Ortadoğu'da yeni hareketlenmeler ve göstergeleri - Faik Bulut

Pazar 27 Haziran 2021 5:08
NATO Zirvesi aile fotoğrafı, Rusya ve Çin'e karşı gövde gösterisi / Fotoğraf: Kevin Lamarque-Reuters
Ortadoğu'da yeni hareketlenmeler görülüyor. Bugünkü yazımda hangi ülkelerde neler yaşandı veya yaşanıyor, önce ona ilişkin bilgi vereceğim, sonra da bazı tespitler yapıp genel gidişatın nereye yöneldiğini açıklamaya çalışacağım.
Amacım, hareketlenmelerin ana çerçevesini çizmek suretiyle okuyucuya, değişim ve dönüşümleri anlamlandırmaya yarayacak bir analiz rehberi sunmaktır.
Son aylar ve haftalarda dikkatimi çeken olayları şöyle sıralayabilirim:
ABD-Çin: Prof. Dr. İlhan Uzgel, geçtiğimiz hafta, Amerika'nın Çin ile çok yönlü dünya hegemonyası rekabetine yön veren önemli bir belgeyi değerlendirdi, birlikte bakalım:
"ABD'nin Stratejik Rekabet Yasasını tartışacağım. ABD, Çin politikasını, Ulusal Güvenlik Strateji belgesi, NATO ve G7 bildirgelerine yansıtsa da en kapsamlı şekilde bu yasada ortaya koydu. 8 Haziran'da Senato'dan geçen 280 sayfalık bu yasa, diğer metinlerle birlikte ABD'nin Çin'e yönelik stratejisini en ayrıntılı şekilde açıklıyor… Gerek NATO'nun hazırladığı ve içinde 138 önerinin yer aldığı 2030 Raporu ve olağanın dışındaki uzunluktaki Brüksel Bildirgesi, gerekse G7 zirve bildirgesi hep bir Çin sorunu etrafında şekilleniyor… Yasa ABD başkanından dış politikayı oluştururken Çin ile stratejik rekabeti göz önüne almasını, Çin'i öncelemesini istiyor. Çin'in Hint-Pasifik bölgesinde bölgesel hegemonya kurmasının önlenmesini, bunun için Dışişleri Bakanlığında, istihbaratta yeni kadrolar oluşturulmasını, bir Pasifik Caydırma Girişimi ve Hint-Pasifik Deniz Güvenliği Girişimi başlatılmasını, askeri yatırımların Hint-Pasifik'teki siyasal amaçlarla uyumlu olmasını yasayla bağlayıcı kılıyor. Metin Hint-Pasifik'te askeri dengenin giderek ABD aleyhine geliştiğini, Çin'in burada deniz gücünü çok arttırdığını rakamsal verilerle ortaya koyuyor. Yasaya göre tedarik zincirleri Çin dışına çıkarılmalı, bir Küresel Altyapı Koordinasyon Komitesi oluşturulmalı, Çin'in uluslararası finans kuruluşlarına alternatif olabilecek finans yöntemleri geliştirilmeli. Yine bölgesel olarak Hint-Pasifik bölgesinin yanında Latin Amerika ve Karayipler, Ortadoğu, Afrika ve Arktik ABD'nin Çin ile rekabet için neler yapması gerektiğini yasayla düzenlediği alanlar. Çin, bu yasanın geçmesine tahmin edileceği gibi tepki gösterdi. Özellikle G 7'de alınan karara verilen ‘küçük bir grup ülkenin kararlarının belirlediği bir dünyanın çoktan gerilerde kaldığının' söylenmesi anlamlıydı…" 1
