Pazar , 9 Ağustos 2020

Sosyalizmin dışında bir gelecek yok! Bilen varsa söylesin? -Fikret Başkaya

“Kâbuslarımızdan başka kaybedeceğimiz bir şey yok”

Dany Katch’in 2015 de yazdığı, Socialism… Seriously – A brief Gide to Human Liberation, başlığını
taşıyan kitabı, Ciddi Ciddi Sosyalizm –
İnsanlığın Kurtuluşu İçin Kısa Bir Klavuz,
Cemre Şenesen’in harika
çevirisiyle Yordam Kitap tarafından yayınlandı. Doğrusu hem Cemre Şenesen’e ve
hem de Yordam Kitap’a ne kadar teşekkür etsek azdır.

Dört kısım, on bir bölümden oluşan, esas itibariyle
kapitalizm, devrim ve sosyalizm temalarına odaklanan172 sayfalık kitabı okuyup
bitirdiğimde, aklıma bu yazının başlığı geldi… Dany Katch, işin içinde olan
biri, şeylere uzaktan bakmıyor. Kitaptaki üslup/anlatım alışık olduğumuzun
hayli dışına çıkıyor. Mizahı sıkça kullanıyor, velhasıl yazdıklarını anlamamak
için özel bir çaba gerekecek… Üslubun neden şakacı, neden mizahı içerdiğine
dair yazar şöyle diyor: “Bu
espriler, acı siyaset hapını daha kolay yutmanıza yardımcı şeker niyetine
yapılmadı; bunlar siyasetin bir parçası. Kapitalizm, yıkıcı ve insanlık dışıdır
ama aynı zamanda saçmadır da. Kapitalizmin abestlikleriyle dalga geçmek, insana
bu kadar aptalca bir sistemin elbette yıkılabilir olduğunu da hatırlatır”.

Kapitalizmi eleştiren
bizler de kendimizle dalga geçebilmeliyiz… Mizah, ayrıca hayatlarını savaşa,
sefalete ve çoğu insanın üzerine ciddi ciddi kafa yormaktan kaçındığı başka
korkunç olaylara karşı örgütlenmekle geçiren aktivistlerin meslek hastalığı
olan “sürekli olumsuz düşünceye” karşı da bir güvenlik önlemi. Biz
insanlık için olumlu bir yol arıyoruz; amacımız haber bülteni huysuzları veya
internet trolleri ordusuna katılmak değil”

Her şeye bir kulp
takanlar, sizlerle sonra görüşürüz. Sosyalizm sevgiyi bilenler için”.

“Çocukken bize
şöyle bir hikâye anlatılırdı: Bir zamanlar Kapitalizm adlı gösterişli bir
iktisadi sistem varmış ve tüm iktisadi sistemlerin en adiliymiş, Bir gün
kapitalizm, tüm siyasi sistemlerin en adili Demokrasi’yle tanışmış ve sonsuza
dek mutlu yaşamışlar”.

“Bildiğimiz tek
yaşam tarzına meydan okumak için gerçekler ve araştırmalar yetmez. Dünyanın ne
kadar farklı olabileceğini göstermek için gerçekler ve araştırmalar yetmez.
Dünyanın ne kadar farklı olabileceğini göstermek için hayal gücüne muhtacız ve
o dünyayı gerçeğe dönüştürmek için de güce ihtiyacımız var. Sosyalistler bu iki
vahşi atı -güç ve hayal gücü- aynı yönde koşmaya ikna edip edememelerine göre
değerlendirilir”.

“Sonuç olarak sosyalizm kelimesi kuşaklar boyunca hiç
bu kadar dolaşımda olmamıştı ama içeriği zayıf; bir sokak gösterisinde , en
önde dalgalanan parlak kırmızı bayrak değil de pembe bir krepon kağıdı gibi. Bu
gün 1848’de olduğundan çok daha fazla hayaleti andırıyor. Bu kitabın amacı,
sosyalizmin iki basit ama kapsamlı anlayışından yola çıkarak bu heyulayı ete
kemiğe büründürmek:

1. Çalışan insanların hükümeti kontrol etmesi

2. Hükümetin ekonomiyi kontrol etmesi

Kendilerine sosyalist
veya komünist diyen ülkelerin temel özelliği ikincisi olagelmiştir, ama
birincisi -toplumun her düzeyinde demokrasi – olmadan, ekonominin devlet
kontrolünde olması sosyalizm anlamına gelmiyor. Karl Marx, Viladimir Lenin ve
Rosa Luxemburg, hepsi krallık ve diktatörlük rejimlerinde yaşayan özgürlük
savaşçılarıydı. Gerçek demokrasinin kapitalizmle mümkün olmadığını anladıkları
için sosyalistlerdi. Demokrasi derken seçim günü oy vermeyi değil, toplumun tüm
önemli kararlarında doğrudan rol almayı kastediyorlardı”.

