FİKRET (BAŞKAYA) HOCAYA KULAK VERİN SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

“Karanlık bir çağda yaşıyoruz;
doğa ve insanın
hammadde yapıldığı bir çağda!”[1]
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin, “Gösterişin, torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda; bir bakışın, bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorum,” sözleri Fikret Başkaya içindir sanki; sahici entelektüel tevazuu, derinliği ve zulmün karşısında dik durup, diklenmesiyle… O; “... ‘Utançla devrim başlamaz.’ Sana yanıtım şu: Utancın kendisi bir devrim,” diyen Karl Marx’ın Arnold Ruge’ye mektubundaki (Mart 1843) insan olmanın “utancı” ve de “Eğer para; bir yanağında doğuştan bir kan lekesi olduğu hâlde dünyaya geliyorsa, sermaye tepeden tırnağa kana ve pisliğe bulanmış olarak gelir!”[2] vurgusu ile “Sosyalizm (...) insanlığın Rönesans’ıdır, kölelikten kurtuluşun gerçek basamağı ve gelecekteki tarihsel evrimin zorunlu konağıdır. Sosyalizm yakın geleceğin kaçınılmaz yolu ve güçlü ilkesidir. Gelgelelim, sosyalizmi taşıdığı bu özellikten ötürü, insanlığın gelişmesinin sonu saymak doğru değildir; çünkü o, insan toplumunun yalnızca yeni bir biçimidir…” “Sosyalist bir insan için gelmiş geçmiş bütün dünya tarihi, insanın emeği aracılığıyla insanın yaratılmasıdır.” “Tarihin bizim ona atfettiğimizden daha büyük bir hayal gücü vardır…” “İşçilerin kurtuluşu insanlığın kurtuluşunu içerir, çünkü işçinin üretimle ilişkisinde insanın köleliğinin bütünü vardır,”[3] diyen devrimci Marksist ekoldendir. * * * * * Fikret Başkaya’nın, sürdürülemez kapitalizmi çözümleyip radikal bir biçimde eleştirdiği ‘Eko - Sosyalist Paradigma: Komünist Topluma Giden Yol’[4] başlıklı yapıtı Onun son çalışmasıdır. Elbette öncesiyle ‘Paradigmanın İflası’,[5] ‘Yeni Paradigma Oluşturmak’,[6] ‘Gençlerle Baş Başa: İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım’[7] ve son olarak da ‘Eko Sosyalist Paradigma’da sürdürülemez kapitalizmin beşerî dünyada ve doğada yarattığı tahribattan söz ederken; “Ya geçerli paradigmadan, kapitalizmden vakitlice çıkılacak, ya da insanlığın bir geleceği olmayacak,”[8] vurgusuyla kritik eşiğe gelindiğinin altını da ısrarla çiziyor! Yapıtlarında kapitalist sistemin açmazlarını dile getiren Fikret Başkaya, mevcut hâlin, “ekolojik so(r)un” değil, “ekolojik felaket” olduğunu belirtirken; sanki Friedrich Engels’in, “Bu arada, doğaya karşı zaferlerimizle fazla böbürlenmeyelim. Her birinin öcünü teker teker bizden alıyor,”[9] uyarısını hatırlatıyor. Evet “Yeni Normaller Çağı”[10] diye adlandırılan kapitalist çılgınlığın orta yerinde Fikret Başkaya’nın, “Sosyal mahiyetteki sorunlar, ekolojik sorunlardan ayrı ele alınamaz. Zira, bunlar madalyonun iki yüzüdür. Bu da sosyali ekolojikleştirmeyi, ekolojiyi de sosyalleştirmeyi gerektirir.” Kolay mı? “Doğanın bir yılda ürettiği kaynağı biz yaklaşık altı ayda tüketiyoruz. Bu da, bugünkü üretim ve tüketim düzeyini sürdürebilmek için 2-3 gezegene daha ihtiyaç var demek. Yıkım veya çöküş olarak ifade