Untitled Document
|
|
| |
| :: ÖZGÜR ÜNİVERSİTE FORUMU |
| |
|
|
| :: DUYURU |
| |
|
|
|
|
|
|
|
| |
:: HAFTANIN GÜNDEMİ
|
|
| |
| |
---------------------------------------------------------------
Fikret BAŞKAYA
01 Temmuz 2009
Kapitalizm, mantığının ve temel işleyiş ‘yasalarının’ bir sonucu olarak, her seferinde daha çok üretmeden varolamıyor veya her ileri aşamada daha çok üretmeye mahkûm. Lâkin, her seferinde daha çok üretebilmesi, üretilenin tüketilmesiyle mümkün. İkincisi, kapitalist üretimde asıl amaç insan ihtiyaçlarını karşılamak değil, kâr etmek üzere değişim değeri üretmektir. İnsan ihtiyaçlarının tatmin edilmesi gereğiyse, kâr etmenin bir türevidir. Oysa medenî bir insan toplumunda, insan ihtiyaçlarını tatmin etmek üzere kullanım değeri üretilmesi gerekirdi. Şimdilerde insanlığın yüzyüze geldiği sayısız kötülükler ve saçmalıklar, araçlarla amaçların yerdegiştirmesi ters-yüz olması, velhasıl öküzün arabanın arkasına koşulmasının sonucu... Bu kepazelik kendinden menkûl bir bilim ve sürekli kutsanan bir yeni, yenilik/yenilikçilik retoriğiyle tartışılır ve anlaşılır olmaktan çıkıyor. Sistem üretim ve tüketim çılgınlığı üzerine oturuyor ama bu dünyada üretimin de tüketimin de bir karşılığı var, olması gerekiyor. Zira dünyanın kaynakları sınırsız değil. Türkçenin henüz öztürkçeleştirilmediğidönemde, tüketim ve tüketici yerine, istihlâk ve müstehlik kelimeleri kullanılırdı. Bilindiği gibi, istihlâk helâk’tantüremedir. Helâk: mahvolma, ölme, harcanma... gibi anlamlara geliyor...devamı>>
-----------------------------------------------------------
Sosyalist Devrimcilik…
Gün Zileli
01 Temmuz 2009
Rusya’da “Sosyalist Devrimci” (SR) adını alan partiyle, 1960 yılında, TİP içinde “Sosyalist Devrimci” adını alan grup arasında hiçbir benzerlik yoktur.
SR’lerin Rus köylülüğünün temsilcisi olduğu söylenebilir. Eğer bir benzetme yapılacak olursa, Kaypakkaya geleneği, köylücü eğilimleri dolayısıyla SR’lere daha çok benzer. Kurucuları Catherina Breshkovsky, Grigory Gershuni ve Victor Chernov olan SR’ler, Bolşeviklerin ve Menşeviklerin, toprakların millileştirilmesi programına karşı, toprakların sosyalleştirilmesinden yanaydılar. İlk bakışta sanki bu iki program arasında önemli bir fark yokmuş gibi görünmesine rağmen aslında çok belirleyici bir fark vardı. Bolşevikler ve Menşevikler, toprakların devlet mülkiyeti haline getirilmesinden yanaydılar. SR’ler ise, geleneksel Rus köylü komünleri temelinde topraklara köylüler tarafından el konmasını savunuyorlardı. SR’ler, narodnik ve popülist geleneğin devamıydılar.
1917 Şubat Devriminden sonra SR’ler, sağ ve sol kanatlara bölündüler. Sağ SR’lerin temsilcisi Kerensky, geçici hükümetlerde yer alır ve başbakanlığa kadar yükselirken, Maria Spiridonova’nın liderliğindeki sol SR’ler, Bolşeviklerle ittifak yaptılar ve 1917 Ekim Devriminden sonra kurulan ilk hükümette yer aldılar. Bolşeviklerin, Brest-Litovsk barışını kabul etmelerinden sonra sol SR’ler muhalefete çekildi ve Çeka terörüyle ezildiler. Dora Kaplan adlı, SR üyesi genç bir Yahudi kadın, Lenin’e suikast yaptı ve Çeka tarafından idam edildi....devamı>>
---------------------------------------------------------------
Anti Emperyalizm Meselesi
Sadık Varer
01 Temmuz 2009
Ulusalcı, İslamcı ve faşist siyaset, uzunca bir süredir antiemperyalizm kavramını ‘sahiplenmiş’ bulunuyor.
Siyasal sahtekarlığın sınırı yok; anti emperyalizm bahsinde, ulusalcı ve faşist siyaset erbabı ile patırtılı bir yarış içine giren İslamcılar, yaklaşık bir asır boyunca emperyalizme karşı mücadelenin merkezinde yer almış sol güçleri de baypas ederek, Türkiye’de ve dünyada “tek anti emperyalist damar”ın kendileri olduğunu iddia ediyorlar.
