İstanbul Özgür Üniversite dersleri video

NextPrevious
  • Videoyu Görüntüle
    Özgür Üniversite tarafından 26-27 Ekim 2013 tarihleri arasında...
    Oylandı 0
    920 Görüntüleme
    0:00:00
  • Videoyu Görüntüle
    Özgür Üniversite tarafından 26-27 Ekim 2013 tarihleri arasında...
    Oylandı 0
    808 Görüntüleme
    0:00:00
  • Videoyu Görüntüle
    2010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    1100 Görüntüleme
    03:39
  • Videoyu Görüntüle
    2010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    987 Görüntüleme
    01:12:36
  • Videoyu Görüntüle
    2010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    755 Görüntüleme
    52:06
  • Videoyu Görüntüle
    2010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    648 Görüntüleme
    01:10:20
  • Videoyu Görüntüle
    2010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    663 Görüntüleme
    57:16
  • Videoyu Görüntüle
    010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    658 Görüntüleme
    49:09
  • Videoyu Görüntüle
    2010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    717 Görüntüleme
    01:16:25
  • Videoyu Görüntüle
    2010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    677 Görüntüleme
    59:17
  • Videoyu Görüntüle
    2010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    731 Görüntüleme
    01:43:59
  • Videoyu Görüntüle
    2010 YILI GÜZ DÖNEMİNDE İSTANBUL ÖZGÜR ÜNİVERSİTE'DE...
    Oylandı 0
    922 Görüntüleme
    01:37:48
  • Videoyu Görüntüle
    www.ozguruniversite.org
    Oylandı 0
    842 Görüntüleme
    11:21
  • Videoyu Görüntüle
    Cumartesi Seminerleri... Neoliberal Çağda Direnişler ve...
    Oylandı 0
    770 Görüntüleme
    01:21:29
  • Videoyu Görüntüle
    Cumartesi Seminerleri... Neoliberal Çağda Direnişler ve...
    Oylandı 0
    813 Görüntüleme
    0:00:00
  • Videoyu Görüntüle
    Cumartesi Seminerleri... Neoliberal Çağda Direnişler...
    Oylandı 0
    782 Görüntüleme
    56:43
  • Videoyu Görüntüle
    Cumartesi Seminerleri... "Irkçılık Sonrası Güney Afrika'dan...
    Oylandı 0
    1145 Görüntüleme
    01:30:37
  • Videoyu Görüntüle
    CUMARTESİ SEMİNERLERİ Neoliberal Çağda Direnişler ve...
    Oylandı 0
    915 Görüntüleme
    01:06:28
  • Videoyu Görüntüle
    Cumartesi Seminerleri "İlim" Teknoloji Arasında Paradoksal...
    Oylandı 0
    808 Görüntüleme
    01:56:58
  • Videoyu Görüntüle
    İstanbul Özgür Üniversite 2011 Bahar Dönemi Açılış Semineri...
    Oylandı 0
    1977 Görüntüleme
    49:21
Click on the slide!

Bu katliamın faili kim? /Fikret Başkaya

Manisa’nın Soma ilçesinde, bir özel şirkete devredilen maden ocağında iki gün önce meydana gelen “kazada”, şu an itibariyle 282 kişinin öldüğü, 80 kadarının yaralandığı bildiriliyordu. Ve yeraltında kalanların sayısı bilinmiyormuş... Yerin altında kalanların sayısının bile bilinmemesi, bunun ne büyük bir kepazelik, ne büyük ayıp, ne büyük bir skandal, ne büyük aymazlık ve utanmazlık olduğunu göstermiyor mu?

Manisa’nın Soma ilçesinde, bir özel şirkete devredilen maden ocağında iki gün önce meydana gelen “kazada”, şu an itibariyle 282 kişinin…

Devamı...
Click on the slide!

