Perşembe , 15 Nisan 2021

Sosyalizm ve kamulaştırmanın gerekçesi* Andre Damon 1 Mart 2019

Sosyalizm ve kamulaştırmanın gerekçesi*

Andre Damon

1 Mart 2019

176 yıl önce kurulmuş olan Britanya dergisi Economist’in bu
haftaki kapak konusu, “Sosyalizm yeniden revaçta,” diye ilan ediyor. Sovyetler
Birliği’nin dağıtılmasının ardından “tarihin sonu”nun ilan edilmesine karşın,
dergi, sosyalizme halk desteğinin “dikkate değer” şekilde büyümesini toplumsal
eşitsizliğin onlarca yıldır artmasına dayandırıyor.

Dergi, “Sosyalizm, Batılı toplumlarda yanlış giden şeye
keskin bir eleştiri oluşturduğu için, şiddetli bir şekilde geri geliyor,” diye
yazıyor ve ekliyor: “Batı’daki eşitsizlik, geçtiğimiz 40 yılda gerçekten de
hızla yükseldi.” Sosyalist düşüncenin yükselişine, işçi sınıfının küresel bir
grev hareketi eşlik ediyor. ABD’de geçtiğimiz yıl greve giden insan sayısı,
2017’ye kıyasla 20 kat arttı.

Economist’in sosyalizme büyüyen halk desteği hakkındaki
uyarısını yayınlamasıyla aynı hafta, bir dizi gelişme, servetin aşağıdan
yukarıya doğru süregiden büyük çaplı yeniden bölüşümünü yoğunlaştırmaya kararlı
olan ABD’deki mali oligarşinin en yağmacı kesimlerinin devasa ve köklü gücünü
açıkça ortaya koyuyordu.

Fed’in 180 derecelik
dönüşü

Salı günü Senato’nun Bankacılık Komitesi önünde konuşan ABD
Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, piyasada yaşanan hafif bir elden
çıkarmanın ardından, Fed’in faiz oranlarını arttırmayı durdurma kararını
yineledi.

Fed, bu yılın başında üç kez faiz artışı yapmayı
planlamışken, şimdi hiçbirini yapmayı düşünmüyor. Gerçekten de, Stifel Fixed
Income’ın baş ekonomisti Lindsey Piegza, CNN’e, “bir sonraki politika
düzenlemesinin, faiz oranında bir indirim olması artan biçimde olası,” diye
konuştu.

Sonuç olarak, Dow Jones Borsası Endüstri Endeksi, 1.500
puandan fazla yükseldi. Mevcut hızıyla devam ederse, geçtiğimiz yılın sonundaki
rekorları haftalar içinde kırması bekleniyor. Jeff Bezos 20 milyar dolar; Bill
Gates ise 11 milyar dolar daha zengin.

Başka bir ifadeyle, Fed, borsada yaşanan sadece yüzde 10’luk
bir düşüşün ardından, yıllardır yeni bir mali krize karşılık vermek üzere
oluşturmak için üzerinde çalıştığı kozu ıskartaya çıkarmaya zorlandı.

Tekele yeşil ışık

Powell’ın Senato ifadesinden birkaç saat sonra, bir federal
temyiz mahkemesi, Adalet Bakanlığı’nın, AT&T ile Time Warner’ın
birleşmesine (ABD tarihindeki en büyük şirket birleşmelerinden biri) itirazını
reddetti. Adalet Bakanlığı, birleşmenin önünü açacak şekilde, karara itiraz
etmeyeceğini açıkladı.

Anlaşma, şirketin tüm cep telefonu ticaretinin üçte birini
ve geniş bant internetin altıda birini kontrol etmesi nedeniyle (artık HBO’yu,
Warner Bros.’u ve CNN’i de kontrol ediyor), devasa bir dikey tekel oluşturuyor.

Bu yeni kararın, ağ tarafsızlığını sona erdiren adımların
kısa süre önce yasallaştırılmasını da kapsayan rekabet engelleyici tutum
dalgasını körüklemenin dışında, sadece internet ve telefon hizmeti değil,
dijital içerik dağıtımı alanlarında da, kârları milyarder yatırımcılara
bırakacak şekilde, tüketici fiyatlarını yükseltmesi beklenebilir.

Artan hisse senedi
geri satın alımları

Hisse senedi geri satın alımları, daha şimdiden, geçtiğimiz
yılki 1 trilyon dolarlık rekor geri alım işlemini gölgede bırakma yolunda. CNN,
Bank of America Merrill Lynch’in şirket müşterilerinin hisse senedi geri satın
alımlarının, bu yıl, şirketler gitgide daha büyük meblağları üretken yatırımdan
başka yöne çevirip kendi hisse senedi fiyatlarını şişirdiği için, sarsıcı bir
şekilde, yüzde 91 artmış olduğunu bildirdi. Bu, ABD’yi, “yeni bir rekor yılı
temposu”na yerleştirmiş durumda.

Bütün bu etmenler, ekonomist Gabriel Zucman’ın “Yaldızlı
Çağ”ın eşitsizlik düzeylerine geri dönüş diye nitelediği koşulları yaratmıştır.
Bu yılın başında yayınladığı bir araştırma makalesi hakkında yorum yapan
Zucman, kısa süre önce şunları yazdı: “Verilerin
gösterdiği şey, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki servet yoğunlaşmasının 1920
düzeyine dönmüş olduğudur. Tüm hanehalkları servetinin yüzde 40’ı, tepedeki
yüzde 1’e ait. Tüm hanehalkları servetinin -alttaki yüzde 90’ın servet payı ile
neredeyse aynı olan- yaklaşık yüzde 20’si, tepedeki yüzde 0,1’e ait.”

