Lübnan: Kendini, geleceğini ve huzuru arayan "yitik ülke - Faik Bulut

Tonlarca patlayıcının tahrip ettiği Beyrut Limanı silolarına bakan bir Lübnanlı, sırtında bayrağıyla hüznünden ağlıyor / Fotoğraf: AFP
Bugünlerde Beyrut'ta gösterime sunulan tiyatro oyununun adı: "Cesedun Mutenaqqıl."
Türkçesi: "Gezen Ceset/Seyyar Ceset!"
Oyunun özeti: Ortada bir ceset var, fakat yerinde rahat durmuyor, sürekli dolaşıyor. Her gittiği yerde esrarengiz olaylar yaşanıyor veya bizzat cesedin kendisi bu tür olaylara neden olabiliyor.
Ceset bu! Öldürseler zaten ölü, engellemeye çalışsalar başaramıyorlar. Ceset uğrun uğrun, yani hiç göze çarpmadan seyyar satıcı misali gezinip duruyor.
Cezalandırsalar, geleneğe ters düşüyor. Öyle ya ölüye ceza verilemez ki!
Hakkında bilgi edinirken düşünmeden edemedim; oyun, tam zamanında gösterime sunulmuş.
Lübnan iki yıldır kitlesel açlık protestolarına sebep olan borç batağına saplanmış. Elektrik dağıtım kurumu, yokluktan hizmet veremiyor. Elektriksiz bir ülke haline gelmiş.
Mevduatları ödeyemeyen iflasın eşiğindeki bankalar… Ağır ekonomik ve siyasi kriz nedeniyle devleti bir türlü yönetemediği için değişip duran hükümetler...
Yolsuzluk ve yoksulluğun egemen olduğu bir Lübnan.
IMF ile kredi meselesine ilişkin görüşmenin hızlandırılması; başta atıl durumdaki Elektrik Dağıtım Şebekesi'nin yeniden faaliyete geçirilmesi olmak üzere altyapı ve üst yapı reformlarının acilen uygulanması; iktidarın müdahalesi olmadan Beyrut Limanı patlamasına ilişkin soruşturmanın bir an önce tamamlanması; ilkbaharda genel seçimlerin yapılması vb.
Ayrıca Nuland, diplomatik teamüle aykırı biçimde iktidar ortağı Hizbullah'ı "İran desteğiyle terör faaliyeti içinde olmakla" da suçladı. Bu sözler gerginliğin tırmanmasına yol açtığından, çabucak Lübnan'dan ayrılmak durumunda kaldı. Dikkat edilirse Fransız-Amerikan desteğine mazhar olmuş geçiş hükümetine verilmiş ev ödevi niteliğindeydi Amerikalı diplomatın bu ziyareti. Son çekişme ve çatışmanın iki nedeni var: İlki; Hıristiyanlar ile Sünni Müslümanları temsil eden siyasi partiler, Beyrut Limanı patlamaları soruşturmasının mevcut iktidar ortakları Hizbullah, Emel ve (Hıristiyan) Hür Vatan Hareketi'nin aleyhinde siyasi bir dava haline getirilmesi için gayret sarf ediyorlar. Bu kesimi destekleyen S. Arabistan, ABD ve Fransa da aynı kanıdalar; bu yönde baskılarını artırmaktalar. İkincisi; bu davayı her yanıyla engellemeye çalışan Hizbullah ve Emel partileri hem taraflı gördükleri Başsavcı Bitar'ın azledilerek soruşturmanın durdurulmasında diretiyorlar, hem de 14 Ekim tarihli El Tayyune Caddesi