Osmanlı yönetiminde Diyarbakır halkının haksızlık, yolsuzluk, açlık, ekmek isyanları - Faik Bulut

Faik Bulut
Faik Bulut
Pazar 22 Kasım 2020 9:55
Kolaj: Independent Türkçe
Osmanlı'nın çeşitli devirlerinde Diyarbakır'a tayin edilen vali ve diğer mülki erkânın makamlarını kötüye kullanarak halka eziyet ve zulüm ettiklerini biliyordum.
Ancak ayrıntıları ve tarihleri hakkında kapsamlı yeterli bilgim yoktu. Buna ilişkin kaynak arayışına başladım.
Şevket Beysanoğlu'nun "Anıları ve Kitâbeleri ile Diyarbakır Tarihi" (Diyarbakır Belediyesi yayını, ikinci cilt, 1990) isimli çalışmasında istediğim ayrıntıları bulamadım.
Ancak bu arada 1 Kasım 1986 tarihinde Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında çıkan arbede ve silahlı çatışmaya ait bir bölüm başlığı dikkatimi çekti:
Diyarbakır Tarihinde I. Ermeni Olayı: 1085.
1894 senesi Aralık ayında Hüsrev Paşa mahallesinde başlayan kolera salgını kısa bir süre içinde etrafa yayıldı. 1895 yılı Eylül ayına kadar devam etti. Büyük çoğunluğu İslam olmak üzere şehir nüfusunun yarısına yakın bir miktarı telef oldu… Kolera bertaraf edildikten sonra dağıldıkları köylerden evlerine dönen Ermeniler, Rusya'dan kaçıp gelen komiteci ırkdaşlarının tahrik ve teşvikiyle… ayaklanma hazırlıklarına giriştiler… Olaylar, 1 Kasım 1895 Cuma günü başladı… Her taraftan silah sesleri duyuldu. Şeyhmatar, Yenihan, Sipahipazarı, Kürkçüler, belediye civarı, Haffaflar (Kavaflar), Çifteseki, Buğdaypazarı, Kazancılar, Uzunpazar sınırları içindeki 677 vakıf ve bir o kadar da şahıslara ait dükkân, fırın, ticarethane ve iş hanı tamamen yandı. Ermenilerle Müslümanlar arasındaki çatışmalar üç gün sürdü. Müslümanlardan 70 şehid ve 80 yaralı, Ermenilerden 300 ölü ve 120 yaralı bulunduğu saptandı.
…Öteden beri Diyarbakır'da emniyet ile asayiş tam ve mükemmel olduğundan herkes işi ve gücüyle meşgul idi…
- 1631-32'deki Yeniçerilerin Diyarbakır Ayaklanması ve Sadrazam Hüsrev Paşa'nın idamı.
- Yaklaşık 40 bin müridi olduğu söylenen Nakşibendî Şeyhi Aziz Mahmud Urmevi'nin Padişah IV. Murat'ın buyruğuyla 1638'de idam edilmesi.
- 1819 yılı ve devamında Millî aşiretinden şehre vali yapılan Deli Behram Paşa olayı ve ona karşı Diyarbekir'deki ayaklanma.
- 1898'deki Vali Halid Bey olayı. Özellikle eşi Makbule Hanım'ın onun idari işlerine karışması ve bürokrasiye istediği kimseleri tayin ettirmesi sonucu yaşanan yolsuzluklar. Eşinden korkan "Kılıbık Vali"nin Ziya Gökalp gibi genç fikirlilere karşı husumeti nedeniyle aldığı sert tedbirlere ve aynı zamanda eşraftan bazılarıyla sürtüşmesi gibi haksızlıklara karşı şehir halkının dışarıya taşan tepkileri...
