İstanbul Özgür Üniversite dersleri video

NextPrevious
Click on the slide!

Bu katliamın faili kim? /Fikret Başkaya

Manisa’nın Soma ilçesinde, bir özel şirkete devredilen maden ocağında iki gün önce meydana gelen “kazada”, şu an itibariyle 282 kişinin öldüğü, 80 kadarının yaralandığı bildiriliyordu. Ve yeraltında kalanların sayısı bilinmiyormuş... Yerin altında kalanların sayısının bile bilinmemesi, bunun ne büyük bir kepazelik, ne büyük ayıp, ne büyük bir skandal, ne büyük aymazlık ve utanmazlık olduğunu göstermiyor mu?

Manisa’nın Soma ilçesinde, bir özel şirkete devredilen maden ocağında iki gün önce meydana gelen “kazada”, şu an itibariyle 282 kişinin…

Devamı...
Click on the slide!

Fikret Başkaya ile Korkut Boratav söyleşisi

"Gezi kalkışması, Türkiye toplumunda geçerli üretim/tüketim/yaşam tarzını reddeden; kamucu, eşitlikçi, sınırsız özgürlükçü (kısacası “komünist”) bir değer sisteminin tohum halinde var…

Devamı...
Frontpage Slideshow (version 2.0.0) - Copyright © 2006-2008 by JoomlaWorks
Neoliberal Avrupa cephesinde açılan bir gedik; Syriza PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 31 Ocak 2015 01:09

Stathi Kouvelakis

argaiv1719

Yükselişe geçen Syriza dalgası, beklenildiği gibi, bu Pazar günü Yunanistan’da yapılan seçimleri kazandı. Başkent Atina’da, halkın yaygın olarak yaşadığı semtlerde Yunan sağı hüsrana uğradı. Sağ seçmen yelpazesinin bütün tonları kırsal kesimde PASOK etrafında bir araya geldi. Yunan burjuvazi sınıfı ve bu sınıfın politikacıları siyasi açıdan ciddi bir yenilgi yaşadılar ve de derin bir sessizliğe gömüldüler. Syriza’nın yükselişine karşı durabilmelerinin bütün umutları, bundan böyle,  Avrupalı liderlerin tutumuna bağlıdır. Bu cephe açısında gidilecek yolun açık olduğu görülüyor: Yani Sol Koalisyon Syriza’nın kurduğu hükümetin en kısa zamanda kapatılacağı “demir kafes” politikasını izlemek ....

Devamını oku...
 
Özgür Üniversite: "Sınavda neyi soracağına Barış Ünlü karar verebilir sadece! PDF Yazdır E-posta
Salı, 27 Ocak 2015 22:54

Özgür Üniversite: "Sınavda neyi soracağına Barış Ünlü karar verebilir sadece!

A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Barış Ünlü, sınavda sorduğu bir  sorudan dolayı nerdeyse linç edilmek isteniyor. Bu durum bu ülkede özgür düşünceye düşmanlığın nerelere kadar vardığını bir kere daha gösteriyor. Modernlik-uygarlık iddiasında bulunan bir rejim, bir toplum için düşünce (ifade) özgürlüğü olmazsa olmazdır ama, üniversite söz konusu olduğunda daha büyük olmazsa olmazdır... Müdahaleyi, yasakçılığı sınav sorusuna kadar vardıran bir rejime hangi ad yakışırdı? Bu, bağnaz totaliterliğin, karanlıkçılığın tezahüründen başka nedir?

Düşünce( ifade) özgürlüğünü yasaklayan bir rejim, önünü göremez, yolunu bulamaz, geriliğe, karanlığa, çürüyüp-yıkılmaya mahkûmdur. Fakat, bu bağnazlık sadece toplumu angaje eden bir şey de değildir, doğrudan bireyin kişiliğine de bir saldırıdır. Hangi hakla "aslî işini" yapan birine bu tür bir saldırı reva görülüyor? Barış Ünlünün işi, araştırma yapmak, ders vermek, kitap ve makale yazmak, insana ve topluma dair düşünce üretmek değil mi? Bunun ekmek pişirdi diye bir fırıncıyı cezalandırmaktan ne farkı var? Fırıncı ekmek pişirmeyip de ne yapacaktı?

Devamını oku...
 
Fikret Başkaya: Siyasette laiklik olmazsa olmazdır PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 28 Ocak 2015 09:58

Fikret Başkaya'nın, 'islamcılık ve sol' ile ilgili BirGün gazetesine verdiği röportaj. 

