Cumartesi , 18 Ağustos 2018

KENDİLİK SAYGISI EKSİKLİĞİNİN GÖSTERGESİ OLARAK KİBRİN DÖRT YÜZÜ – Doğan Şahin

KİBRİİKİ TEMEL ÇEŞİDİ

 

TDK sözlüğü kibri Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik, gurur” diye tanımlamış. Oysa kibrin bundan başka bir anlamı daha var: Soğuk bir küçümseme. Burada kişi başkalarıyla arasına mesafe koyarak, adeta bir ulaşılmazlık zırhına bürünmek suretiyle olası incinmelerden kendini korumaya çalışır. Başkalarını önemsemediğinde onların eleştiri ya da olumsuz yargılarından da kendini muaf sayar.

 

Kibir burada tanımlanan iki hali ile de narsisistik olarak yorumlanabilecek bir olgudur. Büyüklenmeci kibir ile küçümseyici soğukluk aynı kişide farklı durumlarda ortaya çıkan bir madalyonun iki yüzü gibidir. Kişi onay gördüğünde, büyüklenmeci bir tutum takınırken, onaylanmadığında, rekabet hissettiğinde ya da olası bir eleştiri ufukta belirdiğinde madalyonun küçümseyici yanı, soğuk yüzü ortaya çıkar.  Mesela herhangi bir davranışı dolayısıyla eleştirilen biri “sen benim seviyemde değilsin”, “benim muhatabım değilsin”, “benim ayarımda değilsin” gibi sözlerle karşı tarafı değersizleştirerek oradan gelen eleştiriyi etkisiz hale getirmek isteyebilir.

 

Tüm narsisistik tutumlar ya benlik saygısını yükseltmeye ya da korumaya hizmet ederler; gene tüm narsisistik tutumlar aslında yeterince sağlam olmayan bir benlik saygısının varlığını gösterirler. Ancak büyüklenmeci kibir, daha çok benlik saygısını yükseltmeye hizmet ederken küçümseyici kibir daha çok benlik saygısının zedelenmesini engellemeye yöneliktir. Büyüklenmeci kibir içinde olan biri kendini iyi, neşeli, coşkulu, hissederken; soğuk kibirlilik içerisindeki kişi tedirgin ve sıkıntılıdır. Büyüklenmeci kibirlilikte amaç başkalarında hayranlık uyandırarak kendilik saygısını yükseltmek iken, küçümseyici soğuk kibirlilikte maksat narsisistik yaralanma olasılığına karşı savunma pozisyonu almaktır.

 

Yalın hali ile kibirliliğin iki temel biçimini bu şekilde açıkladıktan sonra ayrıntılarına ve farklı görünümlerine biraz daha bakabiliriz.

 

BÜYÜKLENMECİ VE SOĞUK KİBRİN DÖRT BİÇİMİ

 

Kibrin dinamiklerine girmeden evvel Kohut’un narsisizme dair kuramının kendimce bir özetini aktarmak istiyorum. Kohut’u eleştiren değil anlamaya çalışan bir Kernberg gözüyle okuduğumda, şöyle bir şey çıkıyor ortaya.

 

