Bingöl dağlarında doğaya dönme ve Ab-ı Hayat'ı arama gezisi (1) Faik Bulut

Everything is connected in life the point is to know it and to understand it. (Hayatta her şey birbiriyle bağlantılıdır. Mesele onu bilmek ve anlamaktadır.) 11997 yılında Turner Ödülü kazanan İngiliz kavramsal sanatçısı Gillian Wearing, Londra'daki Kraliyet Sanat Akademisi'ne ömür boyu üye seçilen (2007'de) bir kadındır. Wearing, der ki:
Daima insanlar hakkında yeni şeyler öğrenmenin farklı yollarını aramakla meşgulüm. Keşfettiklerimle birlikte kendimi de keşfediyorum.O halde bu geziye katılmakla hem doğanın güzelliklerini hem de insanları tanıyacak, bu sayede kendimi de keşfetmiş olacaktım. Nitekim de öyle oldu.
Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden, Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden Anlattı uzun uzun... Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun Nadir duyabildiği taze bir heyecanla Karıştım o gün, bugün o zavallı çobanla Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına…Belki de bir çobanla hiç karşılaşmamıştır Kamu ama onunla özdeşleşerek yazmıştır bu dizeleri. Çünkü şair, "Arzu başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek/Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al!" diyerek 1946'da milletvekili seçildiği Erzurum'dan düşmüştü Bingöl yollarına. Biz de onun gibi yapıp doğa terapisi adına düştük şehirlerden uzak aynı yollara…
Bir zamanlar bir avcı, Doğu'da göllük bir yerde keklik vurmuş. Kanlı kekliği göllerden birinin sularında yıkamış. Torbasına atıp köyüne dönmüş. Eve gelip torbayı açınca keklik kanatlanıp uçmuş. Avcı, kekliği yıkadığı suyun 'Ab-ı Hayat' (ölümsüzlük suyu) olduğunu anlamış... Koşmuş yeniden dağlara... Bütün gölleri gezmiş, bütün suları tatmış ama bulamamış ölümsüzlüğün sırrını saklayan gölü... Ahali de o günden beri arar dururmuş. Lakin Tanrı, iksiri saklayan göl bulunmasın diye, bin tane göl yaratmış oralarda... O yüzden de oraya kurulan kentin adı Bingöl olmuş...
Ortaçağ tarih ve coğrafya uzmanı Suriye-Hama doğumlu Yakut El Rumi (El Hemawi), Bingöl'ün eski isimlerinden birini kitabına kaydetmiştir: Cebel-ul Cur. Arapça Cebel dağ, Cur ise akan anlamındadır. Bu kelimenin zamanla Çabakçur şeklinde telaffuz edilme ihtimali kuvvetlidir. Çabakçur ise akan temiz su anlamına gelir. Evliya Çelebiye göre bu isim Büyük İskender tarafından verilmiştir. Rivayet odur ki, Büyük İskender vücudundaki dayanılmaz ağrılardan (ve başındaki çift boynuzdan) kurtulmak için nice hekimlere başvurduğu halde şifa bulamaz. Bunun üzerine Ab-ı Hayat (ölümsüz hayat) suyunu aramaya başlar. Uzun aramalardan sonra o sudan içip dayanılmaz ağrılarından kurtulur. İskender, faydasını gördüğü bu suya 'Makdis lisanı' üzerine cennet suyu anlamına gelen Çabakçur adını verir. Doktorlarına, 'sizlerin çare bulmadığınız ağrılarıma Tanrı cennet ırmaklarından deva verdi. Burada benim adıma bir kale yapın ve adını Çabakçur koyun der… 3Halk etimolojisi denilen bir isimlendirmeye göre Bingöl, Kürt dilinde "behn gul" veya "bin gul" (gül kokulu/gül kokan) yer manasına gelmektedir. Bu kısa girişten sonra doğayla iç içe yaşayan yöre insanlarının tabiat olaylarını ve varlıklarını nasıl anlamlandırdıklarına da bakalım:
- Armut ve elma ağaçlarının çiçeğinin çok olması önümüzdeki yılda karın çok yağacağının işaretidir.
- Bulutlar doğuya doğru kayarsa hava güneşli, batıya doğru kayarsa hava yağışlıdır.
