Pazar , 9 Mayıs 2021

Avrupa ile Asya (Avrasya) nasıl bağlanacak.. – Pepe Escobar

 

İran ile Çin arasındaki stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanması ile Süveyş Kanalının tıkanmasına yol açan Ever Given kargo gemisi kazası arasındaki olağanüstü kesişme noktası, Kuşak ve Yol Girişimi Projesi ile (Avrasya) Avrupa – Asya entegrasyonuyla birbirine bağlı tüm koridorların yenilenmiş bir yolculuk imkanı yaratacak olmasıdır.

Uluslararası ilişkiler açısından bu durum, Rusya’nın 2015’ten beri Şam yönetimine verdiği jeopolitik ve askeri desteğinden çok daha önemli bir olay olup, yüzyıllardan beri Güneybatı Asya’da tanık olunan en önemli jeo-ekonomik bir gelişmedir.

En simgesel özelliğe sahip olanı, Çin’in mega kentleri Chongqin-Duisburg arası güzergahı, Avrasya coğrafyası boyunca ticari eşya yüklü kargo trenlerin geçiş yaptığı karayolu – demiryolu hem zemin geçiş koridorlarının Kuşak Yol Girişimi projesinin kilit özelliğinde bir payanda olmasıdır. Birkaç yıllık zaman zarfında devreye konulacak yüksek hızlı trenlerle tüm bu sorunlar çözüme kavuşacak.

Kilit nokta özelliğine sahip başka bir karayolu koridoru Sincan-Kazakistan güzergâhı olup, bu güzergâh marifetiyle Rusya üzerinden diğer ülkelere geçilecek; diğer bir koridor Orta Asya ve İran topraklarını geçerek Balkanlara ve Doğu Avrupa’ya ulaşacak. Bütün bu yollar Türkiye üzerinden geçecek. Taşınacak eşya hacmi itibariyle deniz yollarıyla rekabet zaman alabilir. Ancak, varış noktasına kadar nakliye süresinde önemli oranda azalma olması nedeniyle daha şimdiden büyük kargoların bu yönünde dalgalanma eğilimi göstermesine neden oluyor.

İran ile Çin arasındaki stratejik bağlantı üzerinden Güneybatı Asya’ya giden ve çapraz geçiş yapan birbirleriyle bağlantılı tüm koridorlar hızlandırılacak.

Kuşak Yol Girişimi projesindeki birden fazla ticari bağlantı koridoru, kritik bir şekilde, 1945’ten beri egemen ülkeler tarafından kontrol edilen veya “denetlenen” petrol ve doğalgaz geçiş güzergâhına alternatif yolların oluşturulmasıyla doğrudan bağlantılıdır: Süveyş Kanalı, Malaka Boğazı, Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı….

Basra Körfezi ticari gemicileriyle yapılan gayri resmi görüşmelerde Ever Given kargo gemisi kazasının en önemli nedeni konusundaki büyük şüpheli hususlar açığa çıkarılmıştı. Ticari deniz pilotları, bir çöl fırtınası rüzgarlarının, çok kompleks navigasyon sistemleriyle donatılmış son teknoloji ürünü bir mega konteynır gemisini yolundan saptırmak için yeterli olmadığı konusunda hemfikirdirler. Pilot hata senaryosu – konunun aydınlığa kavuşması için yeterli olsun ya da olmasın – ciddi olarak dikkate alınmak üzere değerlendiriliyor.

Sonra kazayla ilgili önemli ticari bilgiler var; kaza geçiren Ever Given kargo gemisi Japonya bandıralı, Tayvan’dan kiralanmış, İngiltere’den sigortalanmış, tamamı Hintli mürettebatla Çin mallarını Avrupa’ya taşıyordu. Şaşılacak bir durum yok, olayın hikâyesiyle ilgili her şey gündeme gelmiştir.

Basra Körfezi tacirleri, Birleşik Arap Emirlikleri ile yakın işbirliği içerisinde, Süveyş Kanalının baypas edilmesi suretiyle, Dubai Jebel Ali Limanı ile İsrail Hayfa Limanı arasında inşa edilecek demiryolu marifetiyle Hayfa Limanının bölgede ana liman haline gelmesi projesine dair bazı ipuçları vermişlerdir.

 

Sahadaki gerçeklere dönecek olursak, kısa vadede görülebilecek en ilginç gelişme; İran petrol ve gazın, gelecekte inşa edilecek Trans-Hazar Boru Hattıyla Hazar Denizinden ve Kazakistan topraklarından geçerek Sincan’a nasıl nakledilebileceği konusu olacak.

 

Bu konu tam da klasik Kuşak Yol Girişimi projesi bölgesiyle ilgilidir. Aslında anılan projenin ötesine geçen bir durum söz konusu. Çünkü Kazakistan yalnızca Kuşak Yol Girişimi katılımcısı değil, aynı zamanda, Rusya liderliğinde Avrasya Ekonomik Birliğinin de paydaşıdır.

