Perşembe , 19 Şubat 2026

ˈDr. J.ˈ ya da ˈŞırıngalı Adamˈ


Notice: Undefined index: tie_hide_meta in C:\inetpub\WpSites\ozguruniversite.org\wp-content\themes\sahifa\framework\parts\meta-post.php on line 3

Güngör Şenkal

gusenkal@gmail.com

Yaşantısının bir kısmını Nazilerin toplama kamplarında geçirmiş olan Viktor Emil Frankl, Avusturyalı bir nörolog ve psikiyatrdır. 1905 yılında Viyanaˈda doğan Frankl, 1924 yılında tıp öğrenimine başladı, 1924/1925 yıllarında, dönemin öğrenci örgütlerinden biri olan ve Avusturya Marksizmi etkisindeki Sosyalist Ortaöğretim Öğrencileri Birliği (Verband Sozialistischer Mittelschüler) başkanlığı yaptı. Bu birlik 1934 yılında, Avusturya faşizmi olarak anılan, Şansölye (Bundeskanzler) Engelbert Dollfuß yönetimindeki otoriter rejim tarafından dağıtıldı.

Naziler 1938 yılında Avusturyaˈyı ilhak ederek Almanyaˈya bağladı. Franklˈın ˈAriˈ hastalara bakması, Yahudi olması nedeniyle yasaklandı. 1942 yılında, Frankl ve ailesi Theresienstadt Gettosuˈna sürüldü. Burası, Çek Cumhuriyetiˈnin kuzeydoğusunda yer alan bir şehirde (Theresienstadt) yapılmış olan bir ara kamptı (Durchganslager). ˈGettoˈ olarak adlandırılması, ˈToplama Kampıˈ gerçekliğinin gizlenmesi içindi. Babası burada ölen Frankl, 1944 yılında ailesiyle birlikte Auschwitz’e (Polonya) sevk edildi. Annesi ile erkek kardeşi bu ölüm kampında doğrudan ölüme ayrılarak yaşamları gaz odasında sonlandırıldı. Eşi (Tilly Grosser) ise Auschwitzˈden Bergen-Belsen toplama kampına (Almanya) gönderildi ve orada öldü. Kısa bir süre sonra da Frankl, Münihˈin kuzeyindeki Dachau toplama kampının Münihˈin batısındaki haricî/yan kamplarına (Außenlager), önce Kauferingˈe (Kaufering III) sonra da Türkheimˈa (Kaufering VI) nakledildi. 27 Nisan 1945ˈte bu kamptan, Amerikan ordu birlikleri tarafından kurtarıldı.

1930ˈda doktora tezini veren Frankl, Nazi toplama ve ölüm kamplarını tutsak doktor olarak, ölümle kalım arasında içinden gözlemledi. Toplama kamplarındaki gözlem ve deneyimleri, kendi uzmanlık alanını (nöroloji ve psikiyatri) geliştirmesine vesile oldu. Savaş sonrasında, Sigmund Freudˈun Psikanaliz (Birinci Viyana Okulu), Alfred Adlerˈin Bireysel Psikoloji (İkinci Viyana Okulu) okullarının yanında bir üçüncüsünü, Logoterapi¹ okulunu kurdu. Logoterapi ve varoluş analizi onun yönteminin temelini oluşturdu.

Toplama kamplarındaki çok yönlü bilgi birikimine kendi psikiyatri yönteminin özelliklerini de ekleyerek bir kitap halinde yayımladı (1946). Türkçede, İnsanın anlam Arayışı² (…trotzdem Ja zum Leben sagen – Ein Psychologe erlebt das Konzentrationslager) olarak basılan kitap, üç bölümden oluşmaktadır.

