Cidde ve Tahran zirvelerinde neler yaşandı, kim kazançlı çıktı?- Faik Bulut

Faik Bulut
Kolaj: Independent Türkçe
ABD Başkanı Joe Biden'ın çağrısıyla gerçekleşen (Körfez Arap ülkeleriyle Mısır, Ürdün, Irak'ın hazır bulunduğu) Cidde Zirvesi ile Rusya, İran ve Türkiye üçlüsüyle toplanan Tahran Zirvesi'nin yakın tarihlere denk gelmesi salt bir rastlantı mıydı?
İran'a husumet besleyen İsrailli yorumcular, her iki zirvenin tarihlerinin rastlantı olmadığı iddiasındalar.
Rastlantı olmadığına dair delile bakalı: Erdoğan, "dostum" diye nitelediği Rusya Başkanı Putin'i birkaç defa Türkiye'ye çağırmış; ancak Rus lider, işi ağırdan almıştı.
Suudi Arabistan'a niçin gidiyorum? Ortadoğu'nun daha fazla istikrar ve güvenli bir bölge haline gelmesi için, ihtilaflı ve çatışmalı taraflar (bir yandan İsrail ile Suudi Arabistan, diğer yandan İran) arasındaki sorunları çözmenin biricik yolunun diplomatik görüşmelerden geçtiğini anlatmaya gidiyorum. Bütün kusur ve eksikliklerine rağmen İran'ın nükleer silah üretmemesi için kesinlikle diplomatik müzakerelere ağırlık verilmeli, güç kullanma seçeneğine kesinlikle başvurulmamalı ki İran da nükleer silahların üretimine ilişkin uluslar arası kurallara uyabilsin. Bu perspektifle toplanacak olan Körfez ve bölge ülkeleri, bilhassa Suriye, Irak, Lübnan ve hatta İran kendi aralarında güvenlik işbirliği çabalarının artırılması yoluna gidecekler. 1Nitekim de öyle oldu; Biden, Cidde Zirvesi'nden sonra ülkesine doğru yıla çıkarken, "ABD, Ortadoğu işlerine tam anlamıyla katılacaktır ve bu bölgeyi nüfuz peşinde koşan diğer güçlere terk etmeyecektir" dedi. Suudi yönetimine de "Amerika ile Suudi Arabistan dünya ekonomisinin güçlendirilmesi için ortak çaba içinde olmalılar; zira enflasyon ve enerji kaynaklarına ilişkin gerçekçi olmayan politikalardan uzaklaşılmalıdır" şeklinde bir mesaj verdi. Bu mesaj hem uyarı hem işbirliği çağrısı olarak algılandı.
- Toplantı ve görüşmeler konusunda istekli olan Körfez'deki petro-dolar ülkeleri değil, ABD idi. Çünkü Ukrayna'daki savaş nedeniyle Amerikan stratejisi değişmiş; Rusya ile Çin'e karşı mücadele gündemin birinci maddesi haline gelmişti.
- Biden, ABD eski Başkanı Donald Trump çizgisini bırakıp, onun öncülü sayılan Barack Oba siyasetini benimsedi. Ortadoğu ve Arap ülkelerini ihmal ederek Uzak Asya'ya ağırlık vermişti. Gelgelelim Ukrayna Savaşı enerji ve gıda krizini yol açınca, Biden burada da değişiklik yaptı. Günlük petrol üretimi 180 bin varil çıkarıldı ancak bu fiyat düşürmek yeterli olmadı. Öteden beri husumet beslediği Venezüella ile İran'a petrol üretimi uğruna göz kırpıldı. Bu da yetmeyince Suudi Arabistan'a yöneldi. Halbuki Kaşıkçı Olayı nedeniyle 76 Suudi yetkiliye vize verilmesi yasaklanmıştı.
- 30 Haziran 2022 tarihli Madrid NATO konferansında alınan kararda "Çin düşman değil ama Büyük Tehlike kaynağı" olarak görüldü. NATO'nun Yeni Strateji Belgesi Konsepti'ne giren bu tespit şunu göstermektedir: Rusya ve Çin, Amerika'nın neredeyse mutlak egemen olduğu Körfez bölgelerinde bilhassa Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile çok boyutlu ilişkiler geliştirdiler. Dolayısıyla Amerika'nın eskiden olduğu gibi bölgeye mutlak hegemonyasını dayatması imkânsız değilse bile artık çok zordur.
