Ermeni-Kürt ilişkileri ve çatışmaları tarihine farklı yaklaşım için bazı tespitler - Faik Bulut

Cumartesi 24 Nisan 2021
Kolaj: Independent Türkçe
Her 24 Nisan'da "Ermeni sorunu" bir şekilde ilgili ülkelerin gündemine gelir. Nitekim bu yıl "1915 Olayları" üzerine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı uluslararası bir konferans düzenlemekte.
Ben de bu meseleyle doğrudan ilgilenen Türkiye, Ermenistan ve ABD'nin dışında Arap medya organlarında konunun nasıl ele alınıp işlendiğini merak ettim.
Her şeyden önce bilinmelidir ki, Arap basın/yayın kuruluşlarındaki yorumlar, Türkiye'deki yöneticilerin hoşuna gidecek türden değildir.
Oysa yaptıkları tespitler, Türkiye'ye husumetten ziyade, Ermeni toplumu adına lobi ve propaganda faaliyeti yapan merkezlerin Arap dünyasında etkin olmalarındandır.
Arap basınından alıntı ve yorumlar gayet kapsamlı olduğundan, bunun yerine, bahsi geçen meseleyi ele alan Türkiye'deki bazı kaynakların olumlu ve olumsuz yanlarına değineceğim.
Yazımın ilk bölümü, Ermeni ve Kürt ilişkilerinin tarihine resmi bakışla ilgilidir. Bu hususta yararlandığım başlıca kaynak, iki akademisyen Uğur Bahadır Bayraktar ile Yaşar Tolga Cora imzasını taşıyan, "Sorunlar Gölgesinde Tanzimat Döneminde Kürtlerin ve Ermenilerin Tarihi" başlıklı araştırma eksenli makaledir. 1
Belli başlı tespitlerini mealen aktarıyorum:
* Tanzimat döneminde (1839-1876) Kürtlerin ve Ermenilerin yaşadığı vilayetlerdeki Kürt veya Ermeni meselesi, sadece şiddetin yoğunlaştığı dönemler olarak incelenmiştir. Sanki bu iki halk Tanzimat'tan önce ve sonra birbiriyle hiç ilişkili değilmiş yahut sürekli çatışma halindeymiş gibi bir izlenim verilmekte; sorun temelli ilişkiler ise sadece Hamidiye Alayları katliamları ve 1915 olaylarıyla sınırlandırılmak istenmektedir.
* Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerindeki tarih yazımı, Osmanlının doğusu, Şark vilayetleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi, tarih yazıcılığının 'kara deliği' muamelesi görmüş, bunlara dair bilgiler resmi çerçeveyle sınırlandırılmıştır.
* 19'uncu yüzyılda Osmanlı'nın Kürdistan bölgelerinde yaşanan olaylar, merkezi yönetime itaat-isyan ikilemine indirgenmiştir: Mirliklerin tasfiyesi süreci, Kürt beylerinin (Bedirhan Paşa) isyanları vs. Böylece tarih, merkez (devlet) ile çevre (Ermeni-Kürt gibi) gerilimi ekseninde yazılabiliyordu.
* 1831-1914 arasındaki Irak Kürdistan bölgesinde siyasi, sosyal ve iktisadi ilişkileri olan Türkmenler, Kürtler, Araplar ve azınlıkların birbirine karşı konumlanmaları durağan tarzda veriliyordu.
* Cemal Gürsel tarafından 1961'de tesis edilen "Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü", 1980'deki faşist askeri cunta sonrasında Kürt sorununa karşı konumlanmaya yöneliktir:
Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik tehditler olarak kabul edilen Ermeni meselesi, bölücülük ve Alevi-Sünni ayrılığı şeklinde belirlenmiştir.
Bu çerçevede Mustafa Öztürk ve benzerlerinin bu çerçevedeki tarihi yazma anlayışı, öncelikli olarak Türk-İslam sentezinin sonucudur.
