Ukrayna savaşı ışığında Çin'in dış politikası ve Tayvan sorunu Faik Bulut

Çin, ABD'yi uyardı; "Boş durmayız" / Fotoğraf; AFP
ABD ile Çin arasındaki çok boyutlu stratejik gerginlik, ABD Temsilcileri Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin 2 Ağustos 2022'de gerçekleştirdiği Tayvan ziyaretiyle tırmandı.
Pelosi, niyetini açıkladı:
Tayvan'ı asla yalnız bırakmaySi oluşacağımızı gösterdik. ABD-Tayvan ilişkileri müşterek değerlere dayalı ve gelişen bir ortaklıktır.
Bu, Tayvan'ın anavatandan ayrılmasını teşvik etmektir!
Çin tehdidine karşılık vermek üzere F-16 savaş uçakları, roketlerle donatılmış bir şekilde Tayvan semalarında devriye gezdiler!
ABD, bugünlerde kudurmuş bir köpek gibi davranıyor. Bütün dünyayı mahvetmeden gebertilmesi elzemdir.Böyle bir tespit de son derece iradeci, öznel ve tepkiseldir. Çünkü her ikisi de Çin'in dış politikasının ruhunu kavramaktan uzaktır.
ABD'nin her zamanki taktiği, önce sorunları yaratmak ardından onları hedeflerine ulaşmak için kullanmaktır. Fakat bu yaklaşım, söz konusu Çin olduğunda işe yaramayacaktır. Aceleci davranan ABD'yi, daha büyük bir kriz yaratmaktan kaçınmaya çağırıyoruz!Biz, Tayvan örneğinden hareketle geçmişteki ve mevcut güç dengeleri ışığında Çin'in izlediği eski dış politika ile yenisi arasında bir karşılaştırma yapacağız. Rusya'nın Ukrayna'daki askeri harekâtı, ABD için hem bahane hem de vesile oldu. Amerikan yönetimi girişimiyle tekrar derlenip toparlanan NATO, 28 Haziran 2022'de düzenlenen Madrid Zirvesi'nde yeni stratejisini açıkladı. NATO'nun "Çin tehlikesi" belirlemesi, bilhassa Çin yetkililerini alarma geçirdi. O zamana kadar Çin, ülkesinin ekonomik kalkınmasına öncelik vermek suretiyle dünyanın birçok ülkesiyle ticari, teknolojik, altyapı yatırımları, petrol ve inşaat anlaşmaları yapmakla meşguldü. "Yol ve Kuşak" gibi kıtalar ötesi dev proje, bunun en iyi kanıtıdır. Pakistan ve İsrail'deki (Hayfa) liman işletmeleri buna dâhildir. Mesela İran ile arasında 25 yıllık süreyle imzalanan anlaşma (Mart 2021) uyarınca Çin, bu ülkede toplam 400 milyar dolar değerinde yatırım yapacaktır.
Doğu Avrupa'ya kim hükmederse Kalpgâh'a (dünyanın kalbine, canevine veya mihverine) hâkim olur; Kalpgâh'a kim hâkim olursa Dünya Adası'na hükmeder; Dünya Adası'na kim hükmederse Dünya'ya hâkim olur. 320'nci yüzyılın yükselen iki süper gücü ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki mücadelenin esası küresel yayılmacılık ve hegemonya idi. NATO ile Varşova Paktı, stratejinin askeri kuruluşlar idiler. Siyasal kümelenme ise Batı Bloku-Doğu Bloku kavramlarıyla ifade ediliyordu. Sovyet sisteminin çökmesiyle birlikte dağılan Varşova Paktı ile Doğu Bloku'nun esas olarak ABD ve Avrupa Birliği ülkeleriyle ortaklık politikası, 1990-2010 arasındaki dönemde dünya jandarmalığına soyunan "ABD denetimindeki tek kutuplu dünya" tezini güçlendirdi. Bu tarihten sonra Rusya'nın yeniden toparlanıp Çarlık devrindeki şaşalı günlere kavuşma gayreti ve Çin'in ise giderek kabuğundan çıkıp küresel çapta ekonomi-ticaret-mali-teknolojik yatırımlar yapması, ABD'nin tahtını sarstı. Özellikle Rusya-Çin işbirliği, "tek kutuplu dünyanın efendisi Amerika" kavramını değiştirdi. Dünya, tek kutuplu dönemden çok kutuplu bir dünya düzenine geçiş dönemi yaşıyor. Dolayısıyla şimdiki nüfuz ve bölüşüm kavgası daha geniş bir alana yayılmış, sadece coğrafya ile izah edilemeyecek kadar farklıdır. Çünkü topraklar yerine enerji, hammadde, teknoloji kaynaklarına egemen olmak esas haline gelmiştir. Anlaşılan Çin yönetimi, Mao'nun 1950-1970 yılları arasındaki Heartland (Karada Hâkimiyet veya Coğrafi Mihver) stratejisi yerine, "Rimland Bölgesi" stratejisini benimsiyor. Bunu kavramlaştıracak bir teori, jeopolitik uzmanı Alman asıllı ABD vatandaşı Nicholas John Spykman (1893-1943) tarafından geliştirilmiştir. Buna göre;