edilebilen yeni durum, doğanın kendini yenileme ritmi ile kapitalizmin kendini yeniden üretme ritmi arasındaki uyumsuzluğun sonucu. Bu da bir metabolik sürdürülemezlik demek,”[11] değil ise nedir ki?! Sakın ola unutulmasın: Sürdürülemez kapitalizm canlı olan ne varsa ölü metalara, birer kâr aracına dönüştüren, sınırsız büyüme eğilimine ve dinamiğine sahip yıkıcı bir sistem. Ancak kaynakları sınırsız değil; ‘Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) ‘Küresel Riskler Raporu 2021’de so(r)unların beş tanesini “doğal kaynakların tükenmesi”, “ekstrem hava olayları”, “iklim eyleminde yetersizlik”, “çevre zararı” ve “biyolojik çeşitlilik kaybı” olarak sıraladığı[12] üzere… * * * * * Jean-Jacques Régibier’in ifadesiyle, “Kapitalizm gezegenin hayatta kalmasıyla bağdaşmaz”ken;[13] uzun bir parantez açarak hatırlatalım… √ Dünya karasal alanlarının dörtte üçü kapitalizmin aşırı üretimlerine maruz kalması nedeniyle ciddi şekilde değişti ve bu durum önümüzdeki yıllar içerisinde bir milyona yakın canlı türün neslini sona erdirecek. Birleşmiş Milletler’in (BM) raporuna göre, gezegendeki kaynaklara ve doğal yaşama geri dönüşü olmayacak şekilde zarar verildi…[14] √ Kapitalist yağmanın giderek büyümesi, canlı türleri üzerinde öldürücü etkiler yaratıyorken; ‘Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin (IUCN) raporuna göre, dünya genelinde 28 binden fazla canlı türü tehdit altında...[15] √ ‘Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’ (WWF) 1970’lerden beri hava ve deniz kirliliği, küresel ısınma, plansız avlanma vb’inden ötürü dünyadaki doğal yaşam nüfusunun yüzde 60 oranında azaldığını açıkladı…[16] √ “44 yılda yerküredeki canlıların yüzde 60’ı yok oldu”…[17] √ Böceklerin yüzde 80’i 30 yılda kayboldu...[18] √ Dünyadaki canlıların sadece yüzde 0.01’ini oluşturan insanlar, hayvanların yüzde 83’ünü, bitkilerin ise yarısını yok etti…[19] √ Meksikalı bilim insanlarının yaptığı araştırma, ‘6. kitlesel yok oluş’un bugün beklenenden daha hızlı yaşanıyor olabileceğini ortaya koydu. Dünya tarihinde her biri, hayvan, bitki ve mikroorganizma türlerinin yüzde 70 ila 95’ini ortadan kaldıran 5 kitlesel yok oluş meydana geldiği ifade ediliyor. Araştırma, 2001-2014 kesitinde 173 türün neslinin tükendiğini gösterdi…[20] √ “İnsanların küresel olarak sürdürülemez faaliyetlerinin, Dünya’nın ekosistemlerini gerilettiği, toplumun ekolojik yapılarını tehdit ettiği” ifadesiyle sonlandırılan 740 sayfalık -yerkürenin cebelleştiği- çevre soru(n)larına dair BM raporunda “risk” kelimesi 561 kez kullanıldı…[21] √ WWF yöneticilerinden Tanya Steele, “Vahşi yaşamı yeryüzünden siliyoruz, ormanlarımızı yakıyoruz, denizlerimizi kirletiyoruz. Dünyamızı, tek yuvamız olan yeri mahvediyoruz,” dedi…[22] Karl Marx’ın, “Lüks doğal gereksinimin zıddıdır”; Mahatma Gandhi’nin, “Dünya herkesin ihtiyacını karşılayacak kadar zengindir, hırsını karşılayacak kadar değil”; Mark Twain’in, “Medeniyet, lüzumsuz ihtiyaçların sonsuz sayıda artmasıdır,” uyarılarına aldırmayan kapitalist