Cuma , 20 Mayıs 2022

BİR DOĞRUDAN DEMOKRASİ PRATİĞİ ATİNA-III – Mehmet Can

Yazının I ve II. bölümlerinde Atina Demokrasi’sinin kimlerini kapsadığını belirttim. III.bölümde ise Atina demokrasi’sinin dışında kalan kadınlar, köleler ve Atina’ya dışarıdan gelen turistler, mülteciler vb. Unsurlara değineceğim. Kadınlar, köleler ve vatandaş (yurttaş) olmayanlar Atina’da politik sürecin dışındaydılar. Bu kesimler Atina’da çoğunluğu oluşturmaktaydılar. Atina’da doğrudan demokrasiyle haşır neşir olanlar toplumun azınlık bir kesimini oluşturmaktaydı. Topumun %20’lik bir kesimi siyasal-katılım sürecinin içinde yer alırken %80’lik bir kesim ise dışarıda bırakılmıştı.

Bu durum ilk etapta garipsenebilir ki garipsenmelidir de zaten çünkü bizim için aslolan toplumun büyük bir kesiminin politik katılım sürecine dahil olmasıdır. Unutmamak gerekir ki bir demokraside katılım ne kadar fazla ise o demokrasinin demokratik olduğunun o demokrasinin meşru olduğunun  en önemli göstergesidir tabi demokrasilerde ne şekilde katılım sağladığında ayrı bir tartışma konusudur. Demokrasi deyip geçmemek gerekir, demokrasinin hangi nitelikte olduğu iyi anlaşılmalıdır.

Bu yazı dizisini yazarken dikkate aldığım olgu şuydu: Günümüzde Atina Demokrasi’sinin hangi yönünü alabiliriz?Bizim için Atina Demokrasi’sinin ufuk açıcı yeri neresidir, neyinden faydalanabiliriz? Buradan doğru bir bakış açısı geliştirmeye çalıştım. Bir kere toplumun %80’inin Atina demokrasisinin dışında kalması %20’lik bir kesiminin görünür olmasını engelleyen bir şey değil yani %20’lik bir kesimde doğrudan demokrasi uygulanmıyor, uygulanmadı anlamına gelmez… Bu durumu özellikle ifade etmek gereği duydum. Atina Demokrasi’si son derece dışlayıcı bu doğru ; köleleri dışlıyor, kadınları dışlıyor, metekleri (yabancılar-mülteciler) bunları dışlıyor, çok dar bir alanda uygulanan bir demokrasi pratiği…

Bunun dışında genelde günümüzdeki burjuva düşünürler Atina Demokrasi’si için şunu ifade ederler: Nüfus Atina’da azdı dolayısıyla böyle bir yerde demokrasinin uygulanması kolaydı oysa nüfus artıktan sonra temsili demokrasi bir ihtiyaç oldu. Bu söyleme katıllmak mümkün değil, şimdi o nüfusta olabilen bir şey neden büyük bir nüfus’ta olmasın. Örneğin diyelim nüfusu 200.000 olan bir semtte yaşıyoruz, bölersin bu nüfusu sekiz parçaya veya dört parçaya doğrudan demokrasiyi uygularsın. Ayrıca günümüzde teknik-teknolojik  gelişmelerin geldiği düzey ilede bu durumu pekala hayata geçirebilirsin. İnsanların dijital alanda siyasal katılım süreçlerine katılıp, iradelerini göstermelerini gayet mümkün. Tüm bu imkanlar olmasa bile gerçek demokrasi diye bir iddianız varsa, tüm bunlardan bağımsız olarak burjuva ideologlarının asılsız iddialarına dayanılarak doğrudan demokrasiden vazgeçilemez.