Sınıf mücadelesinin yükselmesini ve sosyalizme ilginin
canlanmasını körükleyen, kapitalizmin bu gerçekliğidir. Egemen sınıf, bunun
olası sonuçlarından dehşete kapılıyor ve vereceği tepkiye hazırlanıyor.

Bu güçlü tepki, şimdiden, faşizan başkanın “Sosyalizmin alacakaranlığı, yarıküremize
ulaşmış durumda,
” diye ilan etmesiyle birlikte, Trump yönetiminin
sosyalizme savaş açması biçimini aldı. Trump, kendi adına değil ama kapitalist
sistemin en yağmacı tabakaları adına konuşuyor. Onlar, sosyalizme artan halk
desteğinde, devletin tüm güçleri ile ezmeye çalışacakları toplumsal devrimin
hayaletini görüyorlar.

Diğer taraftan, Demokratik Parti içinde ve etrafında yer
alan çeşitli kişiler ve örgütler, egemen sınıfın servetine ve bizzat kapitalist
sisteme cepheden bir saldırı olmaksızın toplumsal eşitsizliğin üzerine gitmek
için önlemler alınabileceği hayalini yaymaya çalışıyorlar. Dahası bu, servetin
zenginlere doğru geniş çaplı yeniden bölüşümünü yönetmenin aracı ve sağcı bir
kapitalist parti olan Demokratik Parti üzerinden başarılacakmış.

New York’tan Kongre üyesi Alexandria Ocasio-Cortez
(Demokrat), 10 milyon doların üzerindeki gelirler için yüzde 70’lik bir
marjinal vergi oranı çağrısında bulundu. Bu kongre üyesinin teklif ettiği her
şey gibi, bu talep de sadece “istek uyandırıcı”dır. Bu ifade, 1990’larda mali
düzenlemelerin içini tümüyle boşaltmış olan Demokratik Parti tarafından
uygulanacak herhangi bir şeyin, başlangıçtaki teklifin büyük ölçüde
sulandırılmış bir sürümü olacağı anlamına gelmektedir.

Bu arada, Senatör Elizabeth Warren, “50 milyon doların
üzerinde varlığı bulunan Amerikalılara yüzde 2’lik servet vergisi ve 1 milyar
dolardan fazla varlığı olanlara da yüzde 3’lük bir servet vergisi” konmasını
talep ediyor. Bu servet vergisi, yılda yaklaşık 275 milyon dolar ya da bir
tahmine göre, hükümetin 2008’den sonra ABD mali sistemini kurtarmaya ayırdığı
yaklaşık 30 trilyon doların aşağı yukarı yüzde 1’ini toplayacak.

Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri’ne (DSA) bağlı Jacobin
dergisinin son sayısı, Demokrat Bernie Sanders’ın seçim kampanyasının
tanıtımını yapmaya ayrıldı. Dergi, “sendikaların denetiminde fonlar oluşturmak
üzere kârlı şirketlere bir kâr payı vergisi koyma” yoluyla, kâr paylaşımından
farksız olarak betimlediği “Amerika’da Sosyalizmin Kazanması Planı”nı
açıklıyor.

Jacobin, bu “sosyalizm”in, ABD’li otomotiv üreticilerindeki
mevcut düzenlemesinden özünde ne farkı olacağını açıklamıyor. Bu şirketlerin
emekli sağlık sigortası havuzları, şirket yanlısı UAW sendikası için rüşvet
fonu olarak işletiliyor ve işçilere, onları acımasızca sömürdükten sonra, yılda
bir kere önemsiz bir kar payı çeki veriliyor.

Bu sözde reformistlerin hiçbirinin değinmediği şey, bu son
derece ılımlı önerilerin bile, acımasız ve gerici egemen seçkinlere rağmen
nasıl hayata geçirileceğidir. Fed -kapitalizmin uzun vadeli çıkarlarını
savunurken- faiz oranlarını arttıramaz ve mahkemeler var olan tekelcilik
karşıtı yasaları hor görürken, zenginlerin vergilerini arttırma yönündeki en
sınırlı çabaya bile verilecek hiddetli tepkiyi hayal etmek güç değildir.

İşçi sınıfının kapitalizme karşı her ciddi mücadelesi, mali oligarşinin servetinin ve kapitalist
mülkiyet ilişkileri yoluyla insanların sömürülmesine dayanan gücünün kaynağının
tamamen kamulaştırılması gerekliliğini gündeme getirmektedir.

Gerekli olan şey, vergileri yüzde 1-2 arttırma (kapitalizm
altında hiçbir zaman başarı sağlamayacak önlemler) yönünde “istek uyandırıcı”
teklifler değil ama egemen sınıfın mülksüzleştirilmesidir. Bütün büyük şirketler ve bankalar, kamu
mülkiyeti ve demokratik denetim altına alınmalı; mali oligarşinin ekonomik ve
dolayısıyla siyasi yaşam üzerindeki mutlak gücü kırılmalıdır.

Toplumun bu kapsamlı dönüşümünü gerçekleştirecek toplumsal
güç olan uluslararası işçi sınıfı, halihazırda mücadeleye giriyor. Onun,
sosyalizm programını yükseltmesi gerekiyor. Bu, toplumun, tepedeki yüzde 1’in
ya da onun tepedeki yüzde 10 içindeki kıskanç asalaklarının değil ama toplumun
alttaki yüzde 90’ının; yani bütün serveti yaratan büyük işçi sınıfı kitlesi
yararına yeniden örgütlenmesi demektir.

* wsws.org’dan…