İsrail askerlerinin ölümcül operasyonları: Filistin sokakları ateş, barut ve kan kokuyor Faik Bulut

Faik Bulut Independent Türkçe için yazdı
Kolaj: Independent Türkçe
Filistin sokaklarında yine kan ve ölüm var. Geçtiğimiz aylarda ve özellikle de son haftalarda, İsrail işgali altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı ve Doğu Kudüs'te sıra dışı şiddet olayları yaşanıyor.
Son bir ayda meydana gelen şiddet olaylarının arka planını anlayabilmek için, biraz geriye gitmemiz gerekiyor, biz de bunu yapacağız.
Mart ayı sonunda, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas arasında gerçekleşen kısa buluşmanın ana konusu, ABD Başkanı John Biden'ın Filistin meselesinin çözümüne ilişkin planı idi.
Bu arada İsrail'in işgal altındaki Filistinlilere ve Abbas'ın idari faaliyetlerine ilişkin yaklaşımı da görüşüldü.
Sorunun çözümü için ihtilaflı iki tarafın mutabakata varması durumunda, Amerikan yönetimi kendilerine yardımcı olmaya hazırdır. Başkan Biden; (İşgal altındaki Filistin toprakları olan) Batı Şeria ile İslamcı HAMAS örgütü denetimindeki Gazze'de güvenlik, ekonomik ve sosyal düzlemde istikrar sağlanmasını temel kural olarak görüyor. O halde, Filistinliler ile İsraillilerin haklarına kavuşmaları için ortak gayret gösterilmesi şarttır. İsrail için öncelik taşıyan genel asayiş durumundaki istikrar, Filistin halkının onurlu bir hayata kavuşmasının da yolunu açacaktır.Blinken ve görüşmeye katılan ekibinin herhangi somut bir plandan söz etmemesi, Beyaz Saray'ın bu hususta yeni bir müzakere ve siyasi süreç başlatmayı planlamadığını gösteriyor. Bu demektir ki, Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın üzerinde durduğu esas nokta, 2022 yılının sonlarına doğru açıklık kazanacaktır. Görüşme gündeminde çözülmeden kalmış başka sorunlar da var: Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı ya da kısa adıyla UNRWA'nın faaliyeti, eski Başkan Donald Trump zamanında durdurulmuştu. Şimdi bu kuruluşun yeniden aktif hale getirilmesiyle bu sayede insani ve sağlık yardımları içeren çeşitli hizmet alanlarının açılması öngörülüyor. Aynı kapsamda mesleki gelişmenin sağlanması; Filistin kolluk kuvvetlerinin eğitimden geçirilip bu alanda şeffaflığın güçlendirilmesi; Filistin resmi kurumlarıyla sivil toplum kuruluşları arasında ortak çalışma zemininin hazırlanması; bağlantılı olarak bölünmüş ailelerin resmi belgeler ışığında bir araya getirilmesi; Gazze bölgesindeki elektrik ve su kesintilerinin halledilmesi; İsrail denetimi altındaki işyerlerinde Filistinlilerin çalışmasına izin verilmesi de umuluyor. Blinken, şimdiye kadar yarım kalmış bu tür faaliyetlerin yeniden uygulamaya geçirilip tamamlanması ve bu münasebetle Filistinlilere ait topraklarda haksız yere yeni yerleşim yerleri inşa etmeyi sürdüren Yahudilerin önüne geçilmesi konusunda, kendi ekibinin İsrail tarafıyla kapalı kapılar arkasında sürekli konuştuğunu da vurguluyor. Ziyaret sırasında yaratılmaya çalışılan iyimser ortama ve umut vaat eden sözlere rağmen şöyle bir acı gerçekle karşı karşıyayız: Yeni bir Filistin-İsrail müzakeresinin başlatılması ve iki ayrı devlet (daha doğrusu İsrail denetimi altındaki topraklarda bağımsız Filistin devleti) kurulması henüz ufukta gözükmüyor. Nitekim Biden'ın iktidarı teslim aldığı ilk dönemde "ABD Başkonsolosluğunun Filistinlilerin yaşadıkları Doğu Kudüs'te açılmasına" ilişkin vaadi de hâlâ gerçekleşmedi. O halde, ABD Dışişleri Bakanı'nın vaatlerinin çerçevesi bellidir: Filistinlilere mali olarak ve güvenlik açısından yardımda bulunmak; bu halkın yaşam şartlarının düzeltilmesini sağlamak; İsrailli yetkililerle işbirliği yapmaları şartıyla Filistinlilere hayatı zehir eden kontrol noktalarını azaltıp benzeri denetimleri gevşetmek...