- Gece hava bulutluysa ve havada kırmızılık varsa yağış olmaz.
- Gökyüzünde yıldız kaydığında bir insan ölmüştür.
- Gökyüzünün birden kararması ve kara bulutlarla dolması hayra alamet değildir.
- Gökkuşağının altından geçen kişi cinsiyet değiştirir.
- Kırmızı renk elbise giyen kişiye yıldırım çarpar.
- Kuşların sürü halinde uçması, o yıl kışın erken geleceğinin ve şiddetli olacağının işaretidir.
- Nisan yağmurunun eve serpilmesi haneye bereket getirir.
- Nisan yağmuru şifalıdır ve vücuda iyi gelir. Suyu tencere veya tavalarda toplanarak içilir.
- Gök gürlediğinde herhangi bir musibete uğramamak için ayağa kalkılmalıdır.
- Köpek, kuş, inek ve tavuk gibi hayvanlar tabiat olaylarını önceden hissederler.
- Yılan, sarımsak kokusu olan yere gelmez.
- Tarlaya çalışmaya giden bir kişi, dinlenmek için yattığında yanına yılan gelmemesi ve ona zarar vermemesi için yanında sarımsak taşımalıdır.
- Cinlerin mekânı olduğu inancından dolayı küllükte yatılmaz.
- Hayvan ve insan pisliğinin üzerine kül dökülmez.
- Ateş, demir, toprak, ekmek, tuz ve suya saygı gösterilmelidir.
- Ateşe su dökmek, tükürmek, tırnak ve saç atmak iyi karşılanmaz.
- Ocağın üstünü boş bırakmak uğursuzluk getirir.
- Ateş yanarken çok ses çıkarırsa bu ses, ateşi yakan kişi hakkında dedikodu yapıldığına işarettir.
- Gece ateşle oynayan kişinin vücudunda yaralar çıkar.
- Periler genç ve bakire güzel kızlardır. Bu güzelliklerini kullanarak erkeklere musallat olurlar.
Bingöl'de nazardan korunmak için nazar muskası, nazarlık ve nazar boncuğunun kullanılması, evlerin kapısına at nalı, sarımsak ve delikli taş gibi nesnelerin asılması, çocukların yüzüne is sürülmesi, ağaçlara süs eşyası asılması, kurban kesilmesi, ayet ve dua okunması gibi uygulamalara başvurulmaktadır. Yörede; nazarı önlemek için bir akrebin bacağı koparılarak bir kutuya konulur ve üzerine bir dua okunduktan sonra evin gizli bir köşesine saklanır… Bir kişide nazar olduğunu anlamak için bir kovanın içindeki suya bir miktar soba külü dökülür. Bu kül suda çözülürse o kişide nazar olmadığına, eğer çözülmez ise nazar olduğuna inanılır. Bir kişinin dili burnunun ucuna değiyorsa o kişinin nazarının değdiğine inanılır. Nazar değmesin diye çocukların elbiseleri ters çevrilir. Kem gözlü olduğu düşünülen bir kişi yakın bir yerden geçerse vücudun herhangi bir yerine çimdik atılır ki; o kişinin nazarı değmesin. Eve gelen konuklardan birinin nazarı olduğuna inanılırsa, o kişinin ayakkabıları ters çevrilir. Düğünlerde geline nazar değmesin diye gelin tarafından kapıya yumurta fırlatılır, yerde bardak veya çömlek kırılır. Kem gözlü olduğuna inanılan bir kişi sürünün yanından geçerse o kişinin nazarından korunmak için çoban hemen onun ayak izlerine işer. Eve nazar değmemesi için kaplumbağanın kabuğu kapının üstüne asılır. Nazardan korunma yollarından biri de bir sincabın öldürülerek kurutulması ve evin duvarına asılmasıdır… Hayvanlara nazar değmemesi için dağdağan ağacı yeşil bir beze sarılarak ahıra asılır. Nazarın süt ürünlerine değdiğine de inanılır. Bundan korunmak için sütün kaynatıldığı sobanın içine tuz atılır… 4
"Kem göze inanma ve nazar etme olayının sadece Bingöl çevresine ait olduğu da sanılmasın. Anadolu'nun, Ortadoğu, Asya, Afrika ve Amerika'nın birçok yerinde oldukça yaygındır.