Doğu Avrupa'dan başlayarak Türkiye, İran, Pakistan, Çin ve Doğu Sibirya'ya kadar uzanan kara ve deniz gücü arasındaki bir çeşit tampon bölgedir Rimland. Siyasal anlamıyla Rimland (kuşak, çeper, kenar) teorisi, eski ve yeni diye dünyayı ikiye ayırmaktadır. Rimland bölgesi, eski dünya kapsamındadır. 'Eski dünya'ya yani Rimland'a (Avrasya'ya) hâkim olan güç, ABD'nin mutlak hegemon olduğu yeni dünya'yı da kuşatarak bütün dünyaya egemen olur… 4İki farklı strateji arasındaki farkın anlaşılabilmesi için Çin politikası üzerinden örnek verebiliriz. Kurucu önder Mao, Tayvan'ın anavatanın bir parçası olduğunu iyi biliyordu. Ancak dönemin iki süper devleti sayılan ABD ile Sovyetler Birliği'ne kıyasla ülkesi henüz yeterince güçlü değildi. Mao, Tayvan'ı anakaraya katmayı çok istemesine rağmen uluslar arası güç dengesi buna elvermiyordu. "Tayvan'ın anayurda barış yoluyla katılması için gerekirse 100 yıl sabırla beklerim" diyen Mao, burnunun dibindeki Tayvan adasında çok güçlü Amerikan kara, deniz ve hava gücünün üslendiğini görüyordu. Oysa yeni kuşak Çin yöneticileri, barışçıl yolla mümkün olmayan Çin-Tayvan birliğinin bir şekilde askeri yöntemlerle sağlanacağını düşünmekteler. Bu yöneticilere göre; süreç içinde Tayvan boğazını tümüyle kontrol altına alabilecek deniz gücü inşa edebilen Çin, Amerikan deniz kuvvetlerinin aynı bölgede cirit atmasının önünü kesmek için uygun fırsat kollama aşamasına girmiştir.
Anavatanın bir parçası olan Tayvan'ın ayrılması halinde, kendisine karşı barışçıl olmayan yöntemler kullanma hakkı doğacaktır!
- Eskiden Rusya egemenliğinde olan Ukrayna, başta ABD-İngiltere olmak üzere Batılı ülkelerin teşvikiyle ve jeopolitik devlet oyunları gereği, Rusya'dan bağımsız olmaya teşvik edildi. Küresel hegemonya mücadelesinde yaşanan bu olay, zaten Batı yanlısı olan milliyetçi başkan Vladimir Zelinsky'nin hem ideolojik hem de özel siyasi bir gayretinin sonucudur. Aynı durum, Çin ile Tayvan ilişkisinde yaşanıyor. Tayvan yöneticileri, Pasifik'teki ABD-Çin kapışmasında Batılılardan yana olacaklar ve Çin kuşatmasından çıkmak için fırsat kollayacaklar.
- Çinli yetkililer, Rusya'nın çatışmalar sırasındaki askeri başarı ve başarısızlıklarını hem taktik hem de stratejik açıdan titizlikle izlemekteler. Dolayısıyla Tayvan çevresindeki askeri ablukanın açık ve gediğini kapatmayı deniyorlar. Diğer yandan ister Tayvan ile tek başına, isterse ABD'nin katılacağı muhtemel bir savaş için maliyet hesabının ötesinde alınacak önlemlere yoğunlaşıyorlar.
- Tayvan'ı rakiplerine kaptırmamaya kararlı Çin yönetimi, Batı'nın uyguladığı ekonomik ambargo ve geliştirdiği tecrit politikası gibi hamlelere maruz kalan Rusya'nın bunlarla nasıl baş edeceğine kafa yoruyor.
- Çinli yöneticiler, şimdiye kadar karşılaştıkları en büyük tehlikenin kendilerine dayatılacak muhtemel bir savaş olacağını öngörebiliyorlar. Çin Başkanı Şi Cinping, Biden ile telefon konuşmasında barış ve kalkınma gidişatının önündeki en büyük tehlikeden bahisle, "Dünyamız huzur, istikrar ve sükûnet içinde değildir" demişti. Diğer bir deyimle Çin, savunma harcamalarını artırmak suretiyle ordusunun ileride Tayvan'ı zorla denetim altına alma kapasitesini artırma yoluna gidecektir.
