Çarşamba , 14 Nisan 2021

Venezüella, İran: Trump ve derin devlet – Thierry Meyssan

Venezüella’da yaşanan olaylar ve Washington ve Tahran arasında gerilimin tırmanışı, ABD basını tarafından aldatıcı bir biçimde sunulmaktadır. Her bir tarafın çelişkili açıklamaları dikkate alındığında konu hakkında hiçbir şey anlamamız mümkün değildir. Olguları doğruladıktan sonra, bu ülkelerdeki farklı siyasi akımlar arasındaki karşıtlığı içerecek şekilde analizi derinleştirmek önemlidir.

Beyaz Saray ve Pentagon’un yeni anlaşması 6 Kasım 2018’deki parlamento seçimleri Başkan Trump’ın Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu kaybetmesiyle sonuçlandı. Demokrat Parti bunun üzerine onun görevden alınmasına kesin gözüyle bakıyordu.

Tabii ki, bunu meşrulaştıracak hiçbir
şey yapmamıştı, ama tam da iç savaş sırasında olduğu gibi, bir histerik ortam
ABD’nin iki bileşenini karşı karşıya getiriyordu [1]. İki yıldan beri, ekonomik
küreselleşmenin taraftarları Rus patikasını izliyor ve Savcı Robert Mueller’in,
Başkan Trump’ın vatana ihanet ettiğini kanıtlamasını bekliyorlardı.

Robert Mueller, Federal devletin
çıkarlarını her daim Hakikat ve Hukuk’un önünde tutmuştu. Lockerbie saldırısı
sırasında, daha sonra İskoç adaleti tarafından geçersiz kılınacak bir kanıtı
temel alarak Libya patikasını icat eden oydu [2]. Yine, 11 Eylül 2001 saldırıları
sonrasında, üç uçağın, hiçbiri yolcu listelerinde yer almayan 19 Müslüman hava
korsanı tarafından kaçırıldıklarını ifade eden de oydu [3]. Rus
soruşturması konusunda vardığı sonuçlar daha işe koyulmadan biliniyordu.

Dolayısıyla Donald Trump siyasi
yaşamının devamını derin devlet ile müzakere etti [4]. Başka
seçeneği de yoktu. Rumsfeld/Cebrowski planının [5] ülkeyi bir büyük savaşa sürüklememesi
koşuluyla uygulanması konusunda mutabık kalındı. Bunun karşılığı olarak da,
Savcı Robert Mueller çark ederek, Başkan Trump’ın vatana ihanet
soruşturmasından muaf olduğunu açıkladı [6].

Onu izleyen şahinler, neo-con’ların dönüşünü dayattılar. American Jewish Comittee (AJC) çevresinde oluşturulan bu New-York’lu Troçkist grup, Ronald Reagan tarafından maaşa bağlanmıştı. « Dünya Devrimi » idealini « ABD Dünya emperyalizmi » idealine dönüştürmüştü. O günden beri, iktidardaki başkanın rengine göre, bir gün Cumhuriyetçi, ertesi gün Demokrat olmak üzere, tüm yönetimlere katılmıştır. Bugüne kadar bunun tek istisnası, onu kendisine özel ajansları olan NED (National Endowment for Democracy) ve USİP’ten (United States İnstitute of Peace) kovmayan Trump yönetimi olmuştur.

Böylece, 25 Ocak 2019’da Dışişleri
Bakanlığı, Venezüella dosyasın Elliot Abrams’a emanet etti. Adı her türlü
devlet yalanı ve manipülasyonu ile birlikte anılmaktadır [7]. Bu şahıs,
1981-85’te İran-Kontra operasyonunun ve 2003’teki Irak’a yönelik savaşın
mimarlarından biri olmuştur. Atanır atanmaz, seçilmiş Devlet Başkanı Nicolás
Maduro’yu devirmek üzere ABD’nin Güney Amerika askeri komutanlığı (SouthCom)
ile birlikte çalışmıştır.

