Pazartesi , 25 Mart 2019

Sizin kaç koçunuz var?* Fikret Başkaya

Koç, Koyunun erkeği, kurban bayramlarının en çok kaybedeni… Övgü içeren bir niteleme sıfatı… “Güçlü kuvvetli  insanlara yakıştırılan bir sıfat aynı zamanda… Mesela ‘Koç gibi oğlun var… denir.. Bir de hitap tarzı, ‘dinle koçum’ gibi… Koç burcu, Koç Holding, Kamil Koç otobüs firmasının adı… Bir de ‘koç başı’ denilen var… Bu yazının konusu olan bir koç daha var ki, Amerikancadan geliyor: coach‘un Türkçeleşmiş versiyonu… Yazılışının değil, okunuşunun çevirisi…  

Amerikanca coach, başlarda bir sporcuyu ve spor kulübünü çalıştırana deniyordu. İste, antrenör, çalıştırıcı anlamında, futbol, koçu, basketbol koçu, boks koçu gibi… Fakat kapitalizm yol aldıkça, özellikle de neoliberal küreselleşme çağında, sınırsız metalaşmaya, paralılaşmaya, soysuzlaşmaya paralel olarak, kelimenin ‘kullanım alanı’ da hızlı bir tempoyla genişlemiş görünüyor. O kadar ki, artık koçluk, şeyinden meslek icat etmenin bir aracı haline gelmiş durumda… Velhasıl, ‘koçluğun’ ve ‘koçların’ sınırı yok… Kapitalizm insan ve toplum yaşamının tüm veçheleri de dahil, her şeyi metalaştırır, canlı olan ne varsa, ölü metalara, bir kâr aracına  dönüştürürken, hiç bir şeyi ıskalamazken, kerameti kendinden menkul koçların sayısının artması neye şaşırtıcı olsundu…

Koçların en çok bilineni yaşam koçu. Tanımı şöyle: “Yaşam koçu; performansımızı, olumlu olumsuz alışkanlıklarımızı fark etmemizi sağlayan kişidir”. Eğer, performansınızı, olumlu olumsuz alışkanlıklarınızın ne olduğu merak ediyorsanız, hemen bir yaşam koçunun kapısını çalın… Dr. Cengiz Başkaya, sürekli yeni koçluk biçimlerinin ortaya çıkmasıyla ilgili olarak şöyle diyor: ” Bence böyle bir yapay mesleğin ortaya çıkması, toplumsal yaşamda ve çalışma dünyasında dayanışmanın nerdeyse tamamen ortadan kalkması, kurumlar ve çalışanlar arasında acımasız bir rekabetin kural haline gelmesinin bir sonucu. ABD’de ortaya çıkması da bir tesadüf değil. Bu ülkede çalışanlar ortalama iki yılda bir iş, dört yılda da bir sektör değiştirmek zorunda. Sürekli kişisel gelişmeyi hedefe koyan ve işten çıkarılma tehdidinin hep canlı tutulduğu bir ortamda, kişiler kendilerini her zaman yetersiz görmek durumunda. Hissettikleri eksiklik ve boşluk duygusu yeni bir meslek ortaya çıkardı. Koçluk bütün dünyaya yayılmış durumda. Türkiye’de de koçlara rağbet epey arttı”.[1]

Koçlar kurumlara ve kişilere yönelik faaliyet gösteriyor ve farklı aşamaları var: Yaşam koçluğuyla başlanıyor, onu ‘master koçluk’ izliyor. Bir sonraki aşama profesyonel yaşam koçluğu‘ ki, artık koç, bir koç eğiticisi/yetiştiricisidir… Başka türlü ifade edersek, koç yetiştiren koçtur… Uzman yetiştiren uzman… Yakında ‘koç mektepleri’ ortalığı kaplarsa şaşırmayın…

En çok bilinen koçluk türleri şunlar ama bir sınır yok! Zira, sınır sürekli genişliyor. Buna: “Ey koçlar, sizin için sınır yok!” da diyebilirsiniz…

Üst yönetici koçluğu, Performans koçluğu, Girişimcilik koçluğu, Kariyer koçluğu, Aile koçluğu, Yaşam koçluğu, İş koçluğu (business coaching), Birebir yönetici koçluğu, Grup koçluğu, Yeni atanmış lider koçluğu (Newly assigned leader coaching), İlişki koçluğu, Yüksek potansiyel veya gelişimsel koçluk (High potencial or developing coaching), Geri besleme bildirimi sağlama ve gelişim planlama koçluğu (coaching to provide feedback debriefing and development planning), Hedeflenmiş davranış koçluğu, Miras koçluğu (legacy coaching), yöneticileri bir üst düzey yöneticiliğe hazırlama anlamında bir koçluk türü olan Başarı koçluğu (succecion coahing), Sunum ve iletişim becerileri koçluğu, Sağlık koçluğu, Öğrenci koçluğu, Sınav koçluğu, Nefes koçluğu…