İkinci bölümün sonlarına doğru verilen bir ara başlığın (Pandeterminizmin Eleştirisi) içinde Dr. J.ˈden söz edilir: “Dr. J.ˈden bahsetmeme izin verin. Hayatım boyunca karşılaştığım insanlar arasında Mefistovari bir varoluşa sahip şeytani diyebileceğim tek kişiydi. O sıralarda genel olarak “Steinhofˈun katliamcısı” (Viyanaˈdaki büyük hastane) olarak biliniyordu. Naziler, ötanazi programını başlattıklarında, tüm ipleri eline aldı. Kendisine verilen göreve tutkuyla bağlıydı ve tek bir psikotik kişinin bile gaz odalarından kaçamamasını sağlamak için canla başla çalıştı. Savaştan sonra Viyanaˈya döndüğümde, Dr. J.ˈye ne olduğunu sordum. ˈRuslar tarafında Steinhofˈun tecrit hücrelerinden birine hapsedildi,ˈ dediler. ˈAncak ertesi gün hücrenin kapısını açık bulmuşlar ve Dr. J. bir daha hiç görünmedi. Daha sonraları, diğerleri gibi ben de onun, yoldaşlarının yardımıyla, birçok başka Nazi gibi Güney Amerikaˈya kaçtığına ikna oldum ancak yakın zamanda, Demir Perde hapishanelerinde yıllarca kalmış bir Avusturyalı diplomat benim danışanım oldu. Önce Sibiryaˈda, sonra da Moskovaˈnın meşhur Lubyanka zindanında kalmıştı. Nörolojik muayenesi sırasında, D. J.ˈyi tanıyıp tanımadığımı sordu. Tanıdığımı söyledikten sonra devam etti: “Onu Lubyankaˈda tanıdım. Orada mesane kanserinden kırk yaşında öldü ama ölmeden önce tanıyabileceğiniz en iyi yoldaştı! Herkese teselli vermeye çalışıyordu. Olabilecek en yüksek ahlaki değerlere uygun yaşamaya çalışıyordu. Hapisteki yıllarım sırasında tanıştığım en iyi insan oydu!”

            İşte Steinhofˈun katliamcısı Dr. J.ˈnin hikayesi budur. İnsanın davranışlarını öngörmeye kim cüret edebilir ki? … (2023: 134-135).   

Dr. J. kimdir?

Kitapta “Dr. J.” olarak anılan kişi, 5 Haziran 1905 yılında Orta Romanyaˈnın o zamanlar Avusturya – Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde kalan Sibiu şehrinde (Romanyaˈnın Siebenbürgen bölgesinin güneyinde, Almanca adıyla Hermannstadt) dünyaya gelen Erwin Jekeliusˈtur. Dönem dönem Sibiuˈnun belediye başkan yardımcılığı görevini yürüten Viyanalı bir babanın oğludur. Doğduğu şehirde Protestan-Alman Lisesiˈne (Evangelisch – Deutsche Gymnasium) gittikten sonra, 1924 yılında, Viyana Üniversitesiˈnde tıp öğrenimine başlamıştır. Öğrencilik yıllarında Allgemeines Krankenhaus’ta (kısa adıyla AKH – Wien olan Viyana Genel Hastanesi; günümüzde Altes AKH, Viyana Üniversitesi Kampüsü) stajyer olarak çalışırken, Viyana Irkı Koruma Cemiyeti (Wiener Gesellschaft für Rassenpflege) gibi ırkçı yapılarda da yer alıyordu. 1931 yılında doktor unvanıyla mezun oldu ve Viyana Üniversitesi Çocuk Kliniğiˈnde göreve başladı. O, bir Nazi doktoru olmaktan daha fazlası, bir  Nazi ideoloğuydu.   

Adolf Hitlerˈin kız kardeşi Paula Hitler ile işi dolayısıyla tanıştı ve duygusal ilişki yaşadı. A. Hitler bu ilişkiye karşı çıkarak sonlanmasını sağladı. Önce Jekeliusˈu tutuklattı ve baskı yaptı (Berlin 1941), sonra da cepheye sürdü. Paula Hitler, davranış bozuklukları olan büyük kuzinleri (bazı kaynaklarda üçüncü dereceden yeğenleri) Aloisia Veitˈın Hartheimˈda bulunan Nazi imha merkezine gönderilmesini engellemek üzere, Jekelius nezdinde girişimlerde bulunuyordu. (Aloisia Veit, Aralık 1940ˈta Hartheimˈdaki gaz odasında öldürüldü.)

1933 yılında Dollfußˈun kurduğu örgüte, Vatansever Cepheˈye (Vatarländische Front) katıldı; aynı zamanda da yasadışı Nazi partisine (NSDAP) üyeydi. Almanyaˈnın Avusturyaˈyı ilhakı üzerine üyeliği yasallık kazandı. Başta SA³ olmak üzere birçok Nazi örgütüne üye oldu. 1939 yılında, 38’yılında komiser olarak atandığı Am Steinhofˈtaki alkoliklerin tedavi merkezinin idaresini üstlendi. 1940-1941 yıllarında (yaklaşık 14 ay) akıl hastaları, psikopatlar ve bağımlıların bakımının yapıldığı bölümü yönetti. Artık bir psikiyatr ve T4 bilirkişisi olarak Nazilerin yanındaydı. Bu tarihlerde, Spiegelgrundˈda bulunan Viyana Belediyesi Gençlik Koruma Kurumˈnda (Wiener städtischen Jugendfürsorgeanstalt) da tıbbi müdür olarak görev yapan Jekelius, Kurumˈun çocuk bölümünde, -Nazilerin çocuk ötanazisi politikaları bağlamında- engelli ve/veya davranış bozukluğu gözlemlenen en az 789 çocuğun sedatif ilaçlarla, yetersiz beslenme  ya da hipotermi yoluyla öldürülmesinde başrol oynadı. Ötanazi uygulamalarında öldürülenlerin genel sayısı en az 5000ˈdir.