Fikret Başkaya ile Korkut Boratav söyleşisi

"Gezi kalkışması, Türkiye toplumunda geçerli üretim/tüketim/yaşam tarzını reddeden; kamucu, eşitlikçi, sınırsız özgürlükçü (kısacası “komünist”) bir değer sisteminin tohum halinde var…

Devamı...
Frontpage Slideshow (version 2.0.0) - Copyright © 2006-2008 by JoomlaWorks
Davutoğlu, Uygarlık bunalımı ve Yeni Seçkinler.. PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 27 Ağustos 2014 22:32

Taner Timur 

argaiv1348

Bilmem Davutoğlu’nu okudunuz mu? Özellikle “Küresel Bunalım” başlıklı kitabını? Yıllar önce okuduğum bu kitap beni çok düşündürmüştü. Geçen gün gazetelerde “Kriz kapımızda!” diyen ürkütücü beyanatını okuyunca, aklıma bu kitap geldi; yine düşünmeye başladım. Ama artık bu kez bir şeyler de yazmalıyım, dedim. İşte düşündüklerim...

Küresel Bunalım başlıklı eser, Davutoğlu’nun söyleşilerinden oluşuyor; ilk baskısı 2002’de, AKP’nin iktidara geldiği yıl yapılmış; elimdeki nüsha da 12. baskı, 2009 tarihini taşıyor. Yayın başarısı, AKP’nin yükselişine paralel gitmiş. Anlaşılıyor, değil mi?

Kitabın ana fikri daha 1991’de, Körfez krizi sırasında Davut Bey’in kafasında mevcutmuş. O tarihte bir bilimsel Kongre için kendisinden “İslam dünyasının bunalımı” başlıklı bir tebliğ istemişler. Başlıktan hoşlanmamış. “Doğrusu bu bana dokundu!” diyor. Hemen tertipçilerle yazışmış ve “Batı medeniyetinin bunalımı” konusunda bir sunuş üzerinde anlaşmışlar. (s. 97). Doğrusu da bu; daha yüz yıl önce Oswald Spengler’in gördüğü gibi..

Devamını oku...
 
Ortadoğu’nun Ufalanma Süreci/Sosyalleşme Süreçlerinin Etkileri PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 27 Ağustos 2014 13:36

Cemil Gündoğan 

Bir devletin sınırları içindeki yerel kültürlerin daha üst ve standart ilan edilmiş bir kültür adına ve bazen de onun içinde eritilmesini öngören entegrasyon, yükselen uluslar döneminin tarihsel-sosyolojik eğilimiydi. Bu eğilim, önceki yazıda belirttiğim gibi, bir süredir yerini bir başkasına bırakıyor: Kıtasal/küresel düzeydeki entegrasyona eşlik eden ulus-altı düzeydeki çözülme eğilimi. Bu bir cemaatleşme eğilimidir.

Bu eğilim değişik açılardan ele alınarak incelenebilir. Konunun tarihsel bağlamına değinmiştim. Değinilmesi gereken en az iki boyutu daha var: sosyalleşmeyle olan ilişkisi ve global karakteri.

Sosyalleşme, bir insanın, içinde yaşadığı toplumdaki egemen toplumsal ve kültürel normları edinmesi sürecine verilen addır. Sosyalleşme mekanizmalarını inceleyen sosyologlar, bir çocuğun sosyalleşmesindeki ilk halkayı oluşturan aile, akrabalar, komşular gibi yüz-yüze ilişkilerin konusunu oluşturan topluluklara birincil grup adını verip bunları okul, meslek, cami, kilise, ulus gibi daha geniş ilişki sistemlerinden ayırmışlardır. Bu ayırımı izleyerek şunu söyleyebiliriz ki, birincil grup, bugün de genel hatlarıyla dünkü çerçeveler içinde işlemektedir. Çocuğa aktarılan şeylerin içeriği değişikliğe uğrasa da edinim mekanizmaları aşağı yukarı eskisi gibi kalmaktadır. Buna karşılık birincil grubu kuşatan sosyalleşme sistemlerinin ve mekanizmalarının çerçevesi günümüzde dikkat çekici değişikliklerden geçmektedir. Cemaat, bu noktada önemli bir çerçeve olarak belirmektedir.

Devamını oku...
 