Mesela tıbbın farklı  branşlarında uzman olabilmek için lise sonrası, 6 yıl tıp eğitiminin ardından, 4-6 yıl daha da ihtisas [uzmanlık] eğitimi gerekiyor… Oysa, yaşam koçu olmak için bir aylık (yaklaşık 100) saat eğitim yeterli…  Üstelik yüze yüz eğitim de gerekmiyor. Bir koçluk ilanı  şöyle:  

Öğrenci Koçluğu ve Eğitim Danışmanlığı Sertifika Programı, internet ortamında uzaktan eğitim yöntemiyle verilmektedir.

Eğitim Süresi: 30 Gün / Toplam 100 Ders Saati

Eğitim Şekli: Uzaktan Eğitim Sistemi İle İnternet Üzerinden Video Ders ( A-Senkron)

Sınav: Eğitimin Görüleceği Uzaktan Eğitim Sistemi Üzerinden Videolu Derslerin 70% Tamamlanmak Şartı İle Uzaktan Eğitim Sistemi Üzerinden Online Olarak Gerçekleşecektir…

Yüz saatlik eğitimin sonunda sertifikayı alan artık koçluğa başlayabilir. Bir dükkan açabilir. Sertifikayı (diplomayı) cebe koşmuştur bir kere… Burjuva toplumunda insanlara ekseri bir şeyler bildikleri için diploma verilmez, diploma sahibi oldukları için bir şeyler bildikleri varsayılır… Mesela sahte bir diplomayla 40 yıl boyunca,  ‘dahiliye uzmanı hekim olarak’, ya da avukat olarak çalışmak mümkündür ve bunun örnekleri de yok değildir…

Egemenlik sistemi ‘uzmanı’ boşuna yüceltmez…  Uzmanın uzmanlığı, sömürü ve baskı düzeninin hizmetine sunulur. Sistem uzman üzerinden kendini meşrulaştırır ve sürekliliğini sağlar. Zira, uzman, maddi-sosyal gerçekliğin çok küçük bir veçhesi üzerine odaklanır, parça hakkında bilgi sahibidir ama bütünden habersizdir… Ağacı görür de ormanı görmez… Oysa, gerçek [hakikât] bütündedir… Bütün her şeydir, parça hiç bir şeydir… Uzmanlık derinleştiktçe ‘bütünden’ uzaklaşılır… Eğitim sistemi de, bireyin parçayı görüp, ‘bütünden’ habersiz olmasını sağlayacak şekilde kurgulanır… Amaç, insanların şeylerin gerçeğine nüfuz etmelerini engellemektir… Söylediklerimden ‘herkes her şeyi bilmeli’ gibi bir anlam çıkarmak doğru olmaz. Burada uzmanın sistem tarafından neden yüceltildiği, ve son tahlilde ne işe yaradığını, uzmanla entellektüel arasındaki farkı hatırlatmaktır…

Artık insanların neyi ne kadar yiyip- içeceğinize, nasıl yatıp-kalkacağınıza, nasıl düşüneceğine, nasıl davranacağına velhasıl her şeye ‘konunun uzmanlarının’, ‘koçların’ karar veriyor oluşu size saçma ve rahatsız edici gelmiyor mu? Bir seferinde, konferans vermek üzere bir Anadolu kentine gitmiştim… Bir genç bana eşlik ediyordu. Ertesi sabah kahvaltı için otelin lobisine indik… Bir şeyler alıp kahvaltıya oturduk. Bana eşlik eden genç: “Hocam ceviz de alsaydınız, uzman faydalı olduğunu söylüyor” dedi… “İnsanlar o cevizi binlerce yıldır yiyor, faydalı olmasa yerler miydi?” dediğimde, yüzüme şaşkın bakmıştı… Aslında insanlar sanki ‘konunun uzmanları’, yeni yetme koçlar lehine düşünmekten istifa etmişler…  

Neyse, benim hiç koçum yok!

* Bu yazı, 12 Mart 2019’da Yeni Yaşam Gazetesinde yayınlanmıştır…