Andre Damon
Amerika Birleşik Devletleri, 2003’teki Irak istilasından bu yana Ortadoğu’ya en büyük askeri yığınağını yaparak, deniz ve hava kuvvetlerini İran’a karşı büyük çaplı bir saldırı için konuşlandırmış durumda.
Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılması operasyonuna katılan USS Gerald R. Ford uçak gemisi perşembe günü Cebelitarık Boğazı’na yaklaşıyordu. O da birkaç gün içinde İran’a saldırı pozisyonuna geçecek. USS Abraham Lincoln uçak gemisi saldırı grubu ise halihazırda Umman Denizi’nde konuşlanmış durumda.
Washington Post perşembe günü “Trump, ABD saldırı gücü şekillenirken İran’a saldırmaya hazır görünüyor” başlıklı bir haber yayımladı. Telegraph gazetesi ise “Trump cumartesi gününe kadar İran’a saldırmaya hazır olacak,” diye yazdı.
Reuters geçtiğimiz cuma günü Pentagon’un “haftalarca sürecek operasyonlar” için hazırlandığını bildirmişti. Bu operasyonlar, sadece nükleer altyapıyı değil, devlet ve güvenlik tesislerini de hedef alan uzun süreli bir hava savaşı olacak. Üst düzey ulusal güvenlik danışmanları çarşamba günü Durum Odasında bir araya geldi ve kendilerine tüm kuvvetlerin mart ortasına kadar yerlerini alacağı bildirildi.
Perşembe günü Trump, İran’a Amerikan taleplerini kabul etmesi için “10 ila 15 gün” süre vererek, aksi takdirde “gerçekten kötü şeyler”le karşı karşıya kalacağını söyledi. Gazze’deki soykırımın ardından ABD-İsrail’in Ortadoğu’yu paylaşma sürecini yöneten ve Birleşmiş Milletler’e rakip olarak öne sürülen Barış Kurulu’nun ilk toplantısında Trump, “Bir şekilde anlaşma yapacağız ya da anlaşma sağlayacağız,” dedi.
Son günlerde 120’den fazla uçak Atlantik’i geçti: dört düzine F-16, üç filo F-35A hayalet avcı uçağı, 12 F-22 Raptor, F-15E Strike Eagle ve A-10 kara saldırısı jetleri. Altı adet E-3 Sentry AWACS Suudi Arabistan’a konuşlandırıldı. Patriot ve THAAD hava savunma bataryaları bölgeye yerleştirildi. Tomahawk seyir füzeleri taşıyan güdümlü füze muhripleri Akdeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezi’nde konuşlandırıldı. İki uçak gemisi saldırı grubu, haftalar boyunca günde birkaç yüz saldırı sortisi yapabilir.
“Anlaşma” söylemleri sinik bir aldatmacadır. Wall Street Journal perşembe günü, Trump’ın taviz koparmak için “başlangıçta sınırlı bir askeri saldırı” yapmayı düşündüğünü, ardından İran’ın buna uymayı reddetmesi halinde “ABD’nin rejimin tesislerine karşı geniş çaplı bir sefer başlatacağını ve bunun potansiyel olarak Tahran rejimini devirmeyi amaçlayacağını” bildirdi. İran’a verilen mesaj diplomasi değil, imha tehdidiyle desteklenen bir ültimatomdur: şartlarımızı kabul edin ya da yok olun.
İran’ın bu teklifi bir tuzak olarak görmesi için her türlü neden var. Geçen yıl Beyaz Saray İran’a 60 günlük bir ültimatom vermişti. Beş tur görüşme yapılmıştı. 8 Haziran’da görüşmeler devam ederken, Özel Temsilci Steve Witkoff, CIA direktörü ve savunma bakanıyla birlikte Camp David’de bir savaş planlama toplantısına katıldı. Beş gün sonra İsrail, 100’den fazla İran hedefinin bombalandığı “Yükselen Aslan Operasyonu”nu başlattı. 15 Haziran’da yapılması planlanan altıncı tur görüşmeler bombalarla yok edildi. 19 Haziran’da Trump, müzakereler için “iki hafta daha” süre tanıdığını açıkladı. Üç gün sonra, 22 Haziran’da yedi B-2 bombardıman uçağı, Midnight Hammer Operasyonu’nu yaptı ve İran’ın Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesislerine sığınak delici bombalar attı. İran dışişleri bakanı BM’ye şunları söylemişti: “Devam eden bir diplomatik sürecin ortasında saldırıya uğradık. Saldırıyı örtbas etmek için müzakerelere ihtiyaçları vardı.”
