Çarşamba , 14 Nisan 2021

Cezayir’de protestolar devam ediyor* Will Morrow 8 Mart 2019

Hükümetin, Devlet Başkanı Abdulaziz
Buteflika’nın görevden ayrılmasını talep eden kitlesel gösterilere kafa
tutacağını açıklamasının ardından, Pazar akşamı ve Pazartesi erken saatlerde, başkentte
ve ülkenin diğer büyük kentlerinde protestolar patlak verdi. İktidardaki Ulusal
Kurtuluş Cephesi (FLN), beşinci dönemi için Buteflika’yı aday gösterecek.

Cezayir’de geçtiğimiz
Cuma günü düzenlenen protestolardan biri

Pazar akşamı, adayların başvurularını
sunmaları için son tarihti. Buteflika’nın yardımcıları, onun adına belgeleri
sunmak için son güne kadar beklediler. 1999’dan beri iktidarda olan 82
yaşındaki Buteflika, iddiaya göre İsviçre’de tedavi görüyor. 2013’te felç
geçirmesinden sonra nadiren halkın önüne çıktı ve artık ortalıkta görünmüyor.
Cezayir’in Fransa büyükelçisi, 4 Mart günü CNews ile yaptığı röportajda,
“Elbette, hala hayatta,” diyerek güvence vermek zorunda kaldı.

Pazar akşamı, protestoların yayılmasını
sınırlamak amacıyla, ulusal televizyonda Buteflika’dan bir mesaj okundu.
Mesajda, Buteflika’nın, seçilmesi durumunda yalnızca bir yıl görevde kalacağı
ve ardından erken seçim çağrısı yapıp çekileceği sözü veriliyordu. Orduya ve
istihbarat servisine dayanan rejimin farklı hizipleri, emperyalist devletlere
danışarak bir mirasçı seçmeyi amaçlıyor.

Buteflika’nın mektubu, açık bir tehdit
içeriyor ve “her koşulda anayasal görevini yerine getirmek üzere seferber olan
ulusal halk ordusu”nu selamlıyordu. Devamında, büyüyen işçi sınıfı muhalefetini
yatıştırmak amacıyla, “ulusal servetin daha adil yeniden bölüşümünü ve
ötekileştirmenin ve toplumsal dışlanmışlığın ortadan kaldırılmasını güvenceye
alan kamu politikalarını hızla devreye sokma” yönünde boş bir söz veriliyordu.

Açıklama, özellikle 22 Şubat’tan beri
gösterilerin merkezinde olan öğrenci gençliğin protestolarını tetikledi.
Başkent Cezayir’de, Tilimsan’da, Gardaya’da ve başka kentlerde, göstericiler,
“Buteflika; beşinci dönem olmayacak” sloganı attılar. Polis, başkentteki metro
duraklarını kapattı ve çevik kuvvet, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden
anayasa konseyi binasına yürüyen öğrencileri dağıtmak için basınçlı su
kullandı.

Protestolar son iki haftada tırmandı ve
geçtiğimiz Cuma günü yüz binlerce kişinin katıldığı gösteriler meydana geldi.
Bu noktada, protestolar, toplumsal olarak çok unsurlu bir karakterde;
sloganlar, her ne kadar 40 milyon nüfuslu ülkedeki devasa toplumsal eşitsizliğe
yönelik öfke eliyle körükleniyor olsa da, büyük ölçüde Buteflika’nın görevden ayrılmasına
yöneliyor.

Egemen sınıf içindeki büyük korku,
protestoların, yaygın işsizliğe, yoksulluğa ve toplumsal eşitsizliğe karşı
toplumsal talepler ileri süren daha geniş bir işçi sınıfı hareketi biçiminde
bütünleşmiştir. Cezayir’deki toplumsal koşullar, patlamaya hazır durumda.
Ortalama yaş 28 ve genç işsizliği yüzde 25’in üzerinde. Protestolar neredeyse
bütünüyle sosyal medya üzerinden örgütleniyor ve başlangıçta hiçbir siyasi
parti bir çağrı yapmadı.

Üniversite mezunlarının da aralarında
bulunduğu milyonlarca gencin bir gelecek beklentisi yok ve binlercesi daha iyi
bir yaşam arayışı içinde Akdeniz’den Avrupa’ya geçmeye çalışırken boğuluyor.
Aynı anda, rejimle sıkı bağları bulunan bir milyarderler ve multimilyonerler
tabakası, kendilerini zenginleştirmeye devam ediyor.

Milyarder Issad Rebrab’ın başkanlık
ettiği tarım-gıda ve perakende devi Cevital’in, Kabiliye bölgesindeki
faaliyetlerine yönelik hükümet kısıtlamalarının kaldırılmasını talep etmek için
işsizliğe duyulan öfkeyi kendi çıkarına kullanan bir paravan kuruluşu, daha
önceden, 5 Mart günü için, mevcut gösterilerle ilişkisi olmayan bir protesto
çağrısı yapmıştı. Aralık ayında düzenlenen önceki bir protestoya binlerce kişi
katılmıştı. Ne var ki, Cevital, toplumsal sorunlara yapılan herhangi bir göndermenin
tehlikeli ve patlayıcı olduğu korkusuyla, protestoyu iptal ettiğini açıkladı.

Cevital’in açıklaması, “şimdi sektörel
talepler zamanı değil” diyor ve “rejim değişikliği” talebi, süregiden
protestoların “tek sloganı” olmalı diye ekliyordu.