İsrail, bu ziyarette ne istediyse aldı; bilhassa Amerikan-İsrail Stratejik Ortaklığı Anlaşması, 1 Temmuz 2022'de imzalanmıştı. Bu kapsamda İran ile bölgedeki müttefikleri karşısında nükleer müzakerelerinde ortak karar ve tavır almak da anlaşmada yer almıştır. Kısacası İsrail'in tehdit olarak kabul ettiği her şey, ABD için de geçerlidir. Aslında anlaşmanın taslağını ve formülünü İsrail kaleme aldı, Amerikan tarafı ise sadece imzalamış oldu. 5Öte yandan İsrail Başbakanı Yair Lapid, muhatabı Biden'a şöyle hitap etti:
Zatıâlinizin ziyareti kişiseldir ve hep öyle olmuştur. Öyle ki, bir defasında, 'Ben bir Siyonistim' zira insanın Siyonist diye tanımlanması için Yahudi olması gerekmiyor' demiştiniz. Gerçekten haklıymışsınız. Mevcut konumuzla bile böylesiniz yani ulu bir Siyonistsiniz: Hem de İsrail'in tanıdığı en büyük dostlarındansınız.
Evet, 1967 yılında (İsrail tarafından) alınan topraklar üzerinde iki ayrı devlet (İsrail ve Filistin) kurulması, o topraklardaki bazı mıntıka ve yörelerin takas edilmesiyle mümkün olacaktır. ABD'nin gayesi budur. Velâkin bu meselenin çözüm ihtimali yakın değil, hayli uzaktır. Bu yüzden ortam ve şartlar, bu tür bir çözüm için münasip değildir.Filistin yönetimi başkanı Mahmud Abbas ise, "uzun vadeli böyle bir çözüm için vakit kalmayabilir" demekle yetindi. Filistinli kadın yorumcu Dr. Rula Halid Ganim, İsrail-Filistin gezisini birkaç cümlede özetlemiştir:
Her seferinde İsrail katliam ve suikastlarını dünya kamuoyundan gizlemek ve hesap sorulmasını önlemek için imdada yetişen ABD ile başkanı Biden gibileri; siyasi çözüm yerine, ekonomik ve mali destek yoluyla Filistin meselesini halletme yolunu tercih etmekteler. Arap dünyası, bir serap niteliğinde olan Biden'ın peşinde koşmaktan vazgeçmelidir. Bünyemizi kemiren Siyonist kanseri kökünden kesip atmanın bir yolu da Amerikan yönetiminin pazarlamaya çalıştığı sözde 'çözüm' vaatlerini hepten reddetmektir. 6Ziyaretin üçüncü durağı Suudi Arabistan idi. Gerçekte Suudi yönetimi, muradına erdi. Esas beklentisi olan "Veliaht Prens Muhammed bin Salman'ın meşruluğunun kabul edilmesine" ilaveten, ülkenin şiddetle ihtiyaç duyduğu "güvenlik ve savunma" gereksinimi karşılanmış oldu. Biden ülkesi adına yükümlülük altına girdi ve ihtiyaçların temini için vaatte bulundu. Bağlı olarak İran'ın Körfez ülkelerine müdahalesini ve "yöredeki terör faaliyetleri" engellemek suretiyle Körfez'de asayişi temin etmeye söz verdi. Bu arada İran'ın nükleer silah üretimine müsaade etmemekte kararlı olduğunu açıkladı. Amerikan ve Suudi tarafı, stratejik suyollarındaki (Basra, Hürmüz, Babu'l Mendeb) olası zorlukları ve kısıtlamaları ortadan kaldırmak suretiyle bölgedeki ticari faaliyetlerin rahatça icra edilmesi noktasında mutabık kaldılar. Suyollarındaki kaçakçılığın önlenmesi de bunlardan biriydi. Aynı amaçla ilgili Suudi birimleriyle, Amerikan donanması arasında ortak istihbarat alışverişi ve eşgüdüm sağlanması da alınan kararlar arasındaydı. Biden gezisi kapsamında düzenlenen Cidde Zirvesi'ne Körfez'deki Arap ülkeleriyle Ürdün, Irak ve Mısır katıldı. 21 maddelik bir sonuç bildirgesi yayımlandı. Ortadoğu ve uluslararası alandaki hemen her meseleye değinildi. 3'üncü maddede şu yazılmıştı: Bölgedeki emniyet ve istikrar için, gerekli her türlü tedbir alınacaktır. Böylece bölge ülkeleri arasında işbirliği ve bütünleşme temin edilmeli; olası tehditler ortakça göğüslenmeli, aynı zamanda ilgili ülkelerin iyi komşuluk ilişkileri geliştirilmeli, egemenliğe saygı gösterilmeli, bölgesel esenliğe kavuşması sağlanmalıdır. 