 

Pekin’in bakış açısına göre Basra Körfezinden Karadeniz’e ve oradan Tuna nehri üzerinden Avrupa ülkelerine uzanan bir kara koridorunun geliştirilmesi için İran topraklarına ihtiyaç vardır.

 

Açıkçası, egemenlerin bu ticaret koridorunun her bir noktası için yüksek düzeyde alarm halinde olmaları tesadüfî değildir; İran’a karşı uygulan “azami baskı”  ve yürütülen hibrid savaş; Ermenistan-Azerbaycan savaşının manipüle edilme girişimleri; Karadeniz’e kıyıdaş olan Gürcistan ve Ukrayna’da yaşanan renkli devrimler sonrası şartları; NATO’nun Balkan ülkeleri üzerindeki baskın gölgesi, bütün bu konular kurulan kumpasın birer parçaları.

 

Azure Taşı (Lapis Lazuli)  ticareti

 

İran ile Çin ile ilgili konularda büyüleyici başka bir başlık Afganistan ile ilgilidir. Tahran kaynaklarına göre stratejik anlaşma görüşmelerinin bir bölümü İran’ın Afganistan topraklarındaki etki alanı ve Sincan’a kadar uzanacak başka bir bağlantı koridorun nasıl gelişeceğiyle ilgilidir.

 

Ve şimdi, başlangıçta Afganistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye arasında aşamalı olarak artan bağlantı konuları dikkate alınarak 2012’de kavramsallaştırılan, her zaman ilgi çekici ticaret konusu Azure Taşı koridoru konusuna geri dönelim. Geçmişe harika bir çağrışım yapan Azure Taşı ticareti bir dizi değerli taşların Eski İpek Yolu üzerinden Rusya, Balkanlar ve Kuzey Afrika ülkelerine yapılan ihracat faaliyetlerine geri dönülmesi anlamına gelir.

 

Afganistan yönetimi şimdilerde, Trans-Hazar boru hattı üzerinden Bakü’ye ulaşan, Türkmenistan topraklarında Hazar Denizi Türkmenbaşı Limanı üzerinden Tiflis ve Gürcistan limanlarına doğru devam ederek Karadeniz’de Poti ve Batum limanlarına ve nihayetinde Kars üzerinden İstanbul’a ulaşım bağlantısı kurulması imkânı sağlayacak olan, İran etki alanının önemli bir bölgesi, stratejik öneme haiz karayolu geçişi bulunan Afganistan Herat bölgesi 21.yüzyılı iddialı tasarım faaliyetlerini görüyor.

 

Tasarlanan bu proje ciddi emek gerektiren önemli faaliyetleri içermekte; Doğu Akdeniz bölgesini Hint Okyanusuna bağlama imkânı sağlayan bir tasarım.

 

Rusya, İran, Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan yönetimlerinin 2018’de, Kazakistan’ın Aktau limanında Hazar Denizi’nin Hukuki Statüsüne ilişkin Sözleşmeyi imzalamalarından bu yana, en önemli tartışma konuları artık, Rusya ve Kazakistan’ın tam üye oldukları, Şanghay İşbirliği Örgütü konusunu konuşuyor olmalarıdır: Iran yakında üye olacak, Azerbaycan diyalog paydaşıdır, Türkmenistan ise daimi misafir konumundadır.

Ele alınması gereken temel bağlantı sorunlarından birisi; Hazar Denizi’nden Basra Körfezi İran kıyılarına kadar bir ulaşım kanalının inşa edilmesinin uygulanabilirliği konusudur. Bu projenin en az 7 milyar dolara mal olacağı tahmin ediliyor. Önemli diğer bir konu; Hazar Denizinin konteynır kargo taşımacılığına geçişin zorunlu olmasıdır. Şanghay İşbirliği Örgütü faaliyetleri bağlamında Hazar Denizi geçiş faaliyetleri, Rusya’nın İran üzerinden Hindistan’a ticaretinde artış olmasını sağlarken, diğer yandan da, Çin’in Avrupa ülkelerine olan ticaretine ilave bir koridor sağlamış olacak.

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ savaşında Ermenistan karşısında hâkimiyet sağlamasıyla birlikte, Türkmenistan ile Hazar Denizinde karşılıklı statüleri konusunda bir anlaşma imzalanmasıyla Azure Taşı ticareti koridorunun batı kısmı itici gücü kartları artık masanın üzerine konulmuştur.

Koridorun doğu kısmı çok daha karmaşık bir mesele arz eder; yalnızca Pekin için değil, aynı zamanda Şanghay İşbirliği Örgütü için de masa üzerinde çözülmesi gereken hayati önem ihtiva eden bir sorunu var: Afganistan’ın Çin-Pakistan Ekonomik Koridoruna entegrasyonu konusu.

