HDP 5. Olağan Kongresi'nin analizi ve Kürt meselesinin geleceği

Faik Bulut
HDP 5. Olağan Kongresi'nde iki başkan da kararlılık mesajı verdi / Fotoğraf: Twitter - @HDPgenelmerkezi
3 Temmuz 2022 tarihinde Ankara'da 5. Olağan Kongresi'ni gerçekleştiren HDP hakkında sıcağı sıcağına değil, biraz bekleyerek değerlendirme yapmak istedim.
Şimdi tam zamanıdır; zira siyasetin merkezi başkentte yaşanan ve herkesin lehte veya aleyhte yorum yaptığı olayın daha fazla geciktirilmesi zaman aşımına uğrayarak önemsizleşir.
Çözüm yeri diyalog ve siyasal mutabakat zemini olan parlamentodur. Çözümsüzlük siyasetlerine karşı ülkeyi bu çatışma ikliminden çıkaracak gerçek çözüm fikriyatı bizdedir. Çözüm için atılması gereken adımlar şunlardır: Eşit yurttaşlık, anadilde eğitim, güçlü yerel demokrasi ve yargı sisteminin yarattığı tahribatların giderilmesi… 1
HDP veya Kürt tarafı, gizliden gizliye AKP iktidarıyla muhtemel bir çözüm için temas halindeymiş! Erdoğan, İmralı'daki Abdullah Öcalan'ı devreye sokarak Kürt oylarını bölecekmiş! Edirne Cezaevi'ndeki Selahattin Demirtaş ile Öcalan'ı karşı karşıya getirecekmiş. Dolayısıyla Kürt hareketi, Millet İttifakı'na güven vermiyormuş!
Dayağı, sopayı yiyen ve ötekileştirilen biziz. Zulmü zahmeti çeken de biziz. Oysa bizim için neyin iyi olup olmadığına karar veren ise, her nedense siz oluyorsunuz. Müsaade edin de kendi geleceğimiz ve meselemizle ilgili kararlarımızı kendimiz alalım. Zira her ne kadar bizimle duygudaşlık kurup destek veriyor olsanız bile, ruhumuzu anlamaktan fazlasıyla uzaksınız!Bu tür bahanelerin muhalefet partileri açısından dört temel maksadı bulunmaktadır: İlki, kamuoyunda HDP ve Kürtlere karşı bir güvensizlik yaratmaktır. İkincisi de her türlü baskı, zulüm, tutuklamaya maruz kalan HDP ile demokratik dayanışma türü siyasi destek eylemlerinden kaçınmaktır. Üçüncüsü de 6 partiden oluşan muhalefetin HDP ile "kurumsal ve program ortaklığı" yapmak istememesidir. Dördüncüsü ise HDP olmadan sistem içi "muhalif/alternatif" bir Türk siyasi konsepti oluşturmaktır ki, gayet tehlikeli görünen böyle bir anlayış, o çokça sözü edilen "demokrasi", "toplumsal uzlaşma" ve "barışa" hizmet etmez. Tam tersine; seçim kazanılmış olsa bile, muhalefetin demokratik sisteme geçişinin önü tıkanacaktır.
İktidar bu türden kısır hesaplarla İmralı'yı kullanmak istiyorsa, biz buna alet olmayacağız. Açıkça uyarıyorum; tehdit üzerinden böyle bir oyun oynamayın. Türkiye'yi ve bölgeyi ilgilendiren böyle bir konuyu (Kürt meselesini) siyasi ikbal ve hedeflerinize alet etmeyin.Öcalan'la gizli yapılması düşünülen bu tür pazarlıkların imkânsızlığını görüp eleştiren bir ifadedir Mithat Sancar'ın sözleri. Zira özellikle CHP'li kesimlerle kimi ulusal sol çevrelerin biraz da "sömürge aydını" güvensizliğini ifade eden iddiasının bir dayanağı da bilinen şu beylik "havuç ve sopa" siyasetidir. Hâlbuki olguları yakından gözlemleyenler, AKP iktidarının taktiğinin temelinde "böl ve yönet" siyasetini rahatlıkla görebilirler. Yakın zamanlarda bunun somut örnekleri de yaşanmıştı: Mesela, belediye seçimlerinde TRT kanalıyla duyurulan Öcalan mektubu ile Güney Kürdistan'daki kardeşi Osman Öcalan'ın röportajına ilaveten, bizzat Erdoğan'ın ağzından duyduğumuz "Öcalan'ın Demirtaş'a çok kızgın ve öfkeli olduğu" yolundaki sözü. Buna karşılık "havuç" faslında, evet, AKP iktidarı çokça bahsetmesine rağmen somut olarak hiç havuç göstermedi Kürtlere yani Kürt hareketini yanına çekebilecek somut ve dürüst hiçbir öneri getirmedi. Tam tersine, son 6 yıldan bugüne somut olarak "sopa" gösterdi Kürt siyasi çevrelerine. Sallamakla yetinmedi, o sopayı muhalif olan hemen her Kürt ile Kürt destekçisi Türkiyelinin tepesine indirmekten geri kalmadı. Sopa politikası son hızla ve var gücüyle devam ediyor. Bahsedilen nedenlerle, akademisyen ve yazar İhsan Dağı'nın "Diken" gazetesinde yayımlanan 21 Haziran 2022 tarihli ve "İktidarın HDP politikası: Havuç ve Sopa" başlıklı yazısı tek yanlı, dolayısıyla eksik bir yorumdur. Edirne Cezaevi'nde tutulan Selahattin Demirtaş, 1 Temmuz 2022 tarihli "Yeni Yaşam" gazetesinde yayımlanan değerlendirmesinde isabetli bir saptama yapmıştır:
Şu anda AKP'nin çözüm niyeti de kapasitesi de niteliği de yoktur. AKP'nin şu anda atacağı her adım, ucuz seçim hesaplarından öte bir anlam taşımaz; Kürt sorununda çözüm için muhalefet, kendi çözüm stratejisini bugünden ortaya koymalıdır. Muhalefet bunu yapmadığı sürece iktidar Kürt sorununu ve çözüm sürecini istismar etmeyi sürdürecektir.Eşbaşkan Mithat Sancar ise, Kürt meselesinin çözümünde önemli bir aktör sayılan Öcalan'ın görülmesi ve ona dayatılan tecridinin kaldırılmasına yönelik bir çağrı yapıyor. Diğer yandan koşullar itibarıyla "Öcalan olmadan Kürt meselesinin çözümü imkânsızdır" ifadesini kullanıyor. PKK ile HDP arasında bağ olmadığına dair vurgu, yine HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar tarafından tekrar dile getirilmiş oldu. Sanırım yukarıdaki ifade ve tespitler, bir taraftan hayatın gerçeğini yansıtıyor; diğer taraftan da Kongre'de Öcalan ile Demirtaş lehine atılan kolektif sloganları siyaset diline tercüme etmiş oluyor. Demirtaş'a gelince, gözlemim ve izlenimim şu yöndedir: Son birkaç yıldır kalmaya mahkûm edildiği cezaevinin kısıtlı şartlarına rağmen kendisine yeni bir alan açmakla yetinmemiş, o zemini iyi kurgulayıp inşa etmesini de bilmiştir. Deyim yerindeyse, fiziksel değil ama fikirsel bir "huruç harekâtı" sayesinde kamuoyuyla bir gönül bağı kurdu. Dolayısıyla her öneri, fikir ve mesajının toplumsal bir karşılığı da mevcuttur. Bir parti kadar veya partinin bir kolu gibi faal çalışmak suretiyle, alabildiğine kamu diplomasisi yürütmede beceri kazanmıştır. Bu yöndeki kimi öneri ve fikirlerine yönelik şerhim, şimdilik mahfuz kalsın.
Kamuoyu önünde açıklamayıp bizimle paylaşmak istediğiniz bilgiler varsa, ona göre analiz ve öneri sunarız.Buldan, "yok böyle bilgi" deyince, yanıtladım:
Bilgi ve fikir alışverişi olmadan danışma kurulundan ne tür öneri almayı düşünüyorsunuz acaba? Bilgi paylaşımı olmadan analiz ve öneri de olmaz!Bir toplantıya da Gültan Kışanak tek başına gelmişti. Raportör olarak yanında Ahmet Yıldırım vardı. Kendisine Abdullah Öcalan'ın 2013 Newroz'u münasebetiyle gönderdiği mektubun niçin bize gösterilmediğini sordum. Cevabı, "Çok aceleydi. Biz bile tam bakamadık" şeklindeydi. Ayrıca şunu da söyledim:
Artık toplantılara tek tük milletvekili geliyor. Raportör, bizim konuştuklarımızı not ediyor. Yani görüş alışverişi yok. Bu durumda, İstanbul ve Marmara bölgesindeki Danışma Kurulu üyelerinin onca emeği ve zamanı heba oluyor. Maksadınız söylediklerimizi not ekmekse, en iyisi şudur: Raportör her kimse, o gelsin İstanbul'a, orada görüşüp analiz ve önerilimizi söyleriz. O da not alıp, döner. Böylece zaman, emek, zahmet ve masraftan tasarruf etmiş oluruz.O tarihten sonra işlevsel olmadığına kanaat getirip ayrıldım bahsedilen kuruldan. İstanbul'daki diğer kurul üyeleri de benzer tercihi yaptılar. HDP yönetimi, çoğu zaman formalite düzeyinde kalan ve propaganda yanı ağır basın Danışma Kurulu'na ilaveten şöyle bir yöntem deneyebilir mi: Tecrübeli ve birikimli Kürt siyasetçileriyle aydınlarının fikirlerini öğrenip hakkıyla uygulamak için, adını koymadan ve herhangi bir çerçeve çizmeden onlarla istişare edebilmenin pratik yöntemlerini bulmalıdır. Vitrinlik görüntülerin yanıltıcı olduğunu, milletvekili adaylarının tercihi sürecinde HDP görmüş olmalıdır. Ayrıca HDP, Türkiye'de demokratik siyaset alanındaki ittifaklar anlayışını da güncellenmeli ve Kürt halkının dokusuna uygun hale