Talibancıların İslam anlayışının fikir ocağı: Diyobend Medreseleri - Faik Bulut

Kolaj: Independent Türkçe
Ortaçağdan günümüze, inanç (her türlü din, mezhep ve tarikat) temelli köktenciliğin yol açtığı militanlığın kaynağı ve tanımı konusunda ortak bir görüşten söz edilemiyor.
Siyasetçiler, liderler, araştırmacılar ve din âlimleri birçok noktada hemfikir olmadıkları gibi, birbirlerine zıt görüşler de ileri sürebiliyorlar.
Bu tür yorumlara zemin hazırlayanlar ise El Kaide, IŞİD, İhvan, Taliban gibi örgütlerle gelenekçi selefiler veya politik İslamcılar arasında yaşanan eleştiri, itham, çekişme ve fiili çatışmalardır.
Mesela gazeteci Mehmet Barlas, ABD'deki 11 Eylül 2001 olayı münasebetiyle 1 Ekim 2001'de yayımlanan "Bin Laden Vahhabi, Taliban ise Deobandi" başlıklı makalesinde, "Türkiye'de devlet ile medya organlarının kendi dinimizin tarihini tam bilmediğinden" şikâyet etmiş; dünyaca ünlü İslam ve İslamcı hareketler uzmanı Fransız Gilles Kepel'in, NTV kanalına çıkarılması vesilesiyle (yerli uzman kıtlığı nedeniyle), "Bu ayıp, hepimize yeter!" diye yazmıştı.
Konunun traji-komik yanı şuydu:
Aynı Barlas, bu sefer, kendince Bin Ladin, El Kaide, Taliban ve onların İslami anlayışları hususunda bilgi veriyordu!
Baktım; gerçekte iki örgüt arasındaki ince ayrıntıları kaçırmış, çok şeyi birbirine karıştırmış; sonuçta Taliban ile onun bağlantılı olduğu Deoband Medresesi çıkışlılara daha sıcak yaklaşmıştı!
Biz burada, Taliban'ın İslam anlayışının tarihi arka planına ışık tutmaya çalışacağız.
Hindistan, Pakistan ve Afganistan'daki İslamcı akım, hareket ve oluşumların esas kaynağına bakacağız.
Güncel bir örnekle genel çerçeveyi çizmekte yarar görüyoruz.
Üç ülke arasında bilhassa Pakistan'da uç verip zaman zaman Hindistan ile Afganistan'daki benzerlerini de etkileyip harekete geçiren Pakistan Taliban Hareketi (Tehrik-e Taliban Pakistan-TTP), Cangvi Ordusu (Leşker-e Cangvi-LEC), Pakistan Sahabe Sipahileri (Sipah-e Sahabe Pakistan) türünden hareketler, esas olarak Hindistan alt kıtasında ortaya çıkan Ehli Sünnet ve'l Cemaat türü mezhepsel mevzide her türlü faaliyeti gösterirler.
Bahsedilen militan ve bağnaz kesimin tüm türevleri, Sünni İslam'ın Diyobendi ekolüne bağlıdırlar.
Bu fanatik gruplar, öylesine katıdırlar ki, ara sıra Diyobendi denilen ekolün rahle-i tedrisatından geçmiş daha ılımlı kümelere saldırıp şiddet kullanmaktan da kaçınmıyorlar.
Diğer mezheplere oranla daha esnek ve ılımlı görünen Hanefiliğin Maturidi itikadını/meşrebini benimsemeleri, son derece katı ve fanatik olmalarını engellemiyor.
Tam tersine; El Kaide, IŞİD ve Vahabi gibi radikal oluşumlara benzemelerine yol açıyor.
Aslında inanca dayalı bu aşırılık, militanlık ve bağnazlık, Taliban'ın yetişip içinden çıktığı Diyobendi gelenekten onları koparmıyor; yalnızlaştırıp tecrit etmiyor.