Dış politika iç politika olurken… PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 27 Ağustos 2014 13:29

Aydın ÇUBUKÇU

Davutoğlu’nun hem başbakan hem de AKP genel başkanı olarak ilan edilmesi sırasında, R.T.Erdoğan’ın yaptığı konuşma bu tercihin temel sebeplerini yeterince açıklamış görünüyor. Her şeyden önce,  öne çıkarılan sadakat ve liyakat gibi kavramları bir yana bırakıp muhtemel hükümet yapısı üzerinden ve bugüne kadar izlenen siyasetler kapsamında bu tercihi değerlendirmek gerekiyor.

Biliniyor ki, “derin strateji” denilen uçuk proje aslında bugün gelinen “sıfır komşu” sonucunun başlıca temelini oluşturmuştur. Özellikle Ortadoğu’da belli bir Sünni siyasal oluşum temelini varsayarak bölgesel güç olabilme hesabının “Yeni Osmanlıcılık”  olarak çerçevelenmesi, egemen devletlerle (Suriye, Mısır, Suudi Arabistan) araya mesafe girmesine sebep olmuştur. İlk deneyini Suriye üzerinde yapmaya kalkışan bu strateji, “hami ve vasi ağabey” rolünün öyle kolayca herkes tarafından kabul edilemeyeceğinin ilk işaretini vermiştir. Buna rağmen, Balkanlar’dan Mezopotamya’ya, Kafkasya’dan Nil vahasına kadar uzanan bir alanda hayali geçmişin uçup gitmiş egemenlik masallarıyla siyaset yapılamayacağı duvarına toslayıncaya kadar inat edilmiştir. O aşamadan sonra da, siyaset ve diplomasi dışı araçlar kullanarak hedefe varmanın yolları aranmıştır. Savaş bu araçların en etkilisi gibi görülünce, tümüyle bu noktaya odaklanılmış, kural dışı ilişkiler, provokatif yöntemler kullanılarak mevcut çatışmalar derinleştirilmeye çalışılmıştır.

Devamını oku...
 
Özgür düşünceye düşmanlığın vardığı yer... PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 25 Ağustos 2014 19:34

AKP iktidarı son bir kaç yılda muhalif olan, aykırı düşünen herkesi katli vacip düşman ilan ediyor. Düşmanların başında da basın etiğine saygılı ve o saygının gereğini yapan az sayıdaki gazeteci geliyor. Hiç bir iktidar muhalefetten, eleştiriden ve aykırı düşünceden hoşlanmaz ama katlanmak da zorundadır. AKP iktidarı medyayı bütünüyle medya olmaktan çıkardı. Artık bir kaç sınırlı istisna dışında ne gazeteler gazeteye benziyor; ne de televizyonlar televizyona benziyor. Türkiye’de medya her zamanlı sorunluydu, performansı tartışmalıydı ama hiç bir zaman bu ölçüde rezil ve kepaze olmadı, yerlerde sürünmedi... Artık toplum tam bir yalan, tahrifat ve tezvîrât  makinasıyla karşı karşıya... Gazete ve televizyonlarda sadece iktidar şakşakçıları barına biliyor. Eğer öyleyse bunca gazeteye ve televizyona ne gerek var? Gazeteler, radyo ve televizyonlar sessiz çoğunluğun sesi ve vicdanı olmadıkları zaman, varlık nedenleri ortadan kalkar. Şu anda Türkiye’de durum öyle ve “doğru haber” alma imkânı bütünüyle ortadan kalkmış bulunuyor. Oysa, bilgilendirmek, haberdar etmek, basın için bir özgürlük değil, bir görevdir. Zira insanların doğru haber alma, doğru bilgilendirilme hakları ve ihtiyaçları vardır.  Unutmamak gerekir ki, ifade [düşünce] özgürlüğü tüm özgürlüklerin anasıdır ve düşünce özgürlüğünün, basın özgürlüğünün olmadığı yerde başka özgürlüklerden söz etmek abestir. Basın özgürlüğüne sahip çıkmak da sadece gazetecileri angaje eden bir şey değildir. Orada söz konusu olan hepimizin haysiyeti ve geleceğidir...

