Bu günkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

Fikret Başkaya
“Ol mahiler ki, derya içredirler deryayı bilmezler”
Hayalî[1]
İnsanlar kapitalist bir toplumda yaşıyorlar ama kapitalizmin nasıl netameli bir sistem olduğunu bilmiyorlar, doğrusu merak da etmiyorlar… Zira ‘şeylerin normal hali sayılan’ sorgulanmaktan da muaf oluyor… Fakat, bilmeyenler sadece sıradan insanlar değil. “Yüksek düzeyde” eğitimliler de bilmiyor… Bunlara burnundan kıl aldırmayan iktisat (ekonomi) profesörleri de dahil…
Kapitalizm, ücretli emek sömürüsü, karşılığı ödenmeyen kadın sömürüsü ve doğa yağma ve talanıyla var olan, yol alan bir sistemdir… Artık şimdilerde yol almakta zorlanıyor, patinaj yapıyor. Yegâne ereği kâr etmek ve kârı büyütmektir… Canlı olan her şeyi ölü metalara, nesnelere dönüştürüyor… Kapitalizm dahilinde ‘değişim değeri’ kullanım değerinin önüne geçmiş durumdadır ki, bu, insanlık ve uygarlık tarihinde bir ilktir ve sayısız sorunlara, kötülüklere kaynaklık ediyor… Varlığını sınırsız büyümeye borçludur. Başka türlü söylersek ‘büyüme veya yok olma ikilemi’ söz konusudur… Temel üretim ve yaşam araçları dar bir sermaye sınıfının elinde-tekelindedir… Sosyal kötülükleri (açlık, yoksulluk, sefalet, işsizlik…) azdırmadan ve doğa tahribatı yaratmadan var olamaz, bir krizden diğerine savrulur… Her türlü etik-ahlâkî değere yabancılaşmış durumdadır… Malûm, etik, sınır demektir, “potansiyel olarak yapılabilir olandan” sakınmaktır… Parasal ve maddi olan, hesaplanabilir-ölçülebilir olan dışında hiçbir insanî değere itibar etmez… Kapitalizm dahilinde “eşya, onu üreten insandan daha değerli sayılır…” Ekonomik olanın ‘politik, sosyal ve kültürel olanın önüne geçtiği, velhasıl araçlarla-amaçların ters-yüz olduğu, öküzün arabanın arkasına koşulduğu, lânetli bir uygarlıktır”.
Gerçek durum böyledir ama burjuva iktisatçıları ve burjuva politikacıları kapitalizmin gelmiş-geçmiş en rasyonel (akla uygun) sistem olduğundan asla şüphe etmezler… Öyle rasyonel, öyle akla uygun bir sistem ki şu kadarcık zamanda bir uygarlık krizi veya aynı anlama gelmek üzere bir ‘sürdürülemezlik durumu’ ortaya çıkarmış bulunuyor…
Kapitalizm dahilinde ‘siyaset-ekonomi ilişkisinin yönü, ekonomiden siyasete doğrudur… Oysa, ilişkinin yönünün ‘siyasetten ekonomiyi’ doğru olması gerekirdi ki, bu terslik, şimdilerde yüzleşmek durumunda olduğumuz sayısız kötülüğe kaynaklık ediyor…
Üniversitelerde ‘bilim’ diye tedris edilen bilimle değil, ideolojiler dünyasıyla ilgilidir… Varlığı ve misyonu kapitalist sömürü düzenini meşrulaştırmak, kabullendirmektir… Burjuva iktisadının doğa bilimleri gibi ‘sert bilim’ dalı olduğunu kanıtlamak için de büyük çaba harcanıyor… Bu amaçla iki zorlama söz konusu: Birincisi, matematiği yardıma çağırmak, tahlile dahil etmek; ikincisi de iktisatçılara Nobel ödülü vermek… Oysa, Alfred Nobel’in vasiyetinde iktisat (ekonomi) ödülü diye bir şey yoktu… Zaten iktisat dalında Nobel ödülü, 1969’dan beri veriliyor… Oysa ödül 1901’de beri: fizik, kimya, fizyoloji ve tıp, edebiyat, barış dallarında veriliyor… Velhasıl, Alfred Nobel’in vasiyetine ihanet söz konusu…
Marx’dan, Samir Amin’den ve Sylvain Piron’dan üç alıntı meramımı anlatmayı kolaylaştırabilir:
“Ekonomi politik, burjuva nitelikte olduğu, yani kapitalist düzeni tarihsel açıdan geçici bir gelişme aşaması olarak değil, aksine toplumsal üretimin mutlak ve son biçimi olarak kavradığı ölçüde, ancak sınıf mücadelesinin örtük kaldığı ya da kendisini yalnızca münferit olaylarla ortaya koyduğu süre boyunca, bilim olarak kalabilir”. Karl Marx (Kapital).