"Bu çalışma, İsrail ve diğer ülkelerin Filistinliler ile İsrail arasındaki barışın nasıl izleneceğine ilişkin bir analizden ibarettir. Vurgulanmalıdır ki barış, her daim İsrail'in temel gayesi olmak zorundadır. İsrail açısından barışın manası şudur: Arap dünyasının İsrail'in varlığını ortadan kaldırmaya yönelik uzun vadeli çabalarını sona erdirmek. Filistinliler için ise uzun erimli düzenlemeler yapmak suretiyle onların İsrail'in varlığına rıza gösterip onun bir 'Yahudi Devleti' olduğunu kabul etmelerini sağlamaktır. Çünkü savaşın sürgit devam etmesi sadece tehlikeli değildir; aynı zamanda can alarak insanların hayatına mal oluyor. Derin ekonomik ve ahlaki tahribatlar yaratıyor. Gerçeği konuşmak gerekirse, İsrail halkının büyük çoğunluğu, bu görüşü benimsiyor… Barış için bir strateji hakkında düşünen herkes, Filistinlilerin barıştan ne anladıklarına ve hangi amaçla hareket ettiklerine ilaveten neyi yapmaya güç yetirebildiklerini de iyi idrak etmek mecburiyetindedir… Filistinlilerin büyük bir kesimi, İsrail ile barıştan büyük bir kazanç sağlayacağına inanmamaktadır… Maruz kaldıkları tahribat ve zayiat, bunu kabullenmeye elvermiyor… Nitekim Nesim Kukali Filistin Kamuoyu Araştırma Merkezi'nin Kasım 2011'de gerçekleştirdiği bir ankete cevap verenlerin yüzde 89,8'i, yurtdışında sürgünde yaşayan Filistinlilere işgal edilmiş olan anayurtlarına dönme hakkı verilmedikçe, İsrail ile barış yapılmasına ve bağımsız (bir Filistin) devleti kurulmasına karşı çıkmıştır. Ankete katılanların çoğu, İsrail'in Ortadoğu'da makbul bir devlet olmadığı görüşündedir… Arap dünyası ile Filistinlilerin politik vaziyetine ve dünyayı algılayış tarzına gerçekçi bir gözle bakıldığında görülmesi gereken husus şudur: İsrail'i barışa götürecek en etkili yol, Filistinlilerin ne yapıp edip bu devletin kendi toprağına yürekten bağlılığına inanmış olduğunu ve her türlü tehlike veya meydan okuma karşısında sarsılmaz bir kararlılıkla kendini savunmayı göze alabileceğine inanmalarını sağlamaktır. Filistinlilerin idrak etmeleri şart olan bir şey daha var: İsrail, giderek büyüyen bir güçtür. Dolayısıyla Arap dünyası; Batılı ülkeleri bozguna uğratmak suretiyle 'Müslüman topraklarında' kurulmuş olan İsrail Devleti'ni ortadan kaldırma hedefinden vazgeçtikleri zaman, barışa ulaşmanın başka yöntemleri için önlerine fırsatlar da çıkacaktır. Olgunluk, sabır ve cesaret gösterildiğinde barış gerçekleşecektir."