- Birçok aşireti etrafında birleştiren Millî aşireti reisi meşhur İbrahim Paşa'nın Sultan II. Abdülhamid tarafından bölgedeki Hamidiye Alayları komutanı tayin edilmesinden sonra onun çevrede başına buyruk hareket etmesinden bizar olan eşraf kesimiyle devletin Paşa'yı hizaya getirmek amacıyla halktan gönüllüler ile asker sevk etmesi sonucu İbrahim Millî'nin takipten kurtulmak için kaçarken yolda vefat etmesi (1908) vb.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da sosyal-politik-ekonomik düzenin ortaya çıkardığı birtakım ananevi mahalli güçler vardı. XIX. yüzyıla kadar 'mahalli güçler' kavramı içinde genellikle Müslüman toplulukların kendi klasik sosyal örgütlenmeleri çerçevesinde, kırsal örgütlenme tarzı olarak aşiretler ve kentsel örgütlenme tarzı olarak da eşraf yer alıyordu. Eşraf ile ilgili kavramsallaştırmalar genellikle 'ayan, erkân ve vücûh' kavramları üzerinden yapılmıştır… Vilayet, sancak ve kaza merkezlerinde bulunan eşraf, Tanzimat'tan itibaren politik-idari-kültürel yönden şehirde egemen durumda idi. Valileri etki altına alabiliyor, reformlarda söz sahibi olabiliyor, reformlarla ilgili komisyonlara ve mahalli yönetime katılabiliyorlardı. Bu gibi imtiyazlarını yitirmemek için merkezi otoritenin fazla kuvvetlenmesini istemiyorlardı. (Eşraf), zaten mahalli otoriteleri çeşitli yollarla elde edebiliyorlardı. Diğer taraftan kırsal bölgelerdeki aşiret reislerine ve ağalara da resmi yollardan baskı yaptırarak nüfuzlarını artırıyorlardı. Şehirli eşrafın gücünün karşısında ise denge unsuru olabilecek, kırsal bölgelerde oturan göçebe ve yarı göçebe aşiretler vardı...
Öncelikle şunu ifade edelim ki, ünü yöresel boyutları aşan ve en önemli Hamidiye komutanı olan Milli Aşireti Reisi İbrahim Paşa, kaynaklarda genellikle olumsuz sıfatlarla tanımlanmıştır… İbrahim Paşa'nın devlete sadık bir Hamidiye komutanı olmadığı, sahip olduğu gücü kötüye kullandığı; fırsat buldukça askeri ve mülki kurumları yok sayarak geleneksel aşiret yapısına dayalı mahalli bir güç tesis etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Bu arada (İbrahim Paşa'ya karşı yapılan şikâyet ve protestoları), Diyarbakır'da eşrafın öncülük ettiği postane baskınlarına tabandan destek bulan ve vilayet sakinlerinin hemen hemen tamamının desteklediği bir halk hareketi olarak da değerlendirmek mümkündür. İbrahim Paşa hakkında giderek artan şikâyetler üzerine meselenin sağlıklı bir şekilde incelenip karara bağlanması için bir tahkikat komisyonunun kurulması kararlaştırılmıştır. Milli Aşireti'nin tecavüz ve tahribatından dolayı 1900 senesinden bugüne (1907'ye) kadar Diyarbakır'ın Yenişehir nahiyesi ile Siverek, Mardin ve merkez kazasına ait olmak üzere 'virgü, aşâr ve ağnâmdan' hazine beş milyon zarar etmiştir. Aynı şekilde Yenişehir civarındaki Nebi Eyyub Vakfı'ndan on bir köyün aşarından vakıf hazinesi 796 bin kuruş ziyana uğramıştır. Halep Vilayetinden tahkikat komisyonuna gönderilen resmi kayıtlar ile Urfa ve Zor (Deyri- Zor) mutasarrıflıklarından gelen defter ve telgraflarda da o bölgelerin dahi bir hayli ziyan ve hasaratının olduğu görülmektedir. Keza bu civar ahalisinden çok sayıda kişinin de ziyana, hasara ve hatta cinayetlere maruz kaldığı, valiliğin sunduğu keşif defterlerinde kayıtlıdır…
1808-1809 yıllarında Vali Mehmet Şerif Paşa'nın zulmüne karşı başkaldırı olmuş; halkla birleşen Şeyhzade İbrahim Paşa, valiyi şehirden çıkartmıştır. 1817-1818'de ise halka eziyet ve haksızlık eden Vali Zeynel Abidin, halkın itirazı nedeniyle görevinden alınıp Ermenek'e sürülmüştür. Yerine gelen Ali Paşa da halka direnemeyip sekiz ay sonra görevinden alınmıştır. 1819'da yerine geçen Millî aşiretinden Deli Behram Paşa, daha büyük bir isyana sebep olmuştur. Ekim ayına kadar süren isyan sırasında sonuçta halk zararlı çıkmıştır.Dördüncü kaynağımız, Özge Ertem'in "1880 Diyarbakır Ekmek İsyanı" başlığıyla kaleme aldığı (Toplumsal Tarih dergisi, Şubat 2010) dikkat çekici makaledir. European University Institute-Tarih ve Uygarlık Bölümü Doktora öğrencisiyken 27 Mayıs 1880 tarihinde bu yazısını kaleme alan Ertem, yararlandığı bilgileri, Protestan cemaate hitap eden New-York Evangelist dergisinde yayınlanmış olan bir mektuba dayandırmıştır.
