciz edilmekte, kadınlara şiddet kullanılmakta ve tecavüzler gerçekleştirilmektedir. İktidarını, tasallut ve tahakkümünü kadın üzerinde sınayan erkekler; iç savaş gibi olağanüstü koşullarda bu kez kadın ve kızları kaçırıp ırzlarına geçmek, pazarlayıp satmak veya yaşadığı ortamdan sürmek suretiyle onları cezalandırmaktadırlar. Erkeklerin bu tavrını içgüdüsel bir infial veya tepki olarak tanımlamak yetersiz kalıyor. Sistemleştirilmiş siyasi-kültürel simgeler ve kanunlar yoluyla kadınların denetimi kurumsallaştırılıyor, meşrulaştırılıp pekiştiriliyor. Bu nedenlerle olsa gerek, Arap toplumunda kadına şiddet ve namus cinayetleri tam bir keşmekeşlik içinde almış başını gidiyor. Töre ve geleneğin kırmızıçizgilerini bile aşan bu şiddet, özellikle gelenekçi aile ve aşiret tarafından kitabına uydurularak savunuluyor. O kadar ki, kadınlar geleneksel toplumun sağladığı klasik himaye ve güvenden bile mahrum bırakılıyor. Bundan cesaret alan sistemin o bilinen erkeği, işleyen pederşahi sistemin kısır döngüsünü çeviren çarkın acımasız bir dişlisi oluveriyor: Dini kendince yorumlayarak 'aile değerlerini' toplumun yönlendirici kültürü haline getiriyor. Böylece erkek egemen değerlere uymayan kadınlar, topluca cezalandırılabiliyor. Aynı mantıkla 'ırza geçmek' bile, gerçekte kadına karşı işlenmiş büyük bir günah ve suç olmaktan ziyade, mağdur edilmiş o kadının erkek sahibinin/efendisinin (baba, erkek kardeş, koca) velayetine saldırı şeklinde yorumlanabiliyor. Kadının uğradığı maddi ve manevi zararını hesabı ve nasıl telafi edileceği ise zaten sorulmamaktadır." 8
Taciz-tecavüz kurbanı kadınlar, topluma egemen olan gelenekçi ve tutucu anlayış doğrultusunda, açıkça şikâyette bulunamıyor; dertlerini ailesinden veya yakınlarından bile gizleyerek suskun kalmayı tercih ediyorlar. 9
Ne gerek vardı konuşmaya? Mağdur kadınlar, suskun kalmalıydılar!
Kadınlar; asabi ve aşırı hassas olmadıklarını; tersine, daima şirin, sevimli ve güleç olduklarını kanıtlamak zorunda bırakılıyorlar. Hiç kimseye öfke duymadıklarını ve dolayısıyla endişeye mahal olmadığını vurgulamak zorundalar. Arabaya otururken, herkes yerini bilmelidir. Aile reisi baba gedikli sürücüdür: Oğlu, onun yanındadır. Anne, oğluna tavizkar davranıp ön koltuktan arka koltuğa geçmiştir. Kızlar da daima annenin yanındaki arka koltuğa dizilirler. 11
Baba başköşede; onun sağına erkek evlatlar, soluna anne ve kızları otururlar. Yemekte bile kadına karşı otoriterlik böyle şekilleniyor ve eğer alt-üst ilişkisinde bozukluk varsa, onun sebebi de kadındır. Huzursuzluğun kaynağı da kadında aranır. Asık suratıyla sizi karşılayan kadın, mutlaka aybaşı halindedir: Onun regl durumunu belli etmemesi hatta öyle olur olmaz yere de oturmaması şarttır! 12
" 'El ne der?' sözü ve duygusu, hayalet gibi bizi kovalayıp durur. Annem alışkınlık edindi artık:
'Söz ve davranışlarımız, toplumda nasıl karşılanıyor?'
Bu anlayış, ölümden sonra da peşimizi bırakmaz. Davranışlarınız pek ahlaklı ve mazbut olsa bile, bizden birinin en küçük hatasında, milletin sizin hakkınızdaki gerçek fikri ortaya çıkar.
Bu kötü laf, dilden dile dolaşır. Ne kadar temiz ve iyi olsanız da, lekelenip kirlenmişsinizdir artık.
Arap-İslam toplumunda yaşayan bir kadın olduğumdan bulunduğum konuma göre davranıyor, konuşuyor ve kendimi tanıtabiliyorum. Bu kural dışında çıktığımda beni hatalı ve kabahatli buluyorlar.
'El ne der' sözü, aklımıza bağdaş kurmuş; adımız şanımız ona göre belirleniyor. Sadece kadın birey olarak değil, aynı zamanda ailemizin şanı ve itibarı da söz konusu edilebiliyor. Ailenin yükü, namusu, sorumluluğu bile sırtımıza yükleniyor.
Bir Arap kadını olarak ailenin her bireyinden teker teker sorumlu tutuluyorsun; kişisel itibarınızın lekelenmesi, büyük ailenin lekesi oluveriyor. Şerefleri elden gidiveriyor!
