Cuma , 24 Kasım 2017

Politik Savaş oyununda rehine kadınlar… – Barbara Nimri Aziz

Yazidi-women-400x261Yağmacı Irak askeribirlikleri 1990’daişgal etmek üzere Kuveyt’e girdiklerinde hastaneyi bastıklarına, daha kuvözdeki bebekleri nasıl da parçaladıklarınadair “tanıklık” ifadeleri gündeme gelmişti. 2001’de direğe bağlanan Afganlı bir kadını tezahüratlar eşliğinde ölümüne taşlayan bir kalabalığın video görüntüsü sosyal medyada yayına verilmişti. Bu tür görüntüler bazı ülkelerin ABD ve müttefiki güçler tarafında “sözüm ona özgürleştirmelerine” rağmen medyada yer almaya devam ediyor.

Günümüzde de IŞİD Örgütü militanları tarafından seks kölesi olarak alınanve maruz kaldığı vahşi muameleyi Amerikan Kongresine anlatan Yezidi bir kadının yaşamışlıkları var. Bu kadın yaşadığı vahşi uygulamalardan dolayı “Amerika artık harekete geçmeli” diye yalvarıyor. Kuveyt’te 1990’da yaşanan bu “inkübator/küvöz hikâyesinin” daha sonra bir kurgu olduğu şeklinde kamuoyuna açıklandı. Kuveytli bir diplomatın kızı eliyle ABD ve Kuveyt yönetimleri tarafından Halkla İlişkiler kampanyasının bir parçası olarak sunuldu. Bu durum Amerikan askeri birliklerinin Kuveyt topraklarını işgal etmek için Arap Körfez Devletleri coğrafyasına girmek amacıyla Çöl Fırtınası Operasyonunu/Körfez Savaşını dünya kamuoyuna kabul ettirmek ve başka bölgelerde meydana gelmesi halinde savaş suçu işlendiği şeklinde kabul edilecek yöntemler marifetiyle acımasız ve insanlık dışı uygulamalarla Irak askerlerini Kuveyt’ten çıkarma işine yaradı. 2001’de adeta kalbi olmayan vahşi hayvanların saldırıları şeklinde Taliban örgütü görüntüleri ezilen Afgan kardeşlerine yardım amacıyla Batılı kadınlar tarafından yeni keşfedilen şefkatli tutumlarıyla yayına verilmişti.(Rusya’nın Afganistan’ı işgali sırasında ve daha önceki dönemlerde Afgan kadınlarının hayatta kalmak üzere ne bedeller ödedikleri konusu pek hatırlanmadan). Batı demokrasilerinin savaş karşıtı liberal bazı vatandaşları Afganistan’ın askeri işgale uğraması konusunda biraz kaygı duymuş olsalardı, dağıtılan görüntülerin aslında stadyumda infaz edilen mavi-kefen kadın cesetleri olduğunu fark edeceklerdi.

İnsan hakları kisvesi altında askeri planlama yapanlar 2003’te ezilen Iraklı kadınlara ya da 2011’de her şeye rağmen çaresiz kalan Libyalı kadınlara, maruz kaldıkları uygulamalardan sonra, yapılanların üstünü örtecek şekilde,uygun bir yer bulamadıklarından dolayı bu ülkelerde yıkım yaratmak üzere başkaca yeni yöntem ve araçları keşfettiler: Kitle İmha Silahları ve Koruma Sorumluğu.

Batı demokrasilerin Suriye ülkesini zapt etmeve Irak’ı yeniden işgal etmesi konusu gündeme geldiğinde yapılmak istenen işler bir müddet ertelenmiş oldu. Suriye liderliğinin yerini korumasından sonra IŞİD örgütü hedef seçildi. Geçen zamanla birlikte olup bitenler hakkındadikkatli bir şekilde açıklama yapanlar daha haklı çıktılar: Savaşın insanlığa olan ekonomik maliyeti, sayıları on binlere varan ölü insanlar ve sakat kalan ABD askerleri. ABD Yasama Erki ve askeri kurumlarında görev yapan savaş kahramanları (şahinler) işgal operasyonuna bir meşruiyet kazandırmak üzere yeni bir hile bulma çabası içindeler. Hem azınlık olup ve hem de Müslüman olmayan, kurban seçilen Yezidi kadınlarını bir düşünün. Seks kölesi olarak çalıştırılan Yezidi kadının yaşamışlıkları bu amansız kampanyanın son perdesi….