getirebilmelidir. HDP ile gözlemim burada bitiyor. Lakin Kürt meselesinin diğer ucunda sayılan Kürt hareketlerinin mevcut vaziyeti hakkındaki değerlendirmeyi birkaç cümleyle paylaşmak durumundayım: Bir süre önce Amerikalı bir temsilci Suriyeli Kürt siyasi hareketi sorumlularıyla görüştükten sonra Irak Kürdistan Bölgesi'nde Barzani ile buluştu. Ziyaret sonrası Barzani, SDG yetkilileriyle bir telefonda sohbet etti. Yaklaşık 10 gün önce ise Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, İsrailli mevkidaşı İzak Herzog ile telefonla konuştu. Farklı kişiler ve mekânlarda olmasına rağmen konuşma sırasında genel olarak Irak, Suriye ve Türkiye'deki Kürt hareketlerinin geleceği hususu da ele alınmış olmalıdır. Bu sohbetlerin bir yerinde, ilgili tarafların mutabık kaldıkları ortak paydanın bir kısmı da Kandil'deki yasadışı Kürt silahlı hareketiyle ilgili olsa gerek. O payda da şöyle formüle edilebilir: Sivri, aykırı yanlarının budanarak PKK örgütünün uyumlu hale getirilmesi. Süreç içinde hizaya getirilen hareketin bölgedeki meşru-yasal Kürt hareketleriyle uzlaştırılıp entegre edilerek adı konulmayan çözümün bir parçası haline getirilmesi. Muhtemelen böyle bir varsayımdan yola çıkan PKK sorumluları, NATO'nun Madrid'deki son toplantısında "kendilerinin tasfiye edilip bitirilmesi yönünde karar alındığına" dair spekülatif açıklamalar yaptılar. Eleştiri üslupları, gayet keskin ve suçlayıcıydı. Zira oradakiler hala diplomasinin inceliklerini bilmekten uzak, 1970'li yıllardan kalma beylik bir üslubu devam ettirmekteler. Neden? Çünkü bahsedilen hareket, kendini dünyanın merkezine koymuş; muhtemel bir üçüncü dünya savaşının kendisinden dolayısıyla çıkacağı kanısındadır. İdeolojik açıdan "öncü savaş" teorisini içselleştirmiş olan PKK örgütü, ortaya koyduğu mevcut mücadele tarzı ve geliştirdiği stratejik konseptiyle "Ortadoğu'da devrimci dönüşümün öncüsü" olma iddiasındadır. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Dolayısıyla örgütün bu yanlışı terk etmesi zorunluluk haline gelmiştir. Aksi takdirde, adına mücadele verdiğini ileri sürdüğü "geniş halk yığınları" bundan büyük zarar görecektir. Keza aynı hareketin ittifaklar anlayışını da gözden geçirmesi elzem hale gelmiştir. Yeni bir paradigma-denklem-denge oluşturması söz konusu olmadıkça, mevcut haliyle sürdürdüğü mücadelenin maliyeti giderek artacaktır. ABD ve Rusya'ya ilaveten bazı bölge ülkeleri, bilhassa İran ile geliştirilen ilişkilerin belirsizliğinin anlaşılabilir tarafları olmakla birlikte sürdürülmekte olan ittifak politikasının günümüzde ve gelecekte Kürtlere kazandırmayacağı açıktır. 1. https://tr.euronews.com/2022/07/03/hdp-5-olagan-kongresinde-neler-konusuldu-hangi-konular-one-cikti, Dilek Gül, 3 Temmuz 2022
© The Independentturkish
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2022). HDP 5. Olağan Kongresi'nin analizi ve Kürt meselesinin geleceği. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/hdp-5-olagan-kongresinin-analizi-ve-kurt-meselesinin-gelecegi
. "HDP 5. Olağan Kongresi'nin analizi ve Kürt meselesinin geleceği." Özgür Üniversite, 18 Temmuz 2022, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/hdp-5-olagan-kongresinin-analizi-ve-kurt-meselesinin-gelecegi.
. "HDP 5. Olağan Kongresi'nin analizi ve Kürt meselesinin geleceği." Özgür Üniversite. 18 Temmuz 2022. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/hdp-5-olagan-kongresinin-analizi-ve-kurt-meselesinin-gelecegi.
@online{2022, author = {}, title = {HDP 5. Olağan Kongresi'nin analizi ve Kürt meselesinin geleceği}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2022}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/hdp-5-olagan-kongresinin-analizi-ve-kurt-meselesinin-gelecegi} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