Savaşın sefaleti daha üstümüzden kalkmadan, yeni ve büyük felaketlerle karşı karşıya kaldık. Halk büyük kıtlık yüzünden perişan; ekmek normal fiyatının en az 16 kat üstüne fırlamış durumda. Ekmeğin yerine konulabilecek her şeyin fiyatı çok daha yüksek. Musul, Mardin, Siirt, Van ve Bayezid'e göre burası yine de ucuz. Bu şehirde yardımla yaşayan 4 binden fazla insan var; sokaklar, dilencilerle dolu. Bunların pek çoğu açlıktan ölüyor… Kıtlık o kadar dehşet boyutlarda ki hiçbir yardım, ülkeyi kaçınılmaz felaketten kurtaramaz. Sert kışın şiddeti, yoksulun acısını 10 kat daha artırdı. Tanrı, yardımcımız olsun.Aynı dönemde, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı açlık ve yoksulluğun artmasına yol açmıştı. İnsan gücü (askerlerin cephede ölüp yaralanmaları gibi) ve maddi kaynaklar savaş sırasındaki seferberlikte büyük ölçüde tükenmişti. Ekonomik sıkıntıya ek olarak halktan alınan vergiler ağırlaştırılmıştı. Özge Ertem şöyle devam ediyor:
İngiliz Konsolosu Herbert Chermside, bölgedeki gezisi sırasında şu raporu yazmıştı: 'Halep'ten Musul'a, Musul'dan Harput'a kadarki bölgede halkın büyük çoğunluğu, açlıkla mücadele ediyor.' Konsolos raporuna bakılırsa; Van civarındaki köylerden gelen kitlesel açlık ve yağma haberleri, Diyarbakır ile Halep'tekilerinin aynıdır… Bu nedenlerle farklı yörelerde iki türlü asayiş ihlali ve çatışma yaşanabilmektedir. Biri, oluşan kaos ortamında halkın protesto ve kendiliğinden gelişen kalkışmaları; diğeri besin maddeleri gibi ekonomik kaynaklar üzerinde kimlerin söz ve hak sahibi olacağı yönündeki vurgunculuk kavgaları. 'Ekmek isyanı' da bu yüzden meydana gelmiştir. Vali İzzet Paşa; 14 Haziran 1880'de Diyarbakır şehir merkezindeki bu isyanı, 'yüz-yüz elli kadar sebükmağz'ın (ahmak güruhun) gerçekleştirdiğini rapor etmiştir. İngiltere'nin Halep'teki konsolosu Henry D. Barnham, 19 Haziran'da konuya ilişkin bir rapor hazırlamıştır. Buna göre: 'Diyarbakır'da ekmek fiyatı, 90 paraya kadar fırlamıştır. Bu, normal fiyatın 10 katıdır. Halkın kafasını asıl kurcalayan şey, bu fahiş zamdan ziyade, yakın dönemde Harput ile Sivas'tan yardım için gönderilen yüklü miktardaki tahıla ne olduğu konusudur. Yeterli tahıl geldiği halde, fiyatların niçin fırladığıdır! Soru işaretlerinin okları, İdare Meclisi üyeleri olan stokçu tüccar takımına yönelmiş; bunlar, gönderilen tahılı kendi bencil amaçları için kullanmakla suçlanmıştır.İngiliz Konsolosunun aynı raporu, vaziyeti şöyle açıklamıştır:
İsyan eden halkın asıl hedefi, İdare Meclisi üyesi, Katolik Ermeni muteberanından (itibarlı kişilerinden) Oseb Kazazyan idi. Çünkü o, uzun bir zaman önce şehrin ekmeğini 50 paraya sağlayacağının güvencesiyle, birçok tahıl tüccarının ismini, temin edeceği tahıl miktarını ve fiyatını içeren bir sözleşme yapmış, fakat ilk posta tahıl tükendiği anda, bu liste tamamen değiştirilmiştir. Bu huzursuzluk, bazı fırın sahiplerinin halka kirli ve bozuk unlarla yaptığı ekmekleri satmalarıyla birlikte daha da artmış; bu arada ekmek satan sadece iki fırın kalmıştır. Ticari faaliyetleriyle ünlenmiş İdare Meclis üyeleri, söz verdikleri ekmek fiyatlarını sağlayamadılar; daha kötüsü, yenmesi imkânsız ekmekler sattılar. Sonuç; halkın isyanı! İsyandan iki gün önce halktan birkaç kişi, şu talepleri içeren bir dilekçe hazırladılar: Oseb Efendi, Hacı Mehmet, Serkis Ağa, Minasyan Ohannes Efendi ve diğer bazılarının meclisteki görevden