Dikkat edilirse araştırmacı-yazar M. Singer, İsrail'in görüşünü benimser ve destekler tarzda bir analiz yapmıştır. Buna rağmen onun yukarıdaki son paragrafı, bilhassa son cümleleri doğrultusunda Mısır, Ürdün, Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, S. Arabistan, Fas gibi Arap ülkeleri ve hatta Filistin Yönetimi, bahsedilen şartları yerine getirip İsrail'i tanıdılar. Yetmedi; bu ülkelerle İsrail, İran'a karşı çok boyutlu ittifak kurmaya da başladılar. Mart sonlarında Al Naqab'da (Necef) toplanan söz konusu ülkelerin dışişleri bakanları "Arap dünyası" adına İsrail'i "Ortadoğulu bir devlet" olarak kabul ettiler.Bu tür eylemler, Filistin haritasını yeniden çizmektedir.
Mescid-i Aksa iç sahasında yapılacak sözde ayin kurbanları kesme girişimi, bütün kırmızıçizgilerin aşılması ve ateşle oynanması anlamına gelmektedir.Filistin Devlet Başkanlığı, "Mescidi Aksa'ya baskın yapmak, Filistin halkına savaş açmaktır!" yolunda bir açıklama yapmıştı. Tel Aviv'deki son eylemin ardından İsrail'in misilleme babından bilhassa Cenin Mülteci Kampı ve Nablus bölgelerinde yaptığı operasyonlar hakkındaki değerlendirmelere de bakalım: Filistinli kimi yorumculara göre; İsrail askerlerince gerçekleştirilen geniş çaplı kanlı ve yıkıcı operasyonlar, Filistinlileri korkutup sindirmeyi hedefliyor; diğer yanıyla da Tel Aviv dolayında Filistin fedailerince yapılan intihar eylemlerinden sonra İsrail'in caydırıcı gücünü koruduğuna dair mesaj veriliyor.
Şimdi İsrail medyasının stratejik başarısızlığıyla karşı karşıyayız. Daha önce, başa çıkması zor olmayan silahlı bir tehditle karşı karşıya kalırdık. Ancak İsrail'in en büyük güvenlik açıklarından biri, silahlı bir adamın kalabalık bir eğlence merkezine gelip ateş açması ve bunun İsrailliler için çok trajik bir şekilde sonuçlanmasıdır. Bu konu İsrail kamuoyunda varoluşsal bir endişe yaratmıştır.İsrail televizyon kanalları, Dizengoff eylemi sırasında ordu mensuplarının (subaylar, özel kuvvetler ve diğer unsurlar) kimliklerini sadece gazetecilere değil, aynı zamanda kamuoyuna da açıkladılar. İsrail emniyet ve özel harekât mensuplarının yüzleri, kimlikleri, kullandıkları silah türleri, teçhizatları ve çalışma yöntemleri de teşhir edildi. Devlet sırrını ihlal eden medyaya tepki gösteren ordu-polis ve ŞABAK (İç İstihbarat Servisi) teşkilatı yetkilileri, bu kanallar aleyhinde davacı olup şikâyette bulundular. Buraya kadar yazdıklarımızdan hareketle birkaç tespitte bulunmamız mümkündür:
- İsrail, havuç ve sopa, ceza ve mükâfat gibi taktiklere başvurup Filistinlilere yönelik tahakküm ilişkisini pekiştirme stratejisinde başarılıymış gibi görünse de, gerçekte baskı, zulüm, toplu cezalandırma ve öldürme gibi yöntemleri ters tepmektedir. Her türden bastırma ve imha operasyonuna başvurması stratejik, "ödüllendirme" siyaseti ise taktik olarak kalmaktadır.