Devamını oku...
 
85=3.500.000.000 dünyasında “demokrasi” oyunu ! PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 20 Ağustos 2014 21:52

Fikret Başkaya

fikret

 

İyinin düşmanı kötü değil, düşünce yokluğudur
Hannah Arendt

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de hayli zamandır bir demokrasi oyunu oynanıyor (daha baştan söyleyelim ki, bizâtihi oyun, güzel, işlevsel ve gerekli bir şeydir. Burada oyun,  kelimenin pejoratif anlamında kullanılmıştır). Bir kere oyunu kuranlar, sahneye koyanlar var ki, onlara mülk sahibi egemen sınıflar denmesi gerekiyor ve her toplumda dar bir oligarşiyi oluşturuyorlar; oyunda aktif rol alan “oyuncular” var, onlara da politikacı deniyor, şu bildiğiniz kaşarlanmış profesyonel politikacılar taifesi; bir de, toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan sıradan insanlar, yoksul figüranlar kitlesi var... Onlara şimdilerde “seçmen”, “sayın seyirci” veya “tüketici” deniyor... Belirli aralıklarla [4-5 yıl] önlerine bir sandık konuyor ve figüranlar o sandığa bir zarf atarak oligarşi tarafından yazılıp-sahneye konan, politikacılar taifesi tarafından oynanan oyuna taraf oluyor. Böylece oyun “gerçekleşiyor” ve sürekli tekrarlanıyor. Bu oyunun emperyalist ülkelerdeki versiyonuna “Batı demokrasisi” veya “ileri demokrasi” deniyor ve zamanla diğerlerinin de Batı’daki gibi olacağı umudu ve beklentisi sürekli olarak canlı tutuluyor... Tabii oralarda “ileri demokrasi” oyununun oynanabilmesi, dünyanın geri kalanından oraya taşınan zenginlik sayesinde mümkün oluyor. Kaydedelim ki, Batı’da bu oyununun oynanabilir olması, sadece verilen mücadeleyle açıklanabilir değil...

Devamını oku...
 
Kurdistan’a Yeni Emperyalist Tezgâh ve Manipülasyon Mekanizması PDF Yazdır E-posta
Salı, 19 Ağustos 2014 10:59

Nazım Can

Kurdistan, Merkezi Ortadoğu’nun ortasında bulunan, Antik Mezopotamya’da, Antik Mezopotamya’nın da Orta ve Kuzeyini kapsayan kadim topraklara sahiptir. Kurdistan önce İran ve Osmanlılar arasında ikiye bölündü. Daha sonra Osmanlı Kurdistan’ı da, I. Dünya Savaşında, petrol rezervlerinden dolayı, İngiliz ve Fransızlar tarafından Türkiye, Irak ve Suriye arasında bölünüp paylaştırıldı. Kurdistan devletsiz, petrol sahibi bir ülkedir.

Günümüzde sürdürülen emperyalist Ortadoğu savaşının temel amacı, petrol savaşı merkezini Filistin’den Kurdistan’a kaydırmaktır. Bundan böyle, Filistin-İsrail savaşının, Kurdistan merkezli Kurd-Arap savaşı olarak devam edilmesine çalışılmaktadır.

Devamını oku...
 
“Arap Baharı” Orkestrası Şefi John McCain ve Halife PDF Yazdır E-posta
Salı, 19 Ağustos 2014 10:09

Thierry Meyssan

Suriye’de savaşan İslam emirliği “özgürlük savaşçılarının” son zamanlarda ortaya çıkan özelliklerini yansıtan çelişkileri herkes fark etti ve bu cihatçıların Irak’taki ihlallerinden dolayı öfke duydu. Ancak, dile getirilen öfke söylemi yapısında bazı tutarsızlıkları barındırırken, diğer yandan, ABD’nin izlediği stratejik plan mantığına çok uygun düşüyor: Bu aynı kişiler, her zaman Washington’un emrinde olsalar bile, daha dönünün müttefikleri olarak sunulmaları gerekiyordu, ama aynı zamanda bugünün düşmanları. Siyasi analist Thierry Meyssan, “Arap Baharı” orkestra şefliğini yapan ve Irak’ta ilan edilen İslam emirliği halifesi İbrahim El-Bedri’nin uzun zamandan beri muhatabı Senatör John McCain’in bu özel durumu üzerinden ABD’nin Irak’taki politikasının altında yatan saikları ifşa ediyor.