Bu konuda, antiemperyalist siyaseti merkeze alarak güç biriktirmeyi kafasına koymuş sol’un bir kesimince İslamcılara ‘mütevazı bir katkı’ yapıldığı gerçeğini de görmek lazım. Yakın geçmişte, Arap coğrafyasında emperyalist işgale karşı sürdürülen direnişin içinde yer alan şeriatçı örgütler, kimi sol çevreler tarafından, “ittifak (bile) yapılabilir, antiemperyalist teşkilatlardan” sayılarak, selamlandılar!
Gerçekte, emperyalizm karşıtlığını test etmek, son derece basit, bağıntılı iki soruluk bir iştir; “emperyalizm nedir?” ve ” emperyalizmin neyine karşısınız?.”...devamı>>
---------------------------------------------------------------
SINAV(LAR) ve BİLİŞSEL ETKİSİ
Taha Ramazan Üresin
01 Temmuz 2009
Her sene değişti SINAV sistemi. Bazen küçük değişiklikler yapıldı, bazen baştan sona yenilendi. LGS, OKS, KPSS ÖSS, SBS, XYS gibi sınavların ardı arkası kesilmedi. Kesilmeyecekmiş gibi görünüyor. LYS çıktı şimdi. Üniversiteye girmek için. Bir şeyleri değiştirmiş gibi yapıyorlar. Daha çok sınav, daha çok ölçüm, ölçme bilimi açısından daha doğru olabilir fakat bunu tartışmıyorum. Özü itibarıyla hiçbir şey değişmiyor. Sorun şu; sınavın yarattığı bilişsel dönüşüm ve bu dönüşümün sınava girenlerin aleyhine olması.
Sınavla eleme yapmak başlı başına sorun yaratıyor. Yine başarısızlık duygusuyla dolu bir yığın çocuk genç yetişmiş birey ortaya çıkacak. Problem olan, eşitsizlik düzeninin, kendisine sınav gibi önemli bir dayanak bulması. Sınav, doğduğundan itibaren rekabete odaklanmış, yarışmaya alıştırılmış (bebek yarışları) bir birey için gayet normal ve olması gereken bir durum gibi görünebilir. Daha doğrusu büyük çoğunluğumuz için öyle görünür...devamı>>
---------------------------------------------------------------
Canan Ateş
01 Temmuz 2009
Honduras Devlet Başkanı Manuel Zelaya 28 Haziran günü erken saatlerde, evinden maskeli askerler tarafından zorla kaçırılarak Kosta Rıka’daki bir askeri havaalanına götürüldü.
Orta Amerika’nın darbeler ülkesi Honduras’ta geçen haftadan başlayan siyasi kriz darbeyle sonuçlandı. Özellikle bir yıldan beridir Latin Amerika`daki solcu hükümetlerle ekonomik ve siyasi işbirliğini geliştiren ve kendini de sol olarak tanımlayan Manuel Zelaya`ya yönelik, kendisinin ikinci kez seçilmesinin yolunu da açacak anayasal reform için referandumun yapılacağı gün darbe gerçekleştirildi. Geçen
hafta ordunun bugün yapılacak referandum için seçim sandıklarını hazır bulundurmayacağı ve güvenliğini almayacağını açıklaması sonrasında başlayan kriz, Manuel Zelaya`nın genelkurmay başkanını görevden alması ve milli savunma bakanının istifa etmesiyle birlikte tepe noktasına çıktı. Darbe olasılığı güçlenmişti ve buna karşı özellikle Venezuela ve diğer bazı ülkelerde bununla ilgili gösteriler başlamıştı birkaç gün öncesinden...devamı>>
---------------------------------------------------------------
Fikret BAŞKAYA
12 Haziran 2009
ÖSS, KPSS, KPDS, TUS, ALES, TCS, AÖS, SBS, STS, JANU, YÇS, DGS, PMYO, TND, ÜDS, YÖS, ALS, AOS, SBS, YÖS... merkezî olarak yapılan sınavlardan bazıları. Sadece ÖSYM’nin 2009 yılı takviminde 34 sınav var. Görünen o ki, Türkiye’de en hızlı gelişen sektörlerden biri ‘sınav sanayii’... Fakat gözden kaçan çelişik bir durum var: sınav sanayi sektörü hızla gelişirken eğitim sistemi çöküyor. Eğitimin tüm aşamaları hızla özelleştirilip bir kâr metaı haline getirilirken. eğitim hem bir ‘hak’ olmaktan çıkıyor hem de eğitim sistemi varlık nedenine ve misyonuna giderek daha çok yabancılaşıyor. Şimdilerde Türkiye’de ‘ikili sistem’ geçerli ve özel [paralı] eğitim hızla devlet eğitiminin yerini alıyor. Devlet okulları özel eğitim kurumlarına ham madde veya ara-malı sağlar duruma geliyor... Öyleyse buraya nereden ve nasıl gelindi? Bu sorunun cevabı eğitim sisteminin geçirdiği evrimde bulunabilir. Başlarda eğitim başlıca iki işlev görüyordu: devlet aygıtının ihtiyacı olan yönetici-bürokratik eliti yetiştirmek ve rejimin egemen [resmi] ideolojisini üretip, yaymak... Zamanla, kapitalist gelişmeye paralel olarak, bu iki işleve, sermayenin ihtiyacı olan ‘yetişkin’ işgücünü yetiştirmek de eklendi. Şimdilerde dördüncü bir işlev söz konusu: eğitimin bizzat bir kâr alanı, sermayenin değerlenme alanı, herhangi bir mal gibi alınır-satılır bir meta hale gelmesi... Şimdilik başta öğretmenler olmak üzere insanlar bu durumun vehâmetinin farkında değil...devamı>>
---------------------------------------------------------------
İnsan Manzaraları... |
|
| |
'Bankaya para var, yoksula yok'
Derleyen: Celal Sancar
01 Temmuz 2009
Küresel ekonomik kriz bugün New York'taki Birleşmiş Milletler genel merkezinde düzenlenecek bir toplantının gündeminde. Toplantı, yaklaşık bir yıldır dünyayı etkilemekte olan küresel resesyonun zengin ve yoksul ülkelerin katılımıyla ele alındığı ilk zirve niteliği taşıyor. Zirve öncesinde, Birleşmiş Milletler'in bin yıl kalkınma hedeflerinin yaşama geçirilmesi çalışmaları yürüten grubun yaptığı bir çalışma ise, zengin dünyanın yoksullukla mücadeleye bakışındaki çelişkileri de ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler'in bin yıl hedefleri kampanyası, dünya çapında mali kuruluşlara, sadece geçen yıl içinde hükümetler tarafından verilen yardımların, yoksul ülkelere yaklaşık elli yıldır verilen uluslararası yardımların neredeyse on misline ulaştığını açıkladı.
