Cumartesi , 23 Ekim 2021

SUÇ VE KAPİTALİZM – HAKAN YURDANUR

 

 

 

Dostoyevski ‘ nin Dünyaca ünlü baş yapıtı “Suç ve Ceza “ ya gönderme yapan bir başlık kullanmak istedim. Ciddi değişimi fark etmişsinizdir. Ceza kavramının yerini kapitalizm aldı. Cezalandırıcının neo liberalizm olması tabiki tesadüf değil.

Suçun varlığı kapitalizme içkindir. İlginç şekilde suçun hem yaratıcısı hemde cezayı kesendir.

Partinin hükümete , hükümetin de şirkete evrilişi birtakım dönüşümleri de gün ışığına çıkarmakta , gri alanlar netleşmekte. Yer altı yer üstüne çıkarken kirli para aklanmakta , yaşam hisse senetleri üzerinden tahvil edilmekte. Böyle olunca da şirket mafyöz bir yapıya bürünmekte.

Bugün ABD için nasıl Dünyanın geri kalan halkları “Kızılderili “ ise mafyatik şirket içinde toplum ve doğanın tamamı suçludur ve cezası kesilmelidir !

Kapitalizmde ekonominin siyaseti belirliyor olması , ekonomik güç ilişkilerinin hakim yöneten olmasını beraberinde getiriyor. Parti —> hükümet —> şirket siyasi döngüyü ifade ederken , şirket —> hükümet —> parti ekonomik döngüyü tanımlamakta. Bu aynı zamanda sosyal yaşamın ekonominin ilke ve işleyişlerine indirgenmesi demektir. Bu işleyiş sonucu sermaye için serbest olan suçlu içinde serbest olmakta. Bunlar için cezayı gerektiren tüm engeller kaldırılmakta , yetmezmiş gibi karşı tarafa ( toplum ve doğaya ) ihale edilmektedir.

Günümüz koşullarında “birleştirilmiş suç “ anlayışı ile karşı karşıyayız. Emeğin hakkını araması , ağacın kesilmesine karşı durulması her ne olursa olsun birleştirilmiş suç kapsamına girmektedir.

Mafyalaşan şirketin işleyiş mekanizmasını kapitalizmin işleyiş yapısından bağımsız düşünemeyiz. Finansallaşma ile bir yandan hayali sermaye yaratılırken diğer yandan mafyatik suç örgütleri gerçeği su yüzüne çıkarılıyor. Böylece finansallaşmanın gerçek yüzü mafya olarak kendisini gösteriyor.

Finansallaşma ile birlikte yeniden değer yaratamayan ekonomi , paranın üretim sürecindeki etkinliğinden değil sosyal gücünden yararlanıp toplum ve doğa üzerinde tahakküm kuruyor. Kapitalizmin sınırlarına dayanması sermaye içindeki finans kapitalin miktarını ve değerini arttırırken mafyatik yapılanmanın gücü ve öneminide fazlalaştırıyor.

Ekonomik alanın ele geçirip içini boşalttığı siyasi yapılar suç örgütlerinin yuvası haline geliyor. Kuralsız işleyen ve kendi çıkarlarına kural diyen hakim piyasa güçleri arasındaki sürtüşmeler kriz döneminin basıncı ile yerini kanlı hesaplaşmalara bırakıyor.

Azalan kâr oranlarının küçülttüğü pastadan pay kapma savaşı şiddetlendikçe kirli çamaşırların herkesin gözü önünde yıkanmaya başladığını görüyoruz. En tehlikeliside bu sürecin sıradanlaştırılması , bir magazin biçimine büründürülmesi , pasif tepkilerle üstünün örtülmesi olacaktır.

Oligarşik yapıda işlemesi zaten imkansız olan demokratik yapı ve kurumlar yerini plütokrasiye bırakmış durumda. Finans kapitalin hakim olduğu siyaset düzlemi oy sandığına indirgemiş yapıda. Yakında merkez kapitalist ülkeler başta olmak üzere Dünyanın neredeyse tamamına yakın nüfusunda mafyadan memnunmusunuz diye soran bir referandum yapılırsa şaşırmayın.

Suçun örgütlü yapısı toplum ve doğayı bir salya gibi sarmış durumda. Hareket alanlarının daraltıldığı günlerden geçiyoruz. Marmara denizini yok etmeye çalışan müsilaj ile toplumsal çürümeyi yaratmaya çalışan mafyatik yapılanma birbirinden bağımsız değildir.

Dostoyevski ‘nin ölümsüz eseri ile başlamıştk onunla bitirelim. “ Herşeye rağmen Raskolnikov insan olarak kalmayı başardı. “