Kişisel tecrübemden bir örnek vereyim: Bir gün, az kalsın tecavüze uğruyordum. O sırada aklıma ilk gelen şey, acaba nerede hata yaptım; beni gören, tanıyan biri oldu mu? Haber yayılırsa, hepten mahvolduk!"
"İlk sorunun uğultusu beynimde dolaşırken, ister istemez elbisemi yokladım ve sarf ettiğim sözü hatırladım. Olur ya, elbisemin biçimi veya konuştuğum bir söz, tacizciyi tahrik ve teşvik etmiştir belki! Ya da haddinden fazla nazik ve latifeli davranmıştım! Sesimle davetkâr bir mesaj mı vermiştim acaba? Kendimi ne kadar savunsam da, çevremdekiler yeterince kararlı ve onurlu davranmadığımı, tacizciyi bana daha da yaklaştırdığını düşüneceklerdi. Böyle böyle uzunca bir süre kendimi azarlayıp durdum. Ailemin, mutlaka tecavüze uğradığımı sanacakları yolunda akıl yürüttüm. Daha sonra, kendime gelerek düşündüm: Ne yapıp ettiğimi ve rencide edilmiş haysiyetimi düşünmeden, benim görüşümü almadan insanların vardıkları yanlış kanaatten bana ne? O algıdan sorumlu olan ben miyim, yoksa erkek egemen tacizcilik, cüretkârlık ve saldırganlık mı? 13"
- Vikipedi ansiklopedisi, "Türkiye'de kadın cinayeti" konulu yazıda kaynak gösterilen şu kaynakları bakınız: Elif Gazioğlu, "Kadın Cinayetleri: Kavramsallaştırma ve Sorunlu Yaklaşımlar" başlıklı yazı, Sosyal Politika Çalışmaları Yıl: 13 Cilt: 7 Sayı: 30 Ocak-Haziran 2013; Mustafa Kemal Erdemol, "Doğru tanım: Kadın Cinayeti", Cumhuriyet gazetesi, 2 Eylül 2019; BBC Türkçe, "Kadın cinayetleri-2019", 31 Aralık 2019.
- Sözcü gazetesi, 22 Mart 2021.
- Cumhuriyet, 1 Temmuz 2021.
- Evrensel, "İrade yok, bütçe yok, planları izleyecek mekanizma yok", 11 Temmuz 2021.
- Serbestiyet sitesi, "Manipülasyon nasıl yapılır, İstanbul Sözleşmesi'nde gösterdiler" başlıklı haber, 24 Haziran 2021; https://www.gazeteduvar.com.tr/muhalefete-dersler-ve-esitlik-mucadelesinde-ortaklasma-ihtimali-makale-1527680.
- http://alsaieda.com/2019/01/15/
- Vikipedi ansiklopedisinin Türkçe ve Arapça yayınlanan "Claude Levi-Strauss" maddesindeki açıklamalar ışığında Fransız düşünürün görüşleri özetlenmiştir.
- «تبادل النساء»: لماذا الشرف مهم وقاتل لهذه الدرجة؟,محمد سامي الكيال, El Quds El Arabi, 8 Temmuz 2021.
- معاناة صامتة لضحايا الاغتصاب في الأردن , independent Arabia, 33 Mart 2021.
- نيويورك تايمز تكشف عن تفاصيل صادمة لتعرض مصريات للتحرش الجنسي على يد ضباط شرطة-, El Quds El Arabi.
- https://manshoor.com/society/metoo-harassment-criticism/
- Kuveytli kadın gazeteci, yazar ve hukukçu Şeyhe El Behawid, https://manshoor.com/society/becoming-angry-feminist/, Menşur sitesi, 19 Ağustos 2021/.
- Mim El Hüseyni, 26 Şubat 2017; https://manshoor.com/society/female-reputation-arab-women-suffer-from-people-talks/
© The Independentturkish
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2021). Arap ülkelerinde "namus cinayetleri" ve kadına şiddet örnekleri…- Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/arap-ulkelerinde-namus-cinayetleri-ve-kadina-siddet-ornekleri-faik-bulut
. "Arap ülkelerinde "namus cinayetleri" ve kadına şiddet örnekleri…- Faik Bulut." Özgür Üniversite, 18 Temmuz 2021, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/arap-ulkelerinde-namus-cinayetleri-ve-kadina-siddet-ornekleri-faik-bulut.
. "Arap ülkelerinde "namus cinayetleri" ve kadına şiddet örnekleri…- Faik Bulut." Özgür Üniversite. 18 Temmuz 2021. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/arap-ulkelerinde-namus-cinayetleri-ve-kadina-siddet-ornekleri-faik-bulut.
@online{2021, author = {}, title = {Arap ülkelerinde "namus cinayetleri" ve kadına şiddet örnekleri…- Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2021}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/arap-ulkelerinde-namus-cinayetleri-ve-kadina-siddet-ornekleri-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