Kapitalizm, mutsuz etmeye devam ediyor…
BBC Dünya Servisi olarak, küresel ekonominin nabzını tuttuğumuz programlar dizisinde bu kez Amerika Birleşik Devletlerine (ABD) uzanacağız. Konumuz, kredi borcunu ödeyemedikleri için evleri ellerinden alınanlar. Güney Florida, sorunun en yoğun olduğu bölgelerden biri; çok değil, bundan sadece iki yıl önce çok canlı bir konut piyasasına sahipken, bugün evlerinden çıkarılan ailelerin sayısı binlerle ifade ediliyor. Ancak kriz, kendi çözümünü de yaratmış; …. adlı bir kuruluş, boşaltılan evleri (deyim yerindeyse) ele geçiriyor ve bunları, evlerini kaybeden ailelere veriyor. Tesadüf eseri, atıldığı kendi evine bu yolla yerleşenlere de rastlanıyor.
Lübnan Seçimlerini, Gerçekten Kazanan Var mı?
Lübnan, etnik ve dini açıdan karışık bir yapıya sahip. Ülkenin bu unsurlar arasında bölünmesine engel olmak amacıyla siyasi sistem belli bir kota düzenine oturtulmuş durumda. Örneğin, cumhurbaşkanlık makamı Hıristiyanlara, başbakanlık Sünnilere, parlamento başkanlığı ise, Şii’lere veriliyor. Parlamento sandalyeleri de benzeri kota sistemine göre bölüştürülmüş durumda.
Yine misket bombaları…
Vietnam Savaşı sırasında, Amerikan bombardımanına hedef olan tek ülke Vietnam değildi; komşu Laos üzerine de uçaklar, yüzmilyonlarca misket bombası bırakmıştı. Bu küçük bombalardan pek çoğu, hala patlamamış halde, Laos topraklarında duruyor ve her yıl yüzlerce sivilin ölümüne veya yaralanmasına yol saçıyorlar. Harekete geçen Laos hükümeti, misket bombalarının tümüyle temizlenmesini ve kurbanlarına tazminat sağlanmasını amaçlayan uluslar arası bir sözleşmeyi hayata geçirmek için bastırıyor.
KARINLARINI DOYURABİLMEK KARŞILIĞINDA
BEDENLERİNİ SATAN KÜÇÜK KIZLAR…
Zimbabve, bir zamanlar Afrika’nın en iyi eğitim sistemine sahipti. 1980’de iktidara geldiğinde Devlet Başkanı Robert Mugabe’nin ilk vaadi, ilköğretimin ücretsiz olmasıydı. Ancak aradan geçen yaklaşık otuz yıl zarfında, ülkenin eğitim sistemi çöktü. Geçen yıl çocukların sadece beşte biri okula gidebildi. Çünkü aileleri masrafları karşılayamıyor. Öğretmenlerin de durumu farklı değil; ücretleri çok düşük olduğundan, yüzde yetmişi ülkeyi terk etmiş durumda.
ILO'nun gündemi işsizlik
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) bu yılın sonuna kadar dünya genelinde işsiz kalacakların sayısını 240 milyon olarak tahmin ediyor. Örgütün Cenevre'deki yıllık çalışma konferansının parçası olan zirveye çok sayıda dünya lideri de katılıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü, dünya hükümetlerini istihdam yaratmak için özel girişimde bulunmaya ve işsizleri koruyacak düzenlemeleri geliştirmeye çağırıyor. Uzmanlara göre işsiz oranlarındaki artış, üretim ve hizmet sektörleri krizden ağır darbe gören sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha şiddetli yaşanacak....devamı>> |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|