Kendilik saygımız iki yoldan gelişir. Birincisi çocukluğumuzda büyüklenmeci ve teşhirci tavırlarımıza karşı gösterilen eş duyumdur. Bebekliğe ait kadiri mutlaklık yanılgısından çıkıp, ne kadar zayıf olduğu ile yüzleşen çocuk, bu zayıflığını inkâr etmek için büyüklenmeci ve teşhirci bir tutum benimser. İşte bu dönemde çocuğun büyüklenmeci ve teşhirci tavırlarına sevgi ve hayranlıkla yapılan aynalama, kendilik saygısının gelişimi açısından oldukça önemlidir. Anne çocuğun yapıp ettiği şeylere hayranlık ve sevgi ile ilgi gösterdiğinde çocuk da kendisini onaylanmış ve değerli hisseder.  Buradaki temel nesne ilişkisi, bir yanda onaylanmak, beğenilmek isteyen kendilik, diğer tarafta ise çocuğuna hayranlık ve sevgiyle ilgi gösteren nesnedir. Çocuğun bu durumla ilgili duygusu da onaylanmışlık ve değerliliktir. Diyelim çocuk kağıda bir resim yapar ya da legoları birleştirerek bir şey oluşturur ve ne kadar güzel bir şey yapmış olduğunu söylesin diye annesine gösterir. Annenin çocuğu onaylaması ve yaptığı şeyi güzel bulması sayesinde çocuk da kendini özel ve değerli hisseder. Bazen bu beğenilme ihtiyacı dolayısıyla çocuk abartılı, gerçekdışı iddialarda bulunabilir. Mesela doğaüstü güçleri olduğuna inanmak isteyebilir.  Çocuğun büyüklenmeci tavırları küçümsenmeden anlayışla karşılanır, teşhirci tavırları uygun biçimde takdir edilirse kendisini değerli ve özel hissedecek, böylelikle de giderek gelişen ve sağlamlaşan bir biçimde kendisine saygı duyacaktır. Kendilik saygısı gelişip sağlamlaştıkça da bu büyüklenmeci, teşhirci tutumlara daha az ihtiyaç duymaya başlayacak, gerçekdışı yanları ortadan kalkacaktır. Ebeveynleri tarafından çocuğun büyüklenmeci arzuları ve teşhirci tutumları kabullenildikçe bunlar yavaş yavaş yatışır ve erişkin tutku ve amaçlarına dönüşür. Böylelikle kendi etkinliklerinden keyif alan, bunlara yönelik heyecan ve tutku hisseden ve tüm bunlar dolayısıyla kendini değerli hissedip kendisine saygı duyan bir kişi gelişir.

 

Kendilik saygısını güçlendiren ikinci husus idealize edilen ebeveyn(ler) ile kurulan yakın ilişkidir. Çocuk idealize ettiği ebeveynle kendisini bir bütün olarak hisseder ve ona atfettiği gücü kendisinde de hissettiğinden kendisini de güçlü ve değerli hisseder. Buradaki temel nesne ilişkisi güçlü, değerli ve idealize nesne ile onun kendisine verdiği değer ve kabullenme dolayısıyla kendisini de değerli, güçlü hisseden çocuk biçimindedir. Bu ilişkideki çocuğun duygusu ise ebeveynin gücünü kendisiyle paylaşmasına dayanan bir tamamlanmışlıktır. Çocuğun ebeveyni ile yaşadığı bu dayanışma duygusu, kendi zayıflığı ile baş etmesini kolaylaştırır ve benlik saygısını geliştirerek sağlamlaştırır. Benlik saygısı pekiştikçe de idealize bir nesneye yakın olmaya çalışarak kendini saygın hissetmeye çalışma tutumları azalır. Bu süreçte, idealize ebeveyn ile yaşanan küçük hayal kırıklıkları ile idealizasyon tedrici olarak çözülürken ebeveyne yatırılan libido ebeveynden çözülerek benliğe yatırılır ve içselleştirilir. Bu sayede de benlik saygısı güçlenmiş olur. Bu yoldan idealler ve değerlerden haz alma, yaratıcılık, mizah duygusu ve eşduyum yeteneği gelişmiş olur. Ebeveyninde beğenip idealize ettiği şeyler içselleştirilmiş olduğu için idealleştirilmiş ebeveyn imgesi erişkinliğin ideallerine dönüşmüş olur.İdealler daha kısa süreli olan tutkuların aksine uzun soluklu yol göstericilerdir. Gerçekleşmediklerinde üzüntü yaratırlar.