katliamı soruşturmasının muhalif kesimler özellikle (Lübnan Kuvvetleri mensubu) Hıristiyan milislerinin tutuklanıp yargılanması noktasında ısrar ediyorlar.Hayatınız aniden kâbusa dönüştüğünde, huzur içinde yaşadığınız ülkenin kendisi bizzat kâbus olup gündüz gece yakanızı bırakmayan musibet haline geldiğinde, hayatın en güzel yanları elinizden alınıp sadece güdüsel temel ihtiyaçlarınızı (yeme, içme, nefes alma, banyo yapma gibi) karşılayan bir varlık/canlı haline geldiğinizde, ister istemez yaşama dair fikir ve davranışlarınızı yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyorsunuz. Çok daha önemlisi iki ihtimal arasında zorunlu bir tercih yapmaya çalışıyorsunuz: Ülkeden göçmek veya kalmak! Yaşamak veya ölmek! Hırsızlık yapmak veya âdem baba misali yaşamak! Umutsuzluğa kapılmak yahut düşlemek! Teslim olmak ya da yaralı gönlünle menzili tamamlamak!Filistin direnişinin efsanevi lideri Yaser Arafat, kendine yakışır bir ifadeyle tanımlamıştı Lübnan'ı:
Hazzuke A'sırun ya Lıbnan! (Bahtın karadır ey Lübnan!)Dürzî toplumu ve İlerici Sosyalist Parti lideri Velid Canbulat, "Lübnan'a dış müdahaleler var!" deyince, muhalif çevreler bu sözünü geri almasını istediler, ancak o sözünü değiştirmedi. Esas olarak muhalif kesimle birlikte hareket eden Canbulat, bu tavrıyla, çatışmalı iki taraf arasında şimdilik orta bir yerde, "bekle, gör" politikası izlediğini gösteriyor.
Yok böyle bir şey! Hükümet atıl durumda ve olaylar patlamaya gebedir!Lübnanlı kadın yazar Michelle (Mişel) Tuveyni'nin eleştirisi ise şöyleydi:
Krizin ve çöküşün müsebbibi olan (iktidar ortağı) partiler, sorumluluk alıp bunu önlemek yerine Başsavcı Tarık Bitar'ı baskı altına alıp tahkikat sürecini boşa çıkarmakla meşguller.
Başsavcı Bitar, bürosunu iç ve dış güçlerin müdahalelerine açık hale getirerek onların siyasi yönlendirmelerine göre hareket etmektedir. Anayasa ve yasalara aykırı davranışlar içine girmiştir.
Beyrut limanında patlayıcı madde bulundurma hususunda sadece Hessan Diyab değil, meseleyle ilgisi bulunan bütün geçmiş yöneticiler, mesela eski cumhurbaşkanları ve Saad Hariri gibi başbakanlar da sorumludur. Hal böyleyken, yalnız Diyab'ın ifadeye çağrılması hem siyasi bir tezgâhtır hem de bazı çevrelerin politik oyunudur.Muhalif kesimler ve Batılı devletler tarafından desteklenen Başsavcı Bitar, iki Şii hareket olan Hizbullah ile Emel yetkililerinin baş hedefi konumunda. Onlara göre:
Beyrut limanı patlaması vesile edilerek bu dava alabildiğine siyasileştirilecek ve dolayısıyla hususi olarak Hizbullah mensupları suçlu bulunarak yargılanıp cezalandırılacaklardır!