* Aynı dönemde Kürtlerin "Türk olduğunu ispatlayıcı" çalışmalar yapılmıştır. Bilimsel niteliği kuşkulu hatta hiç olmayan bu çalışmalar; 1930'larda "Kürtlerin safi Türk (öz Türk) oldukları" görüşü, 1980'lerde coğrafya, din, inanç ve kültür bakımından aralarında benzerlik/birlik olduğu şeklindeki tezlerle süsleniyordu.
Örneğin, Hakkâri merkezli Ertoşi aşiretinin Oğuzların Suriye ve Irak'taki bir boyu, Botan aşiretinin ise Oğuzların Üç Oklar kolundan Türkler olduğu ileri sürülüyordu…
* Türkiye'deki tarih yazıcılığında Ermeniler ve onların yaşadıkları coğrafya neredeyse tümden yok sayılmıştır… Ermeni tarihi yerine Ermeni meselesi ve hoşgörü masalı egemendir resmi tarih tezine.
Buradaki asıl maksat, "Batı Avrupa ve ABD'de soykırımın" tanınmasına yönelik faaliyetlere cevap vermektir. Mesela Osmanlı Ermenilerinin tarihi yerine devlete problem veya bela çıkaran "Ermeni Sorunu" ön plana çıkarılıp işlenmiştir.
Özellikle 93 Harbi'nden (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı) başlayarak 1890'lı yıllara kadar uluslararası bir mesele haline dönüşen Ermeni sorunu, "Ermeni Olayları" adı altında, yapılan katliamları meşru göstermek için kriminalize edilmiş; Ermeniler suçlanarak kötülenmiş ve ötekileştirilmiştir.
* Sultan II. Abdülhamit devrinde asker-sivil resmi görevlilerle onların emrindeki Hamidiye Alayları'nın başlattıkları katliamlar, İttihat ve Terakki zamanında 1915'te başladığı varsayılan toplu imhanın zeminini hazırlamıştır.
19'uncu yüzyılda Osmanlı düzenindeki feodal üretim ilişkileri bozulmuştur. Ermeni ve Kürt köylülerinin yöredeki toprak ağalarıyla devlet görevlileri tarafından ezilmesine yol açmıştır. Ayrıca gerici kilise de köylüler üzerinde maddi ve manevi baskı uygulamaktadır.Sınıf merkezli bu analiz, o dönemdeki Ermeni-Kürt çatışmasını anlatması bakımından dikkat çekicidir. * Ortak tarih, sadece paylaşılan kültürel ve folklorik özelliklerden (yemek, gündelik yaşam pratikleri, aile yaşamı, cinsiyetler arası ilişkiler vs) ibaret değildir. Aynı zamanda, tarih boyunca farklı grup, topluluk ve toplumların birbirlerini nasıl etkilediklerini ve hangi yollar aracılığıyla iletişim/etkileşim içinde olduklarını bulup yazmaktır. Örnek vermek gerekirse: Ermenilerle Kürtlerin yaşadıkları vilayetlerde mali ve parasal ilişkiler (sarraflar ve mültezimler arasındaki bağlantılar vb), farklı etnik gruplar arasındaki toplumsal hiyerarşi (gayrimüslim, reis ve kâhyaların bağlı oldukları Müslüman toprak ağaları vb) ve hatta farklı topluluklar arasındaki mülkiyet ilişkileri (ortak veya bireysel kullanılan araziler, mülkler, ticarethaneler vs) ele alınıp incelenmelidir. Aynı şekilde konargöçer Kürtlerle yerleşik Ermeniler arasındaki şiddet dışı iktidar (idari, hükmetme) ilişkileri bulunup değerlendirilmelidir. Akademisyen Gürkan Pamukçu ise, Ermeni-Kürt ilişkilerinin arka planındaki dış ve iç etkenleri, siyasal ve sosyal nedenleri ayrıntılı tarzda irdelemiştir. 5 Onun belirleme ve saptamalarına da kısaca yer verelim: * Ermeni meselesini tek yanlı ele alanların iki tezi var: Ermeni tezleri ve Türk tezleri. Bunlar da daha çok "ölü istatistikleri" (şu kadar insan katledildi vs) üzerinden gidilerek, esasen propaganda amacı taşıyorlar.
