Pazartesi , 25 Mart 2019

Cezayir’de protestolar devam ediyor* Will Morrow 8 Mart 2019

Hükümetin, Devlet Başkanı Abdulaziz Buteflika’nın görevden ayrılmasını talep eden kitlesel gösterilere kafa tutacağını açıklamasının ardından, Pazar akşamı ve Pazartesi erken saatlerde, başkentte ve ülkenin diğer büyük kentlerinde protestolar patlak verdi. İktidardaki Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN), beşinci dönemi için Buteflika’yı aday gösterecek.

Cezayir’de geçtiğimiz Cuma günü düzenlenen protestolardan biri

Pazar akşamı, adayların başvurularını sunmaları için son tarihti. Buteflika’nın yardımcıları, onun adına belgeleri sunmak için son güne kadar beklediler. 1999’dan beri iktidarda olan 82 yaşındaki Buteflika, iddiaya göre İsviçre’de tedavi görüyor. 2013’te felç geçirmesinden sonra nadiren halkın önüne çıktı ve artık ortalıkta görünmüyor. Cezayir’in Fransa büyükelçisi, 4 Mart günü CNews ile yaptığı röportajda, “Elbette, hala hayatta,” diyerek güvence vermek zorunda kaldı.

Pazar akşamı, protestoların yayılmasını sınırlamak amacıyla, ulusal televizyonda Buteflika’dan bir mesaj okundu. Mesajda, Buteflika’nın, seçilmesi durumunda yalnızca bir yıl görevde kalacağı ve ardından erken seçim çağrısı yapıp çekileceği sözü veriliyordu. Orduya ve istihbarat servisine dayanan rejimin farklı hizipleri, emperyalist devletlere danışarak bir mirasçı seçmeyi amaçlıyor.

Buteflika’nın mektubu, açık bir tehdit içeriyor ve “her koşulda anayasal görevini yerine getirmek üzere seferber olan ulusal halk ordusu”nu selamlıyordu. Devamında, büyüyen işçi sınıfı muhalefetini yatıştırmak amacıyla, “ulusal servetin daha adil yeniden bölüşümünü ve ötekileştirmenin ve toplumsal dışlanmışlığın ortadan kaldırılmasını güvenceye alan kamu politikalarını hızla devreye sokma” yönünde boş bir söz veriliyordu.

Açıklama, özellikle 22 Şubat’tan beri gösterilerin merkezinde olan öğrenci gençliğin protestolarını tetikledi. Başkent Cezayir’de, Tilimsan’da, Gardaya’da ve başka kentlerde, göstericiler, “Buteflika; beşinci dönem olmayacak” sloganı attılar. Polis, başkentteki metro duraklarını kapattı ve çevik kuvvet, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden anayasa konseyi binasına yürüyen öğrencileri dağıtmak için basınçlı su kullandı.

Protestolar son iki haftada tırmandı ve geçtiğimiz Cuma günü yüz binlerce kişinin katıldığı gösteriler meydana geldi. Bu noktada, protestolar, toplumsal olarak çok unsurlu bir karakterde; sloganlar, her ne kadar 40 milyon nüfuslu ülkedeki devasa toplumsal eşitsizliğe yönelik öfke eliyle körükleniyor olsa da, büyük ölçüde Buteflika’nın görevden ayrılmasına yöneliyor.

Egemen sınıf içindeki büyük korku, protestoların, yaygın işsizliğe, yoksulluğa ve toplumsal eşitsizliğe karşı toplumsal talepler ileri süren daha geniş bir işçi sınıfı hareketi biçiminde bütünleşmiştir. Cezayir’deki toplumsal koşullar, patlamaya hazır durumda. Ortalama yaş 28 ve genç işsizliği yüzde 25’in üzerinde. Protestolar neredeyse bütünüyle sosyal medya üzerinden örgütleniyor ve başlangıçta hiçbir siyasi parti bir çağrı yapmadı.

Üniversite mezunlarının da aralarında bulunduğu milyonlarca gencin bir gelecek beklentisi yok ve binlercesi daha iyi bir yaşam arayışı içinde Akdeniz’den Avrupa’ya geçmeye çalışırken boğuluyor. Aynı anda, rejimle sıkı bağları bulunan bir milyarderler ve multimilyonerler tabakası, kendilerini zenginleştirmeye devam ediyor.

Milyarder Issad Rebrab’ın başkanlık ettiği tarım-gıda ve perakende devi Cevital’in, Kabiliye bölgesindeki faaliyetlerine yönelik hükümet kısıtlamalarının kaldırılmasını talep etmek için işsizliğe duyulan öfkeyi kendi çıkarına kullanan bir paravan kuruluşu, daha önceden, 5 Mart günü için, mevcut gösterilerle ilişkisi olmayan bir protesto çağrısı yapmıştı. Aralık ayında düzenlenen önceki bir protestoya binlerce kişi katılmıştı. Ne var ki, Cevital, toplumsal sorunlara yapılan herhangi bir göndermenin tehlikeli ve patlayıcı olduğu korkusuyla, protestoyu iptal ettiğini açıkladı.

Cevital’in açıklaması, “şimdi sektörel talepler zamanı değil” diyor ve “rejim değişikliği” talebi, süregiden protestoların “tek sloganı” olmalı diye ekliyordu.