talanın “Utilitas publica privatae praeferri debet/ Kamu yararı ferdi yarara tercih edilmelidir,”[23] zorunluluğuna sırt dönmesinin sonucudur bu hâl… * * * * * Ancak bu kadar değil; bir de 184 ülkeden 15 bin 364 bilim insanının imzasıyla BioScience dergisinde yayınlanan ‘İnsanlığa Uyarı’da dünyanın ekosistemi için en büyük tehlikenin küresel ısınma olduğunu belirtildiği[24] iklim değişimi felaketi var! Evet David Wallace-Wells’ın, “Küresel ısınmadan öğrenecek bir şey yok çünkü onun verdiği dersler üzerine düşünecek zamanımız yok, onunla aramızda böyle bir mesafe de yok. Nihayetinde bu hikâyeyi salt anlatmıyor, bir yandan da yaşıyoruz. Daha doğrusu yaşamaya çalışıyoruz; tehdit muazzam,”[25] uyarısı boşuna değil… Tıpkı Fikret Başkaya’nın, “En zengin yüzde 10 sera etkisi yaratan karbon gazı emisyonunu yüzde 50’sinden, en zengin yüzde 20 de atıkların yüzde 70’inden sorumlu… Bu oranlar ‘nereye bakmak’, yönümüzü ne tarafa çevirmek gerektiğini göstermiyor mu? Yoksul yüzde 50 de karbon emisyonunun sadece yüzde 10’undan sorumluyken!,”[26] deyişi gibi… Küresel ısınma ve iklim değişikliği zamanımızın en hayatî sorunları. Bu konuda yıllardır uyarılarını dillendiren Bill McKibben, 1989’da yayımlanan Doğanın Sonu’nda, “eski doğa son derece güvenilirken yenisi, tahmin edilemez bir yapıda” vurgusuyla, “Atmosferi değiştirdik ve bu yüzden hava da değişiyor. Havayı değiştirerek dünyadaki her noktayı insan yapımı ve sunî hâle getiriyoruz. Doğayı bağımsızlığından mahrum ettik ve bu, doğanın anlamı açısından ölümcül bir durum. Onu doğa yapan bağımsızlığıydı; onsuz geriye bizden başka hiçbir şey kalmıyor,”[27] demişti. √ Stephen Hawking, Oxford Üniversitesi Derneği’ndeki ‘The Origin of the Universe/ Evrenin Kaynağı’ başlıklı konuşmasında, “Kırılgan gezegenimizden kaçmadığımız takdirde, bin yıla çıkacağımızı sanmıyorum,” dedi...[28] √ ‘Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) ‘Küresel Riskler Raporu 2019’unda iklim meselelerine karşı insanlığın bugüne kadarki tutumu, felakete giden yolda “uyurgezerlik” olarak tanımlandı…[29] √ Bilim insanları, küresel ısınmanın 30 yılda insanlığa ödettiği faturayı ortaya çıkardı: Dünya, 30 yıldan kısa bir sürede 28 trilyon ton buz kaybetti.[30] √ Küresel ısınmaya bağlı olarak Antartika’daki buzul kütlelerinde kopuş devam ediyor. Bilim adamları 315 milyar tonluk buz kütlesinin ana karadan koptuğunu açıkladı. Antartika’da son 50 yılın en büyük kopuşu olduğu belirtilen 315 milyar ton olan dev bir buz kütlesi ana karadan koptu…[31] √ ‘Avrupa Çevre Ajansı’na göre, iklim değişikliğinin etkilerinin yüksek sera gazı salımının devam etmesi ve gerekli önlemlerin alınmaması durumunda her yıl 200 bin kişi ölebilir…[32] * * * * * Dahası da var; kapitalizm kirletir! √ ‘Environmental Science&Technology Letters’daki bir makaleye göre, hava kirliliği tüm organları etkileyerek yaşam süremi kısaltıyor…[33] √ Chicago Üniversitesi’nin araştırmaya göre, hava kirliliği, ortalama yaşam süresini dünya genelinde iki yıl kısaltıyor…[34] √ Nöroloji uzmanlarına göre, hava kirliliği bebeklerin beyin gelişimini olumsuz etkiliyor...