- Cezalandırma salt bireysel düzlemde kalmamaktadır. Topluca ve topyekûn cezalandırma, kaçınılmaz olarak kendi zıddının ve karşıtının ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Örnek vermek gerekirse; Tel Aviv'deki eylemi gerçekleştiren Filistinli direnişçi Cenin Mülteci Kampı'nda öldürülmekle kalınmadı; ailesinin teslim olması ve operasyon sonrası yerle bir edilecek evinden çıkması da buyruldu. Bu da yetmeyince 500 bin kişinin yaşadığı Cenin Kampı, dört bir yandan ablukaya alındı. Sokağa çıkmak yasaklandı; keyfi taciz, dayak ve baskınlar düzenlendi.
- Demek ki işgal esas, göstermelik "cici ve yumuşak siyaset" ikincil konumdadır. İşgale karşı direniş, bu acı gerçeğin doğasında mevcuttur. Direniş ise, İsrail'in siyasi sözlüğünde "terörist faaliyet" olup devletin "bekası yani ölüm kalım meselesi" olarak ele alınınca, akan sular durmaktadır.
- Bu ikilem yani işgal ve baskının kendi zıddını doğurması, İsrailli siyaset erbabı ile istihbaratçılarının önceden kestiremeyecekleri bir durum oluşturur: Öngörülmeyen sürprizler, her defasında İsrailli yetkilileri şaşırtmaktadır. Bununla baş edemeyen İsrail ise, bu kez, Filistin yönetimine bağlı emniyet-istihbarat birimlerinden "bilgi" almak zorunda kalmıştır. Fiiliyatta İsrail'in herhangi bir valisi konumuna düşürülen ve iktidar koltuğu uğruna Filistin silahlı direnişini istemeyen Mahmud Abbas ile ekibi, bu hususta İsrail Hükümeti açısından son derece değerli istihbarat ve güvenlik bilgileri sunmaktadır. Mesela İsrail istihbarat Cenin Kampı'ndan bir türlü istenilen bilgiyi alamadı; kuşatmaya karşı direnişin sabah saatlerine kadar sürdüğü bu şehirdeki gençler, İsrail askerleriyle taktik savaşına girdiler ve her defasında işgalci güçler ile karşı istihbaratçıları yanılttılar. Filistin Yönetimi'ne rağmen Cenin Kampı'nda son direniş İsrail'i gerilettiyse eğer; bu, orada yaşayanların Mahmud Abbas ile başında bulunduğu milliyetçi El Fetih örgütüne mesafeli davranıp kendi vicdanları ve kararları doğrultusunda davranmalarından kaynaklanmaktadır. Cenin'deki itaatsizlik hali öyle güçlüdür ki, El Fetih örgütü saflarında ikilik baş göstermiştir.
- İtaatsizliğin yaygın olduğu Cenin'deki gençleri kendine çeken örgüt, sert siyasi tutumu ve askeri söylemleriyle ön plana çıkan İran destekli İslami Cihat örgütüdür. O kadar ki, El Fetih'ten kopanlar, bu örgüte katılmaktadırlar. Onların ses getiren eylemleri, Cenin'de eylem ve direniş uğruna can verenlerin ailelerini maddi, manevi ve fiziki açıdan tatmin etmek anlamına gelmektedir ki bu; bir yandan daha çok eylem yapmaya teşvik etmek suretiyle İsrail toplumuna olabildiğince zarar (mal veya can) vermek demektir, diğer yandan İsrail'in toplu cezalandırma taktiğinin istenilen hedefe ulaşmasını engelleyebilmektedir. Bağlantılı olarak Cenin'deki toplu direniş, Ramallah ile Nablus'taki gençlerin oraya gizlice gitmelerine yol açmıştır, üstelik de düzenlenen kitlesel şenliklerle uğurlanarak.
- Cenin'in jeopolitiğini iyi kavramak gerekiyor. Cenin, İsrail'in orta bölgelerine yakındır. Yani İsrail'in hassas yöreleri sayılan şehir merkezlerine komşudur. Bu kamptan yola çıkan bir direnişçi ve eylemci, İsrail'in güvenlik duvarlarındaki açığı-gediği bulup kolayca karşı tarafa sızabilir.