Aynı zamanda hem Rumsfeld/Cebrowski stratejisini –on beş yıl boyunca Büyük Ortadoğu’da konuşlandığına tanık olduğumuz– ve 23 Şubat 2018’de Amiral Kurt Tidd tarafından 23 Şubat 2018’de yazılan ve Stella Calloni’nin geçtiğimiz Mayıs ayında ortaya çıkardığı SouthCom’un [8] gücünün zayıflamasını [9] biliyoruz artık. Günümüzde yaşananlar bunun apaçık uygulamasıdır.

Venezüella fiyaskosu

30 Nisan’da, SEBİN Başkanı General
Manuel Figuera’nın ihanetinin tarafından ortaya çıkmasıyla ABD operasyonunun ve
tutuklanmasından önce aceleyle gerçekleştirdiği darbenin başarısızlığa
uğraması, SouthCom’un hazırlıksızlığını ya da daha çok Venezüella toplumunu
yeterince tanımadığını doğrulamaktadır. Altı ay boyunca hazırlanan ABD devlet
aygıtı, sahadaki farklı ajanslarının ve adamlarını birlikte çalıştıramamıştır.
Ülkedeki başıbozukluğa rağmen, Bolivarcı ordu onu savunmaya hazırdı.

Washington, Lima Grubu (Meksika hariç)
ve müttefiklerinin, Juan Guaidó’yu Nicolás Maduro’nun yerine önceden Venezüella
devlet başkanı olarak tanıması, ABD kampını çözümlenemez sorunlara sürükler.
Daha şimdiden İspanya, kendi ülkesindeki Venezüellalılar ve Venezüella’da
ikamet eden İspanyollar için muhatabını kaybetmesinden kaygılanan ilk ülke
olmuştur. Hiçbir zaman, bir savaş sırasında bile, anayasal olarak seçilmiş bir
devlet başkanı ve yönetiminin tanınmaması söz konusu olmamıştı.

Washington, birkaç hafta içerisinde,
daha önce tam da 2003’te Irak Hazinesine, 2005’te İran Hazinesine ve 2011’de
Libya Hazinesine karşı yaptığı gibi, Venezüella’nın yurtdışındaki alacaklarının
büyük bölümünü çaldı [10]. Bu para, JCPOA mutabakatı sırasında bunu başaran
İranlılar dışında, ona sahip olan halklar tarafından hiçbir zaman geri
alınamadı. Irak ve Libya rejimleri devrildiler ve ardılları olayı adalete
taşımaktan özenle kaçındılar. Ancak bu kez Bolivarcı Cumhuriyet dik durmasını
bildi ve durum ABD için sürdürülemez bir hal aldı.

Daha küçük ölçekte, Washington’un ABD
başkentindeki Venezüella Büyükelçiliği olayını nasıl yöneteceğini gözlemlemek
ilginç olacaktır. Büyükelçiliktekileri boşaltmak ve yerlerine Juan Guaidó
tarafından belirlenen bir ekibi yerleştirmek üzere buraya polisler gönderildi.
Ancak büyükelçiliğin meşru sakinleri, su ve elektriklerinin kesilmesine karşın
teslim olmayı reddetmiştir. Zaman içerisinde, kendilerine yiyecek getiren
Afro-Amerikalı rahip Jesse Jackson olmak üzere takviyeler almışlardır. Sonuç
olarak sınır dışı edilmişlerdir. Şimdi Washington kendini nasıl meşru
göstereceğini bilememektedir.

İran aldatmacası

Maçın son düdüğünü çalan Donald Trump,
birliklerine uzlaşmalarını anımsattı: Maduro’yu devirmeye « evet », klasik bir
savaşa girişmeye « hayır ». Başkan Donald Trump bir Jacksoncudur; güvenlik
danışmanı John Bolton bir istisnacı [11]; ve onlara karşı kampanya yürüten
Elliot Abrams bir neo-concudur –başka hiçbir ülkede (İsrail’deki neo-concular
hariç) var olmayan üç ideoloji–. Bu koşumun iş göremeyeceği aşikardır.