…Ancak bu ülkede devletten daha etkin hale gelmiş bir Hizbullah var. Hizbullah, her türlü suç ve terör eylemlerine imza atmaktadır… Hizbullah'ın suçları ve terörü sadece devletin yıkılıp suikastların yapıldığı Lübnan'da değil, terörün ve uyuşturucu ticaretinin yapıldığı Irak, Yemen, Suriye, Afrika ve Güney Amerika'ya da ulaşıyor.Karşı suçlama Hizbullah'ın resmi kanalı sayılan Al Manar TV sitesinde yayınlanan bir yorumunda belirginleşti:
Caca ile şürekâsı, İsrail'e karşı caydırıcı gücünü kanıtlamış direniş silahına saldırıyorlar! Caca, 'devlet içinde devlet olmuşlar' bahanesiyle direniş gücünün (yani Hizbullah'ın) elindeki silahların alınmasını talep ediyor. Oysa silaha sahip olan sadece Hizbullah değil; ülkedeki her partinin, her milis gücünün ve hatta her bireyin elinde toplu yahut bireysel silah mevcuttur. Kendisi de şov yapmak maksadıyla düzenlediği basın toplantısında bizzat bu hususu itiraf etmiştir. Bizlerin (Hizbullah'ın) onlardan farkımız şudur: Biz silahlarımızı, İsrail'e karşı direnmek maksadıyla kullanıyoruz. Bizim silahımız, İsrail ile arkasındaki güçleri endişelendiriyor. Oysa Caca'nın komutanı olduğu Lübnan Kuvvetleri'ne bağlı milisler, her defasında suçsuz Müslüman sivilleri katletmiş veya saldırıda bulunmuşlardır. Bunu Halde ve benzeri birçok mıntıkada gördük. Caca, Amerika ile bölgedeki müttefikleri nezdinde şöyle bir algı yaratma gayretindedir: Lübnan'da ordu dışında sadece Hizbullah milislerinin elinde silah bulunmaktadır. Bu da hem Lübnan devleti hem de Batılılar açısından tehlikelidir!
Semir Caca, geçmişte ve bugün Lübnanlı Hıristiyanları intihara götürecek tehlikeli projelerin peşindedir. Bu haliyle o, Lübnan'da iç barışı tehdit ediyor. Dolayısıyla Hıristiyanların hamisi ve savunucusu rolüne soyunmuş olan Caca, aslında Hıristiyanlar için de son derece tehlikeli bir şahsiyet olup; kirli geçmişi iyi bilinmektedir ve hiçbir şekilde bu kiri pisi ortadan kaldıramaz. Esasen kendisi, Amerika ile İsrail'in menfaati için yanıltıcı bilgilendirme yapıyor. Caca, Hizbullah hareketini sonu gelmez ve son derece yıpratıcı olması muhtemel bir iç çatışmaya ve savaşa sürüklemek için fitne (kışkırtma/provokasyon) ortamı yaratma gayretinde. El Tayyune Caddesi'nde barışçıl protesto yapan çok sayıda (Hizbullah ve Emel yanlısı) insan, Lübnan Kuvvetleri'nin kurduğu pusu sonucu katledildi. Katiller, onun milisleriydiler. Dolayısıyla Caca, bu ülkeye kurulan komplonun sivri mızrağı sayılır.
Lübnan'daki son olay, hasta bir adamın ayağına basmak gibidir. Devlet daha fazla çatışmaya tahammül edemez… (Hizbullah ve Emel) Beyrut Limanı patlamasına ilişkin soruşturmayı baltalamak için eline silah alıyor fakat belki de tek muhalefet partisi olan Lübnan Kuvvetleri'nden intikam almak için kanuna işaret ediyor! Hizbullah, Hıristiyan olan Samir Caca'nın şansını yok etmek istiyor. Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile damadı Cibran Basil, Sünnileri ve Trablusgarpları (Hariri yanlısı milisler-FB) IŞİD'li olmakla itham ediyor, Dürzîleri hor görüyor ve Şiileri suçluyorlar. Özgür Yurtsever (Hür Vatan) Hareketi'ni yöneten (Avn'ın) iki damadı, Basil ile Şamil Rukoz arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor...Son günlerde yaşananlar ise şöyle: Bu çekişme ve çatışma ortamında elini çabuk tutan Lübnan ordusu, pusu kurup Hizbullah taraftarı protestoculara kurşun yağdıran Hıristiyan kesimden 13 kişiyi tutuklayıp sorguya aldı. Hizbullah ise, devletten bağımsız olarak kendi başına yürüttüğü soruşturmada yeterli ciddi delil bulamadı. Bu arada askeri birimler, pusu atanlara silahla yanıt veren 3 Hizbullah milisini gözaltına aldı. Bir asker Ayn'ul Rommane mıntıkasına giren göstericilere ateş açması nedeniyle ifade verdi. Bağlantılı olarak soruşturma babından ifadeye çağrılan 68 kişinin 19'uyla yüz yüze görüşüldü. Geri kalanlar hakkında tebligat çıkarıldı. İfade veren 19 kişiden 15'i, Lübnan Kuvvetleri hareketi mensubuydu; 3 kişi Şii Emel örgütündendi. Caca taraftarı basın ve medya, liderlerinin ifadeye çağrılması noktasında Hıristiyan Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ı suçluyorlar. Cumhurbaşkanlığı sarayından yapılan açıklama ise, "Caca'nın ifade vermeye değil, görüşüne başvurmaya davet edildiği" yolundaydı. Lübnan Kuvvetleri (Partisi), milislerini tam alarma geçirdi; söz düellosunun bir parçası olarak Hizbullah ve müttefiklerine sözlü sataşma kampanyası başlattı. Partinin üst düzey yetkilisi Nedim Cumeyyil, Amerika'da yetkililerle görüştü. İfade veya görüş belirtmek için çağrılmaktan huzursuz olan Caca, sabıkalı bir siyasetçi ve milis komutanıdır. Dönemin eski başbakanlarından Reşit Kerami'ye (Sünni kesimin temsilcisi) 1987'de suikast yapıp katletmek suçundan önce idam cezasına mahkûm edilmiş; daha sonra bu ceza hafifletilerek angarya/ağır işlerde çalışma kararına dönüştürülmüştür. Caca'nın ayak diremesi ve meydan okumasına karşılık veren Hizbullah lideri Nasrallah, "Gerekirse 100 bin taraftarımı harekete geçiririm!" deyince, bunu gözdağı olarak gören Caca, "Ne sen, ne de senden daha büyüğü (İran) bizi ürkütüp korkutamaz!" deyince, Hizbullah lideri geri adım atarak gerginliği düşüren yeni bir açıklama yaptı:
Ben taraftarlarıma iç savaş başlasın diye değil; tersine, önlensin diye çağrıda bulundum.Suudi Arabistan (Londra'da yayımlanan) Şark'ul Avsat gazetesi köşe yazarı Hazım Sağiye de, 27 Ekim'de Hizbullah ve müttefiklerine karşıt tavrını yazıya döküyordu:
İç savaş çıkarsa sorusu eksiktir. İç savaş, her zaman silahların gölgesinde olur ve silahla devam eder. Bu yanıyla bakarsak, Hizbullah'ın varlığı bizzat bir iç savaş ürünü ve sisteminin ayrılmaz parçasıdır.Her durumda Askeri Mahkeme yargıcı, Semir Caca'ya bir tebligat gönderip ifade vermesini isteyince, bu kez davet edilen Caca, yargıcı "Hizbullah'ın temsilcisi" şeklinde tanımlayarak Savunma Bakanlığı'ndaki makamda ifadeye gitmeyi reddetti. Süreç şöyle işliyor: Caca'yı bulamayan askeri postacı, tebligatı başında bulunduğu parti merkezinin kapısına iliştirip gitmiş olsun. Caca ifade vermeye gitmediğinde ya avukatları askeri savcılığın tebligatına itiraz edecek yahut askeri savcı üç yoldan birine başvuracaktır: İfadeye çağırmaktan vazgeçmek; davete icabet etmeyen tanığa gereken parasal ceza kesmek veya davet tarihini erteleyip gelmeyen tanığı celp yoluyla (zorla) savcılığa getirtmek. Soru şudur: Caca ifade vermeye gitmediği takdirde Askeri Başsavcılık kendisini zorla getirmek için subay ekibini mi, inzibatları mı, yoksa askeri istihbarattan bir birimi mi gönderecek? İfade vermekten sürekli kaçınması halinde hakkında celp (zorla yani kolluk kuvvetleri eşliğinde) kararı mı çıkarılacak, yoksa re'sen firari/kaçak mı sayılacak? Sözgelimi 24 Nisan 1994'te, evi askerlerce çembere alınarak evinden getirtilmişti. İfadesi alınır alınmaz da tutuklanmıştı. Böyle bir olay, tekrar edebilir mi? Caca taraftarları, her gün Adliye Sarayı'nın önüne gidip başkanlarına moral vermek ve yargıyı etkilemek çabasındalar. 27 Ekim tarihli demecinde kendisini yalnız bırakmayan taraftarlarına teşekkür eden Caca, şunları da söyledi:
Hak, adalet ve hürriyet için birlikte olursak zafer kazanırız. Lübnan ile gelecek kuşakların geleceğini bu yolla kollayıp koruyabiliriz.Lübnan Kuvvetleri taraftarları, "ifade vermeye gitmeme" gerekçesini şöyle açıklıyorlar:
Liderimiz Caca, 1994'te yargıya güvenerek gitmişti. Gelgelelim ifadeden sonra salıverilmedi; tersine, tutuklanıp hapse konuldu. Sonradan beraat etti ama bir kere cezaevine girmiş oldu. 1994'teki tutuklanma nedeni, Cunye şehrindeki bir kiliseye patlayıcı koyarak yıkılmasına ve 10 kişinin ölümüne yol açmaktı. Bu yüzden de başında bulunduğu Lübnan Kuvvetleri partisi kapatılmış, milis gücü Lübnan hükümeti tarafından dağıtılmıştı.
Umarım 2022 yılı, 30 yıldan beri hayatlarımıza hükmeden yolsuzluklarıyla nam salmış canilerden (yönetici takımı, siyasiler, egemenler-FB) kurtulmak suretiyle tarihi yeniden yazmanın yollarını arayan gençlerin yılı olur.Kaynakça:
- https://www.raialyoum.com/ 26 Ekim 2021 عون: ولا عودة إلى الحرب الأهلية في لبنان
- https://www.almanar.com.lb/8872382
- https://www.al-akhbar.com/Media_Tv/321549/
- https://www.annahar.com/arabic/authors/26102021050542951
- https://www.annahar.com/arabic/section/76
- https://www.raialyoum.com- 26 Ekim 2021هل يتحوّل جعجع إلى "هاربٍ" ومُتوارٍ عن الأنظارhttps://www.annahar.com/arabic/authors/25102021053848058, ..- 26 Ekim 2021.
- الاشتباك الإعلامي بين 'أمل' و'التيار' بوتيرة أعلى.
- http://www.dailystar.com.lb/News/Lebanon-News/2021/Oct-08/523918-us-calls-hezbollah-fuel-shipments-public-relations-ploy.ashx
- الحرب الأهليّة في تأويل «حزب الله» لها,,, حازم صاغية , 27 Ekim 2021.
- https://www.independentarabia.com/node/271591/, سياسة/متابعات/في-لبنان-مواجهات-قضائية-بسلاح-غير-القانون,
- https://www.raialyoum.com/, هل-ينزلق-لبنان-إلى-حرب-أهلية؟, Rusya Kommersant gazetesi, 29 Ekim 2021.
© The Independentturkis
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2021). Lübnan: Kendini, geleceğini ve huzuru arayan "yitik ülke - Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/lubnan-kendini-gelecegini-ve-huzuru-arayan-yitik-ulke-faik-bulut
. "Lübnan: Kendini, geleceğini ve huzuru arayan "yitik ülke - Faik Bulut." Özgür Üniversite, 1 Kasım 2021, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/lubnan-kendini-gelecegini-ve-huzuru-arayan-yitik-ulke-faik-bulut.
. "Lübnan: Kendini, geleceğini ve huzuru arayan "yitik ülke - Faik Bulut." Özgür Üniversite. 1 Kasım 2021. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/lubnan-kendini-gelecegini-ve-huzuru-arayan-yitik-ulke-faik-bulut.
@online{2021, author = {}, title = {Lübnan: Kendini, geleceğini ve huzuru arayan "yitik ülke - Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2021}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/lubnan-kendini-gelecegini-ve-huzuru-arayan-yitik-ulke-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