 

Dolayısıyla kibir de bu iki hatta olan olaylarla ilişkilidir. Yani ya büyüklenmeci, teşhirci kendilik ile onunla ilişkideki nesne arasında cereyan eden olaylarla ya da idealize bir ebeveyn ile onunla ilişkideki kendilik arasında olup biten ilişkilerle ilgilidir. Önce büyüklenmeci, teşhirci kendilik ile onunla ilişkideki aynalayan ya da onaylamayan nesne arasındaki olası ilişki biçimlerine; sonra da idealize ebeveyn ile onunla ilişki içinde olan kendilik arasında olabilecek temel ilişki biçimlerine ve bunların kibir ile bağlantılarına bakalım.

 

1.Büyüklenmeci, teşhirci kendiliğin tezahürü olarak büyüklenme, böbürlenme, atıp tutma şeklinde ortaya çıkan kibir.

 

Hoşumuza giden, bizi iyi hissettiren ilişki biçimlerini tekrarlama yönünde bir eğilim hissederiz. Diyelim anne ile bebek arasında bebeğin kendisini sevilen ve değerli hissettiren bir ilişki cereyan etmektedir. Bebek annesine yaptığı şeyi göstermiş ve annesi de onun yaptığı şeye hayranlıkla ilgi gösterip mutlu olmuştur. Annesi tarafından yapıp ettiği şeyler yeterince beğenilmiş ve kendini bu sayede değerli hisseden birinde daha sonra bu şekilde beğenilme ve hayran olunma gereksinimleri azalır. İnsanda başkaları tarafından beğenilme ve hayran olunma arzusu hiçbir zaman tam olarak geçmez ancak buna duyulan ihtiyaç sağlıklı bir bireyde onun hayatını yönlendiren temel bir öğe olmaktan çıkmıştır. Büyüklenmeci teşhirci davranışları yeterince ilgi, beğeni ve hayranlık görmemiş birinde ise beğenilme ihtiyacı halen devam ettiği için büyüklenmeci tavırlar sürekli bir biçimde tekrar eder. Bu kişilerde büyüklenmeci kibir, doyurulması güç bir biçimde varlığını sürdürür. Doyurulması güçtür çünkü zamanında doyurulmamış şey sonradan daha güç telafi edilebilmektedir.

 

Bu dinamiğe bağlı gelişen büyüklenmeci kibrin diğer kendini ortaya koyma biçimleri şunlardır: Kendilerini çok över ve yaptıklarını abartarak anlatırlar. Kimse olmadığı zaman da büyük başarılar kazanmış gibi hayaller kurarlar.  Kendilerini övmeleri ya da çok özel ve büyük başarılar kazanmış biri olarak çeşitli hayaller kurmaları, kendisine ve etrafına değersiz biri olmadığını gösterme ihtiyacından kaynaklanır.

 

Tüm bunlar, aslında kendilerini ne kadar değersiz hissettiklerini ve ancak bir şeylere sahip olduklarında ya da sahip olacaklarını düşündüklerinde kendilerini iyi hissedebildiklerini gösterir.

 

Sürekli kendilerinden söz ederler ya da kendilerinden söz edilmesini isterler.

 

Zamanında büyüklenmeci teşhirci davranışları ilgi, kabul ve onay görmemiş kişilerde onay arayışının tam tersine tekrarlayıcı bir biçimde reddedildikleri, ilgi görmedikleri hatta küçümsendikleri ilişkiler kurma eğilimi de görülebilir. Hatta kişi aktif olarak itileceği, reddedileceği davranışlar sergileyerek bunu sağlamaya çalışabilir. Mesela bazı kimseler rahatsız edici bir biçimde kötü espriler, soğuk rencide edici şakalar ya da insanları rahatsız edecek küstah tutumlarla, çocukluklarında yaşadıkları reddedilme davranışını tekrarlarlar.  Bu kişiler çocukluklarında yaşamış oldukları nesne ilişkisini arzu ettikleri biçime dönüştürmeye çalışmak yerine aynen tekrarlayarak yaşamlarını sürdürürler. Kendilerini istenmeyen, yeterince değer verilmeyen biri olarak deneyimleme tutumları, kendisini sevip önemsemeyen ötekilere duyduğu öfkeyi haklı hale getiren bir etkinlik olduğu için sürer. Kişi itelenip, dışlandıkça, (itelenmesindeki kendi rolünü inkâr ederek) haksızlığa uğradığına daha çok inanır ve çocukluğundan beri duymakta olduğu öfkeyi haklı bir nedene bağlamış olur.