Venezüella’daki başarısızlığının
sorumluluğunu başkasına yükleme arayışında olan derin devlet, Elliot Abrams’ı
kurtarmak ve John Bolton’dan kurtulmak için hemen İran aldatmacasını devreye
soktu. ABD basını birincisini savunurken, ikincisini suçlamaktadır [12].

Pentagon ve Beyaz Saray arasındaki
çatlağı fark eden Demokratlar vakit kaybetmeden Rus müdahalesi iddiasını, bu
kez başkanın büyük oğlu Donald Jr.’a yüklenerek yeniden gündeme getirmişlerdir.

İran dosyası birincisinden çok
farklıdır. ABD, Venezüella’da 2002’den beri Bolivarcı modele ve Latin
Amerika’daki aurasına karşı çeşitli operasyonlar yürütürken, halkına karşı
ancak geçtiğimiz yıl hareket etmeye başlamıştır. Aksine, İran halkı XXnci
yüzyılın başından beri sömürgecilikle baş etmek zorunda kalmıştır. Birinci
Dünya Savaşı sırasında İngiliz işgali sırasında açlık ve hastalıktan 8 milyon
İranlı ölmüştür [13].

Milliyetçi Başbakan Muhammed Musaddık’ın
1953’te ABD ve Birleşik Krallık tarafından devrilmesini, herkesin bildiği
SAVAK’ın korkunç zulmünü dayatan Nazi Generali Fazlullah Zahidi’nin iktidarı
izlemiştir. Washington’un konuyla ilgili hiçbir zaman uluslararası adalete
başvurmaması ve serbest bırakılan iki deniz piyadesinin İranlıların yorumunu
teyit etmiş olmalarına karşın, CİA ajanlarının ABD Büyükelçiliğinde kendilerine
ayrılan bir katta suçüstü yakalanması, Batı tarafından « diplomatların rehin
alınması » (1979-81) şeklinde sunulmaya devam edilmektedir. Batılılar 1980’de
Irak’tan İran’a karşı savaşmasını talep etmişlerdir. Birbirilerini
boğazlamaları için iki tarafa da silah satmış ve savaşın yönü değişmeye
başlayınca Iraklılarla birlikte saf tutmuşlardır. Hatta Fransız halkının
bilgisi haricinde bir Fransız uçak gemisi çatışmalara dahi katılmıştır. Bu
savaş İran tarafında 600 000 kişinin ölümüne yol açmıştır. 1988’de ABD ordusu
en ufak bir özür dahi dilemeden İran Hava Yolları’na ait bir yolcu uçağını
düşürerek 290 sivilin ölümüne neden olmuştur.

Nükleerle ilgili ağır yaptırımların
saçmalığından bahsetmiyoruz bile: ABD ve İsrail, Tahran’ın Şah’ın atom bombası
programını sürdürdüğünü iddia etmektedir. Oysa bizzat Binyamin Netanyahu
tarafından yayınlanan en güncel belgeler bunun bir dış kestirim olduğunu ortaya
koymaktadır. Devrim Muhafızları sadece ve sadece bir şok dalgası üreteci [14] üretmeyi
öngörüyordu. Gerçi bu da bir bombanın birleşimine dahil olabilmekle birlikte,
kendi başına bir kitlesel imha silahı değildir.

Dolayısıyla İran işte bu bağlamda, taraflardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumda –bu durumda ABD– anlaşmanın tanıdığı haktan faydalanarak nükleer mutabakatının (JCPOA) bir maddesine uymayacağını açıklamıştır. Bunun dışında, yükümlülüklerini yerine getirme niyetinde olup olmadığını söylemesi için Avrupa Birliği’ne iki aylık süre tanımıştır. Son olarak bir ABD istihbarat ajansı, Rehber Seyyid Ayetullah Ali Hamaney’in yazdığı, Erbil ve Bağdat’ta bulunan ABD diplomatlarına yönelik saldırı hazırlığı içerisinde olduğunu düşündüren bir nottan hareketle uyarıda bulundu.