12'nci madde özel olarak Suriye'deki durumla ilgiliydi: Bu ülkedeki barış ve huzurun gelmesi için çaba gösterilmeli; ülkenin milli birlik ve bütünlüğü korunmalı, mültecilere gereken yardımlar yapılmalı mülteci barındıran ülkelere de insani yardım ulaştırılmalı. Ürdün Kralı II. Abdullah, 1 milyon Suriyeli barındırması hasebiyle ülkesine yeterli hibe ve bağışın yapılmasını talep etti. 18 Temmuz 2022 tarihli Washington Post gazetesi, bu ortak bildiri için "Biden az aldı, çok verdi" başlığını atarak yorum yaptı:
Beyaz Saray, Suudi yönetimiyle soğuk olan ilişkilerini düzeltti. Ona meşruluk kazandırdı. Demokrasi ve insan haklarından taviz verdi. Buna karşılık Suudi petrol üretiminin artırılmasını sağladı. Ancak yeterli bir artış olmadığı için, bunun Ukrayna savaşı sonrası ortaya çıkan enerji krizine çare olacağı sanılmıyor. Yemen'de geçici ateşkes gerçekleşmesine rağmen tatmin edici değil. Bütün bunların, ABD'de yaşanan enflasyonun düşmesindeki rolü de az olur.Lübnanlı kadın yazar Dr. İman El Şuyuh, aynı konuda görüş belirtti:
Cidde'de estirilen rüzgâr Biden'ın istediği yönde olmadı. Bölgedeki bazı Arap devletleriyle İsrail tarafından oluşturulacak Ortadoğu merkezli ikinci bir NATO'nun mayası şimdilik tutmadı. Bunun yerine genel anlamda Amerikan destekli bölgesel askeri işbirliği ve güvenlik mutabakatına dair bir çerçeve anlaşmasından söz edildi. Bu arada Birleşik Arap Emirlikleri, İran'a diplomat bir temsilcisini gönderirken; İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Suudi Arabistan ile ülkesi arasında uzun yıllardan beri kesilmiş bulunan diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasını müjdeledi. Buna karşılık Tahran Zirvesi'nde alınan kararlar ve belirlenen politikalar, Cidde'de konuşulanları gölgede bırakarak esas gündemi oluşturdu. Bilhassa Rusya ile İran arasında miktarı 40 milyar doları aşan çok yönlü sözleşmeler, ABD ve Batı'nın hem İran'a hem Rusya'ya karşı uyguladığı ekonomik yaptırımları aşma hususunda başarı olarak kayda geçti. 7Çin konusunda uzman Dr. Tamar Berro, daha geniş çerçeveden ele aldı Biden ziyaretini:
Ziyaret için, tam başarısızlık demek doğru değil. Tersine, kısmi başarılar da söz konusu. Mesela ABD ile Suudi Arabistan arasında 18 farklı (teknoloji, petrol, ticari, silah) sözleşme ve işbirliği anlaşması imzalandı. Biden'ın 'Çin ve Rusya'ya bu bölgede boş alan bırakmayacaktır' ifadesini yanıtlayan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, 'Ortadoğu'da söz ve karar sahipleri, oradaki ülkelerdir. Dolayısıyla şu veya bu şahsa karar vermek düşmez. Esasen Biden'ın sözünü ettiği 'herhangi bir boşluk da bulunmuyor' dedi. Gerçekten Çin, Suudi Arabistan'a balistik füzeleri geliştirme noktasında yardımcı olmuş; aynı zamanda Çin İHA'larının Suudi ordusuna satılmasına ilişkin anlaşma yapıldı. İlaveten beşinci ve altınca kuşak (G5 ve G6) teknoloji üretimi konusunda mutabakata varıldı. Buna karşılık ABD, Open-RAN teknoloji projesiyle Çin'deki gelişmiş teknoloji ağının önünü kesmek istiyor. ABD, BAE ile Suudi Arabistan'dan Çin ile ayrı ayrı imzaladıkları Huawei ve G5 teknoloji ağının iptalini istedi. Ancak her iki ülke de uluslar arası ticaret anlaşma kurallarını gerekçe göstererek Amerikan teknolojisini kullanma yönündeki dayatmaları reddettiler. Görülen o ki, başta Körfez ülkeleri olmak üzere Ortadoğulu devletler bölgede kıyasıya sürecek olan Amerikan-Çin mücadelesi arasında kalacaklar. 8
Herkes bir oğlan doğmasını bekliyordu Cidde Zirvesi'nde; beklenen oldu ama çocuk kötürüm doğdu.
