Pazartesi , 5 Aralık 2022

Yemen’de İhvan’ın alevlendirdiği örtülü çatışmalar*

 

 

Faik Bulut

 

Yemen’de İhvan’ın alevlendirdiği örtülü çatışmalarFotoğraf: AA

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2 Nisan 2022’de ilan edilen ateşkes antlaşması şartlarını uygulamak üzere Yemen’de çatışan tarafları ikna etme çabası neredeyse altı ayı buldu. Buna rağmen ihtilaflı taraflar, anlaşmanın maddelerini tatbik etme konusunda yan çizebiliyorlar. Yine de ateşkes bir şekilde devam ediyor. BM Özel Temsilcisi Hans Grunderberg’e göre, uzun vadeli kalıcı ve kapsamlı ateşkes için anlaşmanın iki ay daha sürmesi ve ülkedeki tüm siyasi ve askeri güçlerin diyalog (müzakere) masasına oturmaları gerekiyor.

Nisanda ilan edilen ateşkesten sonra Yemen’de uluslararası düzlemde resmen tanınmış olan hükümet ile İran yanlısı Husi (Ensarallah) yönetimi arasında bazı bölgelerde üstü örtülmeye çalışılan çatışmalar tekrar başladı. Yemenliler arasındaki bu muhtelif silahlı çatışmaların aslında Husi hareketinin farklı kanatlarına hükmeden kimi komutan ve önderleri arasında giderek su yüzüne çıktığı dillendiriliyor. Çıkar ve nüfuz kavgaları, Husilerin (Ensarallah) denetimindeki başkent Sanaa’da yoğunlaşmış vaziyette. Öyle ki, her biri, diğerine omuz atarak karşısındakini dışarıda tutma gayreti içinde.

HUSİLER ARASINDA KAVGA

Husi hareketinin denetimindeki başkent Sanaa’da Husiler diğer güçleri tamamen etkisiz hale getirip bölgeden uzaklaştırmak için seferberlik ilan ettiler. Askeri ve strateji uzmanı Dr. Ali el- Zeheb, bu durumu şöyle yorumluyor: “Hizip önderleri, hâlâ en güçlü olduğuna ve icabında diyalog/müzakere masasını devirmeye gücü yettiğine dair mesajını öteki rakiplerine çatışma yoluyla iletmek çabasında. Örneğin, ateşkesin varlığına rağmen Husi milislerinin lideri Muhammed Ali’yi, aşiretleri kendi kontrol alanlarında savaşmaları için seferber etmeye yönelten sebep, onun Sanaa’da hâlâ en güçlü grup olduğunu kanıtlama uğraşıdır. Kendisi ön plana çıkma arzusundadır.”

Yemenli gazeteci Salah bin Lağbar ise şu görüşte: “Deniliyor ki, Husi hareketinin lideri Abdülmelik el-Husi’nin amcası Abdülkerim el-Husi, neredeyse her şeyi kontrol ediyor. Aynı zamanda hem hareketin liderlerinden Mehdi el-Maşat, hem de halk komitelerinin ve siyasi büronun lideri Muhammed Ali el-Husi ile sürekli bir çatışma halinde bulunuyor.”

İSLAMCILAR KAPIŞIYOR

Öte yandan Yemen’in uluslararası toplum tarafından kabul gören Başkanlık Konseyi ile Konsey üyelerinden olan bazı İslamcı kesimler arasında da şiddetli bir mücadele başladı. Bilhassa Islah Partisi (İhvancı hareketin Yemen’deki siyasi kanadı) arasındaki bu çekişme ve ihtilaf, partinin denetimindeki yayın organlarında “söz düellosu” şeklinde devam etmektedir.

İhvan hareketi, “Başkanlık Konseyi üye ve ortaklarının komşu Suudi Arabistan tarafından dayatıldığını ve esas amacın yaklaşık 10 yıldır iktidarı elinde bulunduran İslamcı partiyi (yani Islah Partisi’ni) dışlamak olduğunu” ileri sürüyor.

Resmi olarak Konsey ortağı/katılımcısı görünen İhvan üyesi bazı askeri liderler, geçtiğimiz ağustos ayında Başkanlık Konseyi’ne karşı isyan bayrağını açtılar. Gerekçeleri şuydu:

“Başkanlık Konseyi, Islah Partisi mensubu bazı komutanları görevden azletme kararı almıştı. Bu kararı reddedip kınayan Islah Partisi, gerçek maksadın özellikle kendilerine yönelik olduğunu belirtti. Bu münasebetle Suudi Arabistan ile Koalisyon ortaklarını, bu kararı gözden geçirme ve vazgeçme çağrısında bulundu. Aksi takdirde bunun istenmeyen sonuçlar doğurabileceği konusunda uyardı.”

İHVAN’DAN GÖZDAĞI

Bu açıklama içsel olarak Suudi Arabistan ve müttefiklerine yönelik üstü örtülü bir gözdağı niteliğindeydi. Sonuç olarak Islah Partisi milisleri, bilhassa petrol zengini Şebwa vilayetinde Suudi destekli hükümet askerleri ile çatışmaya girdiler. Islah Partisi, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini, “Yemen’i bölmeye çalışmakla” suçluyor. Bu suçlamalar, aslında bahsedilen devletler ile İhvancı Islah Partisi arasında geçmişte oluşturulan uzlaşmanın bitip, çatışmaya dönüşmesinin işareti sayılıyor.