- Osmanlı hükümeti üyesi olan veya devlette üst düzey memurluklarda bulunan zengin, etkin ve nüfuz sahibi olanlar.
- Genellikle İstanbul veya Anadolu'nun büyük merkezlerinde bulunan banker, tüccar ve sanayiciler.
- Anadolu ve Kürt coğrafyasının neredeyse her yanına yayılmış olan kalabalık köylüler.
- Sason ve Zeytun gibi korunaklı yüksek alanlarda başına buyruk serbest hayat sürdüren dağlılar.
- İmparatorluğun her yanında varlığına rastlanan papaz-piskoposlardan oluşan Ruhban tabakası.
Bu zulümler bütün bölgelerde değil, ancak büyük kısmıyla Kürdistan, Erzurum ve Diyarbakır vilayetlerinde… olmaktaydı. Harput, Erzincan, Eğin, Bayburt, Yozgat ve Bağrewand (Van Gölü) bölgelerinde beylerin, Çerkesler ile Kürtlerin ve diğer İslâm ahalisinin dini bağnazlıkları hakkında da şikâyetler yapılmış… Kürtler ve diğer dağlı halklar ki, bunların üstüne son dönemde bir de Çerkesler eklendi. Yalnız Ermenilere değil, başka halklara da olduğu gibi özellikle devlet hazinesine de çok büyük zararlar veriyorlar. 6* İngiltere, Rusya, Almanya, Fransa, İtalya ve Avusturya-Macaristan, 1878 tarihinde imzalanan "Berlin Anlaşması" uygulanmıyor gerekçesiyle Osmanlı hükümetine, 7 Eylül 1880'de nota verdiler. Özeti şuydu: Yerleşik ahali (yani Türkler ile Ermeniler) bir arada olabilecekler; ancak göçebeler (Kürtler) bunlardan ayrı tutulacaklardı. Buna göre Kürtler, "Ermenilere zarar veren toplum" olarak damgalanmıştı. Verilen notadaki şart, tam bir bomba işlevi gördü; Kürt-Ermeni ilişkilerini patlama noktasına getirdi. Bu anlaşma gereğince bölgede bir "Ermenistan" kurulacağına dair söylenti (ki bu söylenti daha çok Osmanlı devleti kaynaklıydı), Kürtlerle Ermenilerin siyasi noktada da zıtlaşmalarına yol açtı. Kürtlerin gözünde Ermeni, artık alışveriş yapılan esnaf, sömürülecek köylü, soyulacak tüccar veya zengin tefeci olmaktan öte bir anlam taşıyordu. * Berlin Anlaşması sonrasındaki Ermeni varlığının kabulü, Kürtlerin etnik kimliklerinin billurlaşıp ortaya çıkmasına sebep oldu. Nakşibendî tarikatı Şeyhi Ubeydullah Nehrî'nin bu konudaki görüşü gayet açıktır:
Ermeniler, Van'da bağımsız bir devlet kuracaklarmış. Nesturiler de kendilerini İngiliz tebâsı (uyruğu) ilan edip İngiltere bayrağını yükselteceklermiş. Kadınlarımızı silahlandırmak zorunda kalsam bile, buna asla izin vermeyeceğim.* Aşiretler üstü bir siyaset izleyen ve bağımsız bir Kürt devleti için mücadele eden (1879 ve 1881'de isyan eden) Şeyh Ubeydullah, bölgedeki pek çok kötülüğün kaynağını Kürtlere değil, Osmanlı ve İran yönetimlerinin bölgeyi kötü idare etmesine bağlıyordu. Ona göre; işte bu kötü idare yüzünden Ermenilerin eline, Kürtleri hükümranlık altına alma fırsatı geçmişti. Kürtler hâkimiyet kurduklarında, bu kötülükler de ortadan kalkacaktı. * Şeyh Ubeydullah, batılı ülkelerden sağlanacak avantajlar karşılığında ve Osmanlı kışkırtmasına