Prof. Uzgel'in yukarıda sıraladığı nedenlerle olsa gerek, Afganistan'dan çekilen ABD, Haziran ayından itibaren Suudi Arabistan, Irak, Ürdün ve Kuveyt'teki savunma sistemlerinin önemli bir kısmını geri çekiyor. Konuya ilişkin Wall Street Journal gazetesinin verdiği haber, ABD Savunma Bakanlığı tarafından da doğrulanıyor. Çin'in İran ile 400 milyar dolarlık stratejik bir anlaşma yapmasını yorumlayan uzmanlara göreyse; Pekin yönetimi, ilk kez Ortadoğu'da yıllarca izlediği çekimser ve ihtiyatlı tutumunu bırakıp, daha aktif siyaset izlemeye başlıyor. ABD ve AB baskıları karşısında Suriye'nin yanında yer alıyor; viraneye dönmüş Suriye'nin yeniden inşa planında büyük bir pay almaya hazırlanıyor. Çin ekonomisi konusunda uzman Arap siyaset bilimcisi Dr. Tarık Ey Yesawi'ye göre:Biden yönetiminin "Çin'i kuşatarak Rusya'yı devre dışı" bırakma stratejisini yakından izleyen Pekin yönetimi, özellikle NATO Zirvesinde gövde gösterisi yapan ABD Başkanı'nın Avrupalı devlet yöneticileri (bu arada Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan) ile ikili görüşmelerine karşı alternatif hamle geliştirme aşamasında. 2
Anlaşılan hegemonyacı etkisi azalmaya yüz tutan ABD, birçok yönden (askeri, ekonomi, siyasi, diplomatik, ticari, yüksek ve siber teknoloji gibi) kendini yenilemeyi planlıyor. Rusya'ya hem havuç hem de sopa göstermek suretiyle, onunla Çin arasına çomak sokmayı deniyor. Kısacası biz Ortadoğulular, artık kendimizi, bu küresel rekabetin muhtemel sonuçlarına göre hazırlamak zorundayız. İran: ABD, AB, İsrail ve Körfez ülkelerinin İran'ın geliştirmekte olduğu nükleer enerji veya silah konusunda kendilerince ciddi endişeleri olduğunu herkes biliyor. Geçen mayıs ayında bu endişelere ilişkin üç farklı raporun muhtevası açıklandı: İlki ABD Senato Dış ilişkiler Komisyonu'na sunulmuş istihbarat komitesinin yıllık raporuydu. Joe Biden'in başkanlık makamını devralmasının üzerinden geçen 100. gün münasebetiyle sunulan raporda, "Amerika ile müttefiklerinin Ortadoğu'daki çıkarları açısından İran baş tehdit oluşturmakla kalmıyor; aynı zamanda bölge güvenliği ve dünya barışı açısından da tehlike teşkil ediyor" tespiti yer alıyor. Aynı raporda, özellikle İran bağlantılı Husi hareketi (Yemen), Haşdi Şaabi çatısı altında veya dışında bulunan İran yanlısı silahlı Şii milisler (Irak), Hizbullah (Lübnan), Hamas ve İslami Cihad (Filistin) gibi direnişçi örgütlerin başta İsrail olmak üzere Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'e yönelik saldırılarından da bahsediliyor. İran yönetiminin vaatlere inanılması şiddetle tavsiye ediliyor. Bu noktadaki asıl soru şudur: Acaba Biden'in nükleer silah konusunda İran ile masaya oturması mı engellenmek isteniyor? İkinci rapor, Almanya'nın Bavyera Eyaleti'ndeki istihbarat şubesi tarafından hazırlanmış. Buna göre; İran istihbaratı ve Devrim Muhafızları (Pasdaran) teşkilatlarının Avrupa'daki gizli uzantıları, ileri teknoloji üretimi yapan Alman şirketleriyle bir şekilde irtibat kurmak suretiyle nükleer silah üretimini temin edecek teknik bilgi ve cihazlar elde etme gayretindeler. İsveç istihbaratı tarafından hazırlanan üçüncü rapor da ise, "İsabet oranı yüksek füze ve nükleer silah üretiminde kullanılması" maksadıyla bu ülkenin ileri teknoloji ve sanayi programlarının elde edilmesine yönelik İranlı ajanların faaliyetlerinden söz ediliyor. 