İki tarihi belge: İsrail devleti nasıl kurulur ve "Bir Kürt devleti" nasıl önlenir?- Faik Bulut

Pazar 23 Mayıs 2021 7:28
Kolaj: Independent Türkçe
Yüz yılı aşkın bir süreden bu yana Ortadoğu'nun çözülememiş Filistin ve Kürt sorununa dair pek çok şey anlatılmıştır. Bu makalemizde çok az kişinin haberdar olduğu iki tarihi belgeden söz edeceğiz.
İlki, 2003 yılında Amerikan askerlerinin Irak'ı işgal etmesinden hemen sonra İran, Suriye ve Türkiye'nin de yakından ilgilendiği muhtemel bir "Kürt devleti"nin kurulması hakkındadır.
İkincisi, Birinci Dünya savaşı sonrasında İngiltere'nin hazırladığı, "Yahudilere ait bir devlet" kurulmasına yöneliktir.
Birinci belgede, "Kürt devleti"nin kurulmasının nasıl engelleneceği tartışılmıştır. İkincisinde ise, İsrail devletinin nasıl kurulacağı tanımlanmıştır.
Muhtemel bir "Kürt devleti" konusu, olayın tanığı olan Suriyeli eski siyasetçi ve diplomat Abdulhalim Haddam'ın anılarında ayrıntısıyla anlatılmaktadır.
Haddam; 1932 doğumlu olup Suriye'deki Baas Partisi üyesi sıfatıyla devletin her kademesinde çalıştı. Saray entrikalarına, siyasi kulislere ve darbelere bizzat katıldı veya tanıklık etti.
Darbeyle iktidarı alan Hafız Esad döneminde; 1970-1984 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı, 1984-2000 yılları arasında Suriye Devlet Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
Beşşar Esad: "Irak'ta savaş çıkması ve uzun (belki de yıllarca) sürmesi halinde ne yapabiliriz? ABD'nin istikrar sağlayacağını kastetmiyorum. Ola ki istikrar kazanıp güvenliği tehdit etmesi halinde savaş, İran ile Suriye'ye intikal ettirilecektir."
M. Hatemi: "Bu sorular yerinde ve zamanında dile getirildi. Biz de, İran olarak bu hususu düşünüp tartışıyoruz. Benim özel temsilcim Kemal Harzai Bey de dostlarla buluşmalarında bunu dillendirip duruyor.
Müsaadenizle iki buluşmaya ilişkin bilgi vereyim: İlki Rusya Dışişleri Bakanı İgor İvanov, diğeri de Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Jacque Chirac ile. Her ikisi de pek yakında Irak'a savaş açılacağını söylüyorlar ve bundan endişeliler… Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunda veto hakkını kullansalar bile Amerikan yönetimi buna aldırmayacakmış… ABD'nin kesin zaferi, savaş süresini kısaltır. Savaş uzadıkça Amerika da zararlı çıkar. Asker cesetleri ülkeye gittikçe Amerikan kamuoyu, Başkan George W. Bush karşıtı bir tutum alacaktır. Ancak ABD yönetiminin bu savaşı sona erdirmesi kolay olmayacaktır. Burada muğlâk ve müphem bir nokta var: Iraklılar, savaşa göğüs germeye ve direnişe hazırlıklı mıdır? Savaş çıkması halinde, Amerika'nın kolayca galip gelmesini arzu etmem. Çıkan bir savaştaki tutumumuz ne olmalı? Chirac ile yapılan görüşmede olayın bir başka yanı da ele alındı. Şöyle ki: Çatışmalar ve savaş, şiddet dalgasının dünyanın dört bir yanına yayılması anlamına gelecektir. ABD, Afganistan'daki El Kaide örgütü lideri Usame Bin Ladin'i katledecek olsa bile bu oradaki çatışmayı sonlandırmaz. Tersine, onu kahramanlaştıracaktır. Irak'ta da olası bir savaşta ismi Saddam Hüseyin olan bir kahraman çıkarılmış olacak! Amerikalılar bu bölgenin insanı değiller, durumu kavramıyorlar. Savaşın üçüncü aşamasına ilişkin soruyu tekrarlıyorum: Irak halkı, uzatmalı bir savaşta ne oranda direnecektir? Özellikle şehir içi çatışmalar pek hasarlı, tahripkâr ve zarar verici olacaktır."Beşşar Esad: "Amerikalılar aptallık ettiler. Kısa sürede zafer kazanıp işi bitireceklerini söyleyerek kendilerine zaman unsuruyla sınırlamış oldular. Saddam ile ABD arasındaki tercihte, Irak halkı Saddam'ın yanında yer alıp savaşacaktır…
Halk Saddam'ın varlığını ve önemini unuttuğu takdirde, Amerikalılar çok sayıda Iraklının hayatına mal olacak bir savaş yürütmüş olacaklar. "M. Hatemi: "Irak muhalefetinin tamamı, şimdilik ABD karşıtıdır. Biz, elimizden geldiğince Sünniler ile Şiilerin aralarındaki ihtilafları aşıp birleşmeleri için çalışmalıyız."