alınması, tahıl sözleşmelerinin iptal edilmesi; bunun yerine ekmeğin temin ve satış işinin fırıncılara bırakılması. Dilekçede imzası olanlar, Vali İzzet Paşa aracılığıyla İstanbul'daki hükümet yetkilileriyle yabancı büyükelçiliklerin yanı sıra payitahttaki Ermeni, Rum ve Musevi ruhani önderlerine dilekçenin bir nüshasını göndermişler. Diyarbakır Başmüdürlüğü'nden Telgraf Nezareti'ne yazının gönderilmesi sırasında, telgrafhanede biriken kalabalık herhangi olumsuz bir harekette bulunmamış; ancak Oseb Kazazyan ile Çerçizade Hacı Mehmet gibi 'muhtekirlerin' (stokçu/vurguncuların) 100 kuruşa satmaları gereken zahireyi, öteye beriye saldıkları adamları vasıtasıyla 300 kuruşa satmaya kalkarak ahalinin yiyecek ve yakacağına el koydukları konusunda şikâyetçi olmuştur. Vali'nin nitelemesiyle, 'Müslüman ve Ermeni çevresinden 100-150 kadar sebükmağzdan (dangalak, ahmaktan) oluşan bir avuç çapulcu, ekmek fırınlarına hücum etmekle kalmamış; Rus konsolosu ile adliye müfettişinin evlerine kadar gidip şikayette bulunmuş; nasihatlere aldırmayıp, tellal aracılığıyla halkı Cami-i Kebir çevresinde toplanmaya çağırmışlar. Orada toplanan 500-600 kişi, bin türlü söz söylemek (aleyhte slogan, protesto sözleri) suretiyle asayişi ihlal edecek dereceye getirmiştir.O gün herhangi bir vukuat olmamıştır. Ertesi günü Oseb Efendi, aleyhinde dilekçe verenlerin cezalandırılmalarını istemiş; ancak Adliye Müfettişi bu talebi reddetmekle kalmamış; Oseb Efendi ve benzeri stokçu tüccarların kendi güvenlikleri için bir süreliğine şehir dışına çıkmalarını tavsiye etmiştir. O makamdan çıkıp Bidayet Mahkemesi'ne gitmekte olan Oseb Efendi, çoğu Hıristiyan olan protestocular tarafından engellenmiş, önü kesilerek kendisi 'şehirdeki sefaletin baş müsebbibi' olmakla suçlanmıştır.
© The Independentturkis
Bu yazıya atıf yap
Bu yazıyı akademik bir çalışmada kaynak göstermek için hazır künye — kullandığınız atıf stilini seçip kopyalayın.
. (2020). Osmanlı yönetiminde Diyarbakır halkının haksızlık, yolsuzluk, açlık, ekmek isyanları - Faik Bulut. Özgür Üniversite. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/osmanli-yonetiminde-diyarbakir-halkinin-haksizlik-yolsuzluk-aclik-ekmek-isyanlari-faik-bulut
. "Osmanlı yönetiminde Diyarbakır halkının haksızlık, yolsuzluk, açlık, ekmek isyanları - Faik Bulut." Özgür Üniversite, 22 Kasım 2020, https://ozguruniversite.org/tr/yazi/osmanli-yonetiminde-diyarbakir-halkinin-haksizlik-yolsuzluk-aclik-ekmek-isyanlari-faik-bulut.
. "Osmanlı yönetiminde Diyarbakır halkının haksızlık, yolsuzluk, açlık, ekmek isyanları - Faik Bulut." Özgür Üniversite. 22 Kasım 2020. https://ozguruniversite.org/tr/yazi/osmanli-yonetiminde-diyarbakir-halkinin-haksizlik-yolsuzluk-aclik-ekmek-isyanlari-faik-bulut.
@online{2020, author = {}, title = {Osmanlı yönetiminde Diyarbakır halkının haksızlık, yolsuzluk, açlık, ekmek isyanları - Faik Bulut}, organization = {Özgür Üniversite}, year = {2020}, url = {https://ozguruniversite.org/tr/yazi/osmanli-yonetiminde-diyarbakir-halkinin-haksizlik-yolsuzluk-aclik-ekmek-isyanlari-faik-bulut} }
Tartışma
Yorumlar0
Bu yazı üzerine düşünceleriniz — saygılı ve yapıcı katkılar editör onayının ardından yayımlanır.
Henüz yorum yok. İlk düşünceyi siz paylaşın.
Yorum yapmak için giriş yapın
Tartışmaya katılmak ve yorum bırakmak için hesabınıza giriş yapın. Üye değilseniz birkaç saniyede kaydolabilirsiniz.