“Toplumu İslamlaştırmak, dinileştirmek, dinci gericiliğe hapsetmek, Türk mülk sahibi
sınıflar ile emperyalizmin (ABD) ortak tercihi ve projesiydi. Demokrasi diye bir derdi olan için laiklik olmazsa olmazdır; bir tercih sorunu değil”

fikret

 

BERKANT GÜLTEKİN 

İslamcılık, sol ve laiklik üzerine yapılan tartışmalar, Charlie Hebdo’ya düzenlenen saldırının ardından bir kez daha artış gösterdi. Bu tartışmalar ekseninde görüşlerine başvurduğumuz Özgür Üniversite’nin kurucusu ve solun önemli isimlerinden Fikret Başkaya, laikliğin demokrasi ve özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğuna işaret etti. “Türkiye'de toplum, 1960'lı yıllardan beri sistemetik ve kararlı bir şekilde İslamileştirilme’ye çalışılıyor; solu ve ilerici-seküler haraketleri etkizisleştirmek için” diyen Başkaya, son dönemde yeniden farklı bağlamlarda gündeme gelen meseleler hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

>> Charlie Hebdo saldırısının ardından İslamcılık üzerine yeniden bir tartışma başladı. İslamcılar “saldırının İslam’la ilgisinin olmadığını” savundu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Aslında öyle ciddi bir tartışma başladığını söylemek mümkün değil. Tartışılıyormuş gibi yapıyorlar  ama mutlaka bir tartışma açılması ve "sıkıntının" aşılması artık gerekiyor. Fakat soruya cevap vermeden önce bir uyarı veya hatırlatma yapma gereği var: Paris'teki Charlie Hebdo katliamının El Kaide, işte onun Yemen ayağı tarafından yapıldığına dair genel bir algı veya öyle bir kabul var. Bunun nüanse edilmesi gerekir. Bu katliamı Yemen El Kaidesi üstlendi diye gerçekten onun eseri olduğuna dair bir kesinlik yok... Dolayısayla sadece tetikciye bakarak bir cinayet hakkında fikir sahibi olmak mümkün değildir. Küresel, kapitalizmin, ABD'nin, Avrupa'nın, bir bütün olarak "kollektif emperyalizmin", yeni kapitalist güçlerin ve bunlar arasındaki güç dengeleri veri iken, bu katliamın arkasında NATO'cu kampın olabileceği ihtimalini hiçbir zaman gözden uzak tutmamak gerekiyor. Bu katliam, "medeniyetler çatışması" tezini peydahlayanların, İslam dünyasında mezhep çatışması peydahlamak isteyenlerin, Batı'da "yeni tür bir faşizmden" medet umanların eseri olma ihtimali hiç de yabana atılabilir değil. Düşünce, (ifade) özgürlüğüyle uzaktan-yakından ilgisi olmayan 40 kadar devlet ve hükümet başkanının Paris’te defile yapması, bir şeyleri akla getirmiyor mu?

Devamını oku...
 
Washington Obama’ya isyan ediyor PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 28 Ocak 2015 13:14

Thierry Meyssan

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) devlet aygıtında yaşanan kriz imparatorluğun bekasını doğrudan tehdit ediyor. Bu tespit yalnızca Thierry Meyssan’ın görüşü değil, Washington’da yönetici sınıfı o kadar kaygılandırmış olmalı ki, ABD Dış İlişkiler Konseyi Onursal Başkanı Lesli H. Gelb, Başkan Obama’nın üst düzey danışmanlarının istifasını ve yeni bir ekibin tayin edilerek iş başına getirilmesi talebinde bulundu. ABD devlet aygıtı bünyesinde yaşanan bu anlaşmazlık krizinin aslında ne Demokratlar/Cumhuriyetçiler muhalefetiyle ne de güvercinler/şahinler karşıtlığıyla ilgisi bulunmuyor. Bu krizde yaşanan şeyin özünde ABD dünya liderliği konumu ve NATO’nun durumu bulunuyor.

Aylardan beridir Washington’da somut bir dış politikanın olmadığına işaret ediyorum. ABD yönetim çarkı bünyesinde politika yapan bu her iki muhalif grup herhangi bir uygulama  söz konusu olduğu zaman birbirlerine muhalefet ediyor, tutarsızlık ve çelişki barındıran ayrı politikaları izliyorlar [1]

Daha önce İslam devleti örgütü IŞİD’ın kuluçka dönemini organize edip, etnik temizlik yapmak üzere Irak’a gönderen Beyaz Saray’ın Suriye’de izlediği politikadan dolayı bu krizin zirvesine ulaşılmıştır. CIA’nın destek vermeye devam etmesine rağmen Beyaz Saray daha sonraki süreçte IŞİD örgütüne darbe indirdi. ABD devlet yönetim çarkı bünyesinde yaşanan bu tutarsız politika tedricen başka cephede ittifakların oluşmasına yol açtı. Fransa böylece, bazı lejyon askerleri IŞİD örgütünün yönetim kademesinde yer alırlarken, IŞİD karşıtı koalisyonuna katılmış oldu [2].