Buna cevaben:

 1. Washington Körfez’e bir savaş gemisi grubu gönderdi ve Irak’ta
bulunan acil durum personeli dışındaki tüm personelini geri çekti.

 2. Tahran’ı petrol tesislerine yönelik sabotaj düzenlemekle
suçlayan Suudi Arabistan, Washington’a İran’a saldırmaya çağırıyor. Bahreyn
vatandaşlarından acilen İran ve Irak’ı terk etmelerini istedi. ExxonMobil,
Irak’taki West Qurna 1 şantiyesindeki personelini geri çekti.

 3. CentCom Komutanı General Kenneth McKenzie Jr. destek talebinde
bulundu.

4. New York Times, İran’ın 120 000 ABD askeriyle işgalini öngören bir planı ifşa etti. Plan, Tahran’ı müzakere çağrısında bulunan Donald Trump tarafından hemen yalanlandı. Bütün bunlar çok ciddi görünmemektedir.

Basında yer alan değerlendirmelerin
aksine:

 1. Diplomatlara yönelik olası saldırıyla ilgili ABD istihbarat
raporu Rehber Ali Hamaney’in bir notuna dayandırılmaktadır. Ancak analistler,
aynı belgenin farklı bir şekilde yorumlanabileceği konusunda
hemfikirdirler [15].

 2. ABD deniz taarruz grubu Körfez’e İran’ı tehdit etmek üzere
gitmemiştir. Bu grubun uzun zaman önce AEGİS deniz füze kalkanı savunma
sistemini test etmek üzere buraya gitmesi gerekiyordu. Bu konuşlanmaya katılan
İspanyol firkateyni Méndez Núñez, bu karmaşık duruma bulaşmamak için görevi
sürdürmeyi reddetmiştir. Hürmüz Boğazını geçmemiştir ve Bab el-Mendeb’te
beklemektedir [16].

 3. Irak’taki diplomatik personelin geri çekilmesi, Mart ve Nisan
ayında Afganistan’daki diplomatik personelin beklenmedik bir şekilde geri
çekilmesi faaliyetinin bir devamıdır [17]. Diplomatik görev yerlerinin yeniden
düzenlemesi savaşın yaklaştığı anlamına gelmemektedir. Hatta aksine Rusya ile
müzakere edilmiştir.

 4. Üstelik İran yanlısı Iraklı milislerin desteği olmadan, ABD’nin
bu ülkede tutunamayacağı bir gerçektir.

Ne yazık ki, İran hükümeti Başkan Trump
ve ekibiyle her türlü teması reddetmektedir: Şeyh Haran Ruhani’nin milletvekili
olduğu dönemde, İran-Kontra olayında Batılıların önde gelen muhatabı olmuştur.
Elliot Abrams’ı şahsen tanımaktadır. ABD derin devletinin Ayetullah Haşimi
Rafsancani –bu silah kaçakçılığı sayesinde İran’ın en zengin milyarderi haline
gelen– ile temas kurmasını sağlamıştır. ABD sunulan bu hizmeti temel alarak,
Mahmud Ahmedinejad’ın –seçimlere katılımı engellenen ve başlıca üyeleri bugün
hala hapiste olan– ekibi karşısında zafer kazanmasını kolaylaştırmıştır. Doğru
ya da yanlış, Donald Trump’ın nükleer mutabakatından geri çekilmesi kararının
kendisini devirmek üzere 2017 Aralık’ındaki halk memnuniyetsizliğini kullanmayı
hedeflediğini düşünmektedir.

