Pakrat Estukyan: Türkiye-Ermenistan normalleşme ilişkisi samimiyetle, insani ve kurumsal temelde ele alınırsa başarılı olur. Yoksa lafta kalır

Bu konuda barışı sağlayacak olan kim? Küs iki kardeşi kim barıştırır? O mahallenin büyükleri. Düşünün ki Azerbaycan ve Ermenistan kavgalı iki ülke ve onları barıştırmak için sorumluluk almak gerekir. Bu konuda zaman zaman Rusya sorumluluk alıyor gibi gözüküyor. Ama Rusya'nın bu konuda tam anlamda barış istediğini maalesef ben düşünmüyorum. Çünkü bölgesel sorunlar Rusya'nın Kafkasya'da daha fazla hegemonya kurmasına neden oluyor.Biz, Estukyan'nın ikili ilişkiler hakkındaki değerlendirmesine bakalım:
Bundan böyle karşılıklı olarak sınırın üçüncü ülke vatandaşlarına açılması ve kargoların taşınması konusunda karar aldık.Kargoların taşınabilmesi, bir anlamda sınır açma mahiyetinde bir şeydir. Ancak bu "üçüncü ülke" kavramı, son derece muğlak bir ifade oldu. Yani iki ülke arasındaki sınırdan bahsediyoruz ama iki ülkenin vatandaşları o sınırdan geçemiyorlar. Sadece üçüncü ülke pasaportu taşıyan bir insan bahsedilen sınır kapısından geçebilecekmiş demektir bu ibare. Böyle bir anlaşma işte. İler tutar tarafı olmayan bir şey. Ayrıca "kargo taşımacılığına müsaade edilecek" dendiğinde bunun da bir arka planı yok. Çünkü Türkiye halen Ermenistan'a resmen ticari ambargo uyguluyor. Yani Türkiye'den aldığınız bir ticari eşyayı Ermenistan'a girip fatura edemiyorsunuz. Buradan (Türkiye'den) herhangi bir şirket Ermenistan'a resmen mal satamıyor. Ermenistan'da Türk malları var ama bunlar, üçüncü ülkeler üzerinden ağırlıklı olarak da Gürcistan üzerinden Ermenistan'a giriyorlar. Türkiye'den ihracat yapılırken sanki Gürcistan'a ihraç ediliyormuş gibi evrak tanzim ediliyor. Gümrük işlemi ve muamelesi böyle. Oysa eşya, Ermenistan'a gidiyor. Bu bilinen bir şey. Gizli saklı bir tarafı yok. Demek ki Türkiye resmen o ticari ambargoyu sürdürüyor. Yoksa her hafta İstanbul Aksaray'dan TIR'lar hareket ediyor Ermenistan'a doğru. Bu TIRların Ermenistan'a gittiğini herkes biliyor. Halbuki yüklenen eşyanın evraklarına baktığınızda hepsi Gürcistan varışlı. Evet, adresi burasıdır. Bu da maliyete etki eden bir faktör oluyor. Şüphesiz ki sınırların açılması hayırlı olacak her iki tarafa da. Türkiye hükümeti bu yönde bir adım atmıyor. Buna o zamanki görüşmeden "iki ülkeye de kargonun taşınması için karar alındı" gibi bir ifade çıkıyor. Demek istediğim bütün bu açıklamaların arkası halen boş. Burada bir irade söz konusu değil. Türkiye açıkça "biz ambargoyu kaldırdık, kara sınırını açıyoruz" diyemiyor. Aslında daha önce, tek taraflı olarak "bu sınırları kapatıyoruz, ambargoyu uyguluyoruz" diye açıklama yapan Türkiye, şimdi açık açık ve yüksek sesle "biz sınırları açıyoruz" diyemiyor. Uçak seferleri devam ediyor mu Türkiye-Ermenistan arasında? Aşağı yukarı 1995-96 yıllarından bu yana vardı ve seferler halen devam ediyor. Yeni bir şey değil zaten. Ermenistan uçakları buraya geliyor mu? Evet geliyor. Başlangıçta Ermenistan Hava Yolları diye bir şirket vardı. Armenian Airnaj (Airways). Bu şirket İstanbul'a uçuş yapıyordu. Haftanın iki günü. Sonra o şirket iflas etti. Onun yerine bir şirket oluşturuldu. O şirket bu uçuşları sürdürdü. O da iflas ettikten sonra bu sefer Türkiyeli bir özel havacılık şirketi olan Atlas Jet, Atlas Global adıyla Ermenistan seferleri düzenledi. En son bu şirket de iflas etti. Onun iflasından sonra uçuşlar bir süre durdu. Şimdi ise iki şirket biri Türkiye'den Pegasus öbürü de Ermenistan'dan Air Van Armenia diye bir şirket, İstanbul-Yerevan arasında uçuş yapıyorlar.
