Perşembe , 22 Ekim 2020

ORGANİK VİRUS – HAKAN YURDANUR

 

* Denizlide sulama parasını peşin ödeyen çiftçilerin aylardır ürünleri sulanmıyor.

* Bursada atık ve flatasyon tesisi yapan maden şirketi , kamışlı göletini kuruttu.

* İstanbul Aydos ormanlık alanında 2 hektarlık alan yangında yok oldu.

* Dersimde Munzur gözeleri ihalesi yapıldı.

* Korona virüs salgınında el ayak çekilen yerlerde , kuşlar ve balıklar çoğalmaya , yuva yapmaya başladı.

Kısa bir süre öncesinin haberleri bunlar. Son haberde kuş ve balık türlerinin artışından söz edilmiş. Suçlu olarakta korona virüs gösterilmiş , insana ve doğaya verdiği zarardan üstü örtülü biçimde söz edilmiş. Peki gerçek durum bumu ? Suçlu sadece korona virüs mü ? gelin birlikte tartışalım.

Virüsler kendi başına yaşayamayan organizmalar , yaşamak için başka hücrelere ( insan – hayvan – bitki ) gereksinimleri var. Yani kendi yaşam döngülerine rahatsız edilmezlerse – saldıdıya uğramazlarsa devam ediyorlar. Diğer türlü söylersek , kendi doğal ortamlarında yaşayan virüsler organiktir. Ama bu rahatsız edilme – saldırıya uğrama gerçekleşirse , bu mikro organizmalarda tepki olarak karşı saldırıya geçiyor , bir nevi işgal ediyor , mutasyona uğruyor , yok ediyor.

Kapitalizmin , sınırsız büyüme ve saldırma isteği tüm canlıların yaşamını ve geleceğini tehdit altına almış durumda. Bozulan ekosistem sonunda insanın sağlığınıda bozuyor. Aynı zamanda düşünsel yapıyıda inorganik hale büründürüyor. Böyle oluncada , sistemin doğaya kötü davrandığından dolayı üzülmek ata sporumuz haline geliyor. Kapitalist sistem çürüyünce , çürüyen ne varsa ortaya çıkıyor. İşte korona virüste bu saldırı sonucu yeni yaşam alanı bulmak adına çare aradı ve bu günlere gelindi. Unutmamak gerekir ki, korona virüs bir neden değil sonuçtur ! Vaka sayısının artması , hastanelerde yer kalmaması sonuçların bazıları.

Korona virüs bizlere iki şeyi net olarak öğretti.

1- Kapitalizm coğrafi olarak tüm dünyayı ( yer altı – yer üstü ) istila etmeden yapamaz.

2- Kapitalizm yönetmez.

Yönetemeyen bu sistem kendi çürütücüsü olarak ; borsayı , mafyayı , döviz kurunu , ilaç tekellerini , silah sanayini yarattı. İşte bunlar kapitalizmin organik olmayan virüsleridir. Çevreye , bitkiye , hayvana , insana saldıran bu inorganik virüsler, doğayı sınırsız kaynak havuzu ve çöp tenekesi olarak görmektedirler. Hesaplamalara göre böyle giderse 2050 yılında denizlerde balıklardan çok plastik atıklar bulunacak. Günümüz dünyası organik olmayan virüslerin , organik virüslere saldırısı ve bunun cevaplarıyla karşı karşıya.

Dersim ‘in Munzur Gözelerinde yapılmak istenende bu duruma bir örnektir. O yöreye ait ; ekosistemin , biyo çeşitliliğin , kültürel dokunun yok edilmesiyle karşı karşıyayız. Sadece o bölgede yaşayan alabalık türü ‘ salmo munzuricus ” yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Fikret Başkaya hocamız ” İKLİM KRİZİ  VE EKOLOJİK YIKIM ” adlı eserinde bu konu hakkında bakın neler söylüyor ” … her canlı türünün yaşadığı , var olduğu bölgeyle ilişkisi hem o bölgenin biyolojik zenginliğini belirler ama aynı zamanda oradaki zenginlik o türün yaşamını etkiler… Tabi bu bir yörenin , bir bölgenin veya bir ülkenin biyolojik zenginliği olarakta ifade edilebilir…Kapitalizmin dayattığı saçma üretim ve tüketim , gezegendeki tüm canlı türlerinin varlığını tehdit ediyor… Canlı türlerinin azalması , tüketilmesi insan toplumlarının üretim, tüketim ve yaşam etkinliğinin bir sonucu… Biyolojik çeşitlilik her yerde mevcut; toprağın üstünde yada suda : bakterilerden hayvanlara en gelişmiş bitkilere kadar tüm canlıları kapsıyor…”

İşte bu kapsam içinde yaşayan canlılar organik ekosistemi yaratırken , buna saldıran vahşi kapitalizm inorganik ekonomisini yaratmakta. Sadece doğanın değil , toplumunda organik olanına ihtiyacımız var : organik aydın , organik düşünce , organik mücadele gibi. Doğa ve toplumun organik örgütlenmesini hayata geçirme zamanı.