Devamını oku...
 
AKP, Siyasal İslam ve Tarih Anlayışı PDF Yazdır E-posta
Salı, 27 Ocak 2015 01:39

Taner Timur

taner_timur

İlk çağlardan itibaren, tarihi yazanlar, ender istisnalar dışında, tarihi yapanlardan farklı kimseler oldular.  Rönesans’a, hatta Aydınlanma çağına kadar tarihi kralların, hanların, sultanların vb yaptığı kabul ediliyor ve yapılanları da “vakanüvis”, “kronik yazarı”, ya da “annalist” gibi adlar altında bilge kâtipler yazıyordu. Ne var ki Heredot’la başlayan bu tarih anlayışı eski Yunan’da bile “bilim” sayılmamış, Aristoteles’in Ortaçağ’a da egemen olacak eleştirilerine yol açmıştır. Siyaset biliminin kurucusu sayılan Rönesans düşünürü Machiavelli bile, halka ya da “kahraman”lara değil, tarihi yaptığı varsayılan “Prens”e öğütler veriyordu. Oysa siyaseti ve özeli ön plana çıkaran bu anlayışın ürünleri geçmişi anlamamızda hayli sınırlı bir rol oynuyorlar. Üniversite ve benzeri kurumlar kanalıyla resmi ideolojileri oluşturan bu anlayış, Aydınlanma çağında, insan ve toplum bilimlerindeki devrimle sarsıldı ve yerini sessiz yığınları da hesaba katan çoğulcu görüşlere bıraktı. Buna mecbur da olmuştu, çünkü kul ve köle statüsünde gördüğü halk yığınları bilinçlenmeye başlamış ve efendilerine meydan okuyan yeni bir sınıf ortaya çıkmıştı. Bu sınıf kişisel bağlara dayanan feodal ilişkileri ve dinci bağnazlığı tasfiye eden devrimci burjuvazi idi.

Devamını oku...
 
Syriza’nın iktisat politikalarından sorumlu milletvekili Efklidis Tsakalotos ile söyleşi – E. Ahmet Tonak PDF Yazdır E-posta
Pazar, 25 Ocak 2015 14:20

Yunanistan seçimlerini yerinde izleyen Sendika.Org yazarı E. Ahmet Tonak, seçimden hemen önce Syriza’nın iktisat politikalarından sorumlu milletvekili Efklidis Tsakalotos ile görüştü. Oylamada ilk sırada gelmesi beklenen radikal sol koalisyonun önemli isimlerinden Tsakalotos “Sol partiler ve hükümetler kendi rollerini daha büyük atılımların katalizörü olarak görmeli. Kesin olan tek şey, enteresan bir dönemden geçtiğimiz!” diyor.

syriza-iktisat

Ahmet Tonak (EAT): Avrupa Birliği’nin (AB) ne iktisadi ne de siyasi olarak umut verici bir gelecek vaat etmediği, kendi içinden birçok merkezkaç güç tarafından tehdit edildiği bir dönemde, Yunanistan için AB içinde kalmak niçin önemli? Ulus devletlere tek mümkün uluslararası alternatifi AB mi temsil ediyor? Avrupa genelinde bir sosyalist alternatif -Avrupa Sosyalist Birleşik Devletleri- için mücadele etmeye değmez mi?

Efklidis Tsakalotos (ET): Tam da birçok merkezkaç siyasi güç olduğu için! Syriza’da bizler ta başından beri avronun ilerici güçler tarafından değil, kemer sıkma politikaları tarafından tehdit edildiğini söylüyoruz. Hepimizin bildiği gibi her türlü sabit kur sistemi durgunluk ve kitlesel işsizlik dönemlerinde tehlikeye düşer. İlericiler, avro sistemi çöküşünün aynen 1930’lardaki gibi rekabetçi devalüasyonlara, milliyetçi çekişmelere ve daha kötü şeylere yol açmasından endişe duymalıdır.

Devamını oku...
 
Milletvekillerine Açık Mektup PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 24 Ocak 2015 23:50

 Ercan Kanar 

KALICI SIKIYÖNETİM  YASASI  OLAN “ GÜVENLİK YASA TASARISI” KARŞISINDA TARİHSEL BİR SINAV  VERECEKSİNİZ !

 Tarih sizi ya faşizmin, polis devleti rejiminin emir kulları olarak adlandıracak ya da demokrasinin, hak ve özgürlüklerin savunucuları olarak adlandıracak.

 Vereceğiniz her kabul oyu faşizmin ayak seslerini hızlandıracak, polis devletinin kapısını korkunç bir şekilde aralayacaktır.