Sınır kapalı açılmasa daha iyi olur.Gördüğüm kadarıyla iki ülkenin bazı oligarkları, çıkar çevreleri ve bağnaz milliyetçileri bu tür bir normalleşmeye karşılar. Hatta engelleme çabasındalar. Gözlemim doğru mudur? Doğrudur bu gözlem. Çünkü oligarklar mevcut. Anormal düzen içerisinde kendi çıkar ilişkilerini kurmuş insanlardır bunlar. O oligarkların, yarın öbür gün Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkiler normalleştiğinde de gene kendi çıkar ilişkilerini aynı şekilde pekiştireceklerine hiç şüphem yok. Şu anda onların ortakları Ruslardır belki de. Yarın öbür gün oligarkların Türkiye ile de al takke ver külah son derece işlevsel ilişkiler kuracaklarından da hiç şüphem yok. Normalleşmeyi engelleyen dış dinamiklerden yani Rusya, Amerika, Avrupa Birliği ve kimi bölge ülkelerinden söz edilebilir mi? Normalleşmeyi etkileyen dış dinamikler açısından şüphesiz ki edilebilir. Bu meseleye şöyle bakabiliriz: Bugün uluslararası siyaseti belirleyen büyük devletler için kaşınmaya uygun noktaların varlığı çok gerekli bir şey. İhtiyaç halinde herhangi bir bölgede kaşıyabilecekleri bir noktanın bulunması onların hayrınadır. O yaraların kapanmasını istemiyorlar. Yaralar kapansın. O çatışma tarafları birbiriyle diyalog kursun. Böyle bir durum, onların işine gelmiyor. Bir gerilim olsun; istedikleri zaman kanatıp, kanırtıp kaşıyabilsinler. Sonra da müdahil olsunlar. Bunlar birbiriyle bağlantılı şeyler zaten.
1961 Anayasası devlete karşı vatandaşı koruyordu. Biz, şimdi vatandaşa karşı devleti koruyan bir anayasa yaptık!Bu anlayış, bu kavram ne yazık ki geçen 40 yıl içinde küresel ölçekte de oldu. Bugün güvenlikçi yaklaşım, güvenlikçi politika falan dediklerinin hepsinin arkasında insanların haklarını kısıtlama ve soyut bir şey olan devleti daha doğrusu işleyen çarkı güvenceye alma çabaları var. Böyle bir zihniyetle hiçbir sorunu çözemeyiz. İnsanları önceleyen anlayışlar insanların kavga etmeden de konuşarak sorunlarını çözebilmelerinin önünü açacaktır. Tek beklentimiz bu anlayış ve kavrayışın hâkim olması. Burada biz sadece Türkiye ile Ermenistan'ın geleceğini değil, küresel anlamda insanlığın refaha ereceği açılımı konuşuyoruz. Bunun için esas mesele, insanı öne çıkaran anlayışın merkeze girmesidir, alınmasıdır. Normalleşme sürecinde ikili ilişkilere ivme ve kitlesel destek kazanmak maksadıyla Türkiye ve Ermenistan'daki farklı sivil toplum çevreleri, politik partiler, kanaat önderleri ve aydınlar tekrar harekete geçirilebilir mi? Yapıldı bunlar. Ama Türkiye'de politik iklimin biraz daha uygun olduğu dönemlerde oldukça yoğun bir şekilde yapılmaya çalışıldı. Fakat bu mesele galiba STK'ların, sivil toplum kuruluşlarının gücünü aşar mahiyette. Biraz daha kurumsal bir diyaloğa ihtiyacımız var. Örneğin biz, şu anda bu röportajı Hrant Dink Vakfı'nda yapıyoruz. Hrant Dink Vakfı yıllar boyunca Türkiye ve Ermenistan arasında akademik düzlemde, sanat düzleminde, sivil toplum düzleminde diyaloglara zemin hazırlamak için birçok faaliyette bulundu. En önemlisi de seyahat fonuydu. Karşılıklı olarak Ermenistan'dan buraya ya da Türkiye'den Ermenistan'a gidecek olanların yol masraflarını üstlendi. Bunlar çok değerli şeyler ama şunu hatırlayalım ki Yerevan Devlet Üniversitesi'nin diplomasını YÖK tanımıyor. YÖK'ün verdiği diplomayı Yerevan devlet üniversitesi tanımıyor. Oysa bu ikisi arasındaki diyalog çok önemli. Biz bunu sağlayamıyoruz. Çünkü bu, sivil toplum kuruluşlarının boyunu bir nebze aşan bir aşama. Kurum ve kurumsallaşma gerekiyor. Bir Karslı olarak benim şöyle bir hayalim ve temennim var: Türkiye-Ermenistan sınırında, mesela meşhur tarihi harabelerin olduğu yerde, bir "barış ve kardeşlik anıtı" dikilmesi hususunda ilgili iki devlet karar alabilseler... Geçmişte yaşanan trajik ve daramatik acıların özneleri (felakete maruz kalmış olan) Türkler, Kürtler ve Ermeniler olduğundan bu anıtın üzerine Türkçe, Ermenice ve Kürtçe ortak duygulara ilaveten geleceği temsil eden dilekler yazılabilse. Hatta aynı konuda kardeşlik ve insanlık müzesi de kurulabilir, geçmişten ders alıp ortak geleceğe beraber yürümek maksadıyla. Bunu, Kars eski Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu'na önermiştim. O sırada belediye ve Kars Kafkas Üniversitesi birlikte Kafkasya hakkında tarihi, politik ve toplumsal konulu sempozyumlar düzenliyorlardı. Bir sempozyum da o anıtın dikileceği Ani'de yapılabilirdi. Gelgelelim iki devletin hemen bütün iktidarları, birbirlerine inat, habire diğerine karşıt bir anıt dikiyor. Ve bunun sonu gelmiyor. Kısacası, mesele sadece Alican Sınır Kapısı veya bir başkasının açılmasıyla sınırlı kalmamalı. Oysa tam tersi olaylar yaşanıyor. Mesela o bahsedilen ANİ'nin (tarihi harebeler) adı değiştiriliyor; onun yerine Türkçeleştirilip ANI diye yazılıyor ki, güya hatıra anlamına gelebilsin diye. Kültür Bakanı, çıkıp bu isim değişikliğini savunuyor:
Ben koskoca kültür bakanıyım. ANİ kelimesinin (İ) harfinin üzerindeki o noktayı kaldırmaya da hakkım yok mu?Zihniyet böyle olunca hiçbir diyalogun önü açılamaz. ANİ'nin adından bile rahatsız oluyor. Onu ANI yani hatıra anlamına çevirmek istiyor. ANI, Türkçe'de hatıra falan. Bu zihniyetle gidilebilecek bir yer yoktur. Kültür Bakanı olarak kendinde bu hakkı görebiliyor. Yani binlerce yıllık tarihi olan şehrin adının üstündeki (İ) harfinin noktasını kaldırmayı çok önemsiz bir şey olarak görüyor. "Bir bakan olarak buna hakkım yok mu?" diye sorabiliyor. Tabii ki yok. Tarihi çarpıtmaya hakkın yok. Senin yapmak istediğin tarihi çarpıtmak. Nitekim ANİ'ye gittiğinizde oranın tarihini anlatan kocaman bir yazıt var, karşınıza çıkacaktır. Kültür Bakanlığı yapmıştır zamanında. Ancak o yazıtta tek bir Ermeni kelimesi bile geçmiyor. Sanki uzaydan gelmiş bir şey. O dediği Pakradoni hanedanlığıdır. Onun krallığı döneminde yapılmıştır. Pakradoni hanedanlığı da zaten bir Ermeni Krallığıdır. Teşekkür ederim kabul ettiğiniz için. Rica ederim.
© The Independentturkis
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2022). Pakrat Estukyan: Türkiye-Ermenistan normalleşme ilişkisi samimiyetle, insani ve kurumsal temelde ele alınırsa başarılı olur. Yoksa lafta kalır. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/pakrat-estukyan-turkiye-ermenistan-normallesme-iliskisi-samimiyetle-insani-ve-kurumsal-temelde-ele-alinirsa-basarili-olur-yoksa-lafta-kalir
. "Pakrat Estukyan: Türkiye-Ermenistan normalleşme ilişkisi samimiyetle, insani ve kurumsal temelde ele alınırsa başarılı olur. Yoksa lafta kalır." Özgür Üniversite, 8 Ekim 2022, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/pakrat-estukyan-turkiye-ermenistan-normallesme-iliskisi-samimiyetle-insani-ve-kurumsal-temelde-ele-alinirsa-basarili-olur-yoksa-lafta-kalir.
. "Pakrat Estukyan: Türkiye-Ermenistan normalleşme ilişkisi samimiyetle, insani ve kurumsal temelde ele alınırsa başarılı olur. Yoksa lafta kalır." Özgür Üniversite. 8 Ekim 2022. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/pakrat-estukyan-turkiye-ermenistan-normallesme-iliskisi-samimiyetle-insani-ve-kurumsal-temelde-ele-alinirsa-basarili-olur-yoksa-lafta-kalir.
@online{2022, author = {}, title = {Pakrat Estukyan: Türkiye-Ermenistan normalleşme ilişkisi samimiyetle, insani ve kurumsal temelde ele alınırsa başarılı olur. Yoksa lafta kalır}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2022}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/pakrat-estukyan-turkiye-ermenistan-normallesme-iliskisi-samimiyetle-insani-ve-kurumsal-temelde-ele-alinirsa-basarili-olur-yoksa-lafta-kalir} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