1980 sonrasında Neoliberal emperyalist saldırının işçi
sınıfının  mücadele yeteneğini
aşındırması, ardında da 1989-90’da Sovyet sisteminin çökmesi, sosyalizm umudunu
ve mücadelesini önemli düzeyde aşındırdı. Ve çöküş sosyalizme fatura edildi…
Oysa orada çöken sosyalizm değil, kendini öyle tanımlayan ve öyle olduğu
sanılan Stalinist otokrasiydi.  Rejimin
adı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğiydi ama sosyalizmle de, Sovyetlerle
de bir ilgisi yoktu aslında… Daha devrimin ilk yıllarında Sovyetlerin için boşaltılmış,
sadece adı kalmıştı…

Dany Katch, şöyle diyor: Sadece
kapitalizmin korkunç gidişatı değil, sosyalizmin geçmiş başarısızlıkları da –
farkında olsak da olmasak da- peşimizi bırakmıyor. Marx, son dönem
çalışmalarından birinde, uzun zaman önce ölüp gitmiş kuşakların yaşadıkları
yenilgilerin, yaşayanların zihinlerine kâbus gibi çöktüğünü yazar. Bu
kesinlikle doğru. Gördüğünüz gibi Marx, günümüzün zombi filmlerini de
öngörmüş”.

Eğer mutlaka ve vakitlice kapitalizmden çıkmak gerekiyorsa -zira,
geç kalınırsa geriye kurtarılacak bir şey kalmayabilir- yapılacak şey bir sır
değil. Üretim ve yaşam araçlarını gasp eden kapitalist azınlığa yol vermek,
üretimin sosyal karakteriyle, üretim araçlarının özel mülk statüsü arasındaki
çelişkiyi aşmak. Üretimi insana, topluma ve doğaya zarar vermeyecek şekilde
yeniden dizayn etmek. Kâr için değil, insan ihtiyaçlarını karşılamak için
üretmek… Politika yapmayı da profesyonel politikacıların elinden almak… Her
bir bireyin politik özne olmasının önünü açmak. Dany Katch şöyle diyor: “Bugün, sosyalistlerin yüz yıl önce içinde
bulunduğundan hem daha iyi hem de daha kötü bir konumdayız. Küresel işçi sınıfı
çok daha büyük, çok daha eğitimli ve dünyayı yönetmeye çok daha yetkin.
İnternet, halk demokrasisi ve eğitimi olanaklarını muazzam şekilde genişletti.
Aynı zamanda çoğu yerde sosyalist hareketler çok daha küçük ve işçi sınıfından
daha kopukken, çok büyük ölçekte artmış baskı ve gözetleme güçlerine sahip
hükümetlerle karşı karşıyayız”.

O halde, sosyalizme, oradan da komünist topluma giden yolu
aralamak için:

1. Artık kapitalizmin gününü doldurduğunu, sürdürülemez
olduğunu, her seferinde çözdüğünden daha çok sorun, daha çok sosyal-ekolojik
yıkım yarattığını; 2. Sovyetler Birliğinde çökenin sosyalizm olmadığını; 3.
Demokrasinin bir sirk oyunu olmadığını; 4. İklim krizinin ve ekolojik yıkımım
bir tevatür olmadığını, kapitalizm dahlinde de üstesinden gelmenin mümkün
olmadığını; 5. Büyüme-kalkınma  [bizde
muasır medeniyet seviyesinin üstünü çıkma…] saplantısının bir yutturmaca
olduğunu bilmek ve gereğini yapmak yeterli…

Ve harika şair Percy Sheleey’ den bir uyarı…

Kalkın, uyanan
aslanlar gibi,

Hiç de az değil
sayınız!

Silkinip atın yere
zincirlerinizi,

Uyurken üstünüze
düşmüş çiy taneleri gibi,

Siz çoksunuz, onlarsa
bir avuç kişi!