[35] √ 15 yıllık bir araştırmaya göre, hava kirliliğinden ötürü 2040’da 50 yaşını aşmış 300 milyon insanın körlükle karşı karşıya kalacak...[36] √ ‘WWF-Türkiye’ye göre, dünyada her 10 kişiden 9’u kirli hava soluyor. Hava kirliliği her yıl 7 milyon erken ölüme neden oluyor. Yani saatte 800 kişi veya dakikada 13 kişi, soludukları kirli hava nedeniyle hayatını kaybediyor…[37] √ 2015’de Avrupa’daki hava kirliliği 500 binden fazla insanın erken ölümüne yol açtı…[38] √ Türkiye’de yıllık ortalama 375 bin ölümün 32 bin 500’ü hava kirliliğinden kaynaklanıyor ve bu rakam giderek yükseliyor…[39] √ Ankara’daki hava kirliliği ile sınır değerleri 254 defa aşıldı…[40] √ İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hüseyin Toros, İstanbul’un havasını solumanın yılda 16 paket sigara içmeye eş değer olduğunu açıkladı…[41] √ Her dakikada bir kamyon dolusu plastik denizlere karışıyor…[42] √ Çevreciler, Pasifik Okyanusu’ndan 40 tondan fazla plastik atık çıkardı…[43] √ Newcastle Üniversitesi’nin araştırmasına göre, her hafta bir kredi kartı büyüklüğünde plastiği mideye indiriyoruz…[44] √ “Türkiye’deki midye dolmaların yüzde 91’inde mikroplastik var”…[45] √ İstanbul’da yıllık 1 milyar m3’lük kent atık suyunun dörtte üçü çok yetersiz olan ön arıtma ile Marmara’ya deşarj ediliyor. Marmara’ya bir darbe de yarısı arıtılmayan imalat sanayi atık suyundan geliyor...[46] √ Çevre Mühendisleri Odası, “Gaziemir’de 100 bin ton radyoaktif atık ve tehlike var,” açıklaması yaptı…[47] √ Dünyada en fazla çöp ithal eden ülkelerden Türkiye, 2017’de 277 bin tona yakın plastik atık ithal etti...[48] √ Dünyanın çöpünü almaya aday Türkiye, plastik dahil her türden atığı ithal ediyor: 526 bin ton tehlikeli çöp ithal edildi…[49] * * * * * Bunlara bir de sürdürülemez kapitalist yıkımın yerkürede yarattığı A. de Toqueville’in, “Uygarlık mucizelerini gerçekleştiriyor ve uygar insan bir vahşiye dönüşüyor”;[50] Franz Fanon’nun, “Avrupalının refahı ve kalkınması; Siyahların, Arapların, Hintlilerin ve Asyalıların terleri ve cesetleri üzerine inşa edilmiştir,”[51] vurgulu barbarlık tablosunu eklemeliyiz… ‘Oxfam’ın ‘Eşitsizlik Virüsü’ raporuna göre, milyarderlerin toplam serveti Mart 2020 ile Aralık 2020 arasında 3 trilyon 900 milyar dolarlık artışla 11 trilyon 950 milyar dolara yükseldi. ‘Oxfam’ İcra Direktörü Gabriela Bucher ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Kayıt tutulmaya (100 yıl) başlanmasından bu yana eşitsizlikteki en büyük artışa tanık oluyoruz. Zenginle yoksul arasındaki derin uçurum en az virüs kadar ölümcül,”[52] derken; ‘Save the Children’e göre, pandemi nedeniyle 150 milyon çocuk daha yoksullaştı. Yoksulluğun pençesindeki çocuk sayısı 1 milyar 200 milyona yükseldi.[53] Dünyanın mevcut koşularında 1 milyar insanın içilebilir suya erişimden, 2.6 milyarın sanitasyon hizmetlerinden yoksun ve 1.5 milyar kişinin ise elektriğe erişiminin olmadığı koşullarda, eşitsizliğin yeryüzünün her köşesinde, işgücü, cinsiyet, etnik ve coğrafi bazda sürekli derinleşti.