Unutmayın ki Suriye'nin güvenliği, aynı zamanda Türkiye'nin güvenliği sayılır. Dolayısıyla muhtemel bir operasyon oradaki terör faaliyetlerini hızlandırıp tırmandırır.Ayrıca Putin ile İbrahim Reisi, Rojava'ya yönelik operasyon kapsamında Türkiye'nin cihatçılar merkezi/yuvası sayılan İdlib'de niçin hamilik yapıp onlara karşı harekete geçmediğini dile getirmiş olmalılar. Esasen Erdoğan'ın Tahran dönüşü uçakta gazetecilerle sohbeti, istediği onayı alamamakla birlikte, böyle bir askeri müdahaleyi sürekli gündemde tutacağını gösteren buruk bir konuşma sayılır.
ABD, terörü desteklemektedir ve askerlerini çekmesi halinde işimiz kolaylaşacaktır.Halbuki Amerikan askerlerinin Rojava'dan çekilmesi yetmiyor; zira böyle bir çekilme sonrasında Suriye, İran ve Rusya'nın eli güçlenmiş olacaktır. Bu üç devletin de Türkiye'nin askeri müdahalesine onay vereceğinin hiçbir garantisi yoktur. Hatta tam tersi yani karşı çıkmaları daha muhtemeldir. Erdoğan tamamen eli boş dönmüş sayılmaz. İki ülke arasında ticaret hacminin büyütülmesi konusunda mutabakat sağlanmıştır. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 19 Temmuz'da bunu teyit eden bir açıklama yaptı:
30 milyar dolarlık bir ticari hacme ulaşma hedefimiz var. Şu an itibariyle 7,5 milyar doları yakaladık…Savunma sanayi alanında atacağımız adımlarda bu süreci hızlandırmamız mümkün. Gerek petrol, gerek doğal gaz alanında atılacak adımlarla da bu mümkün. Türkiye olarak son yıllarda özellikle savunma alanında önemli gelişmeler kaydettik. Bu konudaki dayanışmamızı çok ama çok önemsiyorum.Açıklamaya rağmen ticaret hacmi, savunma, enerji konularındaki anlaşmaların çerçevesi henüz belli değildir. Hangi savunma, nasıl bir enerji politikası ve hangi terör örgütüne karşı ortak mücadele sorusu akla gelmektedir.
Daha Tahran'a inmeden Gazprom ile İran Ulusal Petrol Şirket arasında 40 milyar dolarlık yatırım öngören mutabakat zaptı imzalandı. İran enerji sektörü için görülmemiş büyüklükte bir anlaşma. Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden'ın İran ve Rusya'ya karşı bir gündemle Cidde'de Araplarla yaptığı zirveye zıtlık oluşturacak şekilde Tahran'da ezber bozan bir dayanışma sergilendi. Dini lider Ali Hamaney Ukrayna'da Rusya'ya hak verip NATO'yu suçladı. 10Enerji ve Ukrayna Savaşı hususundaki görüş birliği, iki ülke açısından yaşamsal olmanın ötesinde ABD ve Batı yaptırımlarına karşı ciddi bir direnç ve dayanak sayılır. Üçlü Zirve'ye katılan İran ile Rusya ikili arasındaki rahatsızlık ise üç noktada özetlenebilir:
- İran, Astana üçlüsü olmalarına karşın Suriye'de kararların Türkiye ve Rusya arasındaki diyaloga hapsedilmesinden rahatsız ve bunu değiştirmek istiyor.
- Rusya, Ukrayna ile meşgulken İran, Suriye'de daha fazla öne çıkıyor.