Diyobend Medresesi ve diğer ülkelerdeki türevlerinin hepsi, giderek siyasi nitelik kazanmaktadır. Bilhassa Pakistan'dakiler, bu yolda daha fazla mesafe almıştır. Pakistan adeta teröristlerin verimli serası, yatağı oluvermiştir. 2
"1693'te Leknev'de kurulan Dârülulûm-i Firengî Mahal'in kurucusu Molla Nizâmeddin'in hazırladığı müfredat programı, daha sonra Hindistan'da açılan birçok medresede uygulanmış ve 'Ders-i Nizâmî' diye şöhret bulmuştur. Daha sonra Muhammed Kāsım Nânevtevî (Nanaotevi) ve Reşîd Ahmed Gengûhî tarafından Dârülulûm-i Diyûbend kurulmuştur (30 Mayıs 1866). Bu medresenin Diyûbend'de (Deoband) açılmasının ulemânın gördüğü bir rüyaya dayandığı söylenmektedir. Diyûbend o tarihte küçük bir kasaba iken dârülulûmun faaliyete başlamasıyla kasabanın önemi birdenbire artmıştır. Geleneksel eğitim sistemini benimseyen Diyûbend Dârülulûmu, Hindistan'da o zamana kadar geçerli olan üç değişik dinî eğitim geleneğini (Delhi, Leknev, Haydarâbâd) birleştirmeye ve bir denge kurmaya çalışmıştır. Bu üç merkezden Delhi tefsir-hadis, Leknev fıkıh, Haydarâbâd kelâm-felsefe ilimlerine ağırlık verirken Diyûbend Dârülulûmu bu ilimleri bir sistem içerisinde bir arada öğretmeye gayret etmiştir. Bununla birlikte Diyûbendîler Delhi geleneğinden, özellikle de Şah Veliyyullah ed-Dihlevî ve Seyyid Ahmed Şehîd'den daha çok etkilenmişlerdir." 4
- İslami uyanışı esas alıp bu amaçla verilecek dini eğitimin niteliği,
- Müfredatı uygulayacak Aligarh ve Diyobend medreselerinin dünya görüşü.
"Diyûbend Medresesi geleneği, kendisini Ehl-i sünnet esasları üzerine eğitim ve öğretim yapan bir kurum olarak tanımlarlar. Gerçekten de okulda bu çerçevede ciddi bir Hanefî fıkhı öğretimi yapılmıştır. Değişik din ve inanışların bir arada bulunduğu Hindistan şartlarında Diyûbend ulemâsının üzerinde özellikle durduğu husus, İslâm'ın bütün yabancı unsurlardan arındırılması meselesidir. Bundan dolayı âlimler, itikadî sapmalar ve muamelâttaki birtakım gayri İslâmî ayrıntı ve uygulamalarla Hinduizm'den kaynaklanan hurafe, gelenek ve bâtıl inançlara şiddetle karşı çıkmışlar, ideal olarak en saf şekliyle İslâm'ı savunmuşlardır. Diyûbendî anlayışında zamana bağlı değişikliklere pek önem verilmemiş ve İslâmiyet, aslî kaynaklarında verilen esaslar ve uygulamalar üzerine kurulu bir hayat tarzı olarak ortaya konulmak istenmiştir. Dârülulûmda tedrisat Urdu dilinde yapılmakta ve müfredat, XVIII. yüzyılda Molla Nizâmeddin tarafından tertip edilen ders-i Nizâmî usulüne uygun olarak düzenlenmekteydi. Bu usulde ağırlık şer'î ilimler arasında hadis, tefsir ve fıkıh üzerinde bulunuyordu. Dârülulûmda ilk zamanlarda felsefe ve mantık gibi ilimler de okutulurken 1880'den sonra bunlar müfredattan çıkarılmıştır… Dârülulûmda dikkati çeken bir başka husus da burada ders veren hocaların birçoğunun aynı zamanda tasavvuf erbabı ve tarikat mensubu olmalarıdır. Özellikle Nakşibendîliğin etkin olduğu müessesede hocalarla talebeler arasında çok defa şeyh-mürid ilişkisi de söz konusudur. Ancak Diyûbendî, tarikatları gelenekçi bir taklit anlayışıyla değil bir eğitim ve yaşama disiplini olarak ele almış ve bu sebeple genel müfredat içerisinde tasavvufî eğitime de yer verilmiştir." 6
Afganistan ile Pakistan'da toplam nüfusları 60 milyonu bulan Peştunların milli esaslara değil, kabilecilik-şeriatçılık esasına göre düşünüp hareket etmesini sağlamak, Pakistan'ın geleceğinin anahtarıdır. 10
"Gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var: Taliban'ın medreseleri geleneksel medreselerden epey farklı bir yapıdadır. Geleneksel medreseler uzun süre eğitim veren, müfredatları oldukça kapsamlı kurumlardı. Özellikle de matematik, mantık ve felsefe öğretilen Osmanlı medreseleri ile bunların hiç alakalarının olmadığını bilmek gerekir. Pakistan'da Camia Darul Ulûm Hakkaniye, Camia Ulûm-ul İslamiye gibi medreseler var. Pakistan'da medreselerin sayılarının (darbeci General) Ziyau'l-Hak'ın iktidara gelmesiyle İslamlaşma politikaları çerçevesinde hızla arttığını söylemek mümkün. Taliban'ın kökeninde yukarıda anlattığım geleneğe bağlı medreseler olsa da dayandığı başka bir yapı var: Pakistan ve Afganistan kırsal kesimlerinde çokça bulunan ve İslam geleneğinde 'suffe', Afganistan'da 'hücre' denilen tek odalı resmî olmayan dini okullar. Büyük şehirlere gidemeyen, köylerde çalışması gereken nüfus daha çok buralarda köy imamlarından din eğitimi alıyorlar. Bu medreseler öğrencilerine ücretsiz yemek ve kalacak yer sağlıyor ki, bu da fakir aileler için çok önemli. Afganistan'da yıllardan beri devam eden istikrarsızlık nedeniyle, komşu Pakistan'a göç etmek zorunda kalmış Afganların erkek çocuklarının da devam ettiği bu hücreler laik eğitime karşı kurulmuş, daha çok dil, fıkıh, Kur'an, tefsir ve akaid eğitimi veren kurumlardır. Bu tip medrese ve hücrelerin tam sayıları bilinmese de on binlerle ifade etmek mümkün. Taliban liderliğindeki konsey üyelerinin neredeyse yarısı, bilindiği kadarıyla, işte bu tek göz odalı köy okullarından mezun olmuştur. (Taliban hareketinin ilk kurucu lideri) Molla Ömer'in de böyle bir yerde eğitim aldığı söyleniyor. Eğitim aldığı yerde hocası 'Sufi' olarak adlandırılıyor. Ancak burada kastedilen, Anadolu topraklarındaki gibi daha üst eğitim veren ve daha sofistike öğretilere sahip olan tasavvufi yapılar değil; daha ziyade yalnızca haram olanı değil, helal olanı da bırakıp çileciliğe yönelerek zühd hayatını esas alan yapılardır… Pakistan ve Afganistan'da bu temele dayanan tarikatlar oldukça yaygındır. Molla Ömer de bu yapıların itikadı uyarınca rüyalara, evliyaların olağanüstü güçlerine inanan biriydi. Hocasının mezarını her hafta ziyaret ederdi. Taliban rejiminin önde gelen din bilginlerinden ve Molla Ömer'in dinî hükümler konusunda en çok güvendiği kişi olan Mevlevi Abdül Ali Deobandi, ölmüş evliyalardan yardım dilemenin caiz olduğunu söylemişti. Taliban, türbelerin ziyaret edilmesine izin vermesi hatta teşvik etmesi nedeniyle, mezarlıkların var olmasına bile karşı çıkan El Kaide'yi epey üzmüştü. Öyle ki 1990'ların sonlarında, El Kaide ideologları, konuyu ele almak için 'Taliban Ehl-i Sünnetten mi?' başlıklı bir broşür bile yazmışlardı. Söz konusu medrese ve hücrelerin başka bir özelliği de, düşünce üretmek yerine, hadis ezberletme merkezli eğitim veriyor olmalarıdır. Taliban liderlerinin giyimlerinde yer alan pantolon, gömlek, sarık uzunluğu ve renklerin hepsi hadislerde yer alan uygulamalara göre şekillenmiştir. Taliban için Hz. Peygamber'in giyim kuşamını taklit etmek dini bir gerekliliktir. Hanefiliğin büyük bir titizlikle hadis malzemelerinden seçerek ilaç yapma hassasiyeti, yerini bulduğu her otla tedavi etmeye kalkan bir anlayışa dönüşmüştür… Taliban'ın şeriatı okuma biçimi de aslında onların kabilevi mizacının yani Peştunvali (Peştun kavminin töresi, gelenek-görenekleri-F.B.) değerlerin İslamileşmesinden başka bir şey değildir; cinsiyet ayrımını vurgulayan bir 'şeref anlayışını' dayatır… Taliban Afganistan'ın kırsalından, tam da kalbinden çıktı. Mayasını oluşturanlarsa, kendi kır kültürü, iç savaş ve Pakistan'da siyasallaşan medrese yapılarıydı. Daha sonra da buna El Kaide ideolojisi katıldı… Taliban tüm dünyaya değiştiği şeklinde bir imaj vermeye çalışıyor. Fakat bunu yaptıkça da 'şeriata ihanet ettin, kâfirlerle ittifak ettin' eleştirileri için sınırda bekleyen DAEŞ yeni imkânlar kazanacak. Taliban'ın değişip değişmediğini, onun Afganistan'ı yönetip yönetemeyeceği ve DAEŞ ile nasıl savaşacağı belirleyecek!" 11