rağmen Nesturilerle Ermenilere saldırmadı; tam tersine, onları mümkün olduğunca himaye etti. Şeyh, İngiliz-Osmanlı oyununa gelip Nesturileri katleden Bedirhan Bey'in yaptığı hatadan ders çıkardığı için böyle bir taktik izlemişti. Katıldığım tespitler bunlardır. İlaveten, Kürt mahallesinden yanlış bir saptama ile ona yönelik eleştiriye de yer vermek durumundayım. Son yıllarda bir mikro tarihçilik modası ve anlayışı yazılara egemen olmaya başladı ki, Ermeni sorunu ve Kürt meselesi de bu bakış açısıyla ele alınıp irdeleniyor. Dolayısıyla tek yanlılık arz ediyor ve çoğu zaman da yüzeysel okumayla yetiniliyor. "Sorgulama ve irdeleme" adına sübjektif ve indirgemeci tespitler yapılabiliyor. Sadece 1915 yılı gibi geçici/sınırlı olaylar değil de meydan gelenlere süreç olarak bakılırsa, meselenin on yıllara yayılmış arka planı ve nedenleri de ele alınmış olur. Buna makro tarih anlayışı deniliyor. Kürt aydını ve yazarı Fuat Önen, Avukat-araştırmacı yazar Fırat Aydınkaya'ya yönelik eleştirel makalesinde şöyle diyor:
"Fırat Aydınkaya yazısının ne hukuk ne de bilimsel araştırmayla alakası yok. 'Kürtler, Ermeni soykırımına iştirak ettiler mi?' sorusuyla başlayan yazı, Kürtleri bu soykırımın aktörü, faili ve sorumlusu kılıyor. Büyük harfle başlatıp çoğul eki ile bitirerek, 'Kürtleri' millet olarak itham ediyor. Bu avukat beyefendi, bir hukukçu olarak soykırımların faillerinin devletler olduğunu bilmiyor mu? Soykırım, modern bir fiildir, faili devlettir ve taşeronu kolonyalizm olan soykırım, kapitalist dönemde ortaya çıkmıştır… Aydınkaya; Kürtler, Ermenilerin 'ötekisi' idi diyor ve daha da ileri giderek, 'Kürtler olmasa Ermeni soykırımının hedefe ulaşamayacağını' iddia ediyor… Aydınkaya, Türk ideologlarının bile söylemediği şeyler söylüyor. Aydınkaya'nın yazısı ne bir araştırma ne de bir analiz yazısı niteliğindedir. Söz konusu metin kaynaklara dayanmadığı gibi tarafsız da değil. Olsa olsa… Kürt değerlerine doğrudan bir saldırıdır. Örneğin, Ermeniler ile Kürtler arasındaki ilişki ve çelişkiler tek yönlü değerlendiriliyor. Sanki Kürtler Ermenileri öldürmek, mallarını talan etmek istemişler ve Ermenileri ortadan kaldırmayı planlayıp uygulamışlar gibi gösteriyor yazar, uyduruyor. Yüzlerce yıl huzur içinde birlikte yaşamış bu iki kavim neden karşı karşıya gelmişlerdir? Osmanlı devletinin 19'uncu yüzyılın başında Kürt beyliklerini çökertmeye başlaması ve çoğu zaman Ermenileri kullanması tesadüf müdür? Ermeniler, Osmanlının 'Millet-i Sadıka'sı değil miydi? 