Perşembe , 23 Kasım 2017

Vatan nedir? – Çetin Veysal

El-multiculturalismo3Vatan bedendir, tekil insanın ya da canlının kendi coğrafyasının varlığıdır. Bu nedenle tek tek bireyliklerin kendi varlıklarını korumaları, geliştirmeleri ya da özsavunmalarıdır vatan. Vatan, tek tek kişiler olduğu denli, tekilliklerin karşılaştıkları alanlarda ortak beden olan ve karşılaşanların, iletişim ve etkileşim içerisinde olanların üzerinde durdukları, varlıklarını sürdürdükleri topraktır, sudur, havadır, doğadır.

Vatan özgürlüktür. Vatan tek tek her insanın düşünmesinde ve eylemlerinde kendi kararlarını, irade ve duygularını yansıtabilmesi ve yaşamasıdır. Özgürlük olarak vatan, insanın kendi olması çabası, hakikat ve doğrularını başkalarına dikte etmeden ama kendi olmayı elden bırakmadan yaşamasıdır. Özgürlük olarak vatan, insanın kendi iradesi ve kararlarını uygulamada gösterdiği cesaret ve dışarıdan dayatılan baskılara karşı durma gücüdür. Vatan, insanın özgürlüğüne saygı göstermekte buluşmak, birbirlerini kendi eşitleri olarak tanımaktır. Vatan, özgür düşünce ve eyleminin sınırlanmayacağına inanmak, baskı altına alınmayacağına güvenmek, tehdit, terör ve şiddet tehlikelerinden korunacağını şüphesizce bilmek, geleceğine korkusuzca bakabilmektir.

Vatan ortak düşünmedir. Vatan ortak düşünme olarak birbirlerini güçlendirmede kesişen eylemelerdir. Vatan, karşılıklı düşünme ve eylemeye saygıdır, karşılıklı yardımlaşmadır, elbirliğidir. Vatan, insanın kendi türdeşine katkıda bulunması, acılarını paylaşması, yokluk ve yoksunluğunu gidermesidir. Vatan, insanların birbirlerinin mutluluğunu çoğaltmasıdır. Vatan, farklı etnik köken ya da dil, din ve düşünmelerin birbirlerini dışlamaması, ötekileştirmemesi, ayrımcılık uygulamamasıdır.

Vatan ortaklıktır. Ortaklık olarak vatan, her yerde ve her şeyde kesişmelerimizin olduğunu bilmek, hiçbir şeyin bizden ayrı olmadığının bilinciyle düşünmek ve eylemektir.  Yaşamı ortaklaşmak; insansal ve doğada, doğal sevgide birleşen, türü ve doğayı zenginleştiren düşünceyi, eylemi, aklı ortaklaştırmak, elbirliğinde birbirine katılmak ve birbirini desteklemek ve ilerletmektir. Vatan, yalnızca kendisini düşünmek değil, kendisi ile birlikte dünyanın tüm insan ve canlılarını düşünmektir. Vatan, özsaygının başka olanda yaşatılmasıdır, başkada yaşamaktır.

Vatan, cesaretle hareket ederek bir özne olarak varlık sürdürmekte ısrar edebilenlerin kendi bilinçlerine, kararlarına dayanmaları, özgürlüklerini kullanabilmeleri, kendi zaman ve tarihlerini kurabilenlerin yaşamın her alanında ortaklaşmacı dayanışmalarıdır. Vatan, ortaklık olarak Biz’dir. Biz, türümüzün ve doğanın her bir teki ve her bir alanıdır. Biz olarak vatan, herkestir, her şeydir.  Biz; ortaklıktır, özgürlüktür, dayanışmadır, saygıdır, sevgidir, topraktır, zamandır, tarihtir.

Vatan, geleceğe güven içerisinde bakmak, korkusuz ve kaygısız bir ruh hali içerisinde olmaktır. Güvenliktir vatan, çünkü vatan ana kucağıdır, insanın kendi duygularıyla doludur. Anadildir, insanın duygu ve düşüncelerinin beslenip büyüdüğü, gelişip çoğaldığı, varlığını süreklileştirdiği yerdir. Vatan, tüm duygularımızın, düşüncelerimizin ve eylemlerimizin güven içinde beslendiği kundaktır. İnsan olduğu şey olmayı, olacağı şey olmayı ve olmak istediği şey olmayı orada yaşar. Orada olunamayan, yaşanamayan ya da düşünülemeyen, yapılamayan da olabilir ki, o zaman vatan, aranan ve umut edilerek kurulması amaçlanan, henüz elde olmayan olarak bulunmak istenendir.

Vatan anadildir ve anadilin etkileşimde olduğu, anadilin temas ettiği ve yayıldığı her beden, her insan ve her yerdir vatan. Vatan insanın anadili aracılığıyla tam bir iletişim kurabildiği insanlardır. Ortak anadil sahibi olan insanlar arasında insan vatanındadır. Vatan olarak anadil kültürdür. Anadil vatandır, bu nedenle insanın düşünme yetisi dilde var olur, ancak dilde harekete geçer. Anadilden doğan kültür, eylemden doğan gelişmelerle düşünme yetisinin sonucudur.