Beşşar Esad: "Saddam'ın yanında en fazla yer alan devlet biz olmamıza rağmen; o, bizimle en az düzeyde işbirliği yapıyor. Bambaşka bir âlemde yaşayan tuhaf bir rejimin başındadır. Önceleri onlarla buluşup şunu söylemiştim: Yurtiçindeki farklı çevrelerle daha fazla işbirliği yapılmalı ve katılımcılık temelinde cephe genişletilmeli…
Mesela biz, Suriye'de muhalefetin yerel seçimlere geniş ölçekte katılmasını temin etmenin yollarını arıyoruz. Saddam ise, bunun tersini yapıyor. Daha düne kadar Irak'ı dört bölgeye ayırdı. Birini, 'Kimyevi Hasan'ın (Kürdistan bölgesine kimyasal silahlar atarak kitlesel katliama neden olan Ali Hasan El Mecid-F.B.) idaresine vermiş. Bu durum, Saddam'ın halk nezdindeki imajını olumsuz yönde değiştirecektir. Şimdi soru şudur: Suriye ve İran olarak bizler, Irak muhalefetine nasıl davranmalıyız? Her şeyden önce yurtdışındaki muhalefeti yanımıza çekip denetim altına almalıyız ve büyük bir rol sahibi olmalarını önlemeyi amaçlamalıyız. Irak içindeki iktidar yanlıları ve muhaliflerle çok daha geniş ilişkiler kurmalıyız. Bizimle Irak rejimi arasındaki güven yokluğundan ötürü içerideki Iraklılarla ilişkilerimiz zayıftır. Bu hususu biraz daha somutlaştırmak durumundayız. Saddam'ın yerini alacak bir başkan veya başkanlık konseyini ABD kabul etmez. Nitekim İzzet El Duri'nin başkan olmasını öneren bir Arap devletine kulak asılmamıştır."M. Hatemi: "Irak'ın içinde neler döndüğünden bizim de haberimiz yok. Gerek Amerika gerekse Saddam'a yönelik hislerim çelişkilidir. Savaş uzarsa, halk verilen kayıpları görürse, Cumhuriyet Muhafızları da direnebilirse, zaman ABD'nin aleyhine işleyecektir.
Irak'ın geleceği açısından birtakım tehdit ve tehlikeleri öngörüp bunların önüne geçmek lazım. Mesela Iraklılar arasında etnik ve mezhepsel bölünmenin yol açacağı boğuşma tehlikesi önlenip giderilmeli. Amerikan yönetimi, bu ayrımcılığa oynuyor. Sanki Şiiler, Kürtler ve diğer topluluklardan her biri kendine pay talep ediyormuş gibi bir algı yaratılmış. Böyle bir ayrışma, Irak'ın geleceğini zehirlemek demektir. Irak'ın demokratik geleceğini şu şekilde düşünmek elzemdir: Iraklılar ABD'ye düşman olmasalar bile, onun kontrolü altına da girmemelidir!" Görüş alışverişi sırasında yukarıda sözünü ettiğimiz "Kürt meselesi" de inceden inceye ele alınmıştır. Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, bu konudaki fikrini şu sözlerle ifade etmiştir:Irak muhalefetinin aklı karma karışık; ne yapacağını bilemez halde ve son derece istikrarsız. Amerika ise böbürlenip duruyor. ABD, muhalefet üzerine bahse girmiş vaziyette. Ancak kötü bir bahistir bu. Hemen herkes, onun kibirli tutumundan rahatsız. (ABD'nin has adamı ve işbirlikçisi-F.B.) Ahmed Çelebi (El Şelbi) de buna dâhildir. Bu rahatsızlık, tüm muhaliflerin akıllarını başlarına toplamalarına yaramıştır. Haliyle de mezhepsel ve etnik meseleye daha az önem vermeye başladılar. ABD'ye karşı yükümlülüklerine rağmen bu aşamada Türkiye'ye büyük bir rol düşüyor. Gözlediğim kadarıyla Türkiye'yi yöneten kesim (AKP iktidarı-F.B.), bizimle ve İslam dünyasıyla iş tutmaya meyillidir. Bizler, bir Kürt devletinin kurulması hususunda son derece uyanık ve dikkatli olmalıyız. Şu fikri sürekli vurgulayarak söylemek şarttır: İran Kürtleri, İranlıdırlar; Irak Kürtleri Iraklıdırlar; Türkiye Kürtleri, Türk'türler. Türkiye'yi bu noktada temin etmeli ve kaygılarını gidermeliyiz. Her halükârda, bir yandan kendi aramızda diğer yandan bizimle Irak muhalefeti arasında ilgili konulardaki eşgüdümü (koordinasyonu) sağlamalıyız.Beşşar Esad:
Muhalefetin önünde iki ihtimal var. Bir: Olgunluk aşamasına gelir ve ABD ile iş tutmaz. İki: Amerika kendilerine işaret ettiğinde ona doğru atılırlar. Irak yönetimine geldiklerinde ise, Suriye ve İran ile çalışmadıkları gibi tamamen Amerikalıların yanında yer alırlar. Bu nedenle özellikle muhalefetin belkemiğini oluşturan Kürtler başta olmak üzere bütün muhalif kesimler ile ilişki kurmak ve (istediğimiz türden ve bizimle uyumlu-F.B.) yeni muhalif unsurların ortaya çıkmalarına yardımcı olmak durumundayız. Kürtler, bir Kürt vatanı (devleti) kurmayı düşünmekteler. Burası işin püf noktasıdır. Bunu, Türk yöneticisi (başbakanı) Abdullah Gül ile tartıştım. Birkaç gün önce Suriyeli güvenlik yetkilileri, Türkiye'ye gittiler. Hem muhtelif siyasi kesimlerle hem de askeri çevrelerle görüştüler. Kürt devletinin kurulması ihtimaline karşı Suriye, İran ve Türkiye arasındaki işbirliği ve eşgüdüm imkânlarını konuştular. Çünkü mesele, üç ülkeyi de yakından ilgilendiriyor.Bu görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad esas olarak birkaç noktayı vurguluyor:
Ne yapıp edip muhalefetin ABD ile iş tutmasını engelleyip kendi yanımıza çekmeliyiz. Bu uğurda Kürtler dâhil muhalif kesimlere çeşitli vaatlerde bulunmalıyız. Amerika'ya karşı Irak'ta bir direniş hareketi kurmalıyız. Yoksa ABD, Irak'tan sonra bize savaş açacaktır.İranlı mevkidaşı Muhammed Hatemi ise, bu görüşe katılıyor, ek olarak da şunu söylüyor:
Türkiye, emirlerini Amerika'dan alıyor. Bu durum, İslam ülkeleri zirve toplantısında görüldü zaten. Ancak bizim için gayet önemli bir devlettir. İstanbul'daki altılı görüşmeyle kendimizi sınırlamadan İran, Suriye ve Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak ortaya çıkmasını sağlamalıyız. Çünkü savaş sonrasında Türkiye de bizim gibi zarar görecektir.Nitekim İran, Suriye ve Türkiye, Saddam rejiminin 9 Nisan 2003'te devrilmesinden sonra her fırsatta özellikle Irak'ta bir "Kürt devleti" kurulmasını önlemek adına söz birliği ettiler. Zaman zaman toplantı ve görüşmeler yaptılar. Son olarak 25 Eylül 2017'de Irak Kürdistan Bölgesi'nde gerçekleştirilen "bağımsızlık referandumu"nun karşısında durdular. İran-Türkiye-Irak hükümetleri, Kürdistan özerk bölgesini ekonomik, askeri ve siyasi kuşatma altına aldılar.
Uluslararası şartlar ve ortam buna müsait değildir. Iraklı Kürtler, özerklikle yetinmek zorundalar.Üç akademisyen de adeta yaşadıkları ülkeleri adına ve temsilcisi gibi konuşmuşlardı. Yani batılı devletler ile İsrail, "Kürt devletinin kurulmasını" orta vadede bile onaylamıyorlardı. *** Balfour Vaadi ve İsrail devletinin kuruluşu Tersten bir örnek sayılan İsrail devletinin nasıl kurulduğuna ilişkin alışılmışın dışında bilgiler de sunalım. Sıra dışı sayılan bu bilgileri, "Sakk-ul Muamara:Vaad'ul Balfur" (Komplo Belgesi: Balfour'un Vaadi) başlıklı Arapça kitaptan edindim. Cemil Atiye İbrahim ile Salah İsa imzasını taşıyan kitap, Kahire merkezli Dar-ul Feta-il Arabi yayınevi tarafından 1991'de yayımlanmış.
Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulması için açık ve yazılı bir vaatte bulunmazsanız, bu silahın gizli formülünü düşman devletlere veririz.Günümüzde bile bu hikâye, İsrail tarafından akıllıca pazarlanıyor. İngiliz yetkililer de, Filistin'in parçalanması noktasındaki sorumluluktan sıyrılmak için, bu rivayetin ortalıkta dolaşmasına ses çıkarmıyorlar. Hâlbuki İngiltere'nin sömürgecilik tarihini okuyanlar, gerçeğin böyle olmadığını veya en azından gerçeğin yukarıda bahsedilen şantajla sınırlı kalmadığını bilirler. Birleşik Krallık (İngiltere), üzerinde güneş batmayan imparatorluğunun sınırlarını genişletmek için 18 ve 19'uncu yüzyıllarda uzun vadeli pek çok siyasi plan ve proje üzerinde kafa yormuştur.
Filistin'de bir Yahudi devleti, Mısır ile Şam Eyaleti'ni (Suriye, Lübnan, Filistin'i) kapsayacak ve menfaatlerimizi tekrar tehdit edebilecek bir Arap devleti kurmaya yönelik kötücül girişimlerin önünde bir set oluşturacaktır.
Osmanlı İmparatorluğu, bu savaşta çökecektir. Öyleyse Filistin'in geleceği konusunda birçok ihtimali düşünmeliyiz. Oraya müdahale etmezsek, Fransa, Filistin ile Şam diyarını ilhak edecektir. Bu ise İngiltere çıkarına tehdit oluşturacaktır. İkinci ihtimal, Filistin'in Osmanlı'ya verilmesidir… Üçüncüsü ise, bu ülkenin birçok Avrupa devletinin ortak himayesine/denetimine bırakılmasıdır ki, en tehlikeli ihtimaldir bu. Zira Almanya, Filistin'i kendi garnizonu haline getirecektir. Önümüzde Filistin'i Yahudilere verme dışında başka bir ihtimal kalmıyor. Şu şartla: Filistin, İngiltere manda yönetimi tarafından idare edilmelidir.Siyonist lider Haim Waizmann, anılarında açıkça belirtmiştir:
İngiltere Dışişleri Bakanlığında müsteşar olarak çalışan Mark Sykes, Balfour vaadinin, İngiliz kabinesinden itirazsız geçebilmesi için, İngiliz yetkililerine sunulacak dilekçemizin çerçevesinin bizim lehimize sonuçlanacak biçimde (yani bir Yahudi devleti kurulması için) formüle edilmesini tavsiye etmiştir.
Ortadoğu'nun bölünmesi, sonu gelmez etnik çatışmalara neden olacak ve İngiliz yönetimi bunlarla başa çıkamayacaktı.Ancak Musevi inançlı bakan Montagu'nun itirazı kabinede dikkate alınmadığı gibi; Balfour Bildirgesi üzerine yürütülen (İsrail devleti kurulmasına yönelik) girişimler; 1918'de Fransa, İtalya ve ABD (Başkan T.W. Wilson) tarafından desteklenmiştir.
- David Tal, War in Palestine, 1948: Israeli and Arab Strategy and Diplomacy.
- Michael Cohen, Palestine: Retreat from the Mandate, the Making of British Policy, 1936-45, Londra 1978.
- Ian Black and Benny Morris, Israel's Secret Wars: A History of Israel's Intelligence Services, New York 1991.
- Avi Shlaim, "Israel between East and West, 1948-56", International Journal of Middle East Studies, Vol. 36.
© The Independentturkish
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2021). İki tarihi belge: İsrail devleti nasıl kurulur ve "Bir Kürt devleti" nasıl önlenir?- Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/iki-tarihi-belge-israil-devleti-nasil-kurulur-ve-bir-kurt-devleti-nasil-onlenir-faik-bulut
. "İki tarihi belge: İsrail devleti nasıl kurulur ve "Bir Kürt devleti" nasıl önlenir?- Faik Bulut." Özgür Üniversite, 23 Mayıs 2021, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/iki-tarihi-belge-israil-devleti-nasil-kurulur-ve-bir-kurt-devleti-nasil-onlenir-faik-bulut.
. "İki tarihi belge: İsrail devleti nasıl kurulur ve "Bir Kürt devleti" nasıl önlenir?- Faik Bulut." Özgür Üniversite. 23 Mayıs 2021. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/iki-tarihi-belge-israil-devleti-nasil-kurulur-ve-bir-kurt-devleti-nasil-onlenir-faik-bulut.
@online{2021, author = {}, title = {İki tarihi belge: İsrail devleti nasıl kurulur ve "Bir Kürt devleti" nasıl önlenir?- Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2021}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/iki-tarihi-belge-israil-devleti-nasil-kurulur-ve-bir-kurt-devleti-nasil-onlenir-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



