Cuma , 24 Kasım 2017

Dolgun ücret soytarıyı kanatlandırır – Babür Pınar

Bireylerin özgür olmadığı toplumda, bağımsızlığını yitirmiş ve  haliyle barışık her birey, öteki tarafından pohpohlanmaya ihtiyaç duyar. Soytarı bu ihtiyacı giderdiği için halkın büyük çoğunluğu tarafından olumlanır.

Soytarının aşağılanmayı olanaklı kılan hali; kendine yabancılaşmış insanın aşağılanma haline ilişkin teselli olanağıdır.

Güç karşısında diğer insanların ne hale/kılığa girebileceğini somut olarak gösterdiği için, soytarı; ciddi, güler yüzlü, sert, yumuşak, sol, sağ, liberal, muhafazakar; istisnasız her efendiye eylemiyle haz verir. Soytarı; küçük ya da büyük ayırt etmeksizin, her efendiye hizmette kusur etmediği için, halkın az da olsa ücretini ödeyebilen her kesimi tarafından benimsenir.

Soytarı, soytarılık eylemini  tam gerçekleştirebildiği ölçüde itibarını artırır .(!) Soytarılık bir meslek değildir, ama cins ayırdetmeksizin her meslekten insan soytarı olabilir.

Çağımızda soytarının hizmeti; burjuvaziye para kazandırdığı oranda, kitlelerin hizmetine sunuldu televizyon ekranlarından. Ekranlarda boy veren, erkek kadın ayırmaksızın, şov ve tartışma programlarının müdavimi artist, şovmen, politikacı, öğretim görevlisi, reklamcı, anketçi, doktor, sendikacı, şarkıcı, türkücü zat-ı muhteremlerin hemen hepsi, mesleğini icra ederken, soytarılığı da zorunlu gerçekleştiriyor.

Para her şeye kadir olduğunu, kapitalist sistemin kurallarına rıza gösteren herkesi istisnasız yönlendirerek kanıtlıyor.

Soytarı, ücretini verme gücü olan herkese yalakalık yapar. Ancak soytarı, ücretini ödeyecek denli gücü olmayan yoksullardan tiksinir. Parasını ödeyenlere karşı sürüngen olan soytarı;  yoksullara tepeden bakacak kadar küstahtır. Zengin şölenlerde keyfi göklere çıkan, kanatlanan soytarının, çorbaya kaşık sallanan yoksullar sofrasına uğradığı görülmemiştir, tesadüfen yolu düşse de, yoksul şenliğinde soytarının suratı yerlerde sürünür.

Varsıllar oldukça; toplumsal geleceğe ilişkin kaygıları olmadan ve geleceği için hiçbir çaba içerisine girmeksizin işine bakar soytarılar. Soytarı için, efendinin ona ihtiyaç duyması aslolandır. Erk sahibinin kim olduğu, vasfı, kaderi değil; efendinin varlığıdır, soytarının  ihtiyacına karşılık gelen. Gelecekte de iktidar sahipleri var olacaksa; soytarının gelecek için kaygı duymasına gerek yoktur.

Efendiler saltanatının yazgısını anlamak istiyorsanız; soytarılara bakın; Bir toplumda soytarıların yüzünün düşmesi; efendiler iktidarının yıkılacağının işaret fişeğidir. Toplumsal yazgınız hakkında size en açık ve anlamlı alameti soytarılar sunar. Bir toplumda soytarılar fink atıyorsa ve siyasi eğilimi ne olursa olsun her çevrede soytarılar `işini` yaparak ekmek yiyorsa; Muktedirin iktidar koşulları henüz tahrip olmamış demektir. Soytarıların, her çevrede ilgi görmesi ve takdir edilmesi; zorbalık saltanatının maddi/ ideolojik zemininin hala mevcut olduğunun alamet-i farikasıdır.

Toplumsal gidişin seyrinin değişme olasılığının mevcut olduğu noktada; Soytarıların, bir bardak şarap ve bir tabak yemek karşılığında, küçük efendiler sofrasında dahi yükümlülüğünü icra etmesi, zorbalık iktidarının süreceğine ilişkin kanıttır.

Küçük efendiler sofrasında bir kadeh şarap ve bir ekmek uğruna soytarılığın yaygın icra edildiği bir toplumda; insanlığın kurtuluş umudunun söndürücüsüdür soytarılar.

Ancak, bu durumu; “arzuları hilafında” olduğu için” görmek istemeyenler, işareti yadsımayı yeğlerler.

Oysa Hayat, istencimize inat; koşulları mevcut olana yol verir acımasızca. Soytarıların etekleri zil çalan ruh halinin, önceden afişe ettiği olgu gerçekleşir. Zorbalık saltanatı, `zor bela` olsa da sürer.

Bakın, çevrenizdeki  kötücül kimlikli yüzlere. Soytarıların bedbin suratlarında “küçük efendilere hizmet veriyor olmanın” çizdiği ağrılı hazzı duyumsatan resmi ve onları alkışlayanların suratlarındaki  umutsuzluğu örten, yarım ağız gülümsemeyi göreceksiniz.

Şaşırmayın.

Halkın, zorbalık sistemine rıza gösterirken; “pembe dünyada” fink atan soytarıların eyleminden haz alması; “ezilmemiz mukadderat bari zevk alalım” demenin tercümesidir.