Savaşın bitiminde kaçmaya çalışan Jekelius, Kızıl Ordu askerleri tarafından yakalandı (Mayıs 1945). Bundan üç yıl sonra Moskovaˈda, askeri mahkeme tarafından savaş suçları (ötanazi uygulamalarındaki suç ortaklığı) nedeniyle 25 yıl zorunlu çalıştırma (Zwangsarbeit) cezasına çarptırıldı. Ötanazi cinayetlerindeki suç ortaklığını mahkemede kabul etti. Sorgusu sırasında hem kendini hem de kendi yönetiminde çalışan Dr. Heinrich Grossˈu ağır biçimde suçlayan itiraflarda bulundu: “Dr. Grossˈun gelişiyle birlikte kliniğimizdeki çocukları telef etmeye başladık […] yardımcım Dr. Gross, çocukların öldürülmesi konusunda pratik eğitim almıştı. Ayda 6 ile 10 arasında çocuk öldürdük. (…) Dr. Gross benim sorumluluğum altında çalışıyordu. Çocuk ölümlerini  deneyimlerine ve yönergelere dayanarak gerçekleştiriyordu. Luminalˈin (anüs yoluyla) çocuğun vücuduna verilmesinden sonra çocuk hemen uykuya dalıyor ve 20-24 saat boyunca bu durumda kalıyordu. Arkasından kaçınılmaz ölüm gerçekleşiyordu…”

Jekelius, cezasını çekmekte olduğu SSCB İçişleri bakanlığına bağlı Vladimir merkezi cezaevinde (Vladimirsky Tsentral), 8 Mayıs 1952ˈde mesane kanserinden ölmüştür. Bu tarihte Jekeliusˈun yaşı 40 değil, 47ˈdir. “Avusturyalı diplomat”ın dediği gibi, Jekeliusˈun 40 yaşında Lubyankaˈda (Moskova) ölmüş olması mantıklı değildir. Çünkü, 1905 doğumlu olan Jekelius, yakalandığı zaman, -1945 yılında- 40 yaşındadır. Jekelius, sorgu ve geçici tutuklama yeri olarak Lubyankaˈda 3 yıl kadar tutulmuş, hüküm giydikten sonra (1948, belki 1949 başı) da uzun süreli hapis cezaları için kullanılan birkaç cezaevinden birine, siyasi ve ağır suçluların yattığı Vladimirˈe nakledilmiş olmalıdır. Bu cezaevi, zorlu koşulları nedeniye geriye dönüşün neredeyse imkansız olduğu, Jekelius gibi bazı savaş suçlusu Nazilerin ˈdefterinin dürüldüğüˈ bir yerdi. Adsız diplomatın, ölümü ve ölüm nedenini bildiği göz önüne alındığında, Mayıs 1952 günlerinde Vladimir cezaevinde bulunmuş olması gerekirdi.

“Avusturyalı diplomat”ın sözleri yine de tutarsızdır: Karşılaştığını söylediği yer (Lubyanka) ile Jekeliusˈun öldüğü yer (Vladimir) arası yaklaşık 180 kmˈdir; hapisteki yıllarında ˈtanıştığım en iyi insanˈ dediği kişinin yaşını yanlış vermektedir; başka hiçbir belge ve tanıklıkla doğrulanamadığı için, Nazi katilini vicdana gelmiş bir gibi göstermesi kişisel tasarrufu olarak kalmıştır.

Frankl bu bilgileri neden kullandı?      

Franklˈın “Avusturyalı diplomat” anlatısını doğrulayacak tarihsel verilerden yoksunuz. Sorgu ve  mahkeme tutanakları ile cezaevi kayıtları aksini söylemektedir. Jekelius, sorgulanmaları sırasında yaptıklarını inkâra kalkışmadı; sadece hukuki açıdan değil, ahlaki açıdan da bir suç olarak görmedi. Yaptıklarını emir/görev, devlet politikaları, tıbbi uygulamalar olarak meşrulaştırma yoluna gitti. (H. Gross da kendini benzer yöntemlerle savunur.)       