Anadilden yoksunluk, düşünmeden yoksunluktur. Bu bağlamda anadilin gelişmediği ve zenginleşmediği bir beden, özgür olamamış bir coğrafya gibidir. Anadil köreltilmişse, o beden işgal ya da ilhak edilmiştir. Ele geçirilmiş, sıkıştırılmış, baskı altında ve terörle baş eğdirilmiş beden ve beyindir anadilden yoksunluk. Başka birilerinin malı olmak, alınıp satılmak, değersiz olmak, duygusuz olmak, kısaca kulluk ya da köleliktir anadilsiz olmak. Anadilsiz kalmak, aptallaştırılmaktır. Anadilin özgürlüğü, insanın özgürlüğüdür. Anadilin gelişmesi ve zenginleşmesi, ulusun ve toplumun mutluluğudur, çünkü anadil insanın mutluluğudur. Anadil insanın mutluluğudur çünkü anadan aldığı soyut olduğu denli somut bir organdır ve bir organ olarak anadil büyümeyi, zenginleşip olgunlaşmayı bekler. Anadille doğmak, bir ananın varlığı demektir. Ananızı inkar edemezsiniz. Ananız ne konuşursa sizde onu konuşursunuz onun karnında, memesinde, kucağında, yanında ve elinde. Dil bir anadır, onda büyünür, gülünür, ağlanır, hissedilir, duygulanılır. Ana, dildir, dil de anadır insanda.

Anadil birliğinde karşılıklı yardımlaşmadır vatan, karşılıklı tanıma-tanınmadır, eşitlik ve özgürlüktür, adalet ve güvenliktir anadilde vatan. Anadil sevgidir anadan alınan. Anadil haktır, çünkü anasütünden emilir, kalpte duygu ve his, kulakta ezgi, zihinde düşünce ve dudakta ses olur. Anadil ayrılmaz parçasıdır insanın, tende tindir, belki de insanda tek yüce ve kutsal dindir. Anadil, ortak tarih yaratmaktır, çünkü anadil dilde ortak yaşamaktır; anadil ortak coğrafya, ortak beden ve ortak tini dille zamanda-tarihte yeniden kurmaktır. Anadil, ortaklıkta yaratılan Biz Zamanı, Biz Tarihi demektir. Anadilsiz Biz Zamanı kurulamaz, çünkü zaman ortaklaşılmamıştır. Anadilsiz Biz Tarihi yaratılamaz, çünkü tarih ortaklaşılmamıştır. Anadil paylaşmak, ortaklaşmak, dayanışmak ve karşılıklı yardımlaşmaktır.

Anadili olmayan, anadilinde yaşamayan insanlar, zihinsel ve eylemsel olarak körelmişlerdir. Anadilden yoksun yaşamak, zihinsel yoksulluklarla yaşama tutunmaya çabalasa da, kulluk ruhu anlamına gelen başka anadillere sahip olmaya çabalar. Oysa anadillerini yitirerek “başka” olmuşlardır. Yalnızca “başka” olmak anlamında değil, kendilerini kaybetmek anlamında. Bu dil, ana değil, “üvey anadır”. Üvey ana her zaman seni sevmez, sen onu sevmelisindir. Doğal değildir, her daim bir eksiklik vardır. Sürekli ondan beslenmemekten kaynaklıdır belki de bu durum. Anadilini zenginleştirip geliştirmeyenler, özgünlüklerini ve elbette özgürlüklerini yitirirler. Anadilin yitirilmesi, her alanda bir eksikliği yaşatır ve o insan aptallaşır.

Bu durum, tinsel yetileri bakımından başkalarından ayrılmayacak çocukların-insanların, anadil farklılığı yüzünden ayrımcılığa uğramasından başka bir anlam taşımaz. Öğrenilmek zorunda olunan dil, unutulmak zorunda kalınan anadili kökünden koparıp atamaz. Anadilin doğallığı ve bedenin diğer organlarından ayrılmazlığı öylesine köklüdür ki, onu kimse insandan alamaz. Ve fakat anadilsiz insan yeteneklerini kaybedebilir, uzlukları körleşebilir ve böylelikle düşünmede de çekinik kalabilir.

Anadilden yoksun, anadil eğitiminden uzak ve anadilinin kendine katacağı zenginliklere ulaşmamış insanların, anadilleri için mücadeleleri özgürlük mücadelesinden başka bir şekilde yorumlanamaz. Anadil mücadelesi, doğal hak için kendini ortaya atmak ve kendi olmak için cesaret göstermektir. Bu cesaret, anadilden yoksun her insana insan olma yolunu gösteren bir meşaledir.

Vatanı bir de anadil olarak düşünmek gerekir. Dilin insan için önemi neyse, anadilin önemi de odur. Anadilin anlamının ne olduğunun deneyimlenmesi çok kolaydır. Dilin ortak olmadığı bir topluma gidildiğinde ve anadilini konuşan birileri çevrede yoksa yukarıda yazılanların ne anlama geldiğini, dilin değerini ve insan için gerçekte ne içerdiğini anlayabilirsiniz. Anadilin ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmak, ancak dilsizlik deneyiminden geçerek öğrenilebilir. Denebilir ki, en azından beş on ayını anadilini kullanmadan geçirmeyenlerin hissedip düşünebilecekleri şeyler değildir yukarıda dile getirilenler.

Vatan yukarıda anlaşılan şekliyle değerlendirildiğinde, vatan nedir ve vatan haini kimdir, herkes burada anlatılanlardan kendince bir sonuca varabilir.