Maastricht ve onu izleyen anlaşmaların
Brüksel’in NATO’yu izlemekten vazgeçmesini engellemesine karşın, Avrupa
Birliği’nin kendisinden yana olduğunu düşünmekte ısrar etmektedir. Bu nedenle
Donald Trump’ın müzakere teklifini iki kez reddetmesi ve küreselcilerin Beyaz
Saray’a geri dönmesini beklemesi mantıklıdır.

Tabii ki, bu kötü oyuncu kadrosuyla, bu sahnelemenin yoldan çıktığı ve bir savaşa yol açtığı gerçeğini dışlayamayız. Aslında, Beyaz Saray ve Kremlin birbiriyle konuşmaktadır. Ne ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ne de Rus mevkidaşı Sergei Lavrov bu olaylar zincirinin çarkına kapılmak arzusunda değildir.

[1] “ABD’de reform mu olacak yoksa
parçalanacak mı?
”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman
Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 26 Ekim 2016.

[2] « Lockerbie : vers une réouverture de
l’enquête
», « L’AFP réécrit l’affaire de Lockerbie », Réseau Voltaire, 29 août 2005 et 20 mai 2012.

[3] «Listes des
passagers et membres d’équipage des quatre avions détournés le 11 septembre
2001
», Réseau Voltaire, 12 septembre 2001.

[4] The American
Deep State: Big Money, Big Oil, and the Struggle for U.S. Democracy
, Peter Dale Scott, Rowman & Littlefield (2017). Version française :
L’État profond
américain : La finance, le pétrole et la guerre perpétuelle
, Demi-Lune, 2019.

[5] “ABD’nin dünyaya dair askeri projesi”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı ,
22 Ağustos 2017.

[6] Report On The Investigation Into Russian Interference In The 2016
Presidential Election, Special Counsel Robert S. Mueller III, March 2019.

[7] « Elliott Abrams, le
“gladiateur” converti à la “théopolitique”
», par Thierry Meyssan, Réseau Voltaire, 14 février 2005.

[8] “Plan to overthrow the Venezuelan
Dictatorship – “Masterstroke”
”,
Admiral Kurt W. Tidd, Voltaire Network, 23 February 2018.

[9] “ABD’nin Venezüella’ya yönelik « usta
hamlesi »
”, yazan Stella Calloni, Tercüme Osman
Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 22 Mayıs 2018.

[10] #Trump desbloquea Venezuela, Gabinete de Ministros de Venezuela, 2019.

[11] “BM, ABD’nin « istisnacılığı » ile
işlevsiz hale getirildi
”, yazan Thierry
Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 2 Nisan 2019.

[12] “White House
Reviews Military Plans Against Iran, in Echoes of Iraq War
”, Eric Schmitt and Julian E. Barnes, New York Times, May 13, 2009. “Trump,
frustrated by advisers, is not convinced the time is right to attack Iran
”, John Hudson & Shane Harris & Josh Dawsey & Anne Gearan,
Washington Post, May 15, 2019.

[13] The Great Famine
and Genocide in Persia, 1917–1919
,
Majd, Mohammad Gholi, University Press of America (2003).

[14] Shock Wave
Generator for Iran’s Nuclear Weapons Program: More than a Feasibility Study
David Albright & Olli Heinonen, Fondation for the Defense of
Democracies, May 7, 2019. (PDF – 4.3 Mo)

[15] “Intelligence
Suggests U.S., Iran Misread Each Other, Stoking Tensions
”, Warren P. Strobel & Nancy A. Youssef & Vivian Salama, The
Wall Street Journal, May 16, 2019.

[16] «España retira la
fragata ‘Méndez Núñez’ del grupo de combate de EE UU en el golfo Pérsico
», Miguel González, El País, 14 de Mayo de 2019.

[17] “Beijing, Moskova ve Washington,
gizlice Afganistan konusunda anlaştı
”,
Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 27 Nisan 2019.

Çeviri: Osman Soysal
voltairenet.org’dan…