Pazartesi , 25 Mart 2019

HOCALARIN HOCASI FİKRET BAŞKAYA YENİDEN YARGILANIYOR – ADİL OKAY

Fikret Başkaya 2016’da yazdığı Asıl terör devlet terörüdür yazısından dolayı [i] yeniden yargılanıyor. İlk duruşması 21 Mart 2019’da. Yeniden dedim zira hocam, arkadaşım Fikret Başkaya’nın hayatı yargılanmalarla, soruşturmalarla geçmiştir. Ama o “aydın” duruşundan- mücadelesinden taviz vermemiştir. O ceberut / kapitalist devlet kurmaylarını olduğu gibi kendini “aydın – entelektüel” sayan, isimlerinin başlarında Prof. gibi çeşitli ünvanlar olan iktidar uşaklarını da rahatsız etmiştir. Fikret hocayı ben Çağdaş Jean Paul Sartre’a benzetirim. Birçoğunuz bilir ama ben yine anlatayım: Sartre, Cezayir’in bağımsızlık savaşı sürecinde, Fransız askerlerinin tecavüz ve işkencelerine karşı Cezayir halkının yanında yer almıştı. Cezayir’in bağımsızlığını desteklemişti. Bunun üzerine dönemin polis şefi Sartre’ın hapse atılması gerektiğini söylemiş ama devlet başkanı De Geaule, “Sartre Fransa’dır Fransa’yı hapsedemeyiz” diyerek bu öneriyi geri çevirmişti. Elbette De Geaulle’un günahlarını affettirmez bu yanıt. Ama insan düşmanından bile bir düzey bekliyor. AKP kurmaylarında ve mahkemelerinde bu düzeyi de göremiyoruz.

Yeri gelmişken “Aydın- Entelektüel” kimdir sorusuna yanıt vereyim.

Entelektüel kavramının yerini bulduğu 1889 Dreyfus davasından sonra Türkiye’de “aydın-münevver-mütefekkir” tanımları yaygınlaşmıştı. Süreç içinde, özellikle 1980’den sonra, Fransa’da da (dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi) entelektüellerin ışıkları sönmüş, lambaları patlamış, Emile Zola’nın ve yüzyıl sonra onun izinden giden Sartre’ın çizgisinden sapmışlardır. Önceleri “entelektüel”, aydınlar grubuna verilen ad iken (Emile Zola Dreyfus’u savunurken yalnız değildi, 1500 kişilik bir entelektüel grubuydu), giderek tek tek kişilere “entelektüel” denilmeye başlanmıştır. Günümüz Fransa’sında neredeyse üniversite diploması olan herkese “entelektüel” denilerek, (kimi zaman da “entello” diye alay edilerek) bu kavramın içi boşaltılmıştır.

J. Benda ise daha acımasız davranmış ve aydın ihanetinden söz etmiştir: “işlevleri adalet ve akıl gibi ebedi olan ve çıkarlar üstü değerleri savunmak olan aydın kişiler bu işlevlerine pratik çıkarları uğruna ihanet etmişlerdir. O gün bugündür entelektüellere karşı duyulan hayranlık yanı sıra onlara temkinli ve kuşkulu yaklaşmak adet olmuştur.” 1. Dünya savaşının bitiminde yaptığı araştırmada Benda, entelektüelleri zengin sofralarından yemlenmek için şaklabanlık yaparak kralın soytarısı rolüne soyunmaları üzerine ihanetle suçlamıştır. Bu değerlendirmeleri son zamanlarda bizi hayal kırıklığına uğratan bazı sanatçılar için de yapabiliriz.

İşte bu coğrafyada “gerçek” aydın tanımına uyan az sayıda insandan biri Fikret Başkaya’dır. Zira o vicdandır. Gerçeğin aynasıdır. Dünyanın tanıdığı, tekellerden ve devletten bağımsız saygın aydınlarımızdandır.

Fikret hoca hakkında hazırlanan iddianameden bir bölüm paylaşayım:

“Şüpheli Fikret Başkaya’nın sol terör örgütleri içerisindeki şahıslarla irtibatlı olduğu şeklinde teyite muhtaç istihbari bilgi edildiği (09/06/2017 tarih ve 09:57 zamanlı tutanak),

Şüphelinin ikametinde icra edilen arama neticesinde digital materyallere el konulduğu,

Şüphelinin;

“ozguruniversite. org/2016/11/07/asil-teror-devlet-terorudur-fıkret-baskayol” uzantılı internet sitesindeki “Asıl terör devlet terörüdür-Fikret Başkaya” başlıklı yazısının;