19'uncu yüzyılın sonunda, Rus-Osmanlı savaşı; Ermenilerin, Rusların desteğiyle Kürtlere saldırmasına sebep olmuş olabilir mi?.. Doğrudur, ben de 1915'te Kürtleri temsil eden bir kurum, kuruluş, resmi bir organizasyon olmadığını söylüyorum. Soykırımı planlamak için bir devlet gücüne ihtiyaç vardır. Ortada bir soykırımı planlayacak icra edecek Kürtlere ait bir devlet ve kurumsal güç mevcut değilse, Kürtleri soykırımın aktörü, faili ve sorumlusu olarak gösteremezsiniz. Elbette bu Kürtlerin, Türklerin, Çerkeslerin ve diğerlerinin bu olaya iştirak etmedikleri anlamına gelmez. Buradan çıkarılacak anlam, Kürtlerin aktör, fail, soykırımın sorumlusu ilan edilemeyeceği ve Osmanlının suçunun Kürtlerin sırtına yüklenemeyeceğidir. Sen bu yanlış mantığınla Osmanlıları değil, Kürtleri fail yapıyorsun…" 7
Kendi adıma belirteyim: Aydınkaya'nın "Kürtler" ibaresinin işaret ettiği kapsayıcı bir genelleme yapması sorunlu bir tanımdır. Kürtlerin ve tanınmış şimalarının, "Ermeni tehciri, katliamı ve imhası sırasındaki rollerinin olduğu" iddiası da özensiz bir toptancılıktır. Mesela ona göre; Said-i Nursi de bunlardan biridir. Oysa bu konuda araştırma yapmış olan Muhammed Salar, yazdığı üç makalede Aydınkaya'nın görüşünü çürütmüştür. 8Ne Ermeniler ne de Türkiye vatandaşları, tam olarak doğruları yazmıyorlardı. İki taraf da objektif davranamamıştı. Gerçekler gizleniyordu. Kürtlerin tarihini araştırırken Rum, Asurî, Süryani, Keldani ve Ermenilerle ilgili belge, bilgilere de rastladım ve onların tarihleri hakkında ayrıntılı bilgi edindim. Arşivlerde yer alan bütün rapor, telgraf vb belge ve materyallerde yazılanlar tüm gerçekleri yansıtmıyor. Ermeni istihbaratçı İngiliz'e veya Fransız'a bilgi sunarken kendi ulusal çıkarlarını göz önüne alarak, komşu halka olan sempati veya antipatisine göre cümleler yazıyor. Tercümanlık yapıyorsa, anlatılanları doğru çevirmeyerek bilgi almak isteyeni yanıltıyor. 9
© The Independentturkish
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2021). Ermeni-Kürt ilişkileri ve çatışmaları tarihine farklı yaklaşım için bazı tespitler - Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ermeni-kurt-iliskileri-ve-catismalari-tarihine-farkli-yaklasim-icin-bazi-tespitler-faik-bulut
. "Ermeni-Kürt ilişkileri ve çatışmaları tarihine farklı yaklaşım için bazı tespitler - Faik Bulut." Özgür Üniversite, 24 Nisan 2021, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ermeni-kurt-iliskileri-ve-catismalari-tarihine-farkli-yaklasim-icin-bazi-tespitler-faik-bulut.
. "Ermeni-Kürt ilişkileri ve çatışmaları tarihine farklı yaklaşım için bazı tespitler - Faik Bulut." Özgür Üniversite. 24 Nisan 2021. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ermeni-kurt-iliskileri-ve-catismalari-tarihine-farkli-yaklasim-icin-bazi-tespitler-faik-bulut.
@online{2021, author = {}, title = {Ermeni-Kürt ilişkileri ve çatışmaları tarihine farklı yaklaşım için bazı tespitler - Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2021}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ermeni-kurt-iliskileri-ve-catismalari-tarihine-farkli-yaklasim-icin-bazi-tespitler-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



