Dünyada feminist diplomasi örnekleri (2) Faik Bulut

7
Görsel: Latestly
Bir önceki bölümde, erkek egemen diplomasiye yönelik feminist eleştiriler ile alternatif önerilerin teorik çerçevesi hakkında farklı örnekler sunmuştuk.
Burada ise dünyanın farklı ülkelerindeki diplomatik faaliyet ve uygulamaların feminist anlayışa uygun olup olmadığına bakacağız.
Diplomasi, aynı zamanda mümkünat (mümkün kılma) sanatıdır. Dolayısıyla da dış ilişkilerin elverdiğince uzlaşmacı bir anlayış ve barışçıl bir yöntemle yürütülmesini öngören geleneksel bir kurumdur.
DAHA FAZLA OKU
-
Doç. Dr. Zehra Yılmaz: Avrupa'da feminist dış politikaya yönelim var -
Dış ilişkiler ve diplomasiye feminist yaklaşım (1)
"19. yüzyıldan önce saray kadınlarının eş, anne, kız evlat ve kız kardeş gibi sıfatlarıyla diğer saraylarla kurdukları resmî ve gayri resmi ilişkiler aracılığıyla devletlerarası ilişkileri şekillendirdiklerini gösterir. Resmî düzeyde, İspanya'da 1507 yılında Aragon Kralı Ferdinand'ın kızının İngiltere'ye büyükelçi olarak gönderildiği ve 1529 yılında imzalanan ve 'Kadınların Barışı' olarak bilinen Cambrai Anlaşması'nın Kral I. Francis'in annesi Savoylu Louise ile İmparator V. Charles'ın teyzesi Avusturyalı Margaret arasında imzalandığı kayıtlara geçmiştir. Türk (Osmanlı) diplomasisinde de 15. ve 16. yüzyıllarda Osmanlı saray kadınlarından Hürrem, Nurbanu, Safiye ve Kösem Sultanların Avrupalı yöneticilere elçilerle gönderdikleri hediyeler ve mektuplar yoluyla haberleştikleri; gayri resmî seviyede de olsa yoğun diplomatik faaliyetlerde bulundukları görülmektedir.
Avustralyalı iki akademisyen, Dr. Carolyn James ve Glenda Sluga da, kadınların diplomasiye girmelerinin sadece modernleşmenin bir sonucu olmadığını; aksine, bunun kadınların diplomasi tarihinin başından itibaren edindikleri devletlerarası ve kültürlerarası bilgi toplama, ittifak (yapma), ağ oluşturma ile siyasi müzakeredeki rollerinin devamı olduğunu vurgulamıştır.
1815 Viyana Kongresi ile diplomasinin profesyonelleşmesi, diplomasiyi münhasıran erkek mesleği haline getirmiş ve kadınların diplomaside tarihsel olarak oynadıkları bu rolleri sınırlandırmıştır. Kadınların resmî olarak diplomaside rol almaları, pek çok ülkede ancak 1900'lü yılların ilk yarısından itibaren gerçekleşmiştir. Tarihlerine göre bazı ülkelerde ilk kadın diplomat görevlendirme yılı sıralaması şöyledir: Brezilya (1918), ABD (1922), Fransa (1930), İngiltere (1946), İtalya (1963). İspanya'da ise, kadınların diplomasiye girmelerine ilişkin yasağın 1962 yılında kalkmasına rağmen, ilk kadın diplomat ancak 1971 yılında göreve başlamıştır." 1
Halepçe'nin ayırt edici özelliği Adile Xanım'dır… Kimlik ve kişilik sahibi bütün ünlü Kürt kadınları nasıl davranıyorsa, o da öyle asaletli ve ağırbaşlı davranıyordu. Bana sık sık yazardı… Onunla Farsça sohbete devam ediyorduk. Kendisine, 'Kral Faysal'ın yönetimi altındaki iki çocuğumuz sayılan Irak ile Kürdistan barış içinde birlikte yaşayabilsin diye temenni ediyor ve bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz' dedim. 2Bir diğer ünlü diplomat kadın ise, 20'nci yüzyılın süper devletleri arasında sayılan Sovyetler Birliği'nin ilk kadın misyon şefi Aleksandra Kollontay'dır. Kollontay 1923 yılında Norveç'e atanmıştır. 1945 yılına kadar çeşitli ülkelerde büyükelçilik yapan Kollontay, daha sonra Dışişleri Bakanlığı'nda da görev aldı. 3 Aleksandra Kollontay'ın cinsiyet eşitliği mücadelesindeki hikâyesine ise yazımızın üçüncü bölümünde değineceğiz. 20'nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren kadınların diplomasi alanında görünür olmalarının bir nedeni de dünya devletlerinin çatı kuruluşu sayılan Birleşmiş Milletler teşkilatındaki faaliyetleridir:
"Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonu'nun faaliyetleri ve BM Genel Kurulu'nun 1975 yılını 'Uluslararası Kadınlar Yılı' olarak kabul etmesiyle başlayan süreç, 1975-1985 yılları arasını 'Kadınların On Yılı' olarak ilan etmesiyle devam etmiştir. 1979 yılında kabul edilen Convention On The Elimination of All Forms Of Discrimination Against Women'in (CEDAW-Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin) esas amacı şudur: '2000 yılında BM Güvenlik Konseyi tarafından kadınların karar verme mekanizmalarına katılımını ve savaştan kaynaklanan deneyimlerinin paylaşımını sağlamak ve adalet arayışı açısından bir dönüm noktası olarak kabul edilen 1325 sayılı karar doğrultusunda çatışma sırasında kadınlara yönelik cinsel şiddeti ve diğer şiddet türlerini önlemek.' Bu konuda sorumluluk almaya teşvik eden 1820 ve 1889 sayılı kararlar, devletler arasındaki ilişkilerde kadınların görünürlüğü açısından yaşanan önemli gelişmeler olarak kabul edilmiştir… Kaydedilen ilerlemelerin dışında, dünya siyasi tarihinde bir ilk olarak İsveç, dış politikasını feminist teori üzerinden oluşturacağını ilan ederek devletler düzeyinde somut bir adım atmıştır. İsveç dış politika söyleminin feminizm konusunda BM çatısı altında üye devletlerce düzenlenen konferanslar, imzalanan sözleşmeler gibi kolektif örneklerden devlet düzeyinde tekil bir örneğe geçişin göstergesi olduğu söylenebilinir." 4
Yukarıda bahsedilen BM Kararları'na ilaveten 1995 yılında Beijing'de (Pekin'de) düzenlenen BM 4. Dünya Kadın Konferansı şunu göstermiştir: Toplumsal cinsiyetin ana-akım haline getirilmesi stratejisiyle erkek egemen yapıya sahip kurumlarda bir sorgulama ve dönüşüm süreci başlamıştır. Bu süreç zarfında genel olarak uluslararası ilişkilerin esas kurumu/uygulama alanı olan diplomasinin cinsiyetçi yapısına yönelik farkındalık ve eleştiriler artmıştır. Dünya siyaset ve diplomasi alanının kadınlar lehine değiştiğini Kanada Başbakanı Justin Trudeau'nun "kabinedeki kadın ve erkek bakan sayısının eşitliğinin neden önemli olduğu" yolundaki soruya verdiği şu cevaptan anlıyoruz:Çünkü 2015 yılındayız! 5Kadınların iç ve dış politika alanında görünür olmalarına ilişkin bazı verilere de bakarsak, iç siyasetteki somut örnekleri şöyledir: Dünya genelinde sadece 21 ülkede hükümet ya da devlet başkanlığı koltuğunda kadınlar oturuyor; bunlardan 11'i Avrupa ülkelerinde. Asya kıtasında 4 ülke kadınlar tarafından yönetilirken, Afrika, Okyanusya ve Karayipler'de ikişer devlet, kadın lidere sahip. 8 Mart 2021 tarihli Anadolu Ajansı verilerine göre 1960 ile 2021 yıllarında 58 ülke, belli aralıklarla bir kadın tarafından yönetilmiştir. Son 50 yılda 13 ülke birden fazla kadın lidere sahip oldu. BM Genel Sekreterliği'nin 21 Aralık 2020 tarihli raporuna göre, kadınlar dünya genelinde, bakanlık pozisyonlarının yaklaşık yüzde 21'ini elinde bulundururken, 14 ülkede, kabinedeki kadın oranı yüzde 50'nin üzerinde seyretti. 2020 yılında tüm ulusal parlamentoların üyelerinin yüzde 25'ini kadınlar oluşturdu. Parlamentodaki kadın milletvekili oranı yüzde 61 ile en yüksek ülke olan Ruanda'yı yüzde 53 ile Küba ve Bolivya, yüzde 50 ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) izledi. Kadınların Avrupa'daki milli parlamentolardaki temsil oranı yüzde 9, Latin Amerika ve Karayipler'de yüzde 5, Afrika'da yüzde 4 ve bir de Asya-Pasifik ülkesinde yüzde 40 (muhtemelen Yeni Zelanda-FB) olarak belirlendi. Bu oran, Pasifik ada devletlerinde yüzde 6 ile en düşük seviyededir.