- Rusya'nın stratejik çıkarları için Türkiye'ye taviz verdiğini düşünüyor ve artık kararı Moskova-Ankara arasındaki al-vere bırakmak istemiyor. Bu konuda Esat yönetimiyle de daha yakından çalışıyor. 11
İsrail basınına göre; Tahran Zirvesi'nde konuşulanlar, Batılı devletleri ürkütüyor. İsrail yönetimi ise, zirvede alınan kararları yakından ve endişeyle izliyor. İsrail merkezli araştırma ve eğitim kuruluşu ALMA Center, İran'ın elinde 40 bin intihar dronu (İHA) olduğunu iddia ediyor… Tel Aviv'de siyasi ve istihbarat kaynaklarına dayanan Maariv isimli İsrail gazetesine bakılırsa; Tahran'da Putin, İbrahim Reisi ve Erdoğan arasındaki görüşmeler ağırlıklı olarak ekonomik ve güvenlik noktasında yoğunlaştı. Putin, İranlı müttefiklerinden hem Batı ambargosundan fazla etkilenmemenin yollarını öğrendi ve hem de iki ülke arasında daha fazla dayanışma/işbirliği yapılmasını istedi. Kanal 14 televizyonu, Tahran'daki buluşmayı, 'şer zirvesi' olarak tanımladı. 12
Suriye'deki Kürt silahlı birimlerinin komutanı, 'ABD'den Türkiye'nin askeri operasyonunu engellemesini istedi. Erdoğan ise haftalar öncesinde bölgeye (Rojava) müdahale edeceğini ve bu defa harekâtın çok büyük olacağını açıkladı. Sadece kara değil, hava kuvvetlerinin de buna katılacağını vurguladı. Erdoğan, bölünmüş bir Suriye'yi arzu etmektedir. O kadar ki ülkenin Şam ve çevresi Beşşar Esat'ın, liman şehirleri Rusya'nın denetiminde kalacaktır. Oradaki İran silahlı kuvvetleri ise çatışma bölgelerinde kalarak İsrail'e yönelik askeri operasyonlar/faaliyetlerde bulunmak üzere varlığını güçlendirecektir. Tahran Zirvesi'ne katılanlar arasında ortak bir payda ve görüş birliği bulunmuyor. Putin, İran İHA ve SİHA'ları peşinde. Onlar vasıtasıyla Ukrayna'daki çatışma potansiyelini artırıp cepheyi genişletmeye çalışıyor. Her durumda, bahsi geçen üçlünün görüşleri farklıdır.NOT: İkinci bölümde Suudi-Amerikan ilişkilerinin kısa tarihini analiz edeceğiz. Kaynakça: 1. Eli Fevvaz, 15 Temmuz 2022, الرئيس بايدن في المملكة, 2. https://www.bbc.com/arabic/middleeast-62179911, 15 Temmuz 2022, BBC Arapça bülteni; https://www.bbc.com/arabic/middleeast-62190706, 16 Temmuz 2022, BBC Arapça bülteni. 3. El Quds El Arabi gazetesi, 14 Temmuz 2022. 4. Filistinli yazar Dr. Hamid Ebu'lızz, 18 Temmuz 2022 tarihli Ray El Yom gazetesi. 5. Ray El Yom gazetesi, 15 Temmuz 2022. 6. Ray El Yom gazetesi, 15 Temmuz 2022. 7. Ray El Yom, 22 Temmuz 2022. 8. Ray El Yom, 22 Temmuz 2022. 9. https://aawsat.com/home/article/3763726/, Şarku'l Avsat, 17 Temmuz 2022. 10,11,12. Yazının tamamı için bakınız; Fehim Taştekin; Al Monitor, 21 Temmuz 2022 tarihli makale. 13. https://www.raialyoum.com/ 20 Temmuz 2022. https://www.raialyoum.com/, https://twitter.com/abdelbariatwan, 20 Temmuz 2022.
© The Independentturkish
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2022). Cidde ve Tahran zirvelerinde neler yaşandı, kim kazançlı çıktı?- Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/cidde-ve-tahran-zirvelerinde-neler-yasandi-kim-kazancli-cikti-faik-bulut
. "Cidde ve Tahran zirvelerinde neler yaşandı, kim kazançlı çıktı?- Faik Bulut." Özgür Üniversite, 24 Temmuz 2022, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/cidde-ve-tahran-zirvelerinde-neler-yasandi-kim-kazancli-cikti-faik-bulut.
. "Cidde ve Tahran zirvelerinde neler yaşandı, kim kazançlı çıktı?- Faik Bulut." Özgür Üniversite. 24 Temmuz 2022. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/cidde-ve-tahran-zirvelerinde-neler-yasandi-kim-kazancli-cikti-faik-bulut.
@online{2022, author = {}, title = {Cidde ve Tahran zirvelerinde neler yaşandı, kim kazançlı çıktı?- Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2022}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/cidde-ve-tahran-zirvelerinde-neler-yasandi-kim-kazancli-cikti-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