 Vereceğiniz her kabul oyu yeni yargısız infazların, gözaltında kayıpların, işkencelerin fermanı olacaktır.

 Vereceğiniz her kabul oyu, Vali ve mülki amirlerini bir derebeyi haline getirecek, yargı mekanizmasını devreden çıkaracaktır.

 Vereceğiniz her kabul oyu kişi özgürlüğü ve güvenliğini ortadan kaldıracak, devlet güvenliği adına ülkeyi korku imparatorluğuna dönüştürecektir.

Devamını oku...
 
Nijerya’da Katliamlar: “Charlie’ler nerede?” PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 24 Ocak 2015 23:45

Leila Khouiel

18 Ocak Pazar, Boko Haram’ın yaptığı katliamları protesto etmek için yüzlerce insan Paris’deki Trocadéro meydanını doldurdu. Uluslararası camiada ve medyada çok az yankı yaratan katliamlar…

stop-boko-702x336

17 ölünün olduğu Charlie Hebdo saldırılarına karşı dünya çapında bir dayanışma dalgası oluştu. Eş zamanlı olarak Nijerya’daki Boko Haram tarikatı 16 köyü haritadan tamamen kazıyor ve 2000’den fazla insanı öldürüyordu. Bu, Nijerya’da ve şimdilerde Kamerun’da terör faaliyetlerine devam eden Boko Haram tarafından yapılan en ölümcül ve yok edici saldırıydı. Şimdiden 130.000’den fazla sığınmacının komşu ülkelerde Çad, Nijer ve Kamerun’da tehdit altında olduğu bilinmekte. Bu İslamcı grubun ayaklanması 2009’dan bu yana 13.000 kişinin ölümüne yol açmıştı. Saldırıların şiddeti, hayatta kalanların korkunç tanıklıkları ve ölü sayısının dehşet verici rakamlara ulaşmasına rağmen uluslararası camia sivilleri hedef alan bu drama sessiz kalıyor. Yanı sıra, 2014 Nisan ayında 200’den fazla liselinin kaçırılmasını izleyen Michel Obama’dan Papa François’ya kadar uluslararası camianın #BringBackOurGirls sloganlı dayanışmasını unutmadık. Bir hashtag, biraz öfke ve biraz da eylem. Hareket zayıfladı ve sonuç olarak hala esir olan zavallı genç kızların yazgısında hiçbir şey değişmedi.  Sonrasında yeni kaçırılan çocukların sayısı Chibok dramındakini geçti. İslamcı grup Nijerya ‘nın kuzey doğusu üzerinde yine etkisini gösterdi.

Devamını oku...
 
Suriye Savaşında “ılımlı” teröristler PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 22 Ocak 2015 15:43

Manlio Dinucci

Paris’te meydana gelen terör saldırı dalgasından sonra, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve müttefik ülkeleri “dünya çapında faaliyet gösterip, şiddet içeren aşırılıklara karşı önlem almanın yollarını” arama kararının alınacağı 18 Şubat Zirvesine hazırlık yaptıkları dönemde ABD Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı Pentagon, Bakanlık sözcüsü John Kirby’nin açıkladığı gibi, “Suriyeli 5 bin kişilik “ılımlı” başka bir milis grubuna eğitim vermeye hazırlanıyor. Washington yönetimi, Suudi Arabistan ve Katar’ın da katıldığı bir program olup, “Suriye muhalefetinden ılımlı güçleri teşkil etmek ve donatmak amacıyla Ankara ile çalışmalarına devam ediyor”. Türkiye Dış İşleri Bakanlığı da  “söz konusu program üzerinde anlaşma sağlamanın çok yakın olduğunu” açıkladı.

Devamını oku...
 
1915- HRANT VE ADALET PDF Yazdır E-posta
Pazar, 18 Ocak 2015 14:15

Fikret Başkaya'nın 1915-Hrand ve Adalet Konferansı açılış konuşması*

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, tarafından düzenlenen, 1915- Hrant ve Adalet temalı konferansa hoş geldiniz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 Konferansta bildiri sunacak ve moderatörlük  yapacak değerli dostlarımıza en samimi teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 Ayrıca, tâ... Amerika kıtasından, onca yol kat ederek, sadece bu konferansta bildiri sunmak  için gelen değerli dostlarımız: Henry Terriault ve Eric Nazarian’ a ne kadar teşekkür etsek yeridir...

Hrank Dink kardeşimizin, dostumuzun katledilişinden bu yana 8 yıl geride kaldı ve bu zaman zarfında dur-durak bilmeden Hrant için adelet talebi dillendirildi. Ve bir arpa boyu yol kat edilmiş değil. Onca adalet talebine, onca mücadeleye rağmen, başlangıçtaki yerde patinaj yapmaya devam ediliyor...

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 77