3 Öte yandan İran'daki son cumhurbaşkanlığı seçiminde muhafazakar kesimin temsilcisi İbrahim Reisi'nin kazanması, çeşitli spekülasyon ve yorumları da beraberinde getiriyor. Ülkenin "şahin" kanadından sayılan hatta "derin devlet politikacısı" diye nam salan eski cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad, adaylığının reddedilmesi üzerine verdiği demecinde, "Rejimin seçimi referanduma dönüştürerek kendi meşruiyet ve kitle tabanını daralttığını" söylemişti. Seçmenlerin sadece yüzde 49'unun oy kullandığı seçimde, yüzde 62'lik bir oranla cumhurbaşkanı olan Reisi, devletin hemen bütün alanlarında hâkimiyetini pekiştiren sertlik yanlısı muhafazakârların sayesinde kazandı. Reisi'yi bu makama getiren onun siyasi yetenekleri değil, devletin çelik çekirdeğine olan sadakati oldu. Muhtemelen ona, "Ülkenin yaşı ilerlemiş ruhani lideri Ali Hameney'in yerine geçecek rejime bağlı şahsiyet" gözüyle bakılıyor. Bir konuşmasında Reisi, "Nükleer silah konusunda Batılı devletlerle devam eden müzakereleri desteklediğini" açıkladı. Bu durum, aslında İran'da çokça sorulan şu kaygıyı dile getirmesi bakımından önemlidir:Acaba ABD ve Avrupa, nükleer silah konusunda daha önce imzalanan anlaşmalardan ve verilen taahhütlerden vazgeçtikleri gibi bir tutum mu alacaklar?Seçim sonrasında İran'ın "İslam Cumhuriyeti olmaktan çıktığına ve giderek tahakkümcü bir rejime dönüştüğüne" ilişkin yorumlar hem halk arasında hem de yabancılar tarafından tartışılıyor. Belkemiğini emniyet ve askeri kurumların oluşturduğu "yeni bir güç odağının doğmakta olduğunu" ileri süren görüşler hayli dikkat çekiyor. 4 Ayrıca Irak, Yemen, Suriye, Lübnan ve Filistin'deki İran'ın siyasi-askeri rolü de mevcut tartışmaların ana konularından biri haline geliyor. Irak: ABD, İran, Türkiye ve S. Arabistan'ın nüfuz alanında sayılan Irak'ta siyasal, toplumsal, ekonomik, askeri ve mezhepsel kriz bitmek bilmiyor. Merkezi yönetim, otoritesini hâlâ tam tesis edebilmiş değil. Çözümden çıkmanın bir yolu olarak gelecek ekim ayında yapılması kararlaştırılan genel seçim, ABD'nin Irak'ı işgal ettiği 2003 yılından bu yana alışılmış çerçevenin dışında geçecek. Görüldüğü kadarıyla Kürt, Şii, Sünni gibi büyük güç odakları, kendi aralarındaki geleneksel ittifaklara son verecek şekilde davranıyorlar. Eskiden Kürt partileri parlamentoda çok sayıda sandalye kazanabilmek maksadıyla öncelikle Kürdistanî bir blok oluşturur; ardından da kabinede önemli imtiyazlar elde edebilmek için duruma göre ya Şii ya da Sünni bloktan kazanan partilerle işbirliği yaparlardı. Aynı siyasi taktik, Şii ve Sünni partileri için de geçerliydi. Şimdi ise Şii lider Mukteda Sadr'ın başında bulunduğu kitlesel desteği hayli geniş olan Sadr Akımı (التيار الصدري ) ile Irak Kürdistan'ının başat partisi Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) arasında seçim ittifakı görüşmeleri başladı.