1-4770-63f93

Barack Obama ve John McCain iddai edildiği gibi siyasi rakipler mi,
yoksa ABD emperyalist stratejisinin izlenmesinde işbirliği içindeler mi?

Senatör JohnMc Cain; Cumhuriyetçi kanadın lideri, 2008’de yapılan ABD Başkanlık seçimlerinde hayal kırıklığı yaşamış bir aday. Görüldüğü kadarıyla bu özellikleri, devleti adına gizli faaliyetleri yürütebilmek üzere örtü olmaya yarayan gerçek biyografisinden bir kesiti yansıtıyor.

Devamını oku...
 
Irak’ın “kurtarıcıları” PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 18 Ağustos 2014 10:27

Manlio Dinucci

1-6-fd2d4

İtalyan Coğrafya Bilimci Manlio Dinucci Irak’ta devam etmekte olan cihatçı savaş operasyonu uzun döneme yaygın retrospektif bağlamında ele alarak, Suriye savaşının Irak’a sıçraması şeklinde değil de, ABD’nin Irak’taki üçüncü savaşı olarak, ayrıca değerlendiriyor. Bu bağlamda, Dinucci’ye göre aslında Irak savaşı, Suriye sıçramış bir savaştır.

Devamını oku...
 
Anglo-Saxon emperyalizmine karşı Rusya stratejisi PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 18 Ağustos 2014 10:17

Dünya dengesinde kayma olmanın başlangıcı

 

 

Thierry Meyssan

Rusya’ya karşı yapılan Anglo-Saxon saldırı ekonomik ve finansal bir savaş formuna dönüştü. Ancak, Moskova yönetimi, tarımsal alanındaki yeterliliğini geliştirmek ve ittifak ülkelerini artırmak suretiyle olası silahlı çatışmalara cevap vermeye hazırlanıyor. Siyasi analist Thierry Meyssan’a göre Irak-Şam İslam devleti(IŞİD) organizasyonu/örgütünün kurulması ve Ortadoğu coğrafyasında sahneye çıkartılmasından sonra, Washington yönetimi Eylül ayında Saint-Petersburg dolaylarında yeni bir iskambil kartı demetini karacak. Rusya’nın ülke içi istikrarı koruma kapasitesi olayların gelişim seyrini belirlemede önemli rol oynayacak.

Devamını oku...
 
Ukrayna, Gazze, Suriye ve Libya’daki savaşlarının ortak yanları PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 14 Ağustos 2014 19:57

Alfredo Jalife-Rahme

Meksikalı Jeopolitik Bilimci Alfredo Jalife-Rahme’ye göre meydana gelen olayların eş zamanlı olması, aslında ne anlama geldiğini açıklıyor: Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası (DB) ve aynı zamanda ABD Dolarına alternatif yaratılacağının ilan edilmesinden sonra, Rusya yönetimi, Malezya Havayollarına ait bir uçağın düşürülmesi konusunda getirilen suçlama, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere İstihbarat örgütlerinin destek verdiği İsrail’in Gazze’ye saldırısı,  Libya’da yaratılan kaos ve Irak-Şam İslam Devleti organizasyonunun Doğu Akdeniz’deki saldırılardan kaynaklı sorunlarla başa çıkması gerekiyor. Ayrıca, her bir operasyon tiyatrosu sahnesinde yürütülen mücadele özünde, şimdilere kadar pazar ödeme parası olarak yalnızca doların geçerli olduğu hidrokarbür ürünlerinin kimin kontrol edeceği etrafından dönüyor.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 70