Bingöl ahalisi, göğe yakın olduğundan yüce dağları da kutsal kabul eder. Keza dilekleri tutanlar, şifalı olduğuna inanılan Şehidê Deştê ziyaretindeki bir çeşmeye gidip suyundan içerler. Kurban keserler. Mezarın üstündeki küçük çalılığa ve mezar taşına ip ya da bez parçaları bağlarlar.
Bölgede ikamet eden Alevi Zazaları, Karer Baba Ziyaretinden getirdikleri taş ve ağaç parçalarını teberrik (uğurlu, şifalı) kabul ederler.
Cuma akşamları eve getirilen ve konuldukları yerin aydınlatıldığı bu teberrikler, özel bir torba içinde saklanır. Bu teberrikler hasta olan kişinin başına asıldığında onun şifa bulacağına inanılır.
Çocukları olmayan kadınlar yöredeki türbelere giderek dua eder ve burada uyurlar. Türbede uyuyan kadınların uyandıktan sonra dualarının kabul olunacağına, bir türbenin eşyasını alan kişinin ise çarpılacağına inanılır." 5
Anadolu'da Hz. Ali kültüne bağlı birçok halk inancı oluşmuştur. Bu hususta hayvan kültünün (kutsamasının) izlerine ilaveten Hz. Ali kültünün izlerini de bulmak mümkündür. Yöredeki hayvanlarla ilgili inançlardan bazıları da Alevilik ve Bektaşilik ile ilgilidir. Bingöl'de hayvanlara dair inançları şöyle sıralayabiliriz:- Gece evin üstünde öten baykuşun ölüm ve uğursuzluk getirdiğine inanılır.
- Güvercin iyiye işarettir. Güvercin vurmak hoş karşılanmaz.
- Kargalar her şeyi yedikleri için uğursuz kabul edilir. Bir evin önünde karga öterse o eve kötü haber geleceğine inanılır. Karganın göç etmesi, sonbahar geldiğine işarettir.
- Gagası ve ayağı kırmızı olan kekliğin Kerbela'da şehit edilen Hz. Hüseyin'in kanını içtiğine inanılır, bu yüzden de eti yenmez.
- Hacı Bektaş Veli'nin turna donuna girip uçtuğu inancından dolayı turna kutsal bir kuş olarak kabul edilmiştir.
- Leylek genellikle yeni doğacak bebeğin müjdecisi sayılır. Kimin bacasına konarsa o evde bir bebeğin doğacağına inanılır.
- Serçenin bereket getireceğine inanılır.
- Teva adı verilen bir kuşun, hamile kadınların üzerinde dolaşmasının uğursuzluk getirdiğine inanılır. Korunmak için muska yazdırılır.
- Soktuğu insana zehrini akıttığı için akrep kinin sembolü olarak kabul edilmiştir. Rüyada akrep görülmesinin iyi olmadığına inanılır.
- Yılan öldürmek ya da ölü yılan görmek uğursuzluk olarak kabul edilir. Köy evlerinin damlarında gezen yılanların o eve bekçilik ettiğine inanılır. Öldürülürlerse o evin bereketsiz ve uğursuz bir ev olacağı inancı vardır. Bu yüzden de onlara dokunulmaz.
- Halk arasında iki çeşit yılan olduğuna inanılır. Bunlardan biri evin etrafında dolaşan ve koruyan yılan; diğeri ise evdekilere zarar veren mezar yılanıdır. Birinin yanında yemek yenildiğinde, o yiyeceğin yiyen kişinin rüyasına yılan şeklinde gireceğine inanılır.
- Sünni kesimlere göre peygamberi yılan sokmasından kurtardığı için kedi mübarek bir hayvandır. Uğursuz olarak görülen kara kediden ise uzak durulur. Kedi öldürmenin uğursuzluk getireceğine inanılır. Siyah kedi gören çocuk saçını tutmazsa, o çocuğun kel olacağına inanılır. Halk arasında kedinin dört ayağının üstüne düşmesinin nedeni; Hz. Ali'nin kedinin başını eliyle okşadığı inancına dayanmaktadır. Kedilerin başının üzerinde bulunan çizgilerin Hz. Ali'nin parmak izi olduğu da söylenir.