Kürt halkının yüzde 80'i siyasi partilerle birlikte değil. Bunlar bağımsızdır. Bunlar, Bizav (Hareket) adında yeni bir oluşuma başladı diyebiliriz. Tabanı genç, kadın ve tecrübeli siyasetçilerden oluşuyor. Bu hareket, iki tarafı da kabul etmiyor. Üçte ikisini bağımsız halkın teşkil edeceği bir kongre yapılmasını talep ediyor. Particiliğin Kürtler arası düşmanlığı körüklemekten başka bir işe yaramadığı tezini savunan bu hareket, yönetimin siyasilerin eline geçmesini istemiyor. Mesela ‘PYD ve ENKS'nin başlattığı diyalog süreci Kürt meselesi için değil, idare ve yönetimde daha fazla yer ve pay kapma diyalogudur' deniliyor. 11Türkiye'ye yakınlığıyla bazen gündeme gelen ve geçmişte Türk basın/medya organlarında görüşlerine çokça yer verilen Saleh Bedreddin'in yukarıdaki tespiti bize göre fazlaca sübjektiftir, gerçeğin tamamını yansıtmıyor. Kürtlerin birliği hususundaki sözlerinde hakikat payı olmasına rağmen, Bedreddin şunu önemli noktayı göz ardı ediyor: Gerek Suriye gerekse Irak Kürt siyasi oluşumları arasındaki birliği engelleyen en büyük etken bölge devletlerinin müdahalesi, sabote edici faaliyetleri ve baskıcı politikalarıdır. Ayrıca çatışmaların sıcak ortamında çabucak değişen dengeler de, birliğin gerçekleşmesini önlemektedir. Satırbaşlarıyla birkaç örnek verelim: * ABD istihbarat raporlarına bakılırsa Suriye, Amerikan askeri varlığını kendisine tehdit olarak görmesi nedeniyle iki önemli karşı tedbir alıyor: Baş müttefikleri sayılan Rusya, İran ve Hizbullah için yeni asker üsler açmak suretiyle her üçüyle de ittifakını kalıcılaştırmak istiyor. * Buna bağlı olarak Suriye yönetimi, denetim alanı dışındaki (özellikle Doğu Fırat'tan Irak sınırına kadar olan) topraklarda yaşayan Arap aşiretlerini ilk elde kendi yanına çekmeyi ve bunlarla Amerikan-Koalisyon güçleri ile SDG (Suriye Demokratik Güçleri) mensuplarına sorun çıkarmayı planlıyor. Gerektiğinde aşiret milisleri vasıtasıyla bahsi geçen ABD-SDG güçleriyle aktif çatışmaya girilmesini de plana dâhil ediyor. 12
Moskova çıkışlı diplomatik kaynaklar, İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkelerin istihbarat teşkilatlarının İdlib'deki Heyet Tehrir-ul Şam (HTŞ) örgütüyle doğrudan temas kurduğunu kaydetmiştir.Suriye: Suriye rejimi tam olmasa da, özellikle siyasi, diplomatik ve askeri alanlardaki kısmi başarılarının ardından nekahat ve iyileşme aşamasına girmiş görünüyor. Kendisine karşı düşmanca tutum alan Körfez ülkelerinin Beşşar Esad yönetimiyle yeniden iyi ilişkiler kurma girişimleri devam ederken; Avrupa Birliği üyesi bazı ülkeler sessizce (Yunanistan, Sırbistan, Güney Kıbrıs gibi) Şam'da büyükelçilik binalarını açarak hem kendi hem de AB bayraklarını binaya asıyorlar. 15
© The Independentturkis
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2021). Ortadoğu'da yeni hareketlenmeler ve göstergeleri - Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ortadoguda-yeni-hareketlenmeler-ve-gostergeleri-faik-bulut
. "Ortadoğu'da yeni hareketlenmeler ve göstergeleri - Faik Bulut." Özgür Üniversite, 27 Haziran 2021, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ortadoguda-yeni-hareketlenmeler-ve-gostergeleri-faik-bulut.
. "Ortadoğu'da yeni hareketlenmeler ve göstergeleri - Faik Bulut." Özgür Üniversite. 27 Haziran 2021. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ortadoguda-yeni-hareketlenmeler-ve-gostergeleri-faik-bulut.
@online{2021, author = {}, title = {Ortadoğu'da yeni hareketlenmeler ve göstergeleri - Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2021}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ortadoguda-yeni-hareketlenmeler-ve-gostergeleri-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