“Devlet aslında bir suç örgütüdür. Düşmansız yapamaz, varlığını “düşmanın” varlığına borçludur. Bu yüzdende düşman üretmek, yeniden üretmek zorundadır. Bu amaçla da sürekli olarak teröre başvurulur. Kelimelerin, kavramların ne anlama gelmesi “gerektiğine” devletin adamları karar verir ama bu dünyada, bu sınıflı toplumlarda herkes için aynı anlama gelen bir kelime, bir kavram mümkün değildir. Devlet neyin terör, kimin terörist olduğuna karar verir ve gereğini yapar… Sözde suçla, suç örgütleriyle mücadele ettiği söylenir ama asıl suçu ve suçluyu üreten-yaratan devletin kendisidir… Toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırarak, mülküzleştirerek yol alır. Mülk sahibi sınıfların bir iktidar aracıdır ve onların hizmetindedir. Büyük hırsızlar (mülk sahibi sınıflar) daha çok çalsınlar diye, küçük hırsızları etkisizleştirmek esastır. Hapishanelerde yatanlar bilir: orada büyük büyük hırsızlara rastlanmaz…Saint Augustine’nin naklettiği bir anektot durumu netleştirmeyi kolaylaştırabilir: Bir korsanı yakalayıp Büyük İskender’in huzuruna çıkarıyorlar. İskender, korsana “sen nasıl denizlerin huzurunu bozarsın, dünyayı rahatsız edersin” dediğinde, korsan kendinden emin şöyle diyor: “Aslında ikimiz de aynı şeyi yapıyoruz ama bir farkla, ben bu işi küçük gemiyle yapıyorum, sen koskoca bir donanmayla yapıyorsun ve bana haydut, sana da imparator diyorlar”. (1)

Son olarak Fikret hoca’nın “suç” sayılan yazısının altına imzamı atacağımı ilan ediyorum. Kurucusu olduğu Özgür Üniversite’nin konuyla ilgili Dayanışma Çağrısı’nı paylaşarak bitiriyorum diyeceklerimi:.

Fikret Başkaya yalnız değildir.

10.03.2019

Basına ve Kamuoyuna…

25 Şubat 2019

DÜŞÜNCE VE  İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK BASKILARA SON

HİÇ KİMSE  DÜŞÜNCELERİNDEN DOLAYI YARGILANAMAZ

Türkiye ve Ortadoğu Forumu Vakfı ( ÖZGÜR ÜNİVERSİTE)   başkanı, değerli hocamız, yazar Fikret Başkaya hakkında, 7 Kasım 2016 tarihinde ozguruniversite.org  sayfasında yayınlanan “Asıl Terör Devlet Terörüdür” başlığını taşıyan yazısında, terör örgütü propagandası yaptığı gerekçesiyle Ankara 21’inci Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. 

Fikret Başkaya, hayatı boyunca ifade özgürlüğünün ve özgür düşüncenin yorulmaz bir savunucusu olmuştur.

Fikret Başkaya hocanın yazısında, terör örgütü propagandası “keşfetmek”, mesnetsiz olduğu gibi, söz konusu yazının dava konusu yapılması da kabul edilebilir değildir.

Bu tutum  özgür düşüncenin ve ifade özgürlüğünün inkârıdır. Ve  ifade özgürlüğünü, özgür düşünceyi, özgür tartışmayı yasaklayan bir rejim, bir sosyal sistem önünü göremez, yolunu bulamaz, çürür ve çöker…

Açılan davanın ilk duruşması 21 Mart 2019 Perşembe günü saat 09.30’da  Ankara 21’inci Ağır Ceza Mahkemesindeyapılacaktır. Özgür Üniversite olarak, ifade (düşünce) özgürlüğünü önemseyen herkesi, hocamızla dayanışmaya çağırıyoruz.

 Unutmamak gerekir ki, “özgürlük farklı düşünenin, başkasının özgürlüğüdür”

Saygılarımızla…

Özgür Üniversite

Fikret Başkaya: 1940’da doğdu. Ankara Üniversitesini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde iktisat alanında doktora öğrenimini tamamladı. Abant İzzet Baysal Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapmanın yanı sıra, çeşitli kuruluşlarda ve Sosyal Hizmetler Akademisinde araştırmacı ve eğitmen olarak çalıştı. Birçok araştırma makalesinin ve kitabın (en ünlüsü, kapitalizmin mevcut formlarındaki ideolojisinin  mantığını ve ana temalarını açığa çıkaran Paradigmanın İflası isimli kitabı ) yazarıdır. İlki 20 ay Haymana Kapalı Cezaevi, ikincisi 2004 yılında üç yıllık mahkumiyet olmak üzere iki kez siyasi tutsak olarak cezaevinde kaldı. 2007’den beri ders verdiği Özgür Üniversite’nin kurucusudur[i].


[i] Fikret Başkaya, Asıl terör devlet terörüdür, 7 Kasım2016 , http://ozguruniversite.org/2016/11/07/asil-teror-devlet-terorudur-fikret-baskaya/; tükçede yeniden yayımlandı – on 26 Şubat. 2019, http://avrupaforum.org/asil-teror-devlet-terorudur-fikret-baskaya-2/ – and in its German translation, http://avrupaforum.org/der-wahre-terror-ist-der-staatsterror-fikret-baskaya/.