- Filistin direnişçilerinin yeni kuşağı, başını dik tutup boynunu eğmemesiyle nam salmaktadır.
Zırhlı araba içinde Cenin Kampı'na girdiğimde gözlerime inanamadım. 1000 kişiden fazla genç, ellerindeki taşlar ve yakıcı maddelerle birlikte aleyhimizde slogan atarak bize doğru ilerlediler. Aralarından biri öne çıkarak askeri cipin kapısına taşlarla vurmaya başladı. 'Aç kapıyı! İşte buradayım ve elimde taş var!' diyerek askerlere meydan okudu. Bu kuşak çılgın ve gözü karadır. 7 arkadaşının kurşunla vurulmasına ve karşılarında onca asker olmasına rağmen direnmekten vazgeçmediler. Onca asker, 60 devriye aracı ve buldozerlere rağmen baskın yaptığımız kamptaki gençleri bir türlü korkutamadık.Umarım, 'Filistin'de neler oluyor' sorusunun cevabını bir yere kadar açıklayabilmişimdir. Kaynakça: Mehr haber ajansı, 30 Mart 2022. https://tr.mehrnews.com/news/1901245/Tel-Aviv-deki-eylem-Filistin-haritasyüzde C4yüzde B1nyüzde C4yüzde B1-ye https://www.tasnimnews.com/tr/news/2022/03/30/2688509/ https://www.tasnimnews.com/tr/news/2022/04/11/2694136/ https://ilkha.com/guncel/hamas-tel-aviv-eylemi-islenen-suclara-karsi-mesru-bir-savunma-hakkidir-192531 https://ilkha.com/guncel/hamas-tel-aviv-eylemi-islenen-suclara-karsi-mesru-bir-savunm https://www.israilpost.com/haber-telaviv-sialahlieylem-israil-isgal-siyonizm-direnis-idf https://tr.mehrnews.com/news/1901525/Siyonist-Rejim-gyüzde C3yüzde BCyüzde C3yüzde A7lerinden-Cenin-e-yeni-baskyüzde C4yüzde B1n https://tr.mehrnews.com/news/1901421/Hamas-direniyüzde C5yüzde 9Fin-Tel-Aviv-deki-eylemini-kyüzde C4yüzde B1nayan-Tyüzde C3yüzde BCrkiye-yi-eleyüzde C5yüzde 9Ftirdi https://www.independentarabia.com/node/319296/ https://www.aa.com.tr/tr/dunya/filistin-devlet-baskanligi-aksaya-duzenlenen-baskin-filistin- https://arabi21.com/story/1416146 https://www.alaraby.co.uk/ https://www.al-akhbar.com/Palestine/335150
© The Independentturk
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2022). İsrail askerlerinin ölümcül operasyonları: Filistin sokakları ateş, barut ve kan kokuyor Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/israil-askerlerinin-olumcul-operasyonlari-filistin-sokaklari-ates-barut-ve-kan-kokuyor-faik-bulut
. "İsrail askerlerinin ölümcül operasyonları: Filistin sokakları ateş, barut ve kan kokuyor Faik Bulut." Özgür Üniversite, 17 Nisan 2022, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/israil-askerlerinin-olumcul-operasyonlari-filistin-sokaklari-ates-barut-ve-kan-kokuyor-faik-bulut.
. "İsrail askerlerinin ölümcül operasyonları: Filistin sokakları ateş, barut ve kan kokuyor Faik Bulut." Özgür Üniversite. 17 Nisan 2022. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/israil-askerlerinin-olumcul-operasyonlari-filistin-sokaklari-ates-barut-ve-kan-kokuyor-faik-bulut.
@online{2022, author = {}, title = {İsrail askerlerinin ölümcül operasyonları: Filistin sokakları ateş, barut ve kan kokuyor Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2022}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/israil-askerlerinin-olumcul-operasyonlari-filistin-sokaklari-ates-barut-ve-kan-kokuyor-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