Bilişim teknolojilerinin gelişimiyle beraber önündeki düğmeye basarsın… Katılım süreçlerine, karar alma süreçlerine katılırsın internetten, bilgisayardan vb. Günümüzdeki bilişim teknolojilerinin geldiği düzey bu imkanı bizlere sağlıyor. Ancak şöyle bir sıkıntı yok mu? diye sorulabilir. Doğrudan demokrasi dediğimiz şey yüz yüze tartışma! Karşılıklı iletişim yürütme ve bu sürecin sonunda karar alma platformudur. İnternet üzeri karar alma süreçlerine katılabiliriz, bastık bir düğmeye katıldık. Peki bu ne kadar doğrudan demokrasi ile örtüşen bir şey? Bu tür eksiklikleri olacaktır muhakkak ama bahsettiğim şey doğrudan demokrasiye giden bir sürecin önünü açabilir ve zamanla geliştirilebilir. Bu durum bile tüm eksikliklerine rağmen temsili demokrasinin çok ötesinde yani probleme buradan doğru bakmak gerekir. Önemli olan zemini oluşturup ve bu zemine basarak doğrudan demokrasiye giden yolda bir eşik aralamaktır.

Dolayısıyla burjuva ideologlarının Atina demokrasisi eleştirisi gerçeği yansıtmamaktır. Geniş toplumsal kesimleri, vatandaş olmayanları, kadınları, metekleri dışlayan bir demokrasiydi Atina Demokrasi’si ama %20’lik bir kesim ise doğrudan demokrasiyle yönetilmekteydi. Bu %20’lik kesim sadece soylulardan (aristokrat) oluşmamaktaydı. Sınıfsal olarak toplumun alt katmanlarından olan vatandaşları da (yurttaş) kapsamaktaydı. Atina demokrasisi genişleyemedi ve doğrudan demokrasi toplumun %80’ini içine alamadan uzun sayılmayacak bir sürede M.Ö. 338’de Makedonya Krallığı’nın Atina’yı savaşta mağlup etmesinden sonra Atina demokrasisi tarihe karıştı ve M.Ö.411 yılında da Atina’da oligarşik sistem doğrudan demokrasi pratiğinin yerini aldı.

Atina demokrasisinden bizlerin hataları ve doğrularıyla çıkaracağımız sonuçlar vardır. Hatalar bizden tekrarlanmamayı beklerken doğrular ise geliştirilmeyi ,günümüzün koşullarına uygun bir şekilde uyarlanmayı beklemektedir. Atina’nın toplumun büyük bir kısmını bu demokrasinin dışında bırakması hataydı ancak Atina’nın %20’lik bir kesimi kapsasa bile o günün koşullarında doğrudan demokrasiyi uygulaması doğruydu.

Atina bizlere göstermiştir ki eğer insanların gerçek potansiyellerini açığa çıkaracak yöntem ve araçlar devreye sokulursa toplum kendi kendini yönetebilir, kendi iradesini tecelli ettirebilir, kendi kaderine yön verebilir. Genelde topluma şu durum empoze edilir: Halk-insanlar demokrasi için ehil değil, olgun değil önce onu o aşamaya taşımak gerekir-o bilinci vermek gerekir. Sol siyasetlerin de önemli bir kısmına nüfus eden bu hatalı anlayışı yıkmak gerekir. Yönetici kesim kitlelerin bu yanlış argümana tutunması için bu şekilde bir ideolojik argüman öne sürmektedir. Bu algının parçası olmamak, bu argümana tutunmamak gerekir. Günümüzde insanlara verilen eğitim demokrasi bilincini geliştiren bir eğitim değil ki tam aksine bu eğitim demokratik bilinci engelleyen, toplumdaki ayrışmışlığı meşrulaştıran bir şey. Dolayısıyla Atina Demokrasi’si tüm eksikliklerine rağmen bizlere ufuk açıcı bir siyasal model teklif ederek yeni insanın ortaya çıkmasının yol ve yöntemini göstermiştir.

Son…

Yararlanılan kaynaklar 

1) Cansu Saçı – Demokrasinin doğduğu yer-Antik Yunanistan’da demokrasi nasıl gelişti. Ancient Greek Democracy- (History) 

2) How Democracy Developed in Anclent Greece 

3) Yazar-Mark Cantwrigt – tercüme eden – İrem Oltan 

4)Fikret Başkaya – Demokrasiyi Nasıl Bilirsiniz?