Kadın-erkek eşitliği konusunda Avrupa'da öncü olan İskandinav ülkeleri, diplomaside kadın temsilinde de oldukça ileri bir durumdadır. Örneğin Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu'nun (UNECE) sunduğu 2017 yılındaki verilere göre İsveç'te bugün diplomatların yüzde 40'a yakını (96 büyükelçinin 38'i) kadındır. Bugüne kadar İsveç'in üç kadın dışişleri bakanı (Laila Freivalds, Ylva Anna Maria Lindh ve Margot Wallström) olmuştur. Son Dışişleri Bakanı Margot Wallström, İsveç'in bundan sonra feminist dış politika izleyeceğini söyleyerek bir ilke imza atmıştır. 2015-18 yılları arasında İsveç Dışişleri Bakanlığı feminist dış politikası üzerine bir eylem planı oluşturmuştur. İsveç ayrıca nasıl feminist bir dış politika izlenebileceği konusunda diğer ülkeleri bilgilendiren bir kılavuz da hazırlamıştır. UNECE'nin rakamlarını referans alarak devam ettiğimizde İsveç'i, yüzde 35 kadın diplomatla (71 büyükelçinin 25'i) İrlanda'nın takip ettiğini görürüz. 9
"İsveç'in feminist dış politikası dünya üzerinde bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Fakat feminist dış politika kavramı İsveç için yeni bir durum olarak kabul edilmemektedir. Dış politika vizyonu barış zamanında bağlantısızlık, savaş zamanında tarafsızlık olan İsveç'in temel odak noktası ülke dışına yapılan insani yardımlar ve insan hakları ihlallerinin önlenmesi olmakla birlikte, toplumsal cinsiyet eşitliği her zaman dış politikanın gündeminde yer almıştır. Dolayısıyla feminist dış politika, toplumsal cinsiyet eşitliğinin gerçekleştirilmesinde kuvvetli bir ses ve bütün kadınlar için insan haklarının tesisinde gerekli bir araç olarak tanımlanabilmektedir. Avrupa Komisyonu'nda komiserlik (1999-2010) ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin silahlı çatışmalar ile cinsel saldırılara karşı mücadeleden sorumlu özel temsilcisi (2010-2012) gibi görevlerine ilaveten İsveç Dışişleri Bakanı olan Margot Wallström, feminizmin kadınların sistematik ve küresel olarak ikincil konuma getirilmelerine karşı çıkmakla ilgili olduğunu savunmaktadır. Wallström, ABD'de yaptığı bir konuşmada, toplumsal cinsiyet eşitliği için çabalamanın kendi içinde bir amaç olmadığını aynı zamanda İsveç'in daha geniş dış politika ve güvenlik politikası hedefleri için bir ön koşul olduğunu belirtmiştir. Wallström, feminist dış politika söyleminde ABD'li siyaset bilimci Joseph Nye'in kavramlaştırdığı akıllı güç konseptini benimsemiştir. Akıllı güç (smart power); sert güç (hard power) ve yumuşak gücün (soft power) pragmatist bileşkesi olarak tanımlanmıştır." 10
Bu noktada, İsveç'in çelişkili, çıkarcı ve pragmatist siyasetlerine yönelik eleştirilere örnek olarak şu tespitlere de yer verebiliriz:"Dış politika pratikleri farklı politik seçenekler ve ödünler vasıtasıyla oluşturulmaktadır. Bunlardan pragmatizmi önceleyen bazıları etik ideallerle ve feminist prensiplerle çelişebilmektedir. Suudi Arabistan krizinde görüldüğü üzere küresel adalet ve etik ilkelerle güç hiyerarşisine meydan okumayı hedefleyen feminist dış politika söylemi sekteye uğramaktadır. Sınırların ötesinde baskıya, şiddete maruz kalan gruplar arasında toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı diyalogu teşvik eden İsveç hükümeti, silah ihracatı ile amaçladığı feminist dış politika hedefinden uzaklaşmaktadır. Şeriat rejimi altında kadın haklarının asgari seviyede tutulduğu bir ülkenin BM Kadın Statüsü Komisyonu'na üyeliğine dair verdiği oy konusunda sessiz kalan İsveç, feminist dış politikanın 'haklar' ilkesi ile çelişkili bir durum yaratmaktadır. Bir diğer çelişki de, İsveç'in göçmen politikasına dair yaptığı düzenlemelerdir. Kendisini insani süper güç olarak tanımlayan İsveç, 2015 yılında 160 bin mülteciyi ülkesine kabul etmiştir. Fakat bu kabul bir dönüm noktası olmuş, bu noktadan sonra İsveç, göçmenleri çok ağır kısıtlamalar ve sınır kontrollerine maruz bırakmıştır..." 11
© The Independentturkis
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2022). Dünyada feminist diplomasi örnekleri (2) Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/dunyada-feminist-diplomasi-ornekleri-2-faik-bulut
. "Dünyada feminist diplomasi örnekleri (2) Faik Bulut." Özgür Üniversite, 11 Ocak 2022, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/dunyada-feminist-diplomasi-ornekleri-2-faik-bulut.
. "Dünyada feminist diplomasi örnekleri (2) Faik Bulut." Özgür Üniversite. 11 Ocak 2022. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/dunyada-feminist-diplomasi-ornekleri-2-faik-bulut.
@online{2022, author = {}, title = {Dünyada feminist diplomasi örnekleri (2) Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2022}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/dunyada-feminist-diplomasi-ornekleri-2-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