Afganistan, Pakistan ve Özbekistan yönetimleri, analist Andrew Karybko’nun eğlendirici bir şekilde PAKAFUZ demiryolu projesi olarak tanımladığı bir demiryolu hattını inşa etmek üzere anlaşmaya varmışlardır. PAKAFUZ demiryolu projesi Afganistan üzerinden Orta Asya’ya ulaşmayı sağlayacak temel bir adım olacak. Rusya bu proje konusunda ilgilenmekten çok daha ötede bir yerde durmaktadır.

Bu proje Kuşak Yol Girişimi ve Avrasya Ekonomik Birliğinin getirdiği eritme potasının klasik bir örnek olayı olabilir. Konuyla ilgili önemli kararların da dâhil olduğu dönüm noktası; Özbekistan yönetiminin “Orta ve Güney Asya: Bölgesel Bağlantılılık. Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı bir konferans düzenlemeye ev sahipliği yapmayı planladığı bu yaz gerçekleşecek.

 

Yani her şey birbirine bağlantılı bir şekilde gelişecek; Trans-Hazar bağlantısı; Çin-Pakistan Ekonomik Koridorunun genişletilmesi; Afganistan-Pakistan’ın Orta Asya’ya bağlanması; (Belucistan üzerinden İran-Pakistan gaz boru hattının olası bir sonuca varmasının da dahil olduğu), Pakistan ile İran arasında ilave bir koridorun açılması. Bu projenin gerçekleştirme yolları Azerbaycan ve Türkiye’ye kadar uzanır: Çin yönetimi bütün bu projelerin kalbinde yer almaktadır.

 

Pekin yönetimi, İran doğalgazını Türkiye’ye sevk edebilecek bir hat da dâhil olmak üzere, İran’da karayolu ve boru hattı inşa edecek. Öngörülen bu yatırım projeleri konusunda İran ve Çin yönetimleri, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru projesinden neredeyse on kat daha fazla istekli görünmekteler. Bu projeye Çin-İran Ekonomik Koridoru adını veriyorlar.

 

Uzun lafın kısası, Çin ve İran medeniyet devletleri 13.yüzyıl İpek Yolunun işler halde olduğu dönem, Yuan Hanedanlığı zamanında yaşadıkları çok yakın ilişkileri yeniden canlandırmaya çalışmaktalar.

 

Uluslararası Kuzey-Güney Taşımacılık Koridoru

 

Bu durumda, pazılın ilave bir kısmı;  Kuzey-Güney Taşımacılık Koridorunun, Kuşak Yol Girişimi ve Avrasya Ekonomik Birliği konularıyla nasıl bir araya getirileceği sorunudur. En önemlisi, Kuzey-Güney Taşımacılık Koridorunun Süveyş kanalı taşımacılığına alternatif bir koridor olmasıdır.

 

Rusya, İran ve Hindistan 2002 yılından beri 7200 km uzunluğunda denizyolu/demiryolu/karayolu ticaret koridorunun inceliklerini tartışıyorlar. Kuzey-Güney koridoru teknik olarak Mumbai’den başlar, Hint Okyanusundan İran’a, Hazar Denizine ve oradan Moskova’ya ulaşır. Bu koridorun çekici olmasının bir ölçüsü; Azerbaycan, Ermenistan, Beyaz Rusya, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Ukrayna, Uman ve Suriye devletlerinin hepsi Kuzey-Güney koridoruna üye olacak olmalarıdır.

Kuzey-Güney Koridoru, Hintli analistlerin hoşuna gidecek şekilde, Batı Hindistan’dan Rusya’ya olan mesafeyi 40 günden 20 güne indirirken, taşıma maliyetlerinde  % 60 oranında tasarruf sağlıyor. Halen işler halde olurken, henüz kesintisiz bir taşımacılık seyri, serbest akışlı denizyolu ve demiryolu bağlantısı olmadan faaliyetlerine devan ediyor.

Yeni Delhi çok önemli bir proje için şimdiye kadar 500 milyon dolar yatırımda bulunmuştur: Hindistan’da işlevsel İpek Yolunun Afganistan’a ve oradan da Orta Asya’ya giriş noktası olması düşünülen Çabahar Limanı faaliyetlerinin İran’a kadar genişletilmesi. Yeni Delhi’nin daha sonra kaybetmekte olan Dörtlü Öneri ile flört etmesiyle beraber her şey rayından çıkmış oldu.

Hindistan, İran’ın güneydoğusunda kilit noktada bir şehir olan Zahidan ile orta Afganistan’da Hajigak demir/çelik madeni sahası arasında demiryolu hattı inşası için 1,6 milyar dolar yatırım yapmıştır. Bütün bu konular, şimdilerde beklemede olan, 2019’dan beri müzakere edilen olası İran-Hindistan serbest ticaret anlaşması kapsamı dâhilindedir. Rusya ile İran benzer bir anlaşmayı daha önce imzalamışlardı. Hindistan, Avrasya Ekonomik olarak aynı anlaşmayı imzalamayı bekliyor.