Islah Partisi’nin elindeki dört televizyon kanalı hayli etkili durumda. İlaveten internet siteleri ve aktivistlerin sosyal medya hesapları da mevcut. Koalisyon Hükümeti’ne yönelik birkaç aydan beri sürmekte olan itham ve eleştiriler (söz düellosu) İhvan medyası aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Aslında İhvan hareketi ile Suudi Arabistan ve Yemenli müttefikleri olan mevcut Koalisyon Hükümeti arasındaki çekişme ve düşmanlığın her iki taraf açısından da tarihsel bir derinliği var.

Yemen’deki İslami gruplar kendilerini, Körfez’in öncü ülkesi Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkeleri yönetimlerine karşı İslam Halifeliği motivasyonu ile güçlendirmeye çalışıyorlardı.

2015’ten itibaren özellikle Yemen’de Husilerin ülkeyi ele geçirmeye çalışmasının ardından bu tarihsel rekabet/husumet bir kenara bırakılmıştı. Zira her iki kesimin de ortak düşmanı Husi hareketi ile destekçisi İran idi.

Gerçek şu ki; İhvan hareketi dâhil olmak üzere İslamcı hareketler, başta S. Arabistan olmak üzere Körfez Arap ülkelerine yönelik husumetleriyle bilinmektedirler. Muhtemel çatışmadan kaçınılmasının yegâne nedeni maslahat ve geçici uzlaşmadır.

Aslında bu tür İslamcı hareketlerin Arap ve İslam devletlerine yönelik düşmanlığına dair edebiyat ve söylemleri, bir yanıyla varlık (hikmet-i vücut, raison d’etat) sebebidir; diğer yanıyla İslami hilafet kurmak istemeleridir.

Buna karşılık olmak üzere iki yıl önce, Suudi Arabistan’daki Büyük Âlimler Heyeti, İhvan’ı “terör örgütü” olarak sınıflandırdı. 2021’den bu yana Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de İhvan hareketini “terör örgütleri” listesine aldı. İhvan hareketinin bir kolu olan Islah Partisi’nin Körfez ülkelerine karşı beslediği düşmanlığın en önemli nedenlerinden birisi de bu tutum olarak görülüyor. Son zamanlarda Körfez ülkeleri ve Yemen’deki Islah Partisi arasında Yemen’de başlayan anlaşmazlıklar ve çatışmalarda bu kararların etkisi olduğu muhakkaktır.

TÜRKİYE’DE BARINIYORLAR

Öte yandan (İhvancı) Islah Partisi, Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri’ni “kendilerine karşı politik ve askeri zayıflatma taktiği uygulayıp Siyasal İslam’a karşı savaş açmakla” suçlarken, Riyad yönetimi ise “Yemen’de meşru iktidar ortakları arasında yaşananların ülkenin iç işleri olduğunu” söylüyor.

Şu anda Islah Partisi’nin birçok lideri Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da ikamet ediyor. Üç yıl öncesinde hepsi Suudi başkenti Riyad’da yaşıyordu.

Geçen nisan ayında Yemen’de Başkanlık Konseyi’nin kurulmasından bu yana iki taraf arasında başlayan kriz, anlaşmazlık ve çatışmaların ortaya çıkmasından hemen önce Islah Partisi liderleri Riyad’ı terk etmişlerdi. Aslında bu ülkeyi terk ederken henüz ihtilaf belirtisi de yoktu.

Yemen veya diğer ülkelerdeki Müslüman Kardeşler (İhvancılar) örgütü, “İslami bir partinin yönettiği” Türkiye’ye eğilim gösteriyorlar. Hatta bu “İslami Parti”yi, İhvan hareketinin “bir kolu” sayabiliyorlar.

Kendilerine ne kadar yakın olarak hissetseler de Ankara, Yemen meselesinde dengeli bir politika izliyor. Yemen krizine müdahil olma hususunda hevesli görünmüyor. Özellikle de Körfez Ülkeleri ile ilişkilerin yeniden düzelmeye başlamasının ardından.

Yine de akılda şöyle bir soru kalıyor: “Ankara, Yemen’deki ‘meşru’ hükümet ile onunla ihtilaflı olan tarafların anlaşmazlıklarını giderip görüş ayrılıklarını yakınlaştırarak bir mutabakat sağlama yoluna gidebilir mi?” Bizce, Yemen ile tarihi bağları güçlü olan ve Yemen İhvan hareketine ilaveten politik İslami çevrelerle de irtibatı bulunan Türkiye (AKP iktidarı), Müslüman Kardeşler ve diğer gruplar üzerinden yapacağı girişimlerle ülkede barışın sağlanması yolunda daha etkili bir rol oynayabilir. Böylece, onların bilhassa hedef haline getirdikleri S. Arabistan ile aktif sürtüşme macerasının önüne geçebilir. Zira sürekli olarak Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini hedef alan İhvan bağlantılı televizyon yayınları, bu ilişkilerin onarılıp düzeltilmesinde en büyük engellerden birisi olarak durmaktadır.

*Birgün