- Çin, oluşan ve oluşturmakta olan ABD öncülüğündeki (ekonomik veya askeri) ittifaklardaki çatlakları yakından gözlemektedir. Sözgelimi bazı ABD müttefikleri ortak tavır alma hususunda hala tereddüt içindeler. Hindistan, eski müttefiki Rusya'ya karşı yaptırıma katılmadı ve Ukrayna işgalini kınamadı. Ayrıca orada işlenen savaş suçları kapsamına giren katliamlara karşı da bir tutum almadı. Buradan hareketle Çin, ileride Tayvan'a askeri müdahalede bulunursa, işinin daha kolay olacağını varsaymaktadır. Zira Tayvan'ın Çin milletinin ve anayurdunun bir parçası olduğu gerçeği uluslar arası camiada genel kabul görmüştür.
- Rusya, bazı ülkelerin tarafsız kalmalarını sağlamak yolunda ekonomik ve diplomatik olanaklarını seferber etmiştir. Çin, bu başarıyı da bir ev ödevi olarak bir kenara kaydediyor.
- Yaptırım ve ambargonun etkisinin azaltılması yolundaki Rus politikası da Çin'in gelecekteki yol işaretleri niteliğindedir. Güçlü ve çok yönlü ekonomik ilişkilere sahip olan Çin, "çifte dolaşım" formülünü uygulamaya başlayacaktır. Örneğin bir yandan ihracat hacmini artırırken, diğer yandan iç talebi yükseltme çabasındadır. Böylece ithalatını mümkün olduğunca sınırlı tutarak kriz ve savaş zamanlarında ithalatçı ülkelere fazla muhtaç olmayacaktır. Bu stratejinin çifte yararı olacaktır. Bir yandan iç üretim ve talebe güvenerek muhtemel ambargonun etkisini asgariye indirmek, diğer yandan ise ambargo uygulayacak olan devletlerin bu yaptırımlardan daha çok zarar görmelerini sağlamak. Yüksek teknoloji kapasitesini azami derecede üretip geliştirmeye ilaveten Çin, dolar ve Amerikan mali sistemine bağlılığını en aza indirmeyi planlıyor. Bu arada SWİFT sistemine alternatif olacak sistem tasarlıyor. Planlanan gerçekleştiğinde, ABD müttefiklerinin Çin'e yönelik yaptırımlar konusunda geri duracakları varsayılıyor. Çünkü Çin'in dünya mali sistemi ve getirileri sırasındaki yeri gayet iyidir.
- Ukrayna'daki işgalinden itibaren askeri bakımdan gayet donanımlı olan Rusya ile doğrudan savaşa girmeyen ABD Başkanı Biden, "NATO ile Rusya arasındaki kapsamlı askeri çatışma üçüncü bir dünya savaşı demektir" ibaresini kullanmıştı. Bu noktaya dikkat çeken Çinli uzmanlar ile siyasi karar sahipleri, Rus ordusunun sahip olduğu nükleer gücün caydırıcılığını anlayarak balistik silah yatırımlarına ağırlık veriyorlar. Pentagon verilerine bakılırsa Çin, 10 yıl gibi bir sürede 1000 kadar nükleer başlıklı süpersonik balistik füze üretecektir. Bu düzlemde Putin'in "icabında nükleer silaha başvurulabilir" mealindeki sözü Çinliler için ilham kaynağı olmuştur. ABD'nin Tayvan'a asker indirmesi karşısında Pekin yönetimi nükleer caydırıcı gücüne başvuracaktır.
- Rusya'nın Ukrayna'daki askeri kusur ve başarısızlıkları (üstün hava gücünü iyi kullanamaması, sevk ve idarede fahiş hatalar, lojistik destek zincirindeki kopukluklar vs) Çin ordu yetkilileri için şaşırtıcı oldu. Onların beklentilerine göre Rusya, kesin bir zafer kazanabilirdi ama beceremedi. Bunu gören Çin askeri komuta kademesinin Halk Ordusu için 2015'te başlattığı reform ve yeniden düzenleme planı, bilhassa ortak harekâtlar ile lojistik destek alanlarını kapsamaktadır. Bu arada Amerikan askeri tatbikat ve sıcak operasyonlarını yakından takip etme kararı da alınmıştır. Dolayısıyla Çin ile Rusya'nın gelecekte gerçekleştirecekleri müşterek askeri operasyonlarda, şimdiki Rus ordusunun Ukrayna cephesinde verdiği ağır silah ve can kayıplarının tekrar etmesi gibi kusurlardan da kaçınılmasını gerektiriyor. Bundan çıkarılan ders şu şekilde formüle ediliyor: Askeri harekât yoluyla Tayvan'ı tam denetim altına almak için kara, deniz ve hava kuvvetleri aynı anda ortak harekete geçirilmeli. Üç kuvvetin savaş-çatışma kapasitesi, nitelikli bir şekilde geliştirilmeli. Zira Amerika, böyle bir harekât karşısında boş durmayıp bir şekilde Tayvan'a müdahale edecek, oradaki orduyu gelişmiş silahlarla (uçak, tank, top, gemi vs) donatacaktır.