Aynı sahtekarlık yine tekrarlanıyor. 6 Şubat’ta Umman’da ve salı günü Cenevre’de iki tur görüşme yapıldı. Beyaz Saray, iki tarafın “çok uzak” olduğunu söylüyor. Bir Avrupalı diplomat Washington Post gazetesine şunları söyledi: “Trump’ın sabrı kalmadı.”
Savaş hazırlıkları, tüm dünyada Amerikan militarizminin patlak verdiği bir ortamda yapılıyor. Venezuela devlet başkanını kaçıran saldırı gücünün öncülüğünü yapan uçak gemisi, 93 milyon nüfuslu bir ülkeye karşı savaş açmak üzere yeniden konuşlandırılıyor.
Trump yönetiminin Ulusal Güvenlik Stratejisi, “Monroe Doktrini’ne Trump Ek Maddesi”ni ilan ederek, “Batı Yarımküre’de Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etme” ve “Yarımküre dışındaki rakiplerin, Yarımküremizde kuvvetler veya diğer tehdit edici yetenekler konumlandırma ya da stratejik açıdan hayati öneme sahip varlıkları sahiplenme veya kontrol etme yeteneğini reddetme” hakkını öne sürüyor.
Venezuela’nın ele geçirilmesi, Grönland’ı ve Panama Kanalı’nı ele geçirme tehdidi ve İran’a karşı savaş, tek bir stratejinin parçalarıdır: Rusya ve Çin ile çatışma doğrultusunda dünyanın kritik kaynaklarını ve geçitlerini kontrol etmek amacıyla silahlı kuvvete başvurulması.
İran ile savaşa karşı ezici büyüklükte bir muhalefet var. Ocak ayında yapılan bir Quinnipiac anketi, seçmenlerin yüzde 70’inin askerî harekâta karşı olduğunu ortaya koymuştu. Reuters/Ipsos’un yaptığı bir ankette ise, katılımcıların yüzde 69’u ABD’nin doğrudan tehdit edilmediği sürece Ortadoğu’da askerî harekâta girmemesi gerektiğini söyledi.
Demokrat Parti ise savaşa karşı çıkmak için hiçbir şey yapmıyor. Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, savaşın çıkmaması gerektiğini söylemeden, Kongre’den konuyu “tartışmasını” talep etti. Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Trump’ın Kongre liderlerine “bilgi verme konusunda yavaş davrandığından” şikâyet etti.
Demokrat Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, geçen hafta sonu Münih Güvenlik Konferansı’nda İran’a yönelik saldırılarla ilgili bir soruya “Hâla katedilecek çok yol var,” yanıtını verdi. Ardından, Trump yönetiminin rejim değişikliği konusundaki görüşlerini tekrarladı: “İran rejiminin, özellikle protestoculara yönelik yaptıkları, korkunç bir katliamdır.” Ama savaşa karşı çıkmak için hiçbir şey söylemedi.
Demokratlar, bu saldırı için şu anda bir araya getirilen tüm silahların finansmanını onayladılar. 901 milyar dolarlık Ulusal Savunma Yetki Yasası, aralık ayında Temsilciler Meclisi’nde 112 “hayır” oyuna karşılık 312 oyla kabul edilirken 115 Demokrat milletvekili “evet” oyu verdi. Senato’da ise tasarı 20 “hayır” oyuna karşılık 77 oyla kabul edildi ve Demokratların çoğunluğu lehte oy kullandı. Ocak ayında da Temsilciler Meclisi’ndeki 149 Demokrat, 839 milyar dolarlık savunma ödeneği lehine oy kullandı. Trump, Amerikan tarihinin en büyük askeri bütçesi olan 1,5 trilyon dolarlık bir bütçe talep etti.
*wsws.org
Özgür Üniversite Türkiye ve Ortadoğu Forumu Vakfı