Avrupa emperyalizminin sözcüleri, Cezayir’deki durumun kontrollerinden çıkıyor olduğu konusunda artan oranda kaygılılar. Ülkeyi 1962’ye kadar vahşice yönetmiş olan Fransa’da, Le Monde, 4 Mart’ta, hükümetin açıklamasından sonra, “Abdulaziz Buteflika: İş işten geçti” başlıklı bir başyazı yayınladı. Gazete, Buteflika’nın, bir varis atamak için bir yıl beklemeye gücünün yetmeyeceğini ve sembolik başkanı olmadan rejimi korumak için şimdi emekliye ayrılması gerektiğini ileri sürdü.

Le Monde, polis “açık bir şekilde, dizginsiz baskıyla karşılık vermeme emri almış” iken, “sokaklara dökülmüş olan yüz binlerce Cezayirli de, şimdiye kadar dikkate değer bir itidalle hareket etti,” diye belirtiyor ve Cezayir, “nefesini tutuyor. Böyle bir durumda, böyle sorumlu bir tavrın devam etmesine ender rastlanır,” diye ekliyor. Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, resmi açıklama yapmamakla birlikte, diplomatik aygıtını Cezayir krizini izlemek üzere seferber etmiş durumda.

Macron hükümeti, Fransa’daki protestoların ve ülkedeki büyük Cezayirli göçmen nüfusunun etkisinden son derece kaygılı. Fransa işçi sınıfı içinde -toplumsal eşitsizliğe karşı devam eden “sarı yelek” protestolarında dışavurulan- kaynayan öfkenin ortasında, Pazar günü Fransa kentlerinde binlerce kişi (Paris’te 6.000 kişi) Cezayir’deki protestolarla dayanışma gösterisi yaptı. Fransız egemen sınıfının büyük korkusu, Fransa ile Kuzey Afrika’daki işçileri ve gençleri birleştiren bir hareketin ortaya çıkmasıdır.

Çok büyük jeostratejik çıkarlar söz konusu. Cezayir, Afrika’nın kanıtlanmış en büyük doğalgaz rezervlerine sahip ve toplam doğalgaz üretimi Afrika’daki en yüksek üretimdi. İspanya’nın talebinin yarısını sağlayan Cezayir, Rusya’nın ve Norveç’in ardından, Avrupa’nın üçüncü büyük doğalgaz tedarikçisidir.

Fransız devleti, kuzey ve batı Afrika genelinde savaşlarını ve keşiflerini yürütmek için Cezayir’e bel bağlıyor. Diğer Avrupa hükümetleri de, Afrika’da savaşlar ve emperyalist baskı eliyle yaratılmış koşullardan kaçan göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleme yönündeki canice çabalarında, Buteflika rejimine yaslanıyor.

Geçtiğimiz iki yılda, aralarında Peugeot-Citroen’in, Toyota’nın ve Volkswagen’in bulunduğu otomotiv devleri, Afrika’da otomotiv üretiminin büyüyeceği öngörüsüyle, Cezayir’de ve Fas’ta fabrikalar kurdular. Özellikle Fransa, Çin’in Cezayir hükümeti ile artan ekonomik bağlarına yönelik kaygısını dile getiriyordu. Çin, şu anda, Cezayir’in ithalatta ve ihracatta en büyük ticaret ortağı.

Cezayir hükümeti, dünya kapitalist krizinden kaynaklanan, derinleşen ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. 1954-1962 Cezayir savaşında Fransız sömürgeciliğinin yenilgiye uğratılmasının ardından iktidara gelen burjuva Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FLN) ulusalcı programı, Cezayir’in emperyalizm tarafından tarihsel ezilmesinden kaynaklanan sorunların hiçbirini çözemedi.

Dünyadaki yüksek emtia fiyatları, 20 yıldır, hükümete, tam da eşitsizliğin büyüdüğü sırada, çok sınırlı konut, sağlık ve yiyecek yardımlarını finanse etme olanağı veriyordu. Ancak Cezayir’in ihracatının yüzde 90’dan fazlasını oluşturan petrol ve doğalgaz gelirleri, 2007’de 74 milyar dolarken, petrol fiyatları 2014’ten sonra düştüğü için, 2017’de 24 milyar dolara düştü. Geçtiğimiz yıl, hükümet, devlet yardımlarını keseceğini açıklamış; kitlesel öfke karşısında Kasım ayında geri adım atmıştı.

Rejim, işçi sınıfının ve ezilen kitlelerin devrimci özlemlerini bastırmak için, resmi burjuva “muhalefet”in tamamen köle ruhlu karakterine güveniyor. Louisa Hanoune’nin önderlik ettiği ve kendisini rejimin aşırı solcu muhalifi olarak sunan İşçi Partisi (PT), FLN’yi onlarca yıl boyunca desteklemiştir. PT, 2014’te, Buteflika’nın son seçimlerde aday olmaması yönündeki çağrılara karşı çıkmıştı.

PT, 5 Mart’ta, Nisan’da yapılacak seçimleri boykot edeceğini açıkladı. PT, seçimlerin gerçekten yapılıp yapılmayacağının ve Fransız emperyalizminin Buteflika’nın adaylığına karşı çıkıp çıkmadığının belirsiz olduğu koşullarda aday çıkarmanın kendisini çok açık bir şekilde teşhir edeceğinden kaygı duyuyor.

Le Monde’un çizgisini tekrarlayan Hanoune, rejimi, Buteflika’nın istifasının “zor durumu atlatmak için tek çözüm” olduğu uyarısında bulundu. Hanoune, eğer “statüko yanlıları Buteflika’nın adaylığını sunacak kadar inatçıysa, bunun gelecekteki sonuçları ve çoğunluğun tepkileri hiçbir şekilde öngörülemez,” dedi.

* wsws.org’dan…