- Ukrayna Başkanı V. Zelinski'nin Rus ordusu karşısında halkı çok çabuk seferber etmesini de göz önüne alan Çinliler, ilk elde Tayvan'daki askeri ve siyasi önderliği tasfiye etmeyi tasarlıyor. Böylece Tayvanlıların direnme iradeleri kırılmış olacaktır. Moral bozmak için fırsat buldukça Tayvan yetkilileri, farklı yöntemlerle devre dışı bırakılabilir. Böyle bir plan, muhtemelen Ukrayna'da yaşanan benzerlerinden daha kapsamlı olacaktır. Bağlı olarak beşinci kol faaliyeti kapsamında Tayvan toplumunu yanıltacak, yönlendirecek veya kaos yaratacak psikolojik harp uzmanları da devreye sokulacak, Tayvan neredeyse dünya ile bağlantısı kopuk hale gelmiş gibi tecrit çemberine alınacaktır. Geniş medya, iletişim ve yayın organlarının da devreye sokulması yapılan hesaplar arasında. 6
Çin, diğer devletlerden farklı olarak gayet akılcı (rasyonel) ve pragmatist bir ekonomi politikası izliyor. Yıkma ve yapma aşamasında kademeli reformlar gerçekleştirmek suretiyle belirlenen hedefe ulaşmada kararlıdır. Sessiz ve sakin bir politika izleyen Çin ekonomi alanında yumuşak güce başvuruyor, askeri konularda sert tavırlar alıyor.Kaynakça: 1. ABD-Çin arasındaki mikrochip rekabeti ve teknoloji casusluğu hakkında şu makalelere bakınız: https://www.wsj.com/articles/chinas-tech-giants-have-a-second-job-helping-the-government-see-everything-1512056284, Liza Lin & Josh Chin, 30 Kasım 2017; https://www.wsj.com/articles/heads-of-fbi-mi5-issue-joint-warning-on-chinese-spying-11657123280, Max Colshester, 6 Temmuz 2022; https://www.wsj.com/articles/china-targeted-fed-to-build-informant-network-access-data-a-probe-says-11658826000, Kate O'Keeffe & Nick Timiraos, 26 Temmuz 2022. 2. https://turkish.aawsat.com/home/article/3780286/, 26 Temmuz 2022. 3. Yılmaz Tezkan , Jeopolitikten Milli Güvenliğe, (Ülke Kitapları, 2005) 4. Nicholas John Spykman, Wikipedia İngilizce, güncelleme tarihi: 5 Mayıs 2022. 5. https://www.bbc.com/turkce/articles/c2xgr235jrno, 3 Ağustos 2022. 6. Foreign Affairs dergisi, Mayıs-Haziran 2022. 7. Ray El Yom, 16 Mayıs 2022.
© The Independentturki
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2022). Ukrayna savaşı ışığında Çin'in dış politikası ve Tayvan sorunu Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ukrayna-savasi-isiginda-cinin-dis-politikasi-ve-tayvan-sorunu-faik-bulut
. "Ukrayna savaşı ışığında Çin'in dış politikası ve Tayvan sorunu Faik Bulut." Özgür Üniversite, 15 Ağustos 2022, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ukrayna-savasi-isiginda-cinin-dis-politikasi-ve-tayvan-sorunu-faik-bulut.
. "Ukrayna savaşı ışığında Çin'in dış politikası ve Tayvan sorunu Faik Bulut." Özgür Üniversite. 15 Ağustos 2022. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ukrayna-savasi-isiginda-cinin-dis-politikasi-ve-tayvan-sorunu-faik-bulut.
@online{2022, author = {}, title = {Ukrayna savaşı ışığında Çin'in dış politikası ve Tayvan sorunu Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2022}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/ukrayna-savasi-isiginda-cinin-dis-politikasi-ve-tayvan-sorunu-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.