İran-Çin stratejik ortaklığı ardından İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi Başkanı Mücteba Zünnur bir sonraki adımın,“demiryolları, karayolları, rafineri, petrokimya, petrol, doğalgaz, otomobil sektörleri, çevre ve bilgiye dayalı şirketlerin sağlayacağı hizmetlere” öncelik tanıyan İran-Rusya stratejik İşbirliği Anlaşması görüşmeleri olması gerektiğini ima etmiştir.

Moskova’nın ciddi olarak düşündüğü proje; Karadeniz’in kuzeyinde, Hazar Denizi ile Azak Denizi arasında bir kanal inşa etmek. Bu arada, daha önce inşa edilmiş Hazar Limanı Lagan’ın tescilli bir oyun değiştirici liman olduğu görülüyor. Lagan Limanı Kuşak Yol Girişimi projesiyle ilgili birçok düğümün olduğu konularla bağlantılıdır. Çine kadar uzanan Trans-Sibirya demiryolu bağlantısı vardır. Hazar Denizinin diğer ucundaki bağlantı faaliyeti; Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının Karadeniz’e ve oradan da Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşımı sağlayan başlangıç noktası olan Azerbaycan’dan Türkmenistan Türkmenbaşı Limanı, Azerbaycan Bakü Limanı hattını ihtiva eder.

 

Hazar Denizinin İran cephesinde Amirabad Limanı, Uluslararası Kuzey-Güney Ulaşım Koridoruna,  Çabahar Limanına ve sonrası mesafeden Hindistan’a bağlantıyı sağlıyor. İran’da birçok şirket, Çin’de Poly Group Anonim Şirketleri ve Çin Enerji Mühendislik şirketlerinin Uluslararası Lagan Limanına yatırım yapmaları tesadüfî değildir.

 

Bu mevcut tasarı oyununda en çok dikkat çeken konu; Rusya, Çin ve Orta Asya arasında devamlı olarak bağlantı sağlayan labirentin merkezinde İran yönetiminin olmasıdır. Hazar Denizinin uluslararası sulara bağlantısı sağlandığı zaman geldiğinde Süveyş Kanalına alternatif bir de facto ticaret/taşımacılık koridorunun faaliyete geçtiği görülecek.

 

İran-Çin sonrası dönemde, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika  ülkeleri Çin ve Hindistan’ı birleştirecek Himalaya İpek Yolu projesini, çok da uzak olmayan bir gelecekte,  düşünmeleri olasılığı artık zor bir durum değil (Himalaya Buzulundan elde edilecek gücün paylaşılan bir Hidroelektrik Tüneline dönüşmesi gibi).

 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Moskova merkezli Uluslararası Valday Tartışma Kulübünde düzenlenen 10. Ortadoğu Konferansında açıkça ifade ettiği gibi Rusya’nın şimdilerde Güneybatı Asya’daki sonsuz olasılıklar üzerine odaklanmış olduğu görülüyor. Egemen ülkelerin birden fazla cephede; Ukrayna, Beyaz Rusya, Suriye ve Rusya Kuzey Akım 2 projesine karşı tehdit edici davranışları beli bir oranda etkisiz halde kaldığı anlaşılıyor. 21.yüzyıl jeopolitiğinin yeni mimarisi çoktan şeklini aldı bile: Çin yönetimi kesintisiz ekonomik kalkınma programı doğrultusunda birden fazla ticaret koridoru açarken, Rusya yönetimi ise güvenilir enerji sağlayıcısı ve güvenlik ürünleri tedarik edicisi, aynı zamanda, Çin-Rusya diplomasisinin uzum vadeye dayalı bir oyun kurmasıyla elde edilen  “stratejik ortaklık” programıyla birlikte Büyük Avrasya Yurdunun kavramsallaştırıcı tarafı oluyor.

 

Güneybatı Asya ve Büyük Avrasya Yurdu ülkeleri yönetimleri çöl rüzgârlarının hangi taraftan estiğini zaten görüyorlar. Yakın gelecekte uluslararası sermayenin efendileri olacakları yolunda ilerliyorlar. Rusya, Çin, İran, Hindistan, Orta Asya, Vietnam, Endonezya ülkeleri, Kore Yarımadası sermaye dalgası deneyimi yaşayacaklar (finansal akbabalar da dâhil). Avrasya Yurdu ülkeleri, açgözlülük hırsı iyidir şiarı ardından, nihai açgözlülük hırsı sınırına gelmek üzeredirler.

 

 

Çeviri: Nizamettin Karaben