Avrupa emperyalizminin sözcüleri,
Cezayir’deki durumun kontrollerinden çıkıyor olduğu konusunda artan oranda
kaygılılar. Ülkeyi 1962’ye kadar vahşice yönetmiş olan Fransa’da, Le Monde,
4 Mart’ta, hükümetin açıklamasından sonra, “Abdulaziz Buteflika: İş işten geçti”
başlıklı bir başyazı yayınladı. Gazete, Buteflika’nın, bir varis atamak için
bir yıl beklemeye gücünün yetmeyeceğini ve sembolik başkanı olmadan rejimi
korumak için şimdi emekliye ayrılması gerektiğini ileri sürdü.

Le Monde,
polis “açık bir şekilde, dizginsiz baskıyla karşılık vermeme emri almış” iken,
“sokaklara dökülmüş olan yüz binlerce Cezayirli de, şimdiye kadar dikkate değer
bir itidalle hareket etti,” diye belirtiyor ve Cezayir, “nefesini tutuyor.
Böyle bir durumda, böyle sorumlu bir tavrın devam etmesine ender rastlanır,”
diye ekliyor. Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, resmi açıklama yapmamakla
birlikte, diplomatik aygıtını Cezayir krizini izlemek üzere seferber etmiş
durumda.

Macron hükümeti, Fransa’daki
protestoların ve ülkedeki büyük Cezayirli göçmen nüfusunun etkisinden son
derece kaygılı. Fransa işçi sınıfı içinde -toplumsal eşitsizliğe karşı devam
eden “sarı yelek” protestolarında dışavurulan- kaynayan öfkenin ortasında,
Pazar günü Fransa kentlerinde binlerce kişi (Paris’te 6.000 kişi) Cezayir’deki
protestolarla dayanışma gösterisi yaptı. Fransız egemen sınıfının büyük
korkusu, Fransa ile Kuzey Afrika’daki işçileri ve gençleri birleştiren bir
hareketin ortaya çıkmasıdır.

Çok büyük jeostratejik çıkarlar söz
konusu. Cezayir, Afrika’nın kanıtlanmış en büyük doğalgaz rezervlerine sahip ve
toplam doğalgaz üretimi Afrika’daki en yüksek üretimdi. İspanya’nın talebinin
yarısını sağlayan Cezayir, Rusya’nın ve Norveç’in ardından, Avrupa’nın üçüncü
büyük doğalgaz tedarikçisidir.

Fransız devleti, kuzey ve batı Afrika
genelinde savaşlarını ve keşiflerini yürütmek için Cezayir’e bel bağlıyor.
Diğer Avrupa hükümetleri de, Afrika’da savaşlar ve emperyalist baskı eliyle
yaratılmış koşullardan kaçan göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleme yönündeki
canice çabalarında, Buteflika rejimine yaslanıyor.

Geçtiğimiz iki yılda, aralarında
Peugeot-Citroen’in, Toyota’nın ve Volkswagen’in bulunduğu otomotiv devleri,
Afrika’da otomotiv üretiminin büyüyeceği öngörüsüyle, Cezayir’de ve Fas’ta
fabrikalar kurdular. Özellikle Fransa, Çin’in Cezayir hükümeti ile artan
ekonomik bağlarına yönelik kaygısını dile getiriyordu. Çin, şu anda, Cezayir’in
ithalatta ve ihracatta en büyük ticaret ortağı.

Cezayir hükümeti, dünya kapitalist
krizinden kaynaklanan, derinleşen ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.
1954-1962 Cezayir savaşında Fransız sömürgeciliğinin yenilgiye uğratılmasının
ardından iktidara gelen burjuva Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FLN) ulusalcı
programı, Cezayir’in emperyalizm tarafından tarihsel ezilmesinden kaynaklanan
sorunların hiçbirini çözemedi.

Dünyadaki yüksek emtia fiyatları, 20
yıldır, hükümete, tam da eşitsizliğin büyüdüğü sırada, çok sınırlı konut,
sağlık ve yiyecek yardımlarını finanse etme olanağı veriyordu. Ancak Cezayir’in
ihracatının yüzde 90’dan fazlasını oluşturan petrol ve doğalgaz gelirleri,
2007’de 74 milyar dolarken, petrol fiyatları 2014’ten sonra düştüğü için,
2017’de 24 milyar dolara düştü. Geçtiğimiz yıl, hükümet, devlet yardımlarını
keseceğini açıklamış; kitlesel öfke karşısında Kasım ayında geri adım atmıştı.

Rejim, işçi sınıfının ve ezilen
kitlelerin devrimci özlemlerini bastırmak için, resmi burjuva “muhalefet”in
tamamen köle ruhlu karakterine güveniyor. Louisa Hanoune’nin önderlik ettiği ve
kendisini rejimin aşırı solcu muhalifi olarak sunan İşçi Partisi (PT), FLN’yi
onlarca yıl boyunca desteklemiştir. PT, 2014’te, Buteflika’nın son seçimlerde
aday olmaması yönündeki çağrılara karşı çıkmıştı.

PT, 5 Mart’ta, Nisan’da yapılacak
seçimleri boykot edeceğini açıkladı. PT, seçimlerin gerçekten yapılıp
yapılmayacağının ve Fransız emperyalizminin Buteflika’nın adaylığına karşı
çıkıp çıkmadığının belirsiz olduğu koşullarda aday çıkarmanın kendisini çok
açık bir şekilde teşhir edeceğinden kaygı duyuyor.

Le Monde’un
çizgisini tekrarlayan Hanoune, rejimi, Buteflika’nın istifasının “zor durumu
atlatmak için tek çözüm” olduğu uyarısında bulundu. Hanoune, eğer “statüko
yanlıları Buteflika’nın adaylığını sunacak kadar inatçıysa, bunun gelecekteki
sonuçları ve çoğunluğun tepkileri hiçbir şekilde öngörülemez,” dedi.

* wsws.org’dan…