[54] ‘BM Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’in, ‘Yurdunda Kayıp’ raporunda, 2019’da dünyada 46 milyon kişinin yaşadığı ülkede yerinden edildiğini, bunların 19 milyonunun çocuk olduğunu bildirildi. Raporda, 2000’li yıllarda sayıları 25 milyon civarında olan ülkeler içinde yerinden edilen insan nüfusunun son 5 yılda 40 milyona ulaştığı belirtildi. 2019’da 33 milyon yeni yerinden edilen kişinin kayıtlara geçtiğine dikkat çekilen raporda bunların 12 milyonunun, yani yaklaşık yüzde 40’ının, 18 yaşının altında olduğu ifade edildi. Belgeye göre, 33 milyon kişinin 25 milyonu doğal afetler nedeniyle, 8 milyonu iç savaş ve çatışmalar nedeniyle yurtlarını terk etmek zorunda kaldı.[55] ‘Greenpeace Akdeniz Ekolojik Tarım Raporu’na göre, dünyadaki gıdanın yüzde 30’u israf edilip;[56] BM ‘Gıda ve Tarım Örgütü’ (FAO) “Dünyada üretilen gıdanın üçte biri israf oluyor, israf olan gıdanın dörtte biri ile 820 milyon aç insanı doyurabilirsiniz,” derken; yine ‘FAO’ya göre, dünya genelinde her yıl ortalama 750 milyar dolarlık gıdanın israf edildiği[57] tabloda “Yoksulluk toplumsallaşıyor,”[58] diye tarif edilen fırtınalı bir menzile yelken açıyoruz! Ve elbette bu hâlin “yüksek sosyal maliyetleri oluşacaktır”[59] kuşkusuz… * * * * * Howard Zinn’in, “Bütün dünya çürüyor. Su zehirli, hava kirlenmiş, siyaset çirkinleşmiş, toprağın bağırsakları dışarı uğramış, orman yağmalanmış, sahiller yok edilmiş, kasabalar yakılmış, insanların yaşamları mahvedilmiş,” diye betimlediği söz konusu hâle ilişkin Fikret Başkaya’nın çözümü elbette sosyalizm oluyor.[60]- M. Wood’un tanımı ile “En fazla kârı elde etmenin, biriktirmenin ve sözde büyümenin zorunlulukları ile hareket etmeyen, bunların getirdiği maddi, insani ve ekolojik kirlilik ile soysuzlaşmanın yaşanmadığı; değerleri ve yaratıcılığı, kısıtlı teknolojik ilerleme kavramları ile sınırlanmamış bir sistem”[61] için mevcut hâlin aşılması ertelenemez bir zaruret…
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2021). FİKRET (BAŞKAYA) HOCAYA KULAK VERİN SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/fikret-baskaya-hocaya-kulak-verin-sibel-ozbudun-temel-demirer
. "FİKRET (BAŞKAYA) HOCAYA KULAK VERİN SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER." Özgür Üniversite, 14 Şubat 2021, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/fikret-baskaya-hocaya-kulak-verin-sibel-ozbudun-temel-demirer.
. "FİKRET (BAŞKAYA) HOCAYA KULAK VERİN SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER." Özgür Üniversite. 14 Şubat 2021. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/fikret-baskaya-hocaya-kulak-verin-sibel-ozbudun-temel-demirer.
@online{2021, author = {}, title = {FİKRET (BAŞKAYA) HOCAYA KULAK VERİN SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2021}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/fikret-baskaya-hocaya-kulak-verin-sibel-ozbudun-temel-demirer} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.