Jekelius SSCBˈde tutuklu olduğundan Batı mahkemelerinde hiçbir zaman tanıklık yapmadı/yapamadı. Yapmış olsaydı ne değişirdi? Bu sorunun karşılığını bulmak oldukça zordur.  Jekeliusˈun birinci derece suç ortaklarından Heinrich Grossˈa, savaş sonrası Avusturyaˈsında açılan soruşturmaların hepsi de sonuçsuz kalmıştır. Grossˈun akıl sağlığının yerinde olmadığına ilişkin raporlar, delillerin zamanında değerlendirilmemesi ve en önemlisi de cezalandırma konusundaki siyasi isteksizlik sonuç alınmasını engellemiştir. Spigelgrundˈdaki çocuklardan alınma beyin örneklerini daha uzun yıllar araştırmalarında kullanan (bunun doğruluğu 2000ˈli yıllarda resmen kabul edildi) Gross, saygın ve başarılı bir nörolog olarak yaşantısını sürdürdü. Başka türlü de olabilirdi! Cinayetlerin işlendiği hastane kompleksinin 15. pavyonunda (17. pavyon da sabıkalı) görev yapanlardan Alman psikiyatr ve nörolog Doktor Ernst Robert Gerhard Illing, Viyanaˈda açılan Steinhof davasında (Steinhof-Prozess) 200 ölüm olayından sorumlu tutulmuş ve asılarak idama mahkum edilmiş, sonra da karar infaz edilmiştir (Kasım 1946). Aynı davada Dr. Marianne Türk on yıl hapis cezası alırken, Dr. Margarethe Hübsch delil yetersizliğinden beraat etmiştir. 

Dr. Frankl kitabında, “Avusturyalı diplomat”ın doğruluğu şüpheli anlatısını, ˈİnsan her zaman varoluşunun anıtının ne olacağına ilişkin iyi ya da kötü bir seçim yapar.ˈ ya da ˈ…her insan, herhangi bir anda değişme özelliğine sahiptirˈ vb. düşüncelerini destekleyecek bir gerçekliğe dönüştürüyor. Bu anlatı, yazarın kendi genel anlam, özgürlük vb. kavramları için iyi bir malzemedir. Ayrıca yazarın kendi yaşadıklarında bir anlam bulma arayışı için de önemli olmalıdır. Yazarın bu anlatıya yer vermesi, Jekeliusˈu aklama çabası olarak asla yorumlanmamalıdır.

Açıklamalar:

(¹)  Logoterapi: (Kendi sözleriyle) Logosˈun Yunancadaki karşılığı “anlam”dır.  Logoterapi veya bazı yazarlar tarafından isimlendirildiği üzere “Üçüncü Viyana Psikoterapi Okulu” insanın anlam arayışı kadar, insan varoluşunun anlamına da odaklanır. Logoterapiye göre, insanın yaşamında anlam bulma çabası temel motivasyonel güçtür (2023: 104-105).

(²) Viktor E. Frankl, İnsanın Anlam Arayışı, Okuyan Us Yayınları, 3. Baskı, İstanbul – Aralık 2009; 152. Basım, İstanbul – Temmuz 2023

(³) SA (Sturmabteilung / Saldırı Birlikleri), 1920 yılında kurulan yarı askeri bir Nazi örgütü. Jekelius, 1938 yılında bu örgüte doktor (SA-Arzt) olarak katıldı. 

(⁴) Am Steinhof (bugünkü adıyla, Klinik Penzing), içinde sinir hastalıkları bölümünün de olduğu büyük bir hastane kompleksidir. Döneminde Avrupaˈnın en büyük sinir hastalıkları  hastanesi buradaydı. Spiegelgrund, kompleks içerisinde çocuk ve gençlerin tutulduğu bölümün adıydı. Nazilerin en karanlık yüzlerinden birini oluşturan ötanazi uygulamaları burada yapıldı.  

(⁵) Aktion T4, Nazilerin fiziksel, zihinsel, ruhsal ve nörolojik engelli hastaları devlet politikasıyla sistemli bir biçimde öldürmesi programının adıydı. Adını, programın merkezinin Berlinˈdeki adresinden, “Tiergartenstraße 4″ten almaktaydı. Jekelius gibi doktorlar burada, kimin yaşayıp yaşamayacağına karar veren bilirkişi (T4 Gutachter) rolü oynuyordu. Bazı doktorlar hastayı hiç görmeden, sadece dosyasına bakarak ölümüne karar veriyordu. Aktion T4 uygulamaları sonucunda 300 bin kişi yaşamını yitirdi. Ailelerine ise gerçek dışı ölüm nedenleri beyan ediliyordu.   

(⁶) 2009 baskısında ˈböbrek kanseriˈ olarak çevrilmiş.

Kaynaklar:

Takvim

Şubat 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  

timeline

Aylık

ÖZGÜR ÜNİVERSİTE YOUTUBE