- Köpek çok havladığı ve uluduğunda bunun kötü haber getireceğine inanılır. Önlem için, kapı önündeki terlikler ters çevrilir. Köpeğin gece uluması depremin habercisi olarak da görülmüştür.
- İlkbahar geldiğinde çobanlar, kurt saldırılarını önlemek için bir ipi düğümleyip üzerine dua ederler ve o ipi hiç bulunamayacak bir yere saklarlar. Böylece kurdun ağzı bağlanmış olur ve kurtlar sürüye saldırmaz. Bir hayvan kaybolduğunda kurt kapmasın diye bir bıçağa dua okunur ve kapatılır.
- Domuzun adını anmak iyi sayılmaz ve eti haram kabul edilir.
- İneğin zamansız böğürmesi, bir felaketin habercisi olarak görülür.
- Bingöl yöresinde koyunun melek olduğuna inanılır. Rüyada koyun görmek bereket simgesi olarak kabul edilir. Eğer bir köyde koyun yoksa orası bereketsiz bir köydür.
- Keçinin şeytana benzediği inancı vardır. Halk arasında genellikle inatçılığın sembolü olarak kabul edilmiştir.
- Bir eve at alındığı zaman onun uğursuzluk getireceğine inanılır.
- Arı bereketin sembolü olarak kabul edilir. Bir kişiyi arı soktuğunda tedavi için sokulan yere çamur sürülür, sıcak taş ve demir bastırılır.
- Sarılık hastası kişiler, bir balığa baktırılır. Balık ölürse o kişinin hastalığının geçeceğine inanılır.
- Diğer hayvanlara göre horozun önceden haberdar olma ve hissetme duyusunun daha fazla olduğu inancı yaygındır. Dolayısıyla zamansız ve yersiz ötmesi, bir afet veya kötü olay yaşanacağına yorumlanır.
- Kurak geçen bazı yerlerde yağmur yağması için, çobanlar bir kaplumbağayı arka ayağından bağlayarak ağaca asarlar. İnanışa göre susuz kalan kaplumbağa su için yalvardığında, Allah ona acıyacak ve yağmur yağdıracaktır.
- Karınca kutsaldır ve ona basmak günah sayılır. İnanışa göre karınca, zalim kral Nemrut tarafından ateşe atılan Hz. İbrahim'e su taşımıştır. Bir evi karıncalar sarmışsa o eve yeni bebeğin geleceğine inanılır. Karıncaların kurak bir mevsimde çoğalmaları kıtlığı ifade eder. Karıncaların bir eve dadanması, o evde yiyeceğin bol olduğunu gösterir. Karıncaların bir yerde kümelenmesi, depreme işaret olarak yorumlanır. Evde karıncanın olması berekete işarettir. Yuva yapan karıncanın yuvası yıkılmaz.
- Kirpinin etini pişirip yiyen kişi abdestliyse o kişinin abdesti bozulur. Etinin romatizma hastalığına iyi geldiğine inanılır.
- Tavşan beslenen eve uğursuzluk geleceğine inanılır.
- Örümcek bir evde ağ yapmışsa o evin fakirleşeceğine inanılır.
- Kelebeğe dokunmak ve öldürmek günah olarak kabul edilir. 6
© The Independentturkish
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2022). Bingöl dağlarında doğaya dönme ve Ab-ı Hayat'ı arama gezisi (1) Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/bingol-daglarinda-dogaya-donme-ve-ab-i-hayati-arama-gezisi-1-faik-bulut
. "Bingöl dağlarında doğaya dönme ve Ab-ı Hayat'ı arama gezisi (1) Faik Bulut." Özgür Üniversite, 14 Haziran 2022, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/bingol-daglarinda-dogaya-donme-ve-ab-i-hayati-arama-gezisi-1-faik-bulut.
. "Bingöl dağlarında doğaya dönme ve Ab-ı Hayat'ı arama gezisi (1) Faik Bulut." Özgür Üniversite. 14 Haziran 2022. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/bingol-daglarinda-dogaya-donme-ve-ab-i-hayati-arama-gezisi-1-faik-bulut.
@online{2022, author = {}, title = {Bingöl dağlarında doğaya dönme ve Ab-ı Hayat'ı arama gezisi (1) Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2022}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/bingol-daglarinda-dogaya-donme-ve-ab-i-hayati-arama-gezisi-1-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