“Saf ekonomi” (l’économie pure) gerçek dünyada ait (gerçekten var olan kapitalizmin) bir teorisi değil, hayalî bir kapitalizmin teorisidir. Aslında, hayalî kapitalizmin kesinliği olan bir teorisi bile değildir. Dayandığı temelin ve oluşturduğu argümanların “kesinliği” ve “iç tutarlılığı” yoktur. Öyle bir sahte bilim ki, taklit ettiği varsayılan “doğa bilimlerinden” çok büyücülüğe yakındır”. Samir Amin: “Liberal Virüs. Sürekli Savaş ve Dünyanın Amerikanlaştırılması”…. Çeviri: Fikret Başkaya, Yordam Kitap.
“İktisat, çağdaş disiplinler arasında Orta Çağ üniversitelerinde teolojiye denk olanıdır: disiplinlerin kraliçesi… Teologlar-iktisatçılar vardır, onların altında ise ruhban yer alır. Yüksek ruhban, yüksek memurlardır”. Sylvain Piron.
Liberal dogmanın temel argümanları şöyle özetlenebilir:
· Piyasa mutlak düzenleyicidir. Eğer işler piyasanın düzenleyiciliğine bırakılırsa her şey yerli yerine oturur. Dolayısıyla piyasanın işleyişine müdahale etmemek gerekir… Piyasadan daha iyi bir ‘düzenleyici yoktur. Eğer sorunlar çıkarsa bile piyasaya müdahale edilmemelidir… Öyle ya, kutsal piyasaya dokunulursa büyüsü bozulabilir…
· Enflasyon mutlak kötülüktür. Enflasyon ekonominin gerçek kanseridir. Derin nedenleriyle durmadan mücadele edilmelidir. Enflasyonun derindeki nedeni ücretlerin yüksekliğidir… Kamunun (devletin) ekonomik alana burnunu sokması kesinlikle engellenmelidir…
· Bireyler rasyoneldir. Akla uygun davranır, serbestçe hareket etmelidir. Sosyal güvenlik harcamaları gereksizdir. Sosyal yardımlardan kaçınılmalıdır. İnsanların hareketine müdahale edilmediğinde her şey yerli yerine oturur. Toplumsal uyum gerçekleşir.
· Devlet müdahaleleri zararlıdır. Mutlaka olumsuz sonuçlar doğurur. Devlet sadece parayla, yargıyla ve savunmayla ilgilenmeli, onun dışında hiçbir şeye burnunu sokmamalıdır. Bu üç alan dışındaki tüm devlet müdahaleleri, toplumsal yarar aleyhine sonuçlar doğurur…
· İşssizlik “doğaldır”. Çalışma alanına, istihdam alanına yapılan her müdahale enflasyonu azdırır. Eğer piyasaya bırakılırsa, işsizlik kendiliğinden yok olur. Zira çalışma hayatına yapılan her müdahale işçilerin aleyhinedir. Çalışma hayatını düzenlemeye kalkmak sadece ekonominin işleyişini zora sokmakla kalmaz aynı zamanda çalışanlara da zarar verir…
· Ekonomik dalgalanmalar “ekonominin işleyişinin normal sonucudur”. Devletin sürece müdahalesi faydadan çok zarar verir. Kaldı ki, zaten rasyonel davranan insanlar devlet müdahalesini gereksiz kılar…
İşte, ‘kedinden menkul bilim sayılıp yere-göğe sığdırılamayan ana akım iktisat (economics) bu argümanlara dayanıyor ve kapitalist barbarlığı meşrulaştırmayı amaçlıyor… Bilimsellik retoriği sorgulanmasını engelliyor, değilse zora sokuyor. Dolayısıyla bu dünyanın gerçekliğiyle yüzleşmesi mümkün değildir…
[1] XVI’ıncı yüzyılda yaşamış Divan Şairi…
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
Fikret Başkaya. (2026). Bu günkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/bu-gunku-dersimizin-konusu-kapitalizm
Fikret Başkaya. "Bu günkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…." Özgür Üniversite, 26 Temmuz 2026, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/bu-gunku-dersimizin-konusu-kapitalizm.
Fikret Başkaya. "Bu günkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…." Özgür Üniversite. 26 Temmuz 2026. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/bu-gunku-dersimizin-konusu-kapitalizm.
@online{baskaya2026, author = {Fikret Başkaya}, title = {Bu günkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2026}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/bu-gunku-dersimizin-konusu-kapitalizm} }
Yazar hakkında
Fikret Başkaya
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.
İlgili yazılar
Fikret BaşkayaACI KAYBIMIZ
1 dk
Fikret BaşkayaAracı da rotayı da değiştirme zamanı…
Neden bu kadar kolay yönetebiliyorlar, aldatabiliyorlar, oyalayabiliyorlar, manipüle edebiliyorlar, ülkenin varını-yoğunu bu kadar kolay yağmalayabiliyor, talan edebiliyorlar?
Fikret Başkaya4 dk
Fikret Başkaya“İç Cepheden” Sevgilerle…
4 dk
ACI KAYBIMIZ
1 dkAracı da rotayı da değiştirme zamanı…
Neden bu kadar kolay yönetebiliyorlar, aldatabiliyorlar, oyalayabiliyorlar, manipüle edebiliyorlar, ülkenin varını-yoğunu bu kadar kolay yağmalayabiliyor, talan edebiliyorlar?
Fikret Başkaya4 dk