 

2.Büyüklenmeci, teşhirci kendilikle ilişki içinde olan ötekinin küçümsenmesi biçiminde ortaya çıkan kibir.

 

Burada kendisininki gibi büyüklenmeci-teşhirci tutumları olan ya da ileride büyüklenme olasılığı mevcut birinin değersizleştirilmesi söz konusudur. Çocukluğunda kendi büyüklenmeciliğine yeterince izin verilmemiş hatta küçümsenmiş, ezilmiş olduğu için, büyüklenme ve kendini ortaya koyma isteklerini bastırmış biri, kimse büyüklenmesin isteyebilir. Herhangi birindeki büyüklenmeci, teşhirci tavırlara karşı nefret hissedebilir. Kendisi büyüklenmeci, teşhirci isteklerini bastırmış hatta reaksiyon formasyonla tam tersine, tevazuya dönüştürmüştür. Tevazusunu ancak başkalarının da büyüklenmeci davranmaması koşulunda sürdürebildiğinden, büyüklenmeci-teşhirci tavırları olan insanları küçümsemek zorunda hisseder. Bunu yapmadığı zaman başkasının büyüklenmeci, teşhirci tutumları kendisinde de büyüklenmeci-teşhirci arzuları kışkırtır, harekete geçen büyüklenmeci-teşhirci arzular küçümsenme korkusu nedeniyle ruh içi bir çatışmaya dönüşür; bir yanıyla büyüklenmek, kendini ortaya koymak ister diğer yandan bunlardan dolayı küçümsenmekten korkar.

 

İnsanlardaki büyüklenmeci, teşhirci tutumları küçümseme ve bunlardan nefret etme tutumu bundan başka kendi büyüklenmeciliğine izin vermeyen ebeveynle yapılan özdeşimin sonucu da olabilir.

 

İnsan hoşuna gitmeyen bir nesne ilişkisini o ilişkideki rolleri tersine çevirerek de tekrarlama eğilimi gösterebilen enteresan bir varlıktır. Diyelim babası tarafından aşağılanıp, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmış biri, kendi çocuğuna veya eşine babasının kendisine davrandığı gibi davranabilir. Daha önce mazlum rolde iken, kendi çocuğu ve/veya eşiyle ilişkisinde zalimce davranabilir. Bu şekilde olan tekrarlama davranışının ardındaki motivasyon, çocukken hissedilmiş olan eziklik, edilgenlik, güçsüzlük algısını aşmak ve kendini bu kez güçlü ve etkin biri olarak algılayabilmektir. Kişi kendisine adeta ben artık ezilen, zayıf ve güçsüz biri değil, tam tersine güçlü ve etkin biriyim demektedir.

 

Ayrıca büyüklenmeci-teşhirci arzularını bastırmamış ve sık sık sergilediği halde başkalarındakinden rahatsız olup, onları küçümseyen biri bunu rekabet dolayısıyla da yapıyor olabilir. Diğerlerini küçümseyerek asıl beğenilmesi gerekenin kendisi olduğunu söylemiş olur.

 

3.İdealize ebeveyn imagosunun özgün bir tezahürü olarak “kaliteli” insanlarla olmak, “kaliteli” bir takım içinde yer alma çabası biçiminde ortaya çıkan kibir.

 

Çocuğun kendilik saygısını artırmasının ve kendini değerl, özel biri olarak hissetmesinin bir yolu da ebeveyni idealize edip onun çocuğu olarak kendini değerli hissetmesidir. Çocukluğunda çeşitli nedenlerden dolayı bu şekilde ebeveyni idealize edememiş veya idealize etmiş olsa bile ebeveyniyle yeterince duygusal yakınlık kuramadığı için onun gücü ve saygınlığından beslenememiş kişilerde yaşamlarının daha sonraki dönemlerinde bunu telafi etme çabalarına rastlanır. Bu kişiler sıklıkla birilerini idealize ederler, onu çok özel ve üstün biri olarak algılarlar ve kendileri de onun yakını, arkadaşı olmaya çalışarak çocukluklarında bu şekilde elde edemedikleri kendilik saygısını onarmaya çalışırlar. Bu kişiler kendi adlarına kibirli davranmazlar, daha çok idealize ettikleri ebeveyn yerine koydukları kişileri yüceltme ve diğerlerini küçültme biçiminde davranış sergilerler. Diğerlerini küçültürken kendilerini o insanlardan daha üstün olarak nitelemezler. İdealize ettikleri insanın ondan üstün olduklarını söylerler. Kendilerini değil, idealize ettikleri kişileri kullanırlar. Bu “benim babam senin babanı döver” tutumunun erişkinlikteki biçimidir.

 

4.İdealize ebeveyn ile ilişkideki sorunlara bağlı olarak idealize edilmiş “kaliteli” gruplar içine girmeye çalışanlara karşı ortaya çıkan küçümseyici kibir.

 

Bir önceki paragrafta anlatmaya çalıştığım karakter, kendisi idealize kimse veya gruplarla yakınlık kurmaya çalışırken aynı şekilde davranan ötekilere karşı küçümseyici ve saldırgan davranışlar gösterebilir. Diyelim tanınmış, prestijli kişilerle arkadaşlık yaparak kendisini saygın biri olarak hissetmeye çalışan biri, bu şekilde davranan başkalarını eleştirip, küçümser. Sadece insanları veya çevreleri değil, daha prestijli kabul ettiği kimi şeyleri edinmeye çalışan insanlara da küçümseyicilik gösterebilir. Mesela kendisi de daha saygın biri olmak için yabancı dil öğrenirken, yabancı dil öğrenmeye çalışan insanların yaptıkları dil yanlışlarını alay konusu edebilir. Yabancı dile yanlış çevrilmiş yemek isimleri ile dolu “komik” lokanta menülerini sosyal medyada paylaşarak hem bu kimseleri küçümsemiş olur hem de kendisi yabancı dilde hata yapmıyormuş gibi bir izlenim yaratmış olur.

 

Sonuç olarak kibrin tüm biçimleri eksik olan benlik saygısını telafi etmeye yönelik olarak ortaya çıksalar da bunu ancak kısa süreliğine gerçekleştirebilirler. Kibri sayesine kendilik saygısını ayakta tutmaya çalışan bazı kişiler kibirli olmasını tolere eden ve hatta destekleyen bir çevre edinebilirlerse daha uzun süreliğine kendilik saygısını ayakta tutabilirler. Ancak bu kişiler, çevrenin de desteği ile giderek daha kibirli ve küstah olabilirler. Böyle kibirli bir insanın çevresinde toplanan ve onun kibirli küstah tavırlarını destekleyenler, benzer bir biçimde benlik saygısı eksikliğinden muzdarip olup, büyüklenme ya da küçümseme tavırları gösterecek cesareti veya sermayesi olmayan kişilerdir. Çocukluklarını yeterince takdir etmeyen, onun yapıp ettiği şeylere dair olumlu geri bildirim vermeyen aksine daha çok eleştiren, kusur arayıp söyleyen bir toplumda gerek böylesi liderler gerekse de böyle bir liderin etrafında toplanıp, kendi büyüklenmeci fantezilerini bir lider aracılığı ile dile getirmek isteyen kişiler çok olur. Aynı şekilde ebeveynlerini idealize edememiş ya da idealiz etseler de onlarla yeterince yakın ve sıcak ilişkiler kuramamış bireylerin çok olduğu toplumlara kibirli liderlerle onlara büyük hayranlık duyup itaat eden kişiler de çok olacaktır. Böyle bir lider etrafında bir araya gelen kitleler birbirlerinden beslenerek toplumun geri kalanına karşı küstah, dayatmacı, ve büyüklenmeci bir tutum takınabilirler.