Taliban özellikle dış ilişkisinde pragmatist bir yol izleyecektir. Bunun içeriye yansıması da çok geç görülecektir." Buna karşılık Afgan köktendinciliği konusunda uzman Suudi Arabistanlı uzman Abdullan bin Secad'a göre, bazı biçimsel değişiklikler olsa bile, Taliban geleneksel ideolojik ve siyasi çizgisinden vazgeçmez. 12
Taliban o kaybettiğimiz eskiyi temsil ediyor. Olanca ataerkilliği, erilliği, kırsallığı ile. Onun dilemması (ikilemi) da bu. Savaşı kazanmasını borçlu olduğu bu çağdışılık, zaferden sonra ondan çağdaşlaşmasını talep ediyor… Taliban masaya (müzakere için-F.B.) oturduğu andan itibaren sisteme dâhil oldu… Oyunu kurallarına göre oynamayı kabul etti. Bu oyun devletçilik oyunu. Bir hareket gibi davranmak yerine uluslararası kurallara riayet eden bir özne olma oyunu. 14Kaynakça: 1-) Jawad Syed, Edwina Pio, Tahir Tamran and Abbas Zaidi, Faith-Based Violence and Deobandi Militancy in Pakistan, Bölüm 1, sayfa 1-3, Palgrave Macmillan yayınevi, 2016. 2-) Masooda Bano, "Beyond Politics: The Reality of a Deobandi Madrasa in Pakistan", Journal of Islamic Studies, 18/1, yıl 2007. 3-) Vikipedi Türkçe ve Wikipedia İngilizce, "Dioband" maddesi. 4-) Azmi Özcan, "Dârülulûm" maddesi, TDV İslam Ansiklopedisi, c. 8, s. 555, yıl 1993. 5-) Aziz Ahmed, Hindistan ve Pakistan'da Modernizm ve İslam, Yöneliş yayın, 1989, İstanbul. 6-) İslam Ansiklopedisi, agy. 7-) Global Security.org sitesi "Deobandi Islam" maddesi, 15 Ekim 2001. 8-) Abdülkadir Aksöz, Hindistan Mücahidin Hareketi, İlim ve Medeniyet Sitesi, 25 Kasım 2018. 9-) Dünya Bülteni, "Pakistan Müslümanlarının Tarihi", 14 Şubat 2020. 10-) https://www.alquds.co.uk/,, لمسألة-الباشتونية-قبل-طالبان-وبعدها, 22 Ağustos 2021. 11-) Prof. Dr. Hilmi Demir, Taliban Hakkında Bilmediklerimiz: Benzerlerinden farkı, kökeni, geleceği", Fikir Turu sitesi, 23 Ağustos 2021. 12-) https://www.independentarabia.com/node/247046/, تحقيقات-ومطولات/قصة-طالبان-القاعدة-والقبيلة-والمذهب. 13-) "Taliban iktidarına dair", Karar gazetesi, 25 Ağustos 2021. 14-) Naman Bakaç ile söyleşisi, 28 Ağustos 2021. Ayrıca şu kaynaklara da bakınız:
- https://www.dnaindia.com/analysis/report-dna-special-the-deobandi-connection-between-taliban-pakistan-2907841
- Abdülkadir Aksöz, "Hindistan'da İslami uyanışın iki ekolü- Deoband ve Aligarh", Mecra sitesi, 3 Eylül 2020.
- James D. Templin, Religious Education of Pakistan's Deobandi Madaris and Radicalisation on JSTOR.
- https://theconversation.com/talibans-religious-ideology-deobandi-islam-has-roots-in-colonial-india-166323
- https://themaydan.com/2018/11/understanding-deoband-movement/
© The Independentturkis
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2021). Talibancıların İslam anlayışının fikir ocağı: Diyobend Medreseleri - Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/talibancilarin-islam-anlayisinin-fikir-ocagi-diyobend-medreseleri-faik-bulut
. "Talibancıların İslam anlayışının fikir ocağı: Diyobend Medreseleri - Faik Bulut." Özgür Üniversite, 5 Eylül 2021, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/talibancilarin-islam-anlayisinin-fikir-ocagi-diyobend-medreseleri-faik-bulut.
. "Talibancıların İslam anlayışının fikir ocağı: Diyobend Medreseleri - Faik Bulut." Özgür Üniversite. 5 Eylül 2021. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/talibancilarin-islam-anlayisinin-fikir-ocagi-diyobend-medreseleri-faik-bulut.
@online{2021, author = {}, title = {Talibancıların İslam anlayışının fikir ocağı: Diyobend Medreseleri - Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2021}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/talibancilarin-islam-anlayisinin-fikir-ocagi-diyobend-medreseleri-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