Dul ve yetim kalan bazı Şiileri, akıbeti belirsiz erkek çocukları ve eğitim almamış Sünni kızları; gıda maddelerinden mahrum kalan ve boşanmak zorunda kalan aileleri veya maruz kaldıkları yaşam koşullarından dolayı kalp krizi geçirenlerin sayısından artış olmasını, milyonlarca Suriyeli, Afganistanlı ve Iraklının her gün yaşamakta oldukları Travmatik Stres Sonrası Rahatsızlıkları (Post-TravmatikStressDisorder); sürgün diyarlarda hizmetçi olarak çalışmak zorunda kalan yüksek eğitimli erkek ve kadınları veya çocuklarını yabancı ülkelere göndermeye teşvik etmek zorunda kalan milyonlarca ebeveynlerin olduğunu da unutmayalım.“Ürperti vericimülteci hikâyeleri” artık her kes tarafından kanıksanmış olup, monoton bir hal aldı.  Daha etkili olabilmesi için belki de daha “dramatik kadın kurban” hikâyesine ihtiyacımız var.

Yezidi kadınlar sadece hayatlarını idame ettirebilme olanaklarından ve barınma yerinden mahrum kalmadılar, aynı zamanda, seks kölesi oldular. Esir kaldıkları yerlerden bir şekilde kaçma fırsatı bulabilen bu kadınlar, onları esir tutan kişiler hakkında birinci elden tanıklık ediyorlar. Geçen Eylül ayında Yezidiler hakkında kampanya başlatan medyamız tartışma yer bırakmayan bir dizi tanıklık hikâyelerini sundular. Bütün bu gelişmelerin suçlusu sürdürülen savaş, işgal operasyonu, militarizm, insanların maruz kaldıkları ezilmişlik hali, işlevsiz kalan devletin yetersizliği olmuyor da, sadeceIŞİD örgütü oluyor.

Kurban kişilerden bazıları bir şekilde Amerikan CNN kanalında (İran asıllı İngiliz) gazeteci ChristianeAmanpour programına çıkmak üzere İnsan Hakları Örgütlerine ulaşma şansını bulabildiler. Nasıl tecavüze uğradığınıanlatma cesaretini gösteren kişilerden birisi IŞİD örgütü mensubu tecavüzcüsünün, tecavüzden önce ve sonra nasıl namaz kıldığı hakkında ayrıntılı bilgi veriyor. İnsan Hakları mensupları daha yakınlarda ABD Kongresinde Komite huzuruna “Bazi” adıyla bilinen birisini çıkardılar. “Seks kölesi alınan bu kişinin Kongreye verdiği tanıklık”açıklamasında “ABD’nin artık harekete geçmesi” gerektiğini ifade ediyor. Bu kadın “ABD’de veya başka ülkelerde Irak ve Suriye vatandaşı dini azınlık mensuplarına güvenli bölge oluşturulması gerektiğini, aksi halde, yok olacaklarını” söylüyor.

Hiç kimse Libya’nın işgaline gerekçe oluşturan veya hayatta kalan erkek ve kadınların bugün hayatlarını ne şekilde sürdürdükleri konusunda “Koruma Sorunluluğunun – R2P” yarattığı kaotik sonuçtan bahsetmiyor. Afganistan’da nadiren de olsa, Kadın Toplulukları/Kurumları liderleri sesini duyabiliyoruz.  Hala da eve kapatılan, örtünmeye zorlanan, muhtemelen her zamandakinden daha çok fakirleşen, çocuklarını, düğünlerde veya sınırlı derecede mutluluk verici bazı olaylar sırasında babalarını ve amcalarını/dayılarını öldüren Drone saldırılarına maruz kalan Afgan kadınları durumuna ne demeli?

(Vietnam Savaşı sırasında muhabirlik yapan, ABD ve Birleşik Krallık dış politikasının emperyalist olduğunu söyleyen) gazeteci – yazar John Richard Pilgersavaş politikasında medyanın rollü ve önyargılı gazetecilik faaliyeti konusunda yorulmak nedir bilmeden eleştiri getirerek yazılar yazıyor. Pilger ayrıca Batı’nın sürdürdüğü savaş gündemi hakkında kamuoyuna bilgi veren İnsan Hakları Örgütleriyle birlikte hareket ediyor. Emperyalist saldırı olaylarında kadınların bu şekilde sömürülmesi konusu kullanışlırehineolgusu görevini görüyor.

Çeviren: Nizamettin Karabenk

Kaynak: http://www.globalresearch.ca/